Hiç düşündünüz mü belki de siz gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu olacaktınız? Tamam, abartılı bir giriş oldu ünlü bir basketbolcu diyelim. Her ne kadar birçok ülkede amatör branş kabul edilse de basketbol aslında profesyonel bir spordur. Kendinizi 15-20 yıl aralıksız rekabetçi maçlar oynarken hayal edebiliyor musunuz? Belki ettiniz belki edeceksiniz ama eninde sonunda sadece çok küçük bir kısım hayallerine kavuşabiliyor. Peki ama bu kadar sevilen ve izlenen bu sporda neden oyuncu yetişmiyor?

 

 

Amerika’yı bir tarafa bırakalım ayrı bir seviye orası. Daha liseden belli ne olup ne olmayacağınız. Peki diğer ülkelerde nasıl? Mesela siz lisede oynarken kim sizi biliyordu veya izliyordu? İşler burada karışıyor aslında. Birçok ülke basketbolu için ‘jenerasyon yakaladılar ya ondan geliyor bu başarılar’ denir. Amerika’nın bir jenerasyon yakalamaya ihtiyacı olmuş mudur acaba hiç.. Ya da Yunanistan, Sırbistan, İspanya gibi ülkelerin. Ekol olmak tabirini duymuşsunuzdur. En çok basketbolda kullanılır bu laf nedense. Çünkü zannedilenin aksine para bu sporda hiçbir şeydir. Para varsa geçici başarılar ‘bazen’ elde edilir. Ekol değilseniz para sizi bir yere taşır ama daha fazlasını vermez aksine size zarar verir, sizi geçici başarılarla kör eder. Uyuşturucu gibi düşünün bunu başta herkese güzel gelir. Zamanla sizi yiyip bitirdiğini anlarsınız. En kötüsü de o kadar bağımlı olursunuz ki bulamadığınız zamanlarda delirirsiniz. Paraya bağımlılık da böyle bir şeydir. Para varken herkes sizi sever herkes sizi ister. Yokken siz de yok olursunuz. Ama işte özellikle Avrupa’yı düşünürsek İspanya ve Yunanistan ekonomik krizde, Sırbistan’da takımlar birer birer iflas ediyor. Peki nasıl ayakta kalabiliyorlar? Tek bir örnekle aslında her şeyi özetleyebiliriz; Vassilis Spanoulis için zamanında Barcelona ve CSKA Moskova tarihin en yüksek maaşlarını teklif etmişler yine de onu Yunanistan’dan koparamamışlardır.

 

 

Şimdi odak noktamıza gelirsek kendinizi, arkadaşlarınızı ya da hiç bilmediğiniz ama var olduğunu düşündüğünüz birini hayal edin. Bu parkelerde oynayan oyunculardan çok daha yetenekli isimleri. Belki de sizsiniz o; kulübünüzü, ülkenizi başarıdan başarıya koşturacak oyuncu sizsiniz. Peki neden siz şuan o parkede değilsiniz? Elbette ben de biliyorum ki yetenek tek başına aslında hiçbir şeydir. Ama üzerine çalışma eklenirse çok üst düzeye getirir insanı. Türkiye’yi düşünecek olursak komşumuzdan bu kadar yetenekli basketbolcular çıkarken biz neden hala jenerasyon yakalasak da madalya peşinde koşmaya başlasak artık diye bekliyoruz? Alt yaş turnuvalarında her yaştan madalya gelirken A takım neden sürekli turnuvaları pas geçiyor? Sorun bizim genlerimizde, yeteneklerimizde vs. mi yoksa sistemimizde mi? Sizin o parkede olmanıza engel olan şey sistem mi?

