phil jackson chicago ile ilgili görsel sonucu

 

Karşınızda Zen öğretisinin en başarılı öğrencilerinden birisi var. Albany ve Porto Riko’daki çaylak yıllarındaki tecrübelerini yeni bir takıma aktarmayı dört gözle bekleyen birisi var. Tex Winter’ın ‘Üçgen’ hücum sistemini yılmadan Michael Jordan’lı Chicago’ya öğreten birisi var. Her deplasman yolculuğunda oyuncuların karakterlerine göre kitaplar dağıtan, okutan ve onların öğretmeni olan birisi var.

İzninizle,

 

Karşınızda Phil Jackson.

 

Zen Master Phil Jackson yazı serisinin 2.yazısını okuyorsunuz. Son yazıda bir dizinin sezon finali edasıyla çok güzel bir yerde noktalı virgülü koymuştuk. Phil Jackson artık basketbol koçluğundan umudunu kesmiş, ailesini geçindirebilmek için hangi işleri yapabilir bunun listesini yapıyordu. Tam da o sırada Chicago Bulls GM’i Jerry Krause telefonla Phil Jackson’u aramış ve Phil’e hayatını değiştirecek o teklifi yapmıştı: Chicago Bulls Yardımcı Antrenörlük görevi.

 

Hikayeye girmeden önce Phil Jackson’un yakın bir arkadaşından bahsetmek istiyorum: Charley Rosen. Charley’i Phil ile birlikte yazdığı kitaplardan tanıyoruz. Birlikte CBA’de koçluk yapan iki arkadaşın yolları da aslında Phil’i Chicago’ya gönderen telefon görüşmesiyle ayrılıyor fakat arkadaşlıklarını asla koparmamış bu iki arkadaş. Phil Chicago’ya gitmeden önce Phil ile birlikte NBA maçları izlerken Phil’in ne kadar hırsla ve hevesle maçı takip ettiğini ve sürekli koçun ne yapması gerektiğini söyleyen Charley bir gün Phil’e şunu söylemiştir: ‘ Phil, bir gün orada olacaksın. Sadece fırsatın gelmesini bekle. ‘

 

Ve işte o fırsat gelmişti. Phil Jackson NBA arenasına yardımcı koç olarak da olsa adım atmıştı.

 

Phil Jackson ile birlikte diğer yardımcı koçlar ileride Phil ile birlikte Lakers’a da gidecek olan Johny Bach ve Üçgen Hücum’un kurucu babası Tex Winter idi. Doug Collins de Baş Antrenör idi.

 

Phil Jackson kenardan efsanevi taktik ‘Üçgen Hücum’ oynanmasını istiyor.

 

Şimdi gelelim herkesin kafasını kurcalayabilecek o soruya ve Phil Jackson tarafından cevabına. Chicago Bulls, Phil ile bu kadar domine bir dönem geçirebilmişse neden Doug Collins aynı kadroyla bir şampiyonluk dahi yaşayamamıştı ? Bu sorunun cevabı aslında küçük bir ayrıntıyla açıklanabilir: Phil’den önce, Üçgen Hücum’un babası Tex Winter maçta benchte oturamazdı ve antrenmanlara katılamazdı ve sebebi ise çok basitti: Doug Collins’e sürekli oynattığı hücum yüzünden kızan ve eleştiren Winter’ın takımı ‘Demoralize’ etmesi istenmiyordu. Antrenmanlara katılabilen ve benchte oturan Phil de Doug’u tanıdıkça anladı ki Doug’un kendine özgü bir oyun planı yoktu. Her daim kitaplardan okuduğu ve diğer takımlarda işe yaradığını gördüğü, tüm özelliği Michael Jordan’ı merkeze almak ve onunla maç kazanmak olan setleri deniyordu. Rakipler bu oyun setini çözdükten sonra yeni bir sisteme geçiliyor sonra aynı döngü devam ediyordu. Bunu gören Tex Winter gibi bir hücum dehası için tabi ki Doug’u eleştirmemek imkansız diyebiliriz. Kısaca soruya şöyle cevap verebiliriz: Doug’un kendine özgü bir oyun planı yoktu. Phil ise takımı üstüne kurduğu sistemi çok iyi biliyordu, bu sistemi kendinden ve takımdan başka kimse uygulayamıyor ya da bu sistemin zayıf yanlarını çözemiyordu. Bu paragraftan Doug Collins’in kötü bir koç olduğu çıkarılmamalı. Jackson, Doug’a duyduğu saygıyı ve onunla birlikte ne kadar geliştiğini kitaplarında anlatmıştır.

 

Doug’tan sonra başa geçen Phil Jackson ile birlikte Chicago şehrini tam 6 şampiyonluk bekliyordu ve tabii ki kimse bunu Phil Jackson Chicago’nun başına geçtiği açıklandığında beklemiyordu. Phil Jackson’un yaptığı ilk iş Tex Winter’ı saha kenarına almak ve antrenmanlara katılmasına izin vermek oldu. Phil, Tex’i basketbolun bir dehası olarak görüyordu ve onun yarattığı hücum sistemini de büyük bir özveriyle benimsiyordu. Chicago yıllarında ona yardımcı olan şeylerden birisi yardımcı antrenörleriyle çok iyi bir uyum yakalamasıydı.

