14

Merhabalar.

Bu yazıda NBA’in üzerine fazlasıyla yazılan çizilen “savunma olayına dair” bir şeyler karalayacağım. Konu ziyadesiyle geniş, mental, fiziksel vb boyutlarıyla uzun uzadıya tartışılabileceği gibi sadece birlikte oynamayı öğrenmek açısından bile sabahlara kadar tartışılır. Yine de ortaya karışık bir kokteylden zarar gelmez.

Hangi türü söz konusu olursa olsun savunma zor bir iştir. Yukarıdaki resimde büyük hoca Obradoviç’in de ifade ettiği gibi iyi hücum maç, iyi savunma şampiyonluklar getirir (Usta diyorsa doğrudur). Büyük konsantrasyon, farkındalık ve sezgi gerektiren ama en çok da uygulama ile çalışma isteyen şeydir savunma. Kagıt üzerinde oyunculara anlatırsınız ve hepsi anlar ama iş uygulamaya geldiğinde ortaya çıkan sanat eserinin kağıttakiyle ortak bir noktası olmayabilir. O yüzden sayısız tekrar ile pekiştirilmesi, adeta ezberlenmesi gerekir. Pek çok farklı savunma yerleşimi olduğundan bunları tüm takım olarak uygulamayı öğrenmek zordur ama iş milli takımlara geldiğinde zaten birbiriyle sık bir araya gelemeyen 12 adamın bunu harika yapmasını beklemiyoruz elbette. Yani bir kulüp takımından beklentilerimiz bu anlamda bir milli takımla aynı değil. Çok üst seviyede olmasa da bu konuda bir çaba ve farklı yapabilirlikler izlemeyi istemek basketbolu seven herkesin yine de hakkıdır. Küçük yaşlardan itibaren milli takımlarda oynayarak ikili oyunları ve setleri ezbere oynama kültürü geliştirmiş oyuncuların milli takımları bu bakımdan şüphesiz diğerlerinin önünde.

Alan ve adam adama savunmalara tahtırevallinin iki ucu dersek, günümüzde uygulanan tüm savunmalar bu ikisinin arasında kalmaktadır. Kimi takım alana yakın savunma yaparken kimisi (elindeki kaynakların zorlamasıyla ya da kendi seçimiyle) adam adamaya yakın bir şeyler yapar. Amerikalıların yıllardır “bire birde ayakta kalmak” mottosu üzerine kurulu adam adama savunmayı özendiren bir basketbol anlayışları var. Bu basketbol anlayışı NBA de alanı savunurken yakalanan takımın cezalandırılması sayesinde yıllar boyu desteklenmiştir de. ABD’de bu yaklaşımın uygulanması doğrusu son derece mantıklı. Basketbolun bir “entertainment”, bir “Show Business” olarak görüldüğünü kesinlikle unutmadan bu konuyu düşünmek lazım. Üzerine gelen hücumcuya karşı yenilmeyen bir savunmacının topu bloklaması ya da bir hücumcunun savunmacıyı enfes bir hareketle geçip smaçla pozisyonu bitirmesinin kitleleri coşturmadaki rolünü bir düşünün (Basketbolseverler -hele Amerikalılar- bu tip şeyleri çok sever). Bire birde dozer gibi gelen bir oyuncunun müdafaa üzerinden smacı vurması psikolojik etkisiyle “de” üzerine konuşulması gereken bir şey şüphesiz.

Denklemin öbür tarafında ABD gerçeğine karşı, hatta karşıt olarak gelişen bir diğer anlayış ise takım zayıflıklarını, “alanı” doğru şekilde savunarak örtmek üzerine kurulu Avrupa Basketboludur. Temel dayanakları üzerine en kabaca söylenebilecek şey sanırım bir önceki cümlede gizli; zayıflıkları kapatmak.

Bire birde Amerikan atletizmiyle baş etmenin imkânsızlığı yürek burkacak kadar fena iken, onlara karşı aynı oyunla oynamak hüsrandan başka bir şey getirmeyecektir. ABD’ye karşı tempo yükselten ve onlar gibi, “atmak üzerinden oynayan” ülkelerin düştüğü durum olimpiyat ve dünya şampiyona tarihçelerinde yazıyor. O halde başka bir şey yapmalısınız ve bu şey de onların az atmasını sağlamaktan geçiyor. Onların az atmasını sağlamak için kuvvetli yönleriyle değil ama sevmedikleri, alışık olmadıkları şekilde onları oynamak zorunda bırakmak lazım. Bu da alan savunmasına bizi getiriyor. Şov dünyasının bir parçası olarak NBA’de alan savunması yeterince kıymet bulamadığı ve bu bakımdan da yıllar boyu ihmal edildiği için ABD milli takımı alana karşı hücum ederken yıllardır zorlanmaktadır. Yine de hiçbir şey yapmıyor değiller. Bazı takımlar son on yılda alan savunması paternlerini uygulayarak kendilerinden beklenilmeyecek kadar iyi sonuçlar alabildi ve kafa karıştırabildiler.

