Bu komik, kutluyordum.

Danny beni aradığında hava alanından çıkıyordum. Karım, Kayla ve ben evliliğimizin birinci yılını kutladığımız tatilden dönüyorduk. Birkaç günlüğüne Miami’ye gitmiştik – ve o an Seattle’a dönüyorduk, eve.

Telefonu açamamışım, muhtemelen arabada bir şeylerle uğraşıyordum. Danny mesaj atmış.

“IT, müsait olduğunda beni ara.”

Kulağa dramatik gelse de aslında bu Danny’den gelen normal bir mesajdı. Herhangi bir şey hakkında olabilirdi. Onu geri aradım, bir yandan arabayı kullanıyordum ve bu konu hakkında çokta düşünmüyordum. Yolda olduğumu biliyordu ve bunun hakkında sorular sordu. Ben de ona nasıl olduğunu, ailesini ve diğer bildiğiniz normal soruları sordum.

Konuşmanın ortasında bir anda her şey durdu, işte o an beni takas ettiğini söylemişti.

“Az önce seni takasladım.”

Bu kadar basitti. Uzun konuşmalar, kelimeler yoktu. Yinede böyle boktan bir durumda söyleyecek pek bir şey yoktu.

“Nereye?” Bütün diyebildiğim buydu.

“Cavaliers’a, Kyrie için.”

O an şöyle hissetmiştim; Hani telefonda olursunuz, birisi size bir şey söyler ve onunla daha çok konuşmak istemezsiniz ya, tam olarak öyleydim. Kaba bir şekilde değildi. Sadece telefonun kapanmasını diliyordum. O an benim için öyleydi.

Danny o an Boston ve Celtics organizasyonu için saha içinde ve dışında yaptığım her şeyden bahsetmeye başladı. Ne kadar büyük bir oyuncu olduğumdan falan konuşuyordu ve ben şu an bunların hiçbirini duymak istemiyordum.

Birkaç kez onu susturmaya çalıştım ve bir anda başardım – Bana ulaştığın için minnettarım, söylediğin için minnettarım ama bunları konuşmamızın bir anlamı yok.

Ve konuşmanın özü buydu.

Karar buydu.

Adamım, o an kafamdan o kadar çok şey geçiyordu ki. Ama şimdilik bunun kafama girmesine izin vermemeliydim. İlk düşüncelerim bunun ailem üstündeki etkileri ne olacağı hakkındaydı. Oğullarım James ve Jaiden’ı, onlara artık taşınmamız gerektiğini söylemeyi düşündüm. Bunun onlar için de şok olacağını biliyordum. – Öncelikle okul yılının başlamasına az vardı, ikincil olarak, Boston’ın onlar için ev anlamına geldiğini biliyordum. Hepimize öyleydi.

Ben Kayla ile uzaktayken çocuklar annemde kalıyorlardı. Havalimanından iner inmez, onlarla FaceTime yaptık. Haberlerin er ya da geç yayılacağını biliyordum ve bunu benden duyduklarından emin olmak istedim. Ve onlara neler olduğunu söyledim: Babacık takas edildi.

Büyük oğlum James – Sanırım o babasının oğlu çünkü direkt “Nereye?” diye sordu.

“Cleveland, beni Kyrie için takasladılar.” Ve sonra ne dediğini tahmin ettiğinizden emin gibiyim.

“LEBRON JAMES! LEBRON JAMES! Baba – Baba. LeBron James ile oynayacaksın.

Ama Jaiden benim küçük oğlum, galiba o biraz daha hassastır – ve herkesten çok Boston’ı sever. Haberlerin muhtemelen onu üzeceğini düşünüyordum. Ve sadece verdiği reaksiyona bakarak diyebilirim ki, haklıymışım. Kalbi kırılmış gibi duruyordu.

Dedim ki: “Jaiden, mutlu musun üzgün mü?”

“Üzgün.”

“Neden?”

“Cleveland’da kayak parkları yok.” dedi.

Kayak işlerinde başarılıdır. Yani kesinlikle bu konu hakkında üzgündü.

