aaron mckie allen iverson ile ilgili görsel sonucu

Philadelphia’ya takas edildiğim sabahı asla unutmayacağım. 1997 yılıydı ve Detroit Pistons’da oynuyordum. Sabahın köründe yapılan bir aramayla uyandırıldım: Jerry Stackhouse ve Eric Montross karşılığındaki takasın bir parçası olarak Theo Ratliff ile birlikte Philadelphia’ya gidecektim.

 

İlk düşüncem ne miydi? Artık bitti.

 

Aslında Vince Carter ile smaç yarışmalarımız da bitmemişti.

 

Philly hakkında çok az şey biliyordum, onlar da kötü şeylerdi. Kaybeden bir takıma gidiyordum. Bir sürü geri zekalının bulunduğu bir takıma gidiyordum. Orada Allen Iverson ve Derrick Coleman oynuyordu, ikisi de çok ün sahibi değildi. O zamanlar için Allen Iverson’ı tam olarak tanımıyordum. İkimiz de henüz gençtik. Fakat onun hakkında bir şeyler duymuştum.

 

Takım ile ilk antrenmanım olmasına rağmen burada özel bir şeylerin olduğunu farkettim. Başka bir enerji vardı. Larry Brown takımı yönetiyordu ve herkesin takımı daha ileriye taşımak için çok çalıştığını söyleyebilirdim. Bir yol arıyorlardı. Antrenmanın ilk günlerinde çok büyük rekabet vardı. Allen, muhtemelen onu tanıyorsunuzdur, inanılmaz derecede mücadele ediyordu. Her hareketinde rakibi zorluyordu. Havalı bir tavrı vardı. Konuşurken artist davranıyor ve iyi vakit geçiriyordu. Burada bulaşıcı bazı şeyler vardı.

 

 

Bu takas bana öyle bir ders verdi ki, bugün bile hala bunu düşünüyorum. 76ers ve AI hakkındaki bütün ön yargılarımın doğru olmadığını anladım. Dedikodular. Söylentiler. Bu adamları tamamen tanımıyormuşum. Bu durumdan pek hoşnut olmasam da, aynı şekilde ben de tuzağa düşmüştüm.

 

Profesyonel sporlarda çok fazla duraklama süren vardır. Bu adamları da tam duraklama sürelerinde gerçekten tanımaya başladım. Uçaktasın, otobüstesin. Birisi hakkında genel olarak bilinen veya medyanın bilmediği samimi şeyler öğrenme şansına sahipsin. Hayat, aile ve çabalarınla ilgili konuştuğun yerlerde kişisel anların vardır — inişler, çıkışlar, ikisi arasındaki her şey.

 

Aslında Philly’deki ilk yılımda Allen Iverson’ı çok yakından tanıma şansım oldu. Çok yakın arkadaşımdı. Derrick Coleman’ı da yakından tanıma şansım oldu. O da yakın arkadaşım haline geldi. Bu etkileşimler sayesinde kendim ve hayat hakkında bir çok şey öğrendim. Bugünlerde, özellikle sosyal medyayla birlikte, insanlar realitesi olmayan şeylere inanıyorlar. Uzun zaman önce şunu öğrendim: Olayı kontrol et. İlk öğrenenlerden biri ol. Sixers’ı çok özel kılan şeylerden biri de birbirimizi insan olarak tanımamızdı. Bu da demek oluyor ki sahada birbirimizin arkasını kolluyoruz.

 

Bu yüzden, AI’ın efsaneler listesine girdiği haftasonunda, insanların belki bilmediği bir kaç şey paylaşmak istedim. Onu o yapan şeyler.

 

Allen bu oyunun öğrencisi. İnsanlar bunu anlamıyor. Allen’ın gazete okuduğunu, hatta kendisini genellikle eleştiren Daily News köşe yazarı Phil Jasner ile arasında özel bir ilişki olduğunu herkes biliyor. Fakat Allen aynı zamanda oyununa da çalışıyor. Allen tüm eleştirileri okuyor. Maç öncesinden insanların onu durduracakları hakkında neler söylediğini bilir ve onları yok etmek adına araştırmasını tamamlardı. Bu onun hoşuna gidiyor. Maç öncesi basına Allen hakkında konuştuysan, sırtına bir hedef tahtası koymuşsun demektir.

 

2001 finallerindeki ilk maça gidelim. Maç öncesi Allen bütün konuşmaları izledi, notlarını aldı ve farklı oyuncuların nasıl oynadıklarını, kendisi hakkında neler söylediklerini okudu. Kendisini neyin beklediğini biliyordu. Lakers’ın kendisini durdurabilmek için Tyronn Lue’yu kullanacağını biliyordu. Bir tür itirazda bulunarak “Biliyor musun? Bu or*spu çocuğunu yok edeceğim.” dedi.

