19 Feb 1996: Guard Ray Allen #34 of the Connecticut Huskies pauses on the court during a break in the action against the Georgetown Hoyas in this Big East match-up at the USAir Arena in Washington, D.C. Georgetown defeated UConn 77-65. screenshot_1

Sevgili 13 yaşındaki Ray,

 

Yarın okul otobüsünden indiğinde, tamamen yepyeni bir dünyada olacaksın. Bu yeni bir şey değil. Baban Hava Kuvvetlerinden tayin olduğunda, arkadaşlarına elveda deyip yeni bir hayata başlamak zorunda kalacaksın. Her üç yılda bir aynı rutin. Yeni okul, yeni kültür, yeni yüzler…

 

Kuzey Kaliforniya sonra Almanya sonra Oklahoma sonra İngiltere ardından Güney Kaliforniya.

 

Ve şimdi, Dalzell, Güney Karolina.

 

Kimsenin bilmediği çocuk olmaya alışkınsın. Hayatının çoğu yeni arkadaşlar bulmaya çalışmakla, insanlara iyi biri olduğunu göstermeye çalışmakla ve zarar verme niyetinin olmadığını göstermekle geçti. Dış kapının mandalı olmaya alışkınsın.

 

Bu işte oldukça iyi devam ettin.

 

Bu seferki farklı gerçi. Okul döneminin yarısı, halihazırda herkes birbirini tanıyor. Kritik bir yaştasın ve çocuklar yalnızca…

 

Çocuklar yalnızca kaba.

 

Bütün hayatın boyunca askeri lojmanda büyüdün. Şimdiye kadar bütün arkadaşların asker ailelerindendi. Yanından tanıdık olmayan askeri inzibatların geçebilme ihtimaline karşın mahallede köpek tasması gibi boynundan sallanan kimlik kartıyla yürüdün. Yön verici ilkokul günlerini Britanya’da geçirdin.

 

Bu yüzden sen fark etmesen bile bazı insanlara göre çok usturuplu konuşuyorsun.

 

O Güney Karolina’daki okul otobüsünden dışarı adımını atıp ağzını açtığında, o çocuklar sana bir uzaylıymışsın gibi bakacaklar.

Diyecekler ki “Tıpkı beyaz bir çocuk gibi konuşuyorsun.”

gettyimages-180592853

Okulda etrafa bakıp, bütün arkadaş gruplarının şekillendiğini göreceksin ve orada bir yerin yokmuş gibi hissedeceksin.

Kendi kendine düşüneceksin. Anlamıyorum. Burada kim olmalıyım ?

Sana karşı tamamen dürüst olacağım. Keşke sana bunun kolaylaşabileceğini, araya karışabileceğini ve herşeyin tastamam olacağını söyleyebilseydim ancak ne beyazlarla ne siyahlarla anlaşamayacaksın hatta ineklerle yada atletlerle bile anlaşamayacaksın. Buralardan olmadığın için çoğu insanın düşmanı olacaksın.

Bu başına gelecek hem en zor, hem de en güzel şey olacak.

Senden yapmanı istediğim şey şu: Sahaya git, orada kal. Bütün varlığını burada inşa edebilirsin.

Dünya Dalzell, Güney Karolina’dan ibaret değil. Plana bağlı kalırsan göreceksin. Cumartesi ve pazar sabahları yatağında yatarken babanın transitinin sesini duyduğunu hatırla.

Bu sesi biliyorsun. Hoş değil.

Tek yapmak istediğin uyumak ama ayakkabılarını kap ve merdivenlerden aşağıya koş çünkü seni bırakacak. Karavan ısınıp, babanın garajdan geri çıkmasına yetişmek için tam iki dakikan var. O askeri görevde ve Hava Kuvvetleri Ana Üssünde tamı tamına 09.00’da adını imza kağıdının tepesine yazmak için orada olamazsan, içeri girmek için bütün gün beklemek zorunda kalacaksın.

Bu sahada çok şey öğreneceksin. 13 yaşında yetişkinlere karşı oynayan bir çocuk olarak, ihtiyaçtan dolayı “transition” oynamayı öğreneceksin. O kadar hızlı oynayacaksın ki salondaki bütün havacılar seni “Şov zamanı” diye çağırmaya başlayacak.

Maç aralarında kenardayken, bu adamların anlattığı bütün hikayeleri pürdikkatle dinlemeni istiyorum.