Birkaç saat sonra, haberler yayılmıştı. Sosyal medya patlıyordu. Binlerce mesaj ve tepki alıyordum.

Ancak gerçek şu ki – Bütün o dedikodular, haberlerden ziyade oğullarımın ne düşündüğü benim için daha önemliydi. Ve adamım, oğullarım takas hakkında olanları ve tam olarak neler hissettiğimi birkaç dakikada kaptı. – ve olayı önemli olan iki şeye indirgediler.

Bir, büyük oğlumun dediği gibi “LeBron James” Ya da bir başka deyimle – gidip Doğu Konferansının en iyi takımına katılacaktım ve dünyanın en iyi basketbolcusunun yanında şampiyonluk kovalayacaktım.

Ve ikinci, küçük oğlumun tepkisi “Üzücü.” Ya da başka bir deyimle – dostum bu şehri özleyeceğim.

Adamım, Celtic olmayı özleyeceğim.

Evet, bunu söyleyeceğim: Bu şey acıtıyor. Çok acıtıyor.

Ve yalan söylemeyeceğim, hala acıyor.

Bu tepkim anlamadığımdan falan değil. Tabi ki anlıyorum: Bu iş hayatı, Danny bir iş adamı ve işi için bir karar aldı. Ben ona katılmıyorum, Boston Celtics’in bu takası yapması onları ileri taşımayacak, bu benim kişisel fikrim. Ama bu beni ilgilendirmez. Bu Danny’nin işi ve bu çok zor bir iş olsa da o iyi bir iş çıkarıyor. Ama günün sonunda bu takas sadece iş ile ilgili ve ben yetişkin bir adamım. – ve şimdiye kadar başıma kötü şeyden çok iyi şey geldi. Bu yazıyı haksızlığa uğradığımı düşündüğüm için yazmıyorum. Haksızlığa uğramadım, bu Boston’ın beni takaslama hakkı.

Ek olarak, diğer açılardan baktığımda aslında bunun iyi bir ders olduğunu düşünüyorum. Sadece benim açımdan değil, bütün lig için hatta. Takas olan oyuncular hakkında nasıl konuştuğunu bildiğiniz medya ve taraftarlar içinde. KD’in serbest kaldığı dönem hakkında düşünüyordum – geleceği ve şimdiki hayatı için en doğru hissettiği şeyler için ne kadar zor zamanlar geçirdiğini. Onlar Durant’e sırf kendi doğrusunu seçip, serbest oyuncu olarak hakkını kullandığı için kötü adam muamelesi yaptılar. Bir anda bir korkak, bir bencil oldu ve bunun tüm nedeni sadece işini yapmasıydı, kötü adam olmuştu.

Ancak benim takasım insanlara çok şey gösterebilir. Onlara canımı dişime taktığım, kanadığım ve her şeyimi verdiğim hanedan tarafından hiç uyarılmadan takas olmamı göstermek istedim. Bu nedenle insanlar bakış açılarını değiştirmeli. Dostum düşününce, birkaç istisna ve serbest oyuncu olmadığımız zamanlar dışında, bütün güç takım sahiplerinde. Oyuncular sağa sola takas olduğunda, hiçbir şey demeden hayatlarını değiştirmek zorunda kaldıklarında bu çokta önemli değil… ama aynısını bir oyuncu yaptığında bu skandal mı oluyor? Size dürüst olacağım, bu durum bizim hem lig hem de toplum olarak aslında ne kadar geride olduğumuzu ve ne kadar yolumuzun olduğunu gösteriyor.

Dediğim gibi duygularımı katmıyorum bu yazıya. Ama sadece bir daha serbest kaldığımda, benim hakkımda ters şeyler yazanlar umarım yazmadan iki defa düşünürler. Umarım acıtıyor dediğimde insanlar, kimseyi suçlamadığımı anlıyorlardır. Acıyor dediğimde biri tarafından ihanete uğradığımı, kandırıldığımı kastetmiyorum. Sadece diyorum ki ben sadece bir insanım dostum. Sahadayken sert adamı oynuyor olabilirim. Yarışırken soğukkanlı duruyor da olabilirim. Aslında bu doğru değil, herkes gibi damarlarımda kan var ve bir kalbim var.

