Yine Yeni Yeniden OKC !

Alper Tunga Güngör

Türk pop müziğine damga vuran ‘ Minik Serçe ‘ olarak hepimizin bildiği Sezen Aksu’nun ‘Yeniden Sev’ inden yola çıkıp Oklahoma City Thunder kaleme almak, bu takım için en iyi betimlemelerden biri olabilir. Hatta yazıyı da yine, yeni, yeniden paragraf ayraçları kullanarak oluşturabiliriz.

Yine;

Şehir, isim, renk… Her şeyini değiştirdikten sonra ortaya çıkan OKC takımı üst üste nokta atışı draft seçimlerinden sonra 2010’da şampiyon olacak Lakers’a kafa tutabilen bir takım haline gelmişti. O seçimlerin hepsi 2018 yılı itibariyle MVP oldular. Önce 2014’de Kevin Durant ardından 2017’de Russell Westbrook ve son olarak da 2018 MVP’si James Harden.

 

Bu üçlünün MVP olmasının yanı sıra ilginç bir ironi daha yıllar sonra karşımıza çıktı. ESPN haberine göre OKC Genel Menajeri(GM) Sam Presti, art arda Durant, Westbrook ve Harden’ı seçmeden önce  Seattle’dan Oklahoma’ya geçişte yer alan ve 2008-09 sezonunda OKC forması giyen Earl Watson isimli oyuncudan fikir almış. Earl Watson, Harden seçiminin de çok iyi bir tercih olduğunu gördükten sonra Sam Presti’den yüklü miktarda para istemiş. OKC’lilerin Sam amcası ise Watson ile anlaşamamış ve bu draft seçimi ortaklığı bozulmuş. OKC’nin diğer yıllardaki seçimlerine baktığımızda ise Sam amca keşke anlaşsaydı diyebiliriz.

 

 

Sonuç olarak 2012’ye kadar olan doğru planlama, onları NBA finaline kadar taşıdı ama bir önceki yıl açık ara favori çıktıkları Dallas Mavericks’e lirik bir şekilde kaybeden Lebron & Wade önderliğindeki Miami Heat, ligin çılgın çocuklarına karşı bir sürprize daha izin vermedi ve 2012 NBA şampiyonu oldu. OKC için beklenen dağılma sinyalleri ligin potansiyelli shooting guardlarından Harden’ın pek de tatmin etmeyen takası ile gelmişti. Çünkü Thunder bu takas karşılığında Kevin Martin, Jeremy Lamb, iki birinci tur draft hakkı ve bir ikinci tur draft hakkı alırken Rockets’a James Harden, Cole Aldrich, Deaquan Cook ve Lazar Hayward’ı verdi. Thunder’a gelen ilk tur draft hakları Dallas ve Toronto’ya, ikinci tur ise Charlotte’a ait oldu ve ne Kevin Martin ne de Jeremy Lamb, Harden’ın 3 yılda verdiği katkının çeyreğini bile veremedi ama OKC, bu kötü sinyallere ve kötü takasa aldırış etmeden yoluna devam etti. 2014 ve 2016’da NBA finali olmasa da yine Konferans Finallerine adını yazdırdı. 2014’te şampiyon olacak Spurs’e 2016’da ise 73-9 ile normal sezon galibiyet rekorunu egale eden GSW’ye karşı seride durumu 3-1’e getirmesine rağmen 6. maçtaki inanılmaz Klay Thompson performansına engel olamadı ve 7. maçta da sahadan yenik ayrılarak elendi.

 

 

Sonrasında ise Durant’in sansasyonel GSW tercihi bir yıllık duraklama devri getirse de 2017 yazında OKC yine iddialı bir takım kurdu ama bu sefer de kimya tutmadı. Paul George ve Carmelo Anthony’i kadrosuna katan Thunder, 2017 Play-Offlarında olduğu gibi ilk turda elenmekten kurtulamadı. Ütopik bakarsak Breaking Bad dizisinden efsane karakter Walter White bile bu kimyasal karışıma saflık katamazdı.

