bearded picasso harden ile ilgili görsel sonucu

Dünya üzerindeki tüm basketbolseverlere James Harden’ın neden MVP olması gerektiğini açıklamak için buradayım.

 

Başlamadan önce, Houston Rockets taraftarlarına seslenmek istiyorum.

 

N’abersiniz? Playoff zamanı geldi çattı ve biraz eski şeylerden söz etmek istiyorum.

 

Geçen sene bu zamanları hatırlıyor musunuz?

 

Sezonu 41-41 bitirmiştik. İki farklı koçla beraber iniş ve çıkışlar yaşadık. Playofflara 8. sıradan zar zor girdik, ilk turdan elendik.

 

Aslında bir önceki sene Batı Konferansı finallerine çıktıktan sonra böyle bir sezon geçirmeyi beklemiyorduk. Konferans finali yaptığımız sezonu hatırlıyor musunuz?

 

Biliyorum, hatırlıyorsunuz. Biz de hatırlıyoruz. Çünkü geçen sene off-season çok erken geldi. Bize düşünmemiz ve dinlememiz için fazlasıyla zaman kaldı.

 

İnsanlar takımımızla ilgili çok şey söylüyor. Eminim büyük çoğunluğu Rockets ile ilgili geçen yazdan itibaren başlayan hikayeler, değil mi?

 

İlk olarak koç D’Antoni geldi, insanlar eleştirmeye başladı. Kadromuz ile onun yüksek tempolu oyun stilinin uyum sağlamayacağını düşündüler.

 

Ardından Dwight (Howard) takımdan ayrıldı, insanlar birkaç kötü yılın kaçınılmaz olduğunu söyledi.

 

Eric Gordon ve Ryan Anderson’ı aldık, insanlar diğer takımda kendilerini bulamamış bu iki oyuncunun bize hedeflediğimiz yolda nasıl yardım edebileceğini sorgulamaya başladı.

 

Her şeye sıfırdan başlayıp kendimizi daha iyi yerlere getirebileceğimiz bir senaryo hatırlıyor musunuz?

 

Houston taraftarları, neyi kastettiğimi çok iyi biliyorsunuz. Bunları duymaktan nefret ettiğinizi de biliyorum.

 

Bunları dinlemek bizim için de eğlenceli değildi. Eleştiri eleştiridir, fakat kabullenemediğim kısım biz daha antrenmana çıkmadan insanlar nasıl bizim hakkımızda yorum yapıyor? Geçen yazın başlarında büyük bir çoğunluk ligi 41-41, 42-40 ya da 40-42 civarlarında bitireceğimizi düşünüyordu. Tıpkı geçtiğimiz yıldaki gibi.

 

Playofflar mı? Bence insanlar Playoff yapacağımızı düşünüyorsa bile ilk turdan öteye gidemeyeceğimize inanıyordu.

 

Başka bir planımız vardı. Ya da, bizim değil.

 

James Harden’ın bir planı vardı.

 

 

Tamam, konudan saptığım için özür dilerim.

 

MVP yarışı hakkında konuşmalıydım. Asıl niyetim istatistikler hakkında konuşmak ve James Harden’ın istatistiklerinin LeBron, Russ, Kawhi vs. oyunculardan daha etkileyici olduğunu söylemekti.

 

Fakat ben bir istatistik adamı değilim. Bunu istatistikle ilgilenen adamlara bırakıyorum.

 

MVP yarışında istatistikler yalnız başına bir belirteç olsaydı, Russ’ın muhteşem triple-double dolu senesi ödülü ona getirirdi. Russ’ı seviyorum, kardeşim gibidir. Bu sene yaptığı şeyler olağanüstü, buna şüphe yok.

 

Kawhi’ın istatistiklerinden de bahsedebilirsin. Sahanın iki tarafında da çok iyi olması MVP seviyesinde bir şey, LeBron’un son 10 yılda kaydettiği her istatistik MVP seviyesinde bir şey.