Ortalama bir genci düşünelim. Daha küçük yaşlarda topu eline almış, gerçekten bu sporu seven ve gelecek vaat eden bir ismi. Bu genç Amerika’da olsaydı daha liseye bile başlamadan neler yapabileceğini o ve birçok isim öngörebiliyor olurdu. Avrupa’da ise eğer basketbolda ekol olmuş bir ülkedeyse yine neler yapabileceğini bilir ve ona göre hareket eder olurdu. Hatta A takım seviyesinde alacağı dakikaları bile az çok tahmin edebiliyor olurdu. Peki ya diğer gençler? Birçok Alman, Türk, İtalyan ve Fransız gencin Amerika’daki liselere gittiğini hepimiz biliyoruz. Gitmek zorunda kaldılar desek daha doğru olur. Çünkü bu ülkelerde hayatınız sizi seçim yapmaya zorluyor; eğitim mi spor mu? Eğitim sizin tüm hayatınızı etkileyecek bir durum. Tüm hayat kaliteniz ne kadar eğitimli olduğunuza bağlı. Elbette istisnalar da mevcuttur. Ancak diğer yanda hayallerinizi kurduğunuz o parkelere çıkma fırsatı duruyor. Yeteneğinizi çalışmayla birleştirip olabilecek en üst noktaya çıkabilirsiniz. Bu sizin elinizde demek isterdim ama değil maalesef ben de biliyorum. Tüm spor ve sanat türleri için aynı şey geçerli aslında. Siz hayallerinizi mi seçeceksiniz yoksa hayatınızı garanti altına almaya mı çalışacaksınız.. Tüm mesele burada aslında. Birçok ünlü sanatçı ve sporcunun çok iyi liselerden veya üniversitelerden mezun olduğunu biliyor muydunuz? Bunların alanında uzman ülkelerden yetişen insanlar olması ise bize diğer ülkelerde sistemin ne kadar kötü olduğunu anlatıyor aslında. Birçok gencin Amerika’ya gitmesinin nedeni orada eğitim kurumları özellikle liselerin size çifte kariyer fırsatı sunması. Siz ağır bir sakatlık geçirip ya da öylesine sıkılıp sporu bırakmanız halinde bile elinizde hayatınızı kurtarmak için bir fırsat daha kalıyor. Yani sizi seçim yapmak zorunda bırakmıyorlar. Hem de daha düşünceleriniz olgunlaşmamışken. 15 yaşında bir gencin hayalleriyle hayatın gerçekleri arasında yapacağı seçim ne kadar sağlıklı olabilir ki zaten?

 

 

Konunun önemli bir diğer ayağı ise fırsatın gelmesi. Geçenlerde 11 yaşında Barcelona altyapısında oynayan bir futbolcunun röportajını izlemiştim. 11 yaşında. Ben eminim ki şuan 18 yaş altındaki basketbolcularımızın ismini bilen çok az insan vardır. Onuralp Bitim’i tanıyor musunuz mesela? 99 doğumlu bu genç, geçen sene Amerika’ya gitmişti eğitimi için. Bu sene döndü Efes’e ve maalesef Furkan Korkmaz ya da Ömer Faruk Yurtseven kadar şanslı değildi. Gelmiş geçmiş en iyi Türk basketbolcu olma potansiyeli taşıyan bu çocuk A takımla maça bile çıkmadı daha. 18 yaşına geldi farkında mısınız? Luka Doncic ile aynı yaşta! Bu çocuk yok olup gidecek şans gelmedikçe. Bu çocukları bulup medyada ismini duyurup farkındalık yaratmadıkça nasıl gelişebiliriz ki? Efes’in bütçe olarak küçülmeye gideceği söyleniyor. Para bitti, kıyı göründü. Sen şimdi hiç oynatmadığın o gençlerine fırsat versen ne olacak? 19 yaşında, daha önce maça bile çıkmamış bir oyuncudan Euroleague’de nasıl başarı bekleyeceksin? Bu arada şuan Avrupa’da Türkiye dışında oynayan tek bir Türk basketbolcu bile yok bunu biliyor muydunuz? Çok acı değil mi? Nikola Kalinic için Fenerbahçe 1 milyon Euro bonservis vermişti. O parayı altyapıya yatırarak 10 tane Kalinic çıkaracak Kızılyıldız ve hep bu seviyelerde olacak. Peki Fenerbahçe para bitince ne yapacak? Bizim oyuncularımız Sırp oyunculardan daha az mı yetenekli? Kesinlikle hayır, zaten az sayıda yetişen oyuncu var onların da yüzüne bakmıyoruz.

 

Onuralp Bitim

 

Bu konu uzar da gider böyle, sistemimiz o kadar kötü ki anlat anlat bitmiyor. Siz siz olun ya daha iyi yetişebileceğiniz ülkelere gidin ya da bu sistemi tamamen değiştirmek için bir şeyler yapın. Teşekkürler..

 

Yazar: Mert Işık