 

 

Yeni;

OKC’nin yinelerini sayarken teğet geçtiğimiz yeniler olmuştu. Seattle Supersonics takımının el değiştirmesi sonucu henüz 10 yıllık yeni olarak ifade edebileceğimiz OKC takımı, gerek yönetim kararları gerekse oyuncu tercihleri ile sürekli yenilik içinde buldu kendisini. 2012’deki Harden takası OKC’yi yepyeni bir takıma dönüştürmüştü ama Kevin Martin ve Jeremy Lamb’in aksine Fisher tecrübesi ile takıma katkısını esirgememişti. Yeni oluşum kurmak ise OKC GM’i Sam Presti’nin adeta hobisi denilebilir. Muadillerinin aksine Sam amca sonuç ne olursa olsun 2016-17 sezonu haricinde en az 2 All Star oyuncu ile kadro kurmayı başardı. Kaybedilen her finalden sonra kamuoyunun beklentisi tanking olsa da buna aldırış etmeyen menajer ne yapıp edip lüks vergilerini de göze alıp Westbrook eksenli takımlar çıkardı karşımıza. Seveni sevmeyeni, başarılı göreni görmeyeni elbette vardır ama dünyanın en iyi, en ihtişamlı ve en çok izlenen basketbol ligi NBA organizasyonuna bazı sezonlarda takımının ihtiyacı varmış gibi görünse de bugüne kadar bize hedefi 20 galibiyet olan bir takım izletmediği için basketbol severler olarak Sam amcaya teşekkür etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yalnız bir tek tercihi var ki o kadar kusur kadı kızında bile olur denir mi denmez mi size bırakıyorum çünkü o şey eski OKC koçu Scott Brooks’un ta kendisi.

 

 

Scott Brooks ölse, arkasından ‘  İyi bilirdik. ‘ demeyecek taraftar tanıyorum çünkü çok yaklaşan ama bir türlü sonunu getiremeyen takımın baş suçlusu olarak onu görüyorlar. Thunder taraftarlarının en güzel duygularının katili olarak lanse edilen koç, 2012 NBA finalleri ile kötü mazisine ilk adımı attı. 1. maçı kazanmasına rağmen üst üste 4 yenilgi ile takımını süpürge yemekten kurtaramadı. Ona yüklenen kusur ise Harden’ın dakikasına göre çok az sorumluluk alması ve bir türlü engel olamadığı durum olan ligin sayı krallığında adı ilk 3’ten inmeyen Durant’in Westbrook’tan daha az top kullanması. Beklenti her sezondan sonra artık sazın Durant’in eline geçmesi olmasına rağmen OKC’lilere göre Brooks bostan korkuluğundan hallice tavrıyla takımın liderinin Westbrook olmasına göz yumdu. Elbette oyuncuların karakterleri de bu süreçte etkili oldu çünkü Westbrook’a nazaran Durant, dominant karaktere sahip bir oyuncu değildi ancak kritik anlardaki mola dönüşlerinde görmemiz gereken koç etkisini bile göremedik. OKC başındaki son yılında Brooks’un Durant’i 5 numaraya çektiğini ve ezilen takımın daha da pas pas olduğunu gören gözler, öfkeden ve nefretten başka duyguya kapılamadı. Sayın Brooks ise GM tercihi sonucu 2015 normal sezonunun sonuna kadar takımın başında kaldı. Onun gidişinin sevincinden Thunder tarafları Play-Offlara kalamamaya üzülmemiş bile olabilir.

 

 

Yeni OKC ile devam edecek olursak 2015’de game winner ile kaybedilen Pelicans maçının etkisiyle galibiyet averajı darbesi sonucu Play-Off dışı kaldılar ve yola yeni bir koç ile devam ettiler. Bu yaz ise Westbrook’un takasının bile gündeme geldiği transfer döneminde Lakers’ın kapısında yattığı Paul George’a yeni sözleşme imzalatıldı ve OKC, istenmeyen adam ilan edilen Carmelo ve onun fahiş kontratından kurtulup yıllardır kanayan yara olan 1 numara yedeğini kariyerine Atlanta’da devam etmek istemeyen ligin potansiyelli guardlarından Dennis Schröder ile doldurdu. Sonucunda ise yenidenlere pas vererek yine yeni bir takım kuruldu ve hala birçok otoritenin ligdeki en iyi 5. takım olarak gördüğü yeni bir OKC daha izleyeceğiz.