Böylece, acıyor dediğimde aslında birinin yaptığı bir şey canımı acıtmıyor. Benim yaptığım bir şey acıtıyor.

Boston’a aşık oldum.

Celtics beni aldığında, nedenini biliyordum. Hangi rol için oraya getirildiğimi biliyordum – bütün kariyerimde oynadığım rol. “Sayı atabilen, skorer gard.” “Benchten gelen anlık hücum katkısı.” “6. adam.” Boston kariyeirmin dördüncü yılında üçüncü durağımdı ve kariyerimin gidişatı “franchise oyuncularının” ya da geleceğin oyun kurucularının başına gelmezdi. Ligdekiler beni böyle görmüyordu ve ben bunu biliyordum.

Boston’a takas olduğumda Celtics taraftarı da benim gibi neden takas olduğumu biliyordu. Derin bir yeniden yapılanma sürecinin bir parçası olarak getirildiğimi ve playoffları düşünmemeleri gerektiğini biliyorlardı. Bir geçiş dönemi olmalıydı. Bilirsiniz: Birikim yap, ucuz genç oyuncular bul. Ve evet – bir ton maç kaybet.

En azından herkes bize böyle diyordu.

Sanırım Boston şehriyle bu kadar iyi geçinmemin ve birbirimize bu kadar bağlanmamızın sebebi de bu. Hayatım boyunca yaptığım şey çok iyi basketbol oynayıp kazanmaktı. Ancak profesyonel olduktan sonra insanlar bana yedek oyuncu olduğumu, yeniden yapılanan bir takımın benchten gelen skoreri olmanın benim başıma gelebilecek en iyi şey olduğunu söylemeye başladı. C burada oldukça iyi basketbol oynayıp kazanıyorlardı fakat bir anda taraftarlara yeniden yapılanma içine gireceklerini ve bir süre lotarya takımı olacaklarını söylediler. Bana ve şehirdeki insanlarla aynı bakış açısına sahiptik. Hepimiz kazanmayı istiyorduk ve eleştirmenlerle harcayacak vaktimiz yoktu. Sonra olaylar şöyle gelişti: S*kerim lotaryayı.

Ve bu durum bizi bir tarz özel bir şeye sürükledi, özel bir bağa. Bütün o yorumcuların ellerinde istatistikler falan vardı ve ligin nasıl şekilleneceğini anlamış gibi duruyorlardı. Ama beni hiç düzgün bir şekilde hesaba katmadılar. Koçlarından oyuncularına, oyunculardan şehre kazanma kültürüne sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hesaba katmadılar. Ve bizde bu kültür fazlasıyla vardı. Boston benim tipime ve boyuma bakıp her zaman ki gibi aynı rotasyon rolüne koymayan ilk yerdi. Boston Celtics bana büyük bir oyuncu olma şansı tanıdı. Ve bunu asla unutmayacağım.

Kardeşim Chyna öldükten bir gün sonra Chicago ile oynadığımız serinin ilk maçına neden çıktığımı soruyorlar, nedeni bu. Saçma olan şey ise oynamamın asıl nedeni ile oynamayı bırakmam arasındaki nedenler çok benzerdi. İlk başta oynayacağımı düşündüm çünkü bu benim kuralımdır, konu basketbol olduğunda hayatımda başıma ne gelirse gelsin, her zaman basketbol sahasına gidebilirim. Tek yapmam gereken bir saha bulmak ve şunu biliyorum ki ne kadar uzakta olursa olsun her zaman oynayacak bir saha bulacağım. Çünkü benim için basketbol bu, yaşadığım çıkışlarda ve düşüşlerde, hayatta yaşadığım her şeyde bana bir kalkan oldu. Ve kardeşimin ölümünden sonraki akşam salona girdiğimde, – Tamam. Bu yaşanmalıydı, basketbol sahası yine benim kalkanım olacak ve her şeyi unutmama yardım edecek diye düşünüyordum. Ama sahaya çıktığım an… Bunu açıklayamıyorum bile. Aldığım alkışlar, hala onları duyar gibiyim. Taraftarlar “SENİ SEVİYORUZ CHYNA”, “ISAIAH <3” gibi pankartlar hazırlamışlar. Bütün salon Chyna’nın anısına sessizleşti. Ve o an fark ettim ki basketbol sahası kalkanım olmamalıydı, bunu engellemek yerine, oradaki insanlarla kucaklamalıydım. Bu işte yalnız değildim, maçtaki bütün taraftarlar benimleydi. O an bütün Boston şehrinin arkamda olduğunu hissettim.