 

Phil Jackson ve Tex Winter

 

Phil Jackson Kutsal Çemberler kitabında Chicago’ya geldiğinde şöyle bir manzarayla karşılaştığını anlatır: Takımdaki herkes Jordan’ı izlemekle o kadar büyülenmişlerdi ki kendileri oyunlarını oynayamıyordu. Phil ise onlara bir oyuncunun 5 köşeli bir yıldızın sadece bir köşesini oluşturduğunu hatırlattı. Oyuncuların hepsine kendi yetenekleri doğrultusunda görevler verdi. Hiç birisinden her şeyi harika yapmalarını beklemedi. Şu örnek yerinde olacaktır: Bir maç sonrası takımda bir oyuncu -ismini hatırlayamadım- Jackson’a gelir ve Michael Jordan’ın bu kadar top kullanmasından rahatsız olduğunu söyler. Jackson sakince herkesin yeteneklerinin farklı olduğunu anlatır. Jordan şut atabilir, Horace Grant( Chicago’nun o zamanki pivotu) ribaund alabilir, Scottie Pippen pas atabilir. Eğer herkes en iyi yaptığı şeyi yaparsa başarının gelmemesi için bir sebep yoktur.

 

 

Phil Jackson’un Chicago yıllarını ikiye bölüp anlatmak gerekir aslında çünkü kadroları ve takımın karakterleri oldukça farklıdır. En önemli örnek ise Dennis Rodman’ın ilk şampiyonluklarda rakip takım Detroit’de olması, sonraki 3 şampiyonlukta da Chicago cephesinde olması. Ben bu yazıda daha çok ilk 3 yıldan bahsettim.

 

Phil geldiğinde takımda aslında çok fazla sorun vardı. Michael Jordan takımdaki en yakın arkadaşı Charles Oakley’in Bill Cartwright ile takaslanması sonrası Bill’e ister istemez suçlu gibi bakıyor ve onu sevmiyordu. Scottie Pippen takımdaki en önemli oyunculardan birisi olmasına rağmen en az maaş alanlardan birisi olması nedeniyle ofise oldukça baskı yapıyordu. Takımdaki oyuncular Jordan’ın krallığında yaşıyor gibi hissediyorlardı. Benim için Chicago’nun en önemli şampiyonluğu ilk şampiyonluğudur. Çünkü Detroit Bad Boys’dan alınan ilk intikam bu yıl gelmişti. Bu üç yıllık süreç Jordan’ın babasının öldürülmesinden sonra Jordan’ın basketbolu bırakmasıyla sona ermişti.

 

 

Saha içine bakacak olursak takım Üçgen Hücum kavramını anlamakta epey zorlanmıştı hatta Jordan’ın Phil’e sürekli bu oyun tarzından çok sıkıldığını eğer topu Jordan’a verirlerse onun zaten maçı kazandıracağını söylediği The Jordan Rules( Jordan Kuralları) kitabında bahsedilmiştir. Zor ve çetin geçen bir süreç sonrasında takım üçgen hücumu öğrenmişti ve Phil Jackson’lu Chicago şampiyonluk kazanmıştı.

 

Yazının amacı Phil Jackson’un dahiliğini göstermek olduğundan yazının sonucunu vermemiz gerekirse eğer şunu söylemek isterim ki belki de eğer Phil Jackson o telefon görüşmesini hiç almasaydı, belki de Jordan takım olgusunu Phil ile bu kadar verimli bir şekilde öğrenemeyecekti ve belki de Jordan şu an tarihin en iyisi olamayacaktı. Jordan ve Phil Jackson’u birbirini tamamlayan puzzle gibi görmek çok doğru bir örnek olacaktır. Jordan’ın egosu ile baş edebilecek bir koç gerekliyse bu koç tam da Phil Jackson’dı. Phil Jackson’ın üçgen hücumda kullanması gereken yıldız oyuncu gerekliyse bu da Michael Jordan’dı. İkisi birbirini buldu ve 90’lı yılları domine eden Chicago Bulls takımının mihenk taşlarını oluşturdular.

 

Phil Jackson ve Michael Jordan kazanılan şampiyonluk sonrası

 

Eğer bu dönemi biraz olsun görsel olarak yaşamak istiyorsanız 1990-1991 Chicago Bulls şampiyonluğunun anlatıldığı ‘ Learning To Fly ‘ yani ‘ Uçmayı Öğrenmek ‘ adlı belgeseli izlemeniz için aşağıya bırakıyorum.

 

 

 

| Bu yazıda Phil Jackson’un Kutsal Çemberler adlı kitabından ve Sam Smith’in yazdığı Michael Jordan Kuralları adlı kitaptan alıntılar yapılmıştır. Bu iki kitabı da okumanız şiddetle tavsiye edilir. |

 

 

 

Yazar: Serkan Sargın

Basketbolu sevgiyle yazanlar, sevgiyi basketbolda bulanlardır. İletişim için: serkan.sargin@boun.edu.tr