Alan savunması, iki yönüyle değerlendirilmesi gereken bir konu. Eğer sürekli adam adama üzerinden oynayan bir takımsanız alan savunması yapabilmeniz için ilk olarak gerekli hazırlık çalışmalarınızı yapmanız gerekiyor. Sezon öncesi kampta bu çalışmaları yaptıysanız dahi işiniz kolay değil çünkü yıllardır başka türlü savunma öğreti ve pratikleriyle oynayan veteran ve daha genç oyuncuların alışkanlıklarını değiştirmeniz lazım. Çaylaklar da zaten bu konuda yeterince iyi değiller… 2011’de Dallasın çokça kullandığı alan savunmasının şampiyonluğu getirdiğini unutmamak gerekir (Carlisle kafa karıştıran savunma planlarını iyi hazırlar). İşin özü çok iyi alan savunması hocalarının da olduğu bir takımda olmanız lazım.

İkinci önemli konu ise alan savunmasına karşı hücum etmek ki bu kısım belki daha da zor. İyi alan savunması yapan takımlara karşı ilk akla gelen (klişe) şey olan iyi üçlük ya da dışarıdan cezayı kesme pratiği kolay geliştirilecek bir şey değil. 2014-2015 şampiyonu Golden State Warriors’un neredeyse mükemmelleştirdiği dışarıdan şut setlerinin alan savunması karşısında işe yaradığını hep gördük. Anormal sayıda dış şut atışı kaydeden (çünkü oyun stili itibarıyla olağanüstü sayıda dış şut imkanı oluşturmaya dönük oynayan –early ball sadece bu değildir elbette-) GSW ders gibi bir sezon geçirmişti. 2013-2014 şampiyonu San Antonio’nun fazla sayıda pasla oynayan ve oyun yönünü aniden değiştirme ile artı pasa dayalı tarzı da alan savunmasına nasıl hücum edilir mottosundan pasajlar içermiyor muydu?

Chaney’in Match-up Zonu ve Littwack’in Box And One ı gibi ara modellerin de olduğu zone savunma çok sayıda çeşitiyle bir uzmanlık işi. 2-3 alan savunması “Üstad-ı Azamı” Boeheim’ın kaç milli takımdır yardımcı antrenör olarak ABD kadrosuna hocalık yaptığını bir de bu bakımdan düşünmek lazım (Olimpiyatlar – 2008, 2012, 2016- Fiba Dünya Şampiyonası  -1990, 2006, 2010, 2014- FIBA Amerika Şampiyonası -2007-).

 

jim

Jim Boeheim

Zone müdafaanın bir ceza nedeni olmaktan çıkması ile oyuncuların günümüzde NBA’de sahip olması gereken özelliklerin çok arttığını söyleyebiliyoruz. Artık sadece man to man yapanlar değil farklı müdafaaları yapabilen oyuncular değerli. Bu da yetmiyor bakıldı ki Thibodeau başarılı oluyor, Dallas şampiyon oluyor ve alan savunması NBA’de iş yapıyor (Amerikayı iyi tanıyan Blatt’ın NBA’e getirilişini bir de bu açıdan inceleyebiliriz) bu sefer alana hücum edebilmek için nitelikler ön sıralara çıkmaya başladı. Dış şutun ne kadar önemli olduğu, ama daha ziyade dış atıcının işini kolaylaştıracak oyun düzenlerinin ne kadar geçer akçe olduğu anlaşıldı (GSW’nin oyununu sadece adamlar dışarıdan çok iyi atıyor diye anlamaya çalışmak layıkıyla anlamamak olacaktır). Rakip savunma oturmadan hızla hücum etmenin bonusu ne kadar yüksek bir iş olduğu ama iyi şutörlerle kombin edildiğinde sizi bir üst seviyeye taşıdığı görüldü. Bunun bir öncesinde ise alana karşı hücum etmenin en geçer akçesinin çok iyi ve doğru paslaşmada yattığı fark edildi. Şampiyon Spurs kadrosunun maç başına oyuncu topla buluşturma ve pas sayıları incelendiğinde ne demek istediğimiz anlaşılacaktır. Burada pastan kastımız şüphesiz ki bal yapmayan arı modundaki pas olsun mantığındaki paslaşmalar değil. San Antonio paslaşması diye bir tabir oluştu artık. Yani topun yönünü birden değiştirebilmek, oyunu rakip pota altından da kurabilmek, guardların her ikisinin de saha içi tüm açıları görüp oraları besleyebilir potansiyelde olması gibi vasıfları San Antonio mükemmelleştirdi. GSW bu pas işinin yanına yüksek şut oranını da ekleyince o sezon itibarıyla dünyanın en öldürücü takımını ortaya çıkartmıştı.