Ve o an bu durum bana kesinlikle oynamam gerektiğini hissettirdi. Bunu en başta Chyna ve ailem için yapıyordum. Ayrıca bunu şehrim için yapıyordum. Çünkü o akşam bana hissettirdikleri şey tek ihtiyacımdı, yalnız olmadığımı bilmek. Bana benim yaşadıklarımın aynısını yaşadıklarını hissettirdiler. Onlardan biri olduğumu ve bu işte birlikte olduğumuzu gösterdiler. Hadi birlikte olalım.

Ve iki buçuk yıllığına birlikteydik.

Bunu da her şeyi netleştirmek için burada söyleyeceğim – bunu istediğiniz manşete ya da duyuru panolarında kullanabilirsiniz: Bu sene Cavs’e bulaşmak istemezsiniz. Bir Cavs taraftarı için mükemmel bir sene olacak, mükemmel. Çok heyecanlıyım.

İşin basketbol tarafından bakarsak ben ve Cavs cennette yaratılmış bir ikiliyiz. Geçen sene herhangi bir Celtics maçını izlediyseniz görmüşsünüzdür ki topu elimden çıkarmamı sağlamak için bazen ikili hatta üçlü sıkıştırmalara maruz kalıyordum. Bu durum bizim için güzel gitti aslında, takım arkadaşlarım iyiydi ve benim şutlarım da giriyordu. Ama adamım bu sene… Böyle bir şey olmasının imkanı bile yok. Gezegendeki en iyi basketbol oyuncusuyla aynı takımdayken beni üç kişi ile mi savunacaklar? Hayır, sanmam.

Ve işin sadece LeBron tarafına baktık. Kadroya baktığımda öyle oyuncular görüyorum ki, onlarla oynamak için sabırsızlanıyorum. Kevin Love (eski AAU takım arkadaşımla birleşiyoruz), Tristan Thompson, JR Smith, Iman Shumpert… Bence bu adamların Doğu Konferansını art arda üç kez şampiyon olarak tamamlamaları bir tesadüf değildi. Şimdi birde beni, D. Rose’u ve adamım Jae’i bu kadroya ekleyin. Dostum bu kadro mükemmel. Cavs taraftarları, bu sene rock n’ roll’a hazır olun.

Tabi şuan Doğu Konferansında bir takımda olmak garip… Yalan yok, garip duygular içerisindeyim. Çünkü bu uzun yıllardır Boston’da hedefimizdi. – Cavaliers’ı alaşağı etmek. Ve şunu biliyorum ki Boston’ın hedefi de hala aynı. Ama şuan onların bu hedefe ulaşmasını engelleyecek kişi benim. Ve bu zor. Çünkü playoff zamanı geldiğinde, eğer Celtics’le karşı karşıya gelirsek… Bilmiyorum, açıklaması çok zor. Ama Boston sadece benim için “eskiden oynadığım bir takım” olarak kalmayacak.” O benim eski takımım. Elit bir hücum, ulusal televizyonda yayınlanan 30 küsür maç ve serbest oyuncuların gelmek için can attığı bir takım. – Bunu yaparken takıma yardımcı olduğumu düşünüyorum, bunun yaratılmasına yardımcı oldum.

Ve playofflarda denk geldiğimizde bir anda şöyle olacak, Hadi! şimdi bunu yok etme zamanı.

Bu üzücü, gerçekten üzücü.

Ama Cleveland’a kaybetmeye gelmedim.