Bu sahalarda bol bol “Adamım, keşke…” cümlesini duyacaksın.

Dostum, eski günlere dönmek istiyorum.

D-I’a gidebilirdim.

Sarhoş oldum.

Dostum, keşke…

Dostum, keşke…

Keşke eskilere dönebilsem genç adam…

Kendini asla zaman makinesine binmek isteyeceğin bir duruma sokma Ray. Odağını kaybetmemelisin çünkü sahada iyi gittikçe işler karmaşıklaşacak.

gettyimages-125949858

Üniversitelerin ilgisini çekmeye başladığında bazı takım arkadaşların “UConn mu? Orada dört sene kenarda oturacaksın.” gibi şeyler söyleyecekler.

Sadece alkol kullanmadığın için “Dostum, oraya gidince alkolik olacaksın. Orada bütün yaptıkları içmek.” diyecekler.

Bir sürü insan başarmanı istemeyecek. Onlarla kavgaya girme. İnan bana, hiçbir işe yaramayacak.

Bunun yerine, bunları kimlerin söylediğini hatırla.

Nasıl söylediklerini hatırla.

Yüzlerini hatırla.

Seslerini aklında tut ve her sabah kalktığında motivasyon olarak kullan.

Sana çok iyisin mi deniyor? Bunları umursama. Lisedeyken ulusal ilgi çekmeye başladığında “Ray’in şutu tanrı vergisi.” gibi şeyler duyacaksın.

Dinle: Tanrı senin şutu sokup sokmamanla ilgilenmiyor.

Tanrı sana hayatta çok şey verecek ama sana şut yeteneği vermeyecek. Bunu sadece çok çalışarak geliştirebilirsin.

Üniversite Ligi’ne hazır olduğunu düşünürken saf olma.

Genç adam, hazır değilsin.

Lisedeyken büyük bir basketbolcu olman için ne gerektiğini bildiğini düşünebilirsin ancak aslında hiçbir fikrin yok. UConn’a gittiğinde koçun sana çalışmanın ne olduğunu gösterecek

Onun adı Jim Calhoun. Onun kara listesine girme.

gettyimages-151962703

İlk idman için sahaya girdiğinde koşuşturmaca için hazır ol. Üniversitenin antrenman üstünü giyip şut atmaya başlamak için çok heyecanlı olacaksın. Sonra Koç Calhoun gelecek ve beklemediğin şeyleri yapacak.

“Çömez.” Diyecek  “Bu formayı giymeyi hak ettiğini düşünüyor musun? Bu ayrıcalığı hak etmiyorsun. Henüz.”

Sonra asistan koçlar gelip düz gri şort ve tişörtleri çömezlere dağıtacaklar.

“Ter görmek istiyorum.” diyecek Koç.

O ana kadar, basketbolun çıkıp biraz şut sokup yeteneklerini göstermekten ibaret olduğunu düşüneceksin.

Koç Calhoun’un ilk antrenmanına girdiğinde diyeceksin ki bu oyun tam bir o***** çocuğu.

Hayatının en zorlu antrenmanından geçeceksin. Nefesin kesilecek, eğileceksin ama olay şu ki Storrs’daki saha klimalı. Vücudun Güney Karolina’daki kliması olmayan leş gibi salonlarda oynamana alışkın.

Antrenmanın sonunda Koç Calhoun herkesi sıraya dizecek ve hepinize teker teker bakarak önünüzde yürüyecek.

Sıra sana geldiğinde, önce tişörtüne bakacak. Adem elmana düşen tek bir boncuk ter olacak.

Sana bakacak. Sonrasında o tek ter damlasına bakacak. Yine sana bakacak.

“ Bu kadar mı? Sanırım seni yeteri kadar yoramadık, Allen.”

Diğer antrenman daha da zor olacak.

Bu adam seni çok zorlayacak, fakat seni olduğundan çok daha iyi bir oyuncu ve insan yapacak. Harika olmak için ne gerekiyorsa bu adamla öğrenmeye başlayacaksın.

Birkaç gün sonra, hayatının en unutamayacağın anlarından birisini yaşayacaksın. Sabah 05.30’da kalkacaksın ve ağırlık çalışmak için salona gideceksin sonrasında yurda geri dönecek ve derse gitmeden önce duş alacaksın.

Gömlek ve kravat giyeceksin, sırt çantanı sırtlanacak ve ilk derse gitmek için kampüse doğru yürümeye başlayacaksın.