Özellikle Avrupa takımlarının benimsediği alan savunması ABD’de her ne kadar önceleri hoş karşılanmamışsa da ABD milli takımının 10 yıl kadar önce yaşadığı acı tecrübelerin sonunda bir dönüşüm yaşanmak zorunda kalındı. Yunanistan, Porto Riko, Litvanya, gibi takımların zamanında ABD’ye yaşattığı karabasanların ardından alan savunmasına özellikle dikkat ediliyor. Şurası açık ki “ABD olarak herkesten çok daha iyiyiz ve atletizmimizle hepinizi yeneriz” devri artık kapandı. Son olimpiyatta ABD’nin savunma ve hücum anlamında zor anlarda ipleri hala elinde tutabildiğini izledik ki bu aslında başlı başına bir yazı konusu. Alan savunmasına karşı bocalayan ve eli ayağına dolaşan ABD yerine artık daha bilinçli oynayan, buna daha alışmış bir takım var. Oyuncuların birbirine biraz daha alışık olması gibi şeyler de bu konuda yazılıp çizilecektir şüphesiz…

Bu alan savunması gerçekten o kadar sihirli bir şey mi peki?

Tüm takımlar çok iyi savunmacılara ne yazık ki sahip olamıyor (iyi ki de olamıyor). Uzun ama hantal adamlara, hızlı ama mevkiine göre kısa adamlara ya da o mevkilerde sizden daha üstün nitelikli rakiplere sahipseniz alan savunması güzel bir kaçış sağlamakta. Dış oyuncularınız kısaysa ve bu nedenle perdelere takılacak ya da boy dezavantajını rakip işleyecekse alan savunması bir çare olabilir. Bu savunmayla boyalı alan gayet güzel savunularak içerideki oyuncuların fiziksel dezavantajları kapatılabilir. Üstelik içeriyi iyi savunarak rakibin sinirlerini bozacağınız için karşı takımın strese yenilerek acele şut seçimi ya da saçmalaması da fevkalade mümkün. Alanı savunacağınız için yayılacağınız alan ve savunmanızın yapısı topun rakipte bulunduğu noktaya göre değişecektir. Ama değişmeyecek şey içeriyi rakibin domine etme şansını düşürmenizdir. Bu da oyun temposunu yavaşlatacaktır. Rakibinizin olağanüstü pasörlerinin olmadığını düşünürseniz içeri akıllı toplar indirmesi çok zor olduğundan dışarıda topu döndürecek olan oyuncuların dış şuta yönelmeleri büyük ihtimaldir. Adam adamadan alan savunmasına ya da tersi yerleşimleri maç içinde sık sık değiştirmekle rakibin hücum dengelerini bozacağınızı da düşünmelisiniz.

Hiç mi günahı yok bu alan savunmasının?

