NBA ‘de normal sezon geride kalırken Play-Off zamanı geldi. Play-Off yapan takımlar yüzük için büyük bir savaş verirken, play-off yapamayanlar ise yeni sezona daha iyi kadrolarla girmek için büyük çaba sarf edecek. Yaklaşan draft zamanı takımların gelecek yeni oyuncular için yaptığı araştırmalar da iyiden iyiye artmaya başladı. Takas zamanı yüzük için başka takımlara gidecek olan oyuncular, takımları ve kendileri açısından en iyi teklifleri bekliyor. Takım sahipleri ellerindeki değerli oyuncularına, takımları için uygun takas tekliflerine göre takas arayacak. Oyuncular ise yüzüğe en yakın olan takımlara gitmek isteyecektir.

 

Geçmişten günümüze çoğu oyuncunun yüzük için başka takımlara gittiğini gördük, hatta çok yakın zamanda da şahit olduk. Onlar profesyonel oyuncular ve kendi kariyerleri için bunları yapmaları gerekir ama ayrıldıkları takımların taraftarları bu ayrılıkları hiçbir zaman böyle kabul etmeyecek. Taraftarlar takımlarını yüzüstü bıraktıkları için asla onları affetmeyecek.

 

1985 yılı draftı seçimlerinden Karl Malone, Utah Jazz tarafında seçildi. Jazz Malone’da hücumları güçlendirecek yetenek gördükten sonra takımı onun çevresine kurmak istedi. Malone da takım arkadaşı olan John Stockton ile mükemmel bir ikili oldu. 18 yıl beraber oynadılar. Bu ikili normal sezonda birlikte 1412 maça çıkarak bir rekora da imza attı.

 

Malone ve Stockton 1997 ve 1998 sezonlarında NBA finallerine ulaşmayı başardılar, fakat Michael Jordan’lı Chicago her iki finalde de önlerine taş koyarak bu ikilinin yüzük kazanmasına engel oldu.

 

 

Malone ise yüzük kazanmak için son çare, son sezonunda Los Angelas Lakers’a takas oldu. Ancak aradığı şampiyonluk yüzüğünü Lakers’da da bulamayınca 13 Şubat 2005 tarihinde parkelere veda etti. Lakers sezonunda yüzüğe aslında çok yaklaştı. Bu sefer ise Detroit Pistons, Malone’un yüzük hasretine engel oldu, ve Malone yüzük kazanamadan NBA kariyeri sona erdi. Daha sonra Utah Jazz, Karl Malone’un 32 numaralı formasını emekli etmiştir. Efsane, şu an Kareem Abdul Jabbar’dan sonra tüm zamanların en fazla sayı atan 2. oyuncusudur.

 

 

Bir başka NBA efsanesi olan Steve Nash 1996 yılında 15.sıra seçimi olarak Phoenix Suns tarafından seçilmiştir. Seçildiği yıl o draftta günümüze damga vurmuş hala konuştuğumuz oyuncular da draft olunca Nash 15. sıradan seçilebilmiştir. Suns kariyeri 2 sene sürdü. 1998 yılında Dallas tarafından transfer edildi.  Burada Dirk Nowitzki ve Micheal Finley ile takımın 13 yıl aradan sonra play-off ‘a girmesini sağladı. Buna rağmen takım sahibi Mark Cuban radikal kararlar almıştı ve Steve Nash’ı takımdan göndermişti.

 

Steve Nash draft edildiği ilk takıma geri döndü. Takımın başına getirilen Mike D’antoni takıma yeni bir kimlik kazandırıyordu. Takım felsefesi sadece hücuma yönelikti. Yani yavaş yavaş ligin en ateşli takımı yaratılıyordu. Bu takımın da lideri ve her şeyi Nash’ti. Çok koşan, hücum reboundu kovalayan ve minum savunma yapan bu takım içinde Nash yeteneklerini daha rahat sergiledi. 2 sene üst üste MVP ödülünü kazandı. Bunların yanı sıra takımını 29 galibiyetten alıp 62 galibiyete taşıdı.