Saat daha erken, etraf çok sessiz. Yapraklar ayağının altında hışırdıyor. Yorgunsun fakat hazırsın ve bir amacın var.

Tam olarak ne zamandı hatırlamıyorum fakat yürürken diyeceksin ki, vay be. Artık bir üniversite öğrencisiyim. Bu yolunda sonunda ne olursa olsun, ailemi gururlandıracağım.

Konuşma dersine girip oturduğunda, kız sana dönecek ve diyecek ki “ Hey, niye bu kadar özenle giyindin? ”

“ Çünkü buna yeteneğim var ” diyeceksin.

O anda, dünyayı fethetmiş gibi hissedeceksin.

Bu mektubu burada bitirebilirim ve sen de muhtemelen hala hayatında neler başaracağın hakkında heyecanlanabilirsin fakat önünde 18 yılllık bir NBA kariyerin var.

NBA’de geçen 20 yılı nasıl özetleyeceğim? Neyi bilmen gerekir? Önemli olan gerçekten ne?

gettyimages-455537944

Kahramanlarına karşı oynayacaksın: Michael Jordan ve Clyde Drexler.

Tarihin en iyileriyle birlikte oynayacaksın: Kevin Garnett, Paul Pierce, LeBron James, Dwyane Wade.

Bazen korkacaksın.

Bazen bu ligi haketmediğini düşüneceksin.

Her gün çalışmaya devam edeceksin.

Kariyerin boyunca 26.000’den fazla şut deneyeceksin. Yaklaşık 10 tanesinden 6’sı sayı olmayacak. Size söylemiştim, bu oyun bir o***** çocuğu.

Yine de endişelenme. Başarılı bir insan 1.000 başarısızlıktan oluşur. Sen ise 14.000 kez kaçıracaksın.

Boston’da bir şampiyonluk kazanacaksın.

Miami’de bir tane daha kazanacaksın.

Bu iki takımdaki karakterler çok farklı olacak, fakat iki takımın da ortak bir noktası olacak: alışkanlıklar.

Sıkıcı eski alışkanlıklar.

Benden NBA’de başarının sırrını söylememi istediğini biliyorum.

Sır şu ki bir sırrı yok.

Sadece sıkıcı eski alışkanlıklar.

gettyimages-81610324

İçinde bulunduğun tüm soyunma odalarında, herkes tüm doğruları söyleyecek. Herkes şampiyonluk için ne gerekirse vereceklerini söyleyecek. Bu oyun, bir film değil. Bu oyun 4.çeyrekteki adam olmakla ilgili değil. Bu oyun konuşmakla ilgili değil. Bu oyun seni kimse izlemiyorken, her yeni gün daha da çok çalışmakla ilgili.

Kevin Garnett, Paul Pierce, LeBron James, Dwyane Wade. Şampiyonluğu birlikte kazanacağın insanlar çok farklı insanlar olacaklar. Onları şampiyon yapan şey ise kimsenin görmediği eski ve sıkıcı alışkanlıklar. Onlar antrenmana ilk gelenin ve son gidenin kim olduğunu görmek için rekabet ediyorlar.

Bunun bir klişe olduğunu düşünen ya da kendilerinin Tanrı tarafından verilen bir yeteneğe sahip olduğunu düşünen yaşıtları tüm kariyerleri boyunca şampiyonluk kazanamayacaklar.

Senin bir şeyi daha da iyi anlamanı istiyorum. Şampiyonluklar buradaki olay değil.

O ödülü iki elinle kavrayıp yukarı kaldırdığında tabi ki de senin hiçbir şey yapamacağını düşünen insanlara kendini kanıtlamış olma hissi olacak.

4 yıllık kenar oyuncusu.

Alkolik.

Beyaz.

Seninle dürüst olmam gerekirse, ilk şampiyonluğunu kazandıktan sonra fark edeceksin ki bu heyecan çok da sürmüyor.

Şampiyonluklar, sabah kalkıp çalıştıktan sonra hissedeceğin duyguların ardında olacak. Şampiyonluklar Uconn’da sınıfta gömlek ve kravatla oturduğun günler gibi. Ulaşabilecek en üst noktalar.

Bu anlara giden zorlu yol, tam da kampüse giderken yürüdüğün o sessiz yol gibi aslında mutluluğu bulacağın yer olacak.

Bunu tüm kalbimle söylüyorum: Hayat varacağın yerden çok, oraya yolculuğunla ilgili. Bu yolculuk da seni insan olarak değiştirecek.