Olmaz mı? Rakibiniz dış atıcıları iyi bir gün geçiriyorsa o zaman alan savunmasında sık sık delinmeniz çok olası. İçeriye topu indirmekte başarılı olamayan rakibiniz dışarıda riske ettiğiniz bir adamı bularak üst üste sayılar yazıyorsa o oyunculara kariyer gecesi de yaşatabilirsiniz. Adam adamanın en temel felsefesi olan rakibe yenilmemeyi alan savunmasına sığınarak “yenilsek de bir çaresine bakarız” şeklinde algılamak ile oyuncu gelişimi yara alabilir. Unutulmaması gereken rakibin tehlikeli yanlarına karşı önlem alabilmek ve savunabilmeyi başarmaktır. Bir oyuncu olarak rakibinizin sizden daha üstün olduğu durumları sıklıkla yaşayacağınızdan “ya alan savunması yaparız neticede” mantığı sizin kendinizi adam adama savunması anlamında geliştirmemenizin özrü olamaz. Adam adamadan alan savunmasına geçince bir sihirli değnek değip de rakibinizin tutulup kalacak hali de yok zaten. Önemli olan rakibin size karşı bulduğu kanalları kapatacak şekilde farklı savunma varyasyonlarını değerlendirmek. Adam adama ile baş edemediğiniz rakibi 1-3-1 ile yoksa 2-3 ile vb farklı alan savunmaları ile durdurmaya çalışarak rakibinizin bulduğu madenleri tıkamalısınız. Farklı farklı savunmalara geçişleri yapabilmek için çok fazla pratik ve akışkanlığı sağlamak gerekir ki aslında bu başlı başına bir yazı konusu…

Bireysel yetenek konusunda fakir takımların ya da görece fakir takımların açığı alan savunmasıyla kapatması söylendiği kadar basit değil tabii ki. Kâğıt üzerinde yazıldığında çok mantıklı gelen setleri parkede uygulamak çok fazla pratik ve oyun zekası gerektiriyor. Geçen yazımızda da ifade ettiğim yüzlerce kez aynı setleri oynama olayı boşuna değil yani…

“Eğer öğrenmeniz gereken bir alan savunması varsa o Boeheim’ın 2-3 alan savunmasıdır”

Seth Greenberg (NCAA eski koçu)

 

Amip savunması, 1-3-1, 2-3, 1-2-2 gibi farklı varyasyonları olan alan savunmanın köşe, tepe vb oyunlarını burada tek tek sayarak kimseyi çıldırtmamak lazım. Buna mukabil bir fikir vermek için aşağıda 2-3 alan savunması diyagramları bakılmaya değer. Topun köşedeki adama iletilmesine müsaade etmek ve ona pas açısı bırakmayacak şekilde düzen almanın nasıl yapılacağı, yüksek post, tepe gibi noktalarda nasıl kurgular yapılacağı şüphesiz ki milyon ayrı kurguyla incelenebilir.

 

1jpg

 

Tuzak kurma ve topun olduğu yerdeki savunmayı çoğaltıp tersi istikametteki adam sayısını azaltmayı baz alan örnek sistemin birinci zayıflığı burada kendini göstermekte; ya top ters istikamete hızla verilebilirse? Bunun için topun yön değiştirme hızından daha hızlı kat edebilen savunmacılara ihtiyacınız var. Tam da bunun için (yine mi “bunun için”) topun kanatlar arasında direkt olarak gönderilememesini sağlamanız gerekiyor. Fazla adam burada devreye giriyor ve tuzakladığınız adamın harekete geçmesiyle onun pas açılarını kapatıp doğru pası verdirmemeniz önem kazanıyor. Eğer alan savunma yaparken rakibin terse top atmasına engel olamazsanız (zaten 1 adam eksik yakalanacağınız ters kanatta) boş atış yeme ihtimaliniz çok kuvvetli. Ya boş atış kurbanı olacaksınız ya da bir rakip oyuncu içeriye pas indirme/penetre imkanına kavuşacak. Oyun aslında mantıklı riskler almak şeklinde izah buluyor. Bununla birlikte, üçlük yememeye dikkat etmek üzere kurulu farklı alan savunması yayılışları da mevcut. Yüzlerce, binlerce savunma diyagramının söz konusu olabileceği görüldüğü gibi çok açık. Biz yukarıda şemalardan hoşlanan arkadaşlarımıza bir pas attık sadece…

Faydalı olabilecek bir başka örnek olan Boeheim’ın 2-3 zone savunması. Methiyeler düzülen bu savunma hakkında internette arama yapıldığında pek çok okumalık kolayca bulunabilecektir.

Tabi zone savunmaya geçiş yaptık tamam her şey halloldu diye bir şey de yok. Böyle bir savunmaya nasıl hücum edileceğine dair de yüzlerce binlerce şey yazılıp çizildi. Bunlara basit örnekler olarak (https://www.breakthroughbasketball.com/offense/3-zone-strategies.html) verilebilir.