Dediğim gibi takas haberi yayıldığında, bir sürü mesaj geldi. Telefonuma, Instagram hesabıma, Twitter’ıma, voicemail’e bilirsiniz mesajlar yağıyordu. O kadar mesajdan sadece bir tanesi beni çok etkiledi. Mesaj Tom Brady’den gelmişti.

Nasılın IT? Haberlerini aldım. İyi misin?

İyiyim. Aslında, bu saçma. Soğuk bir oyun bu.

Aynen öyle. Bol şans. İyi iş çıkaracaksın. Arayı soğutmayalım.

Şaşırmamın nedeni aslında onun dedikleriyle alakalı değildi. Ama yinede bunları demesi güzeldi. Beni bu kadar etkileyen onun dedikleri değil. Boston şehrinin efsanelerinden biri olan Tom’dan mesaj almaktı… Yani bu hem acı hem tatlı bir şey.

Dürüst olmak gerekirse ilk başta bu biraz acıttı. Tom’ın Patriots’la olan kariyerine baktığımda tam olarak aynılarını kendim için umuyordum. Celtics’te böyle bir kariyer yaşamak istiyordum: Draft’ta son sıralardan seçilmiş olmam, bir şeyler vaat etmeden gelmiş olmam ve sonra – çalışma, kararlılık, insanların desteği ve yetenekle kazanmaya başlayıp kazanmak, kazanmak ve kazanmak. Sonra da kazanma kültürünü oturtmak. Sonra da Boston’da kalıp biraz şampiyonluk kazandıktan sonra, Boston efsanelerinden biri olarak kabul edilene kadar köpekler gibi rekabet etmek. Brady ve Ortiz’in Celtics versiyonu olmak istiyordum. Bu yeni Celtics çağının tarihe geçmesini istiyordum. Sonra Tom bana mesaj attığında biraz üzüldüm.

Sonra bu mesaj hakkında biraz daha düşünmeye başladım… sonra da bakış açımı biraz daha değiştirdim. Sonra fark ettim ki bana mesaj atan adam Lanet olası Tom Brady den başkası değildi. Ve Boston’da sadece iki buçuk yıl geçirmiştim. Tom Brady çok özel bir şey yapmadıysa Boston’da iki sene oynayan adamlara mesaj atacak türden bir adam değildir. Yani, belki bilemiyorum… belki de bu gurur duymam gereken bir şeydir. Belki de burada geçirdiğim zaman hayallerimdeki gibi bitmemiş olsa da bazı insanlara bir şeyler ifade ediyordur.

Hala bunları düşünüyorum. Hala canım acıyor ve gittiğim için üzgünüm. Celtics ailesini hala özleyeceğimi de biliyorum. Artık sadece Cleveland’a gidiyorum ve yaptığım şeyleri yapmaya devam edeceğim. Kanımın son damlasına kadar savaşacağım. Son zamanlarımda düşündüğüm kariyer bu değildi ancak başından beri kariyerime baktığımızda hiçbir zaman benim istediğim gibi hayallerimin gerçek olması ya da sizin beklediğiniz gibi olmadı zaten.

Belki de her şeyin cevabı budur. Beni anlıyor musunuz? Evet artık asla bir Tom Brady olamayacağım ya da asla David Ortiz olamayacağım. Bill Russel, Kevin Garnett, Larry Bird ya da Paul Pierce’ta olamayacağım. Ama bu takas olsa da olmasa da bir şeyi hala bir şeyi hayal etmeyi seviyorum.

Uzun yıllar geçmeden, Boston’da bir yerde, birileri çocuk sahibi olacak ve çocuklarıyla basketbol hakkında konuşacak. Ve çocukları onlara soracak ki “Neden Celtics taraftarı oldun?”

Ve o ebeveyn geçmiş hakkında düşünecek – biraz daha düşünecek. Ve sonra gülümseyecek ve şu gerçeği söyleyecek:

“Isaiah Thomas’ı oynarken gördüm.”

Bu beni çok mutlu eder. Sanırım benim için bu kadarı yeterli olacaktır.

Yazar: Oğuzhan Akpınar