 

Fakat rakamlar James’in hikayesinin kalan kısmında yer almıyor. Sıkıntı şu ki, James’i çok iyi tanımama rağmen, onun oyununu kelimelere dökmek çok zor. James Harden’ın sahadayken oyunu değiştirdiğini betimlemek fazlasıyla güç. Herkesten iki, üç adım öncesini görüyor ve bunu açıklamak kolay değil. James oynadığım oyuncuların hiçbirine benzemiyor.

 

James’in sakalını ve saha içindeki yüz ifadelerini yazıya dökmenin zor olduğunu biliyorum. Kendine has bir tarzı var, kimseye özenmez ve hem geçmişten hem de şimdiden kimseyi ona benzetemezsin. Üç sayı çizgisinin gerisinden büyük bir tehdit, ancak çembere giderken de çok tehlikeli. Bu sezon asist konusunda lig lideri ve kuşkusuz çizgiye gelme konusunda ligin en iyisi. James takım arkadaşlarını daha iyi hale getirmekle kalmıyor, bizim için oyunu kolaylaştırıyor. Eric, Ryan, Lou ya da ben farketmeksizin hep boşta kalıyoruz. Bir sezonda en çok üçlük atan NBA takımı rekorunu kırmamız tesadüf değil.

 

 

Bana göre James Harden basketbolun Picasso’su. Sanatının değerini zaman geçtikten sonra bile anlayamasan da sanatına saygı duyduğun bir sanatçıdır. (Van Gogh veya başka bir sanatçı da olabilir, sanat tarihi uzmanı değilim fakat ne demek istediğimi anlamışsınızdır.)

 

Sizden olaya farklı bir açıdan bakmanızı istiyorum. Tıpkı James’in sahada yaptıkları gibi.

 

James Harden’ın doğru MVP olduğunu hakikaten açıklamak için onun oyununu bir hikayeyle anlatmam gerek.

 

Bunun için geçen yaza dönmek zorundayız. Rockets ile ilgili bütün olumsuz dedikoduların dolaştığı döneme. James’in inanılmaz sezonunu açıklamamın en iyi yolu bu.

 

Koç D’Antoni göreve getirildikten sonra ilk yaptığı şey James ile görüşmek oldu. İlk görüşmelerinde koç, James’ten kulağa delice gelecek bir şey istedi. Şu an için bu hikayeyi herkesin bildiğini farkettim ancak koç D’Antoni’nin daha ilk konuşmasında istediği şeyin ne kadar çılgınca olduğunu bir düşünün.

 

James’ten oyun kurucu pozisyonunda oynamasını istedi.

 

Koçun bu talebinin ne derece cesur olduğunu anlamalısınız: yeni bir koç, bu jenerasyonun en saf skorerlerinden (üstelik 1.96 boyunda ve 100 kilo bir solak) daha önce hiç yapmadığı bir şey olarak oyun kurucu oynamasını istiyor.

 

Bakın. James Harden maç başına 29 sayı attığı bir sezondan çıkmış ve koç D’Antoni ondan sayı atma şansını azaltacak bir rolü kabul etmesini istiyor. Bunu nasıl bir seviye düşüşü olarak adlandıramayız?

 

 

Eğer ben James Harden olsaydım, bir refleks olarak “Kimi düşünüyorsun, koç?” diye sorardım.

 

Fakat James bu yolu seçmedi.

 

İşte bu yüzden o sahada bir Picasso, bir Rembrandt, bir Gaugin ya da Cezanne (bu adamları bulmak zorundaydım).

 

Aslında James’in oyununda değişen ilk seferde göremediğin ama sonradan farkettiğin bir çok şey var. James koç D’Antoni’ye bir, sadece bir soru sordu: “Bu kazanmamıza yardımcı olacak mı?”

 

Olacağını, ancak ciddi ve sıkı bir dönemden geçeceğini söyledi koç.

 

James bunu düşünmek için bir gün bile harcamadı. Hemen cevap verdi, “Tamam, yaparım.”