Özellikle Avrupada ve artık ABD’de de takımlar farklı farklı savunmalar deniyorlar. Bir alan savunmasını iyi yapmak demek onu her takıma karşı çok iyi kullanabileceğiniz anlamına gelmiyor. Rakibiniz sizin iyi uyguladığınız savunmaya karşı avantajlı hücum setlerine ve oyunculara sahipse kafayı kullanmak ve farklı şeyleri de denemek lazım. O yüzden birkaç farklı savunma mutlaka zulada bulundurulmalı. Alan savunmaları arasındaki geçişlerle rakibin dengesi bozulmalı veya onun en zorlanacağı savunma düzeni aranmalı. Rakibin kuvvetli boyalı alan oyuncularıyla oynarken uygulayacağınız zone ile 5 kısaya döndüğünde oynayacağınız alan savunmasının aynı olması mümkün mü? Rakip hamle yapacak, siz yanıt vereceksiniz, olmazsa değiştireceksiniz ve böylece savunmayı “en iyileyerek” bu süreç devam edip gidecek. Neticede mutlaka rakibiniz sizi zorlayacak ama işe yarayacak doğru savunmayı aramadan bulamazsınız. İşler her zaman kağıt üzerindeki gibi gitmeyebiliyor…

Savunma konusunda yazıp çizerken gözden kaçırdığımız ya da çoğu kez kasten girmediğimiz bir konu daha var. Savunmayı yapacak olan kim? Oyuncularımız. Bu savunmayı nasıl yapacaklar? Birbirleri ile iletişim içinde ve kağıt üzerindeki planlara sadık kalarak. O halde iş biraz bunu geliştirebilmekte. Yani tüm savunmaların ve atakların icrasında önemli olan şey saha üzerindeki farkındalığın artırılması. Phil Jackson’ın Kutsal Çemberler kitabında güzel bir bölüm vardır. Efsane koçlardan Red Holzman bir gün maçın kritik bir safhasında mola aldığında benchte oturan Phil Jackson bir arkadaşıyla şakalaşmaktadır. Hemen oyuncusunun yanına giden Red oyunun bitimine ne kadar kaldığını sorar. Phil Jackson soruya doğru yanıt verince “ben onu sormuyorum hücum süresinin bitimine ne kadar var” der ve Phil Jackson sürenin farkında olmadığını anlar.  Maksat aslında bellidir. Benchteki bir oyuncu da olsanız maçın her anının farkında olacaksınız, herkesi görecek, olabilecek her şeye hazır olacaksınız. FARKINDA OLACAKSINIZ. Aksi takdirde saha kenarından oyuna dahil olduğunuzda sahadaki dörtlüye tam anlamıyla ayak uyduramazsınız. Bu farkındalığı geliştirebilmek daha iyi bir oyuncu olmaya önemli bir kapı açacaktır. Phil Jackson’ın sonraki yıl breys kullanacak kadar kötü fıtık olması ve 2 yıl sahadan uzak kalması sırasında Holzman’ın onu rakiplerin maçlarını izlemeye görevlendirmesi ve yanında adeta yardımcı koçluk yaptırması da Jackson’ı ileriye dönük hazırlayan bir etken olmuştur ki aslında o bunu “saha içindeki her şeyi görebilmeyi ve rakibi çözmeyi bu şekilde öğrenmiştim” diyerek ifade eder. Rakipleri ve kendinizin ne yaptığınızı bir oyuncu olarak tam olarak fark edebilmeyi sayfalar dolusu yazabiliriz… Bu, basketbol adına belki de büyük harflerle yazılmayı hak eden en önemli konulardan birisi…

Oyuncu çok zaman kafası karışık olan biridir. Üzerindeki gerilim ile kafasındaki karmaşıklık artacağı için zaman zaman bu baskıyı kaldıramaması da söz konusu. Bunun önüne geçmek için çok çeşitli pratikler öneriliyor. Kimisi zen felsefesini ve bir tür zihinsel arınmayı seçiyor kimisi dine yöneliyor kimisi ise şans getirdiğine inandığı şeyleri yanından ayırmıyor. Neticede istenilen şey baskıyı azaltmak… Bu konuda belki bir gün Phil Jackson’ın hayatından kesitleri ve uygulamalarını içeren bir şeyler kaleme alırız. Deneyimler kadar güzel öğretmen yok. Her sporcunun kendinden bir şeyler bulacağı ve örnek alarak uygulamak isteyeceği şeyleri Üstadın kitabında bulmak olası. Hararetle tavsiye ediyorum.