 

 

Allen oynarken ne kadar baskı altında olduğunu kimse tahmin edemez. NBA’de oynuyorsan, paran var demektir. Ancak bu cevapların birden aklına geleceği anlamına gelmez —  uçaktayken bazı şeyleri anlamaya çalışırsın.

 

Allen’ı takım otobüsündeyken hatırlıyorum. Her zaman bu siyah otobüsün en arkasına otururdu. Her zaman telefonda olurdu. Konuştuğu kişi karısı, annesi ya da bir arkadaşı olurdu —  hep gergin gözükürdü. Onu takım otobüsünde hep aile sorunlarını çözerken gördüm. Önemli bir galibiyetin ardından, arkaya otururdu ve gözlerinin içine baktığında bir şeyler olduğunu görebilirdin. Sadece emin olmak için “İyi misin?” diye sordum. Beni ciddiye bile almadı. NBA’de isen saha dışında saha içinde olduğundan daha çok baskı vardır ve bunu Allen’dan daha iyi kanıtlayan biri olamaz. İnsanların görmediği bir çok şeyin sorumluluğunu taşıyordu.

 

Allen ve David Stern’in arasındaki elbise gerginliği çok fazla dramatize edildi —  Allen modayı belirleyen tiplerdendi. O dönemdeki NBA’de lig, bizi kurumsallaşmış olarak göstermek istiyordu. Oyuncular ise şöyle diyordu: Biz basketbol oynamak için buradayız. Buralara gelebilmek için çalışmışken böyle şeylerle de uğraşmak istemiyoruz. Bizden takım elbise ve kravat giymemizi istiyorlardı ki bazı oyuncular sorun çıkarmadı. Fakat oyuncuların çoğunluğu “Dostum ben buraya basketbol oynamaya geldim.” düşüncesindeydi. “Bunun benim oraya çıkıp basketbolumu oynamamla ne alakası vardı ki?” Çoğu bu davranışı gösterdi. Allen da kendine özgü kıyafetlerinden giyiyordu, böylece eskiden olduğu kişiye saygı gösteriyordu ve bir çok oyuncu da bu yüzden Allen’a hayranlık duyuyordu.

 

 

 

Allen sandığınızdan bile daha iyi bir sporcu. Acayip bir sporcu. Bunu antrenmanlarda görürdük ve sadece kafamızı sallardık. Onun yakınındaysan, gerçekten kafan karışır. Büyük bacaklara veya uzun kollara sahip değil, bu yüzden fazlasıyla dinamik ve güçlüydü.

 

Bir çok insan onu umut ışığı olarak gördü. Şu küçük çocuğa bak, genellikle uzunların domine ettiği bir sporda neler yapıyor. Bir sürü uzun adamın arasında küçük bir adamdı. Diğer jenerasyonların çocuklarının örnek aldığı tarzda biriydi. Tabii ki kimse Allen gibi olamadı. Fakat insanlara hayran olacakları birini verdi.

 

AI resim çizebiliyor! Evet efendim, bir kalem ve bir kağıt ile. Bu onun için yarı gizli bir bilgi: Gerçekten iyi bir ressam. Soyunma odasında hep bizim resimlerimizi çizerdi. Kulaklıklarını takar ve bir kağıt parçasına çizerdi. Sonrasında aniden kendi çizimine bakarak kahkaha atardı.

 

Başkaları üzerinden sürekli şakalar yapardık. Bileceğiniz üzere, Allen asla susmaz. Hiçbir zaman. Uçaktaki diğer insanlarla konuşur ve gülerdik. O ise sürekli bir şeylerin ortasında olurdu.

 

Iverson resim yaparken senin yüzünü çizdiğini sanarsın. Sivri bir kafam vardı, bu yüzden bir futbol topu çizdi ve burnumun üstüne büyük bir sivilce koydu —  bu yüzdeki bir çıban gibi bir şeydi ve içinden her şey çıkıyordu. Her zaman hayalperestti ve abartıyı severdi.

 

Benim tavsiyem —  eğer AI’ın çevresindeysen ona odadaki birilerini çizmesini ve seni Aaron’ın yolladığını söyle.

 

 

Allen, bugün büyük bir gün. Nasıl hissettiğini biliyorum — bunları sindirirken zor anlar yaşıyorsun. Dostum, bu çılgınca! diye düşünüyorsun. Tüm bunlar bünyen için çok şaşırtıcı ve muhtemelen bunların çoğu iyi ve kötü anılar. Fakat Hall of Fame listesindeki bütün isimleri düşünsene. Dr. J. Magic Johnson. Michael Jordan. Bu adamlarla kol kola olacaksın.

 

Newport News, Virginia’dan bir çocuk. Kim tahmin edebilirdi ki?

 

Bir çok insan lisede okuldan atılmanı istemişti. Şimdi kendine bir bak.

 

Besin zincirinin en üstündesin. Tadını çıkar. Kendim ve tüm Sixers takım arkadaşların adına seni tebrik ediyorum. Seninle birlikte oynamak bir onurdu.

 

Yazar: Orçun Dinç