Bunu daha iyi anlamanı sağlayacak bir hikaye anlatacağım.

21 Haziran 2013 tarihinin sabahındayız. 38 yaşındasın ve birkaç saat önce Miami Heat ile NBA Finalleri’ni kazanmışsın.

İkinci kez NBA şampiyonusun.

gettyimages-170830969

Saat 5 gibi yatakta yatıyorsun fakat uyuyamıyorsun. Nihayet 7 gibi uyumaktan vazgeçiyor ve merdivenlerden aşağı iniyorsun. Tüm arkadaşların ve ailen kutlama için evine gelmiş. Hepsi kendinden geçmiş, koltuklarda uyuyakalmışlar. Kahvaltı hazırlamak için parmaklarının ucunda mutfağa geçiyorsun. Güneş yükseliyor, ev sessiz. Başarmak istediğin şeyi başardın fakat hala uykusuzsun.

Neden böyle hissediyorsun peki? Bu kadar çalışmanın sebebi bunu kazanmak değil miydi?

Saat 07:30 gibi arabana atlıyorsun.

Arabanı beyaz ofis binasının önüne park ediyorsun. Daha yeni açıyorlar.

İçeri girdiğinde, resepsiyonist sana bakıyor, “ Ray? Ne … Ne yapıyorsun burada? ”

“ Uyuyamadım.”

“ Fakat… bir şampiyonluk kazandın.”

“ Evet, sadece evden uzaklaşmak istedim.”

“Fakat… Saat sabahın sekizi ve sen dün gece bir şampiyonluk kazandın.”

“ Evet, fakat dişimle ilgili bir sorunum var. O içerde mi? ”

Dişçin ofisine giriyor.

“ Ray? Senin ne… ne?”

“ Uyuyamadım.”

Bu başarının senin için ne anlama geldiğidir. Sen NBA şampiyonluğunu kazandıktan sonraki sabah dişçisine giden birisisin.

Biliyorum, adamım.

Biliyorum.

Hayallerine ulaşmak için, çok farklı bir insan olacaksın. Günlük rutininle ilgili takıntılı birisi olacaksın ve bu bazı arkadaşlarına ve ailene çok ağır bir bedel getirecek.

Çoğu akşam, dışarı çıkmayacaksın. Arkadaşların niye diye soracak. Hayatında hiç alkol de almayacaksın. İnsanlar sana gülerek bakacaklar. NBA’ye girdiğinde, diğer çocuklarla kart oynamayacaksın. Bazı insanlar senin iyi bir takım arkadaşı olmadığını düşünecek. Bazen işin için aileni ikinci plana atmak zorunda bile kalacaksın.

Çoğu zaman yalnız kalacaksın.

Bu seni en popüler insan yapmayacak. Bazıları anlamayacak ve buna değer mi diye sorgulayacaklar.

Buna sadece sen cevap verebilirsin.

Kim olmalıyım?

Yarın o Güney Karolina’daki okul otobüsünden indiğinde seçmek zorunda kalacaksın.

Hayatının kalan her bir gününde seçmek zorunda kalacaksın.

Uyum sağlamak mı istiyorsun ya da azametin ıssız yoluna atılmak mı istiyorsun?

Bunları sana 41 yaşında oyundan emekli olan bir adam olarak yazıyorum, kendiyle tamamen barışık olan bir adam olarak.

Otobüsten indiğinde deneyimlediğin cehennem geçici olacak. Basketbol seni o okulun bahçesinden çok daha uzaklara götürecek. Sadece bir basketbolcudan çok daha fazlası olacaksın. Filmlerde oynayacaksın, dünyayı dolaşacaksın. Bir eş ve beş tane mükemmel çocuğun babası olacaksın.

Şimdi hayatının en büyük sorusu “Kim olmalıyım?” hatta “Bir şampiyonluk daha kazanmak için ne yapmalıyım?” değil.

Hayatının sorusu “Baba, bil bakalım bugünkü matematik dersinde ne oldu?” olacak.

Yolun sonunda seni bekleyen ödül bu.

Sahaya git. Sahada kal.

İşe koyul genç adam.

Çoğu insan asla gerçek seni tanımayacak ama senin çalışmanı bilecekler.

 

RAY ALLEN |  THE PLAYERS’ TRIBUNE 

screenshot_2

Yazar: Oğuzhan Akpınar