kobe bryant defence jordan ile ilgili görsel sonucu

Son söz

Önemli olan elinizdeki takımın kişisel gelişimini yükseltmektir. Bu yüzden asıl büyük sınav adam adama savunmayı daha iyi yapmanın yollarını aramak ve oyuncularınızı geliştirmek. Alan savunması taktiksel olarak kullanılabilecek bir silah ve son derece ciddiye alıyoruz. Takım içindeki yardımlaşmayı ve takım olmayı geliştirmesi anlamında mutlaka en az bir varyantın gençlerde çok iyi öğretilmesini de önemsiyoruz. Öte yandan elinizdeki kadro size bazı şeyleri dikte ettirdiğinde alan ya da adam adama savunmanın bazı varyantlarını oynamak bazen olmayabiliyor. Bu noktada doğru düşünme şekli kanımca şu olacak; basketbol takımınızın gelişimi bir süreç ve bu süreci adam adama savunmayı sürekli geliştirerek götürürken alan savunmasına da maç içinde dönüşler yapmayı öğrenerek geçirmek lazım. Takım olarak hem alan hem adam adama savunmaları yapabilmek oldukça değerli. Daha zorlayıcı melez savunmaları da uygulamayı öğrendiğinizde rakibinizin şaşırmama ihtimali yok. Daha yakın zamanlardaki ABD Türkiye maçlarını hatırlatmak isterim. ABD Türkiye’nin melez savunmasına karşı çok zorlanmış ve maçı koparması ancak 4. çeyrekte olmuştu. Benzeri şeyleri Gasol Kardeşlerin birlikte oynadığı İspanya ile ABD karşısında da gözlemledik. Özellikle iyi yapılan benzeri savunmalar (melez + alan),  alan savunmasına henüz tam olarak adapte olamamış ABD milli takımını uluslararası arenada çok zorlamaya devam edecektir.

En son söz

Her şeyi kararında yapmalı. Kişisel gelişiminizi çıkarabildiğiniz kadar zirveye taşırken sahip olduğunuz defoları da maçlarda kapatmayı bilmelisiniz. Yine de ana stratejiniz her zaman takımın kişisel gelişimi olacak. Maçları kazanmak sadece bir cephede alınacak bir galibiyet ama uzun dönemli olaya bakmak savaşı size kazandıracaktır. Bu noktada Pirus zaferinden bahsetmeli belki de. Barbar Latinlere karşı Güney İtalya’nın Yunan kolonileri büyük kral Pirus’tan yardım isterler. Pirus Makedonya’dan Arnavutluğa kadar uzanan toprakların hegamonu olarak filleriyle birlikte Güney İtalya’ya çıkar. İlk büyük savaşı kazanır ama Romalı barbarlar çözülmek şöyle dursun daha da inatla baskı kurmaya devam ederler. İkinci savaşını da kazanan Pirus neredeyse tüm ordusunu yitirmek noktasına gelir. Bir kez daha savaşırsak korkarım ordusuz kalacağım der Pirus sonrasında da… Sadece bir tür alan savunmasıyla (ya da sadece adam adama ile)  oynarsanız sonunda tüm defolarınız açığa çıkar ve sonraki rakibiniz size karşı doğru saldırı planlarını hayata geçirir…

Oyuncuları sahada hazır etmek için kağıt üzerinde rakip çözümlemeleri iyi yapılmalı. Maç kafada defalarca oynanmalı ve bu maçı oynayan kişi sadece hoca da değil tüm oyuncular olmalı. Siz maçtan önce kafanızda maçları oynayabilirseniz tutacağınız oyuncuların neler yapacağını ve maç içinde karşılaşacaklarınızı kestirme imkanınız da olacak. Sürprizleri azaltmalı…

Tüm savunma ve saldırı oyunları (her ne olursa olsun) iyi bir zihinsel hazırlıktan sonra gerçekleşebilir (Sporseverler bununla ilgili Mustafa Denizli’nin benzeri sözlerini hatırlar ama Denizli’nin yaptığı zaten onlarca yıldır spor dünyasında kullanılan bir şeyin tekrarından başka bir şey değildi.). Belki de pek çok basketbol gurusunun üzerine çok şey söylediği mental hazırlık üzerine ileride bir şeyler yazılıp çizilmeli…

Tüm savunma yapabilirlikleriniz sermayenizdeki silahlardır ve ne zaman hangisini ateşleyeceğinize dikkat etmelisiniz. Savunmaları ortaya karışık yapmalı. Kokteyller güzeldir. Mevsim yaz. Tadını çıkartın. Basketbolla kalın.

Yazar: Utku Köker