 

 

2012 yılında Steve Nash yüzük hasretine son vermek için Los Angelas Lakers’ın draft haklarına karşılık Lakers’a takas oldu. O sezon Dwight Howard’ı da takıma ekleyip Big Three’yi oluşturmuşlardı. Sezonun bitimine doğru Kobe Bryant aşil tendonundan sakatlık yaşayınca Lakers play-off’lara 8. sıradan girebildi ve ilk turda San Antonio Spurs tarafından elenmekten kurtulamadı. Böylelikle Steve Nash’in yüzük hasreti sona ermedi. 2014 yılında ise Steve Nash emekliliğini açıklayarak parkelere veda etmiştir.

 

Thunder için 2015-2016 NBA sezonu bitmişti. Kafalarda tek bir soru işareti vardı. Kevin Durant kalacak mı? yoksa gidicek mi?  Kadronun bütün yapısı ona göre şekillenecekti. Takas dönemi geldiğinde ise Orlando Magic ile yapılan takasın sonucunda Serge Ibaka – Victor Oladipo takası gerçekleşti. Herkes bu takasın ardından Durant’ın gidici olduğundan bahsediyordu. Westbrook ve Oladipo ikilisinin ne kadar çok top kullandığı göz önüne alınırsa bir nevi doğru bir varsayım olurdu. Thunder cephesinde işler bu haldeyken bir de Kevin Durant cephesine bir göz atalım. Durant takas dönemi açılmışken bütün takımlarla toplantılara gitti. Takımların ona neler vadettiklerini dinledi. Kararını açıklamasına yakın 3 takım kaldı. Boston, Thunder, Golden State. Bu üçlüden birisinde oynayacaktı.

Durant’ın kararını açıklayacağı gün gelip çatmıştı. The Players Tribune’e yaptığı kısaca açıklamasında şunları söyledi;

Basketbol hayatımı yeni bir şehre ve takıma taşımaya karar verdim. Aslen Washingtonluyum ama gerçek anlamda Oklahoma’da büyüdüm. Bu organizasyonun bir parçası olmaktan her zaman gurur duydum. Takım arkadaşlarım ve bütün taraftarlar her zaman kalbimde olacak.

 

 

Kevin Durant’ın yüzük kazanıp kazanamayacağını önümüzdeki günler gösterecek. Golden State takımı bu sezon NBA birincisi olarak bitirdi. Rakipleri ise Portland Trail Blazzers oldu. İlk üç maç geride kalırken Golden State seride 3-0 önde olan taraf.

 

LeBron James, 1 Temmuz 2010 tarihinin ilk dakikalarında serbest kalıp free agent olduğunu ve Cavaliers’ten ayrıldığını resmen kamuoyuna açıkladı. 8 Temmuz tarihinde ESPN’de düzenlenen bir programda tercihini Miami Heat takımından yana kullandığını açıkladı. Cleveland yerine daha güçlü bir takıma gitmeyi ve şampiyonluğa oynayan bir takımda forma giymek istediğini söyledi. LeBron James’in Cavaliers’ten ayrılışı spor dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Kararı herkes tarafından korkakça ve gereksiz görülüyordu.

 

 

LeBron James’in Miami Heat performansı 2 yüzükle bitti. LeBron dediğini yapmıştı, yüzüklerini kazanıp doğduğu şehre geri döndü. En önemlisi ise Clevelend ile geçen sezon epik bir final daha kazanarak kariyerine bir yüzük daha eklemiş oldu.

 

Yüzük. O şampiyonlukta dökülen terin, çekilen çilenin, akıtılan kanın göstergesi. Ve NBA’deki her oyuncu o yüzüğü parmağına takmak için savaşmak zorunda. Bakalım bu yıl hangi oyuncular o yüzüğü parmaklarına geçirecekler, izleyelim görelim. Esen kalın, basketbolla kalın.

 

Yazar: Atay Sökmen