 

Bunun ne kadar ender rastlanır bir olay olduğunu biliyor musunuz? Süperstar NBA oyuncuları kariyerinin zirvesindeyken pozisyonunu değiştirmez. 8 yıl NBA’de oynamışken, mütemadiyen ligin en skorer oyuncusuyken ve en önemlisi takımı bir başka dominant skorere ihtiyaç duyarken oynadığı mevkiyi değiştirmez. Neden yapsınlar ki? Bu büyük bir inanç. Aynı zamanda kendi istatistiklerini sıkıntıya sokacak bir durum. İstenilen özellikleri koca bir sezon veya daha fazlasını harcamadan ve kendi oyununu batırmadan benimseyebilmek çok çok zor.

 

Biliyorum, çünkü bir çok büyük yıldızla beraber oynadım. Bir skorer olarak başlayıp oyun kurucuya dönmek mi? Bunu göremezsin. Bazen tam tersini görürsün, tıpkı D’Antoni ile oynayan bir başka oyuncu Steve Nash(koçun pas dağıtan bir adamdan çift yönlü tehlike oluşturabilen birisine dönüştürdüğü kişi) gibi.

 

Sezon başlarken, James oyun kurucu olmayı kabul ederek kendisini ateşe attı ve hiç arkasına bakmadı. İnsanlar bu rolün üstesinden ne kadar çabuk geldiğini farketmedi. Böylesine etkileyici bir pozisyon değişikliğinden sonra disiplinli bir dönem gelir. Kendine hata payı verirsin. Tüm bunlara rağmen maç başına attığı sayı azalmadı. Asist sayısı maç başına 4 asist kadar arttı (bu istatistiğe bakmak zorunda kaldım). Maç başına fazladan 4 asist. Kawhi, yanlış anlama ama, maç başına 4 asist.

 

James’in en çok hakettiği değeri görmeyen özelliği ise olgunluk seviyesi. Çok bilmiş değil. Büyük yıldızlar genelde böyledir. Anlıyorum, sık sık mükemmel şeyler yapıyorlar, kendilerini zirveye çıkaran içgüdülerine güveniyorlar fakat James bu konuda bambaşka bir seviyede. Kendi oyun anlayışını sorgular, her şeyi bildiğini iddia etmez. 1 numaraya evrilerek, kazanan bir takım olmamız adına kişisel fedakarlıklar yaptığını gösterdi.

 

 

Bir de böyle düşünün: James eğer oyun kurucu pozisyonuna geçmeseydi muhtemelen 40 sayı (7 ribaund ve 7 asist) ortalamaları yakalardı.

 

Buna yürekten inanıyorum. Fakat aynı zamanda bildiğim bir şey var. Eğer böyle olsaydı Rockets 55 galibiyet alamaz ve ligin en iyi üçüncü galibiyet yüzdesine sahip olamazdı.

 

Birazcık büyük resme baktığım zaman, MVP yarışıyla ilgili konuşurken rakamlara ve istatistik kıyaslamalarına çok fazla odaklanmamızdan kaynaklı unutulmaya yüz tutmuş ve böyle olması beni çok rahatsız eden bir şey var: kazanmak.

 

Sezonun başında çoğu insan çok fazla galibiyet alacağımızı sanmıyordu. Belkide takımımızda James Harden olduğunu unutmuşlardır, bilemiyorum. James kazanmaya ölümüne odaklanmış birisi. Aynı zamanda Playoff’larda ondan inanılmaz performanslar da izleyebilirsiniz. James’in inanılmaz bir istikrarı var diyemem, çünkü öyle. Fakat mütemadiyen inanılmazdır, özellikle büyük maçlarda.

 

Bu takımı kanıtlayabilme şansımız asıl şimdi başlıyor. Rockets taraftarları, bizi destekleyeceğinizi biliyorum.

 

Sakallı Picassomuz’un bizi götürdüğü yere kadar gideceğiz.

Trevor Ariza | The Players’ Tribune

Yazar: Orçun Dinç