 

 

Yeniden;

Yinelerin ve yenilerin peşinden gelen bu süreçler OKC’nin NBA’deki varlığını her geçen yıl yeniden ispatlamasını sağladı ama istenen başarılara elbette ulaşabilmiş değil. Basketbolseverlerin OKC analizi yaptığında ” Bu takım en az bir defa şampiyon olmalıydı. ” dediğini hem okudum hem duydum ve ben de aynı fikirdeyim. Yeniden oluşan takımın, sistemin ve kurgunun genel olarak başarısız sıfatını almasa da başarı kıstasından da son iki yılda iyice uzaklaştığını görüyoruz. 2015’teki facia sezonun ardından gelen koç değişikliği ile takımın başına Billy Donovan getirildi. Aldığı galibiyet dereceleri ile tarihin en genç ikinci koçu olarak başladığı NCAA kariyerini muazzam başarılarla doldurup Oklahoma şehrine kariyerinin en büyük adımını atarak gelmişti. NBA’deki ilk koçluk deneyimini OKC ile gerçekleştirecek olan koç tam bir kapalı kutu görüntüsü veriyordu. İlk zamanlar Scott Brooks’u koltuğundan eden anlayışlardan biri olan Westbrook liderliğine göz yumar görüntü çizmesine rağmen Play-Offlara gelindiğinde işler tamamen tersine döndü. Westbrook yine liderdi belki ama normal sezon bir yana kariyerinin en verimli zamanlarını geçirmeye başlarken ligin haşarı çocuğu Dion Waiters bile karakter koyuyor ve takım için her şeyini veriyordu. Hikayenin sonu Billy Donovan için kendini ispatlama sürecinin tamamlanması, OKC içinse buhran ve şokla tamamlandı. 3-1den verilen serinin ardından Durant’in onları eleyen GSW’nin yolunu tutması, aradan iki yıl geçmesine rağmen spekülatif etkisini halen korumakta.

 

 

Bunun en büyük nedeni ise tabi ki Kevin Durant. Onun OKC yıllarındayken son anlarda bir türlü istenilen oyunu ortaya koyamaması hep eleştirilen bir durumdu. 2016 Play-Offlarında bile herkes Durantula lakabının hakkını vermesini bekledi ama o özellikle GSW karşısındaki konferans finallerinde ortadan kayboldu. Bugün bakıldığında kendisi adına en iyi kararı vermiş gibi görünüyor çünkü son iki yılda iki şampiyonluk, iki finaller MVP’liği ve her iki finalde de hançeri saplayan üçlüklerin onun ellerinden çıkması son anlarda bekleneni veremeyen adamdan tarihin en iyi skorer oyuncusu Durant mi tartışmalarının yapılmasına kadar gelmiş oldu.

 

 

OKC cephesine dönersek sanırım Yahya Kemal, Sessiz Gemi şiirinde bizlere bu filmin spoilerini veriyor. ‘ Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti dönen yok seferinden. ‘ Eğer Durant geri dönmeyecekse en azından şu an için mümkün değilse bu takımın yapması gerekenler var. Öncelikle bu sezon OKC’nin önüne Play-Off 1. turu engeli yeniden gelmemeli. Rakiplere bakılıp doğrucu bir yaklaşım sağlanırsa kimse onlardan şampiyonluk beklememeli ama 1. turda silinip gitmek de yakışmıyor gerçekten. Başarılı bir operasyonla Melo’yu takımdan gönderip yıllardır kanayan yara point guard yedeğine kavuşan OKC, hala yedek oyuncu sıkıntısı çeken bir takım olmasına ve Westbrook’un NBA tarihinin en çok top kullanma yüzdesine sahip oyuncusu olmasına rağmen iki All Starlı ve iki savaşçı (Andre Roberson, Steven Adams) çekirdekli kadrosu ile yeniden bir rüya görmek istiyor.

 

 

Takımın her şeyi Westbrook’un etiketi ” Neden olmasın. ” ile OKC’ye başarılar diliyorum. Havalar soğumaya başlıyor umarım 17 Ekim gecesiyle birlikte NBA, yine yeni yeniden içinizi ısıtır. Hoşçakalın.

Bunlar da ilginizi çekebilir: