Run n Gun Nedir?

Mert Işık

                                                                     

                                                                                            Aramakla bulunmaz ama bulanlar ancak arayanlardır.

 

İnsanoğlu hep daha fazlasını ister. Bir şeylere ulaşıldığında-her ne olursa olsun- insana doygunluk verir ve önünde iki seçenek vardır. Ya bununla tatmin olup gerileyeceksin ya da başka şeyler arzulayacaksın. Bir başarıya ulaşmak zirveye çıkmaktır ve işte o gün düşüşün başladığı gündür. Daimi başarı diye bir şey asla olamaz. Sen, çevren, şartlar kısacası her şey değişir, rakiplerine hedef olursun, sürekli düşürülmek istenirsin. Tatmin olmanın gerilemek anlamına geldiği bu yüzdendir. Yaşanılan hisler ne kadar tatmin ederse etsin o gün yeni bir sayfanın açılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Aksi takdirde ‘iflas eden tüccar eski defterleri karıştırırmış’ sözüne konuk oyuncu oluruz. Yapmamız gereken ise başka şeyler arzulamaktır. Daima yeni başarılar istemeliyiz.

 

Bir insan sorgulamaya başladığında bazı şeyleri, bulduğu cevaplar onu tatmin etmemeye başlar. Çünkü cevap sorgulamayı bitirir. O hazzı tekrar alabilmek için sorduğu soruları zorlaştırır. Düşüncelerinde kaybolmayı özler. Diğer yandan bulunan cevaplar ise asla kalıcı değildir. Çünkü diğer insanlar da doyumsuzdur ve daha fazlasını ister sizden. Sürekli gelişip karşılık vermelisiniz, yüzünüze atılan her yumruğa.

 

 

Basketbolda ise daha fazlasını isteme ihtiyacı, topluma zevk vermesi için yapılan bir spor olduğu için zaruri hale gelmiştir. İnsanlar sizden güzel oyun ve başarılar kazanmanızı bekler ancak bugün sizi alkışlayanlar yarın yuhalamak için hazırdır. Düşüşe geçen her insanda bunu görebiliriz. Toplumdan soyutlanabilmek herkesin istediği bir şey içten içe ama bu imkansızdır. Başarı kazanmadıkça saygı kaybedersiniz. Size gösterilen o saygı işte egonuza en iyi gelen şeydir. Bu yüzden diğer insanlara muhtacız. Bizi övmeleri için. Basketbolda övgüye layık olmak için çağa ayak uydurmak gerekir. Geçmişteki oyuncular için, şimdi oynasa bu kadar iyi oynayamazdı denir hep. Bu oldukça doğrudur aslında. Topu sürekli elinde tutan oyuncular, üçlük atamayan kısalar, sırtı dönük oyun oynayan uzunlar günümüzde ancak alay konusu olur. Çünkü tam tersini istiyor şuan insanlar. Yarın da bambaşka şeyler istenecektir. Değişmeyen tek şey değişimdir. Takımlar da bundan nasibini almış ve sürekli yenilikler peşinde koşmaktadır. Bu yeniliklerden biri de hızlı hücuma dayalı ‘Run n Gun’ sistemidir.

 

 

Çağımızın basketbolunda sayıya en hızlı şekilde ulaşmak temel amaçtır. 20 yıl öncesine kadar NBA’de maç başına iki takımın toplam hücum sayısı 150 civarlarındaydı. Sonraki 10 yılda bu sayı yaklaşık 180’e ulaştı. Ancak şimdi-özellikle son 5 senede- bu sayı 200 altına genelde inmiyor, 220’leri gördüğümüz maçlar bile oldukça fazla. 2017/18 sezonunda maç başına en çok hücum eden takım 104.9 ile New Orleans’dı. En az hücum yapan takım ise 98 ile San Antonio’ydu. 10 yıl önce en düşük ortalamaya sahip takımın 89 ile Portland olduğu dikkat çekici bir detay. Bu sezona ise 110 ortalama hücuma ulaşan birçok takım izleyerek başladık. Sezon sonuna doğru düşse de bu durum 105’i geçen birçok takım olacağını düşünüyorum. Bu da iki hızlı hücum oynayan takımın maçında 230 civarında hücum yapılması demek. Bu sayılar şimdiden hayret verici olsa da eminim 10 yıl sonra bu rakamlar alelade gelecektir insanlara. Ancak şu var ki ilerde bu durum takımların işine gelmezse bir anda eski sert ve nispeten sıkıcı basketbola dönebiliriz. Tamamen başarıya nasıl ulaşıldığıyla ilgili bir mesele. Hızlı oyun elbette tek başarı yolu değil ancak o kadar avantaj sağlıyor ki setlerine sıkı sıkıya bağlı takımları bile hızlı oynamaya itiyor.

 

Hızlı oynamanın birçok yolu mevcut ancak en bilinenlerinden biri Run n Gun sistemidir. Prensipleri basittir, ribaundu aldıktan veya topu çaldıktan sonra 5 saniye içinde yani savunma yerleşmeden hücum etmek. Bu uğurda bazen savunma önemsenmez, rakibin de hızlı oynaması teşvik edilir, hatta top kayıpları bile tempoyu devam ettirdiği için kabul edilebilir. Amaç rakipten daha fazla sayı atmaktır. NBA tarihinin bilinen ilk Run n Gun takımı 1950 ve 60’larda 11 şampiyonluk kazanan Boston Celtics’dir. O senelerde Boston 115 sayı ortalamalarıyla oynuyordu. Şimdi bile o ortalamalara ulaşmak oldukça zor. Daha sonra basketbol biraz durağanlaşmış 80’lerde ise bu kez Showtime ile Lakers, Run n Gun sistemini hatırlatarak başarıdan başarıya koşmuştur. 90’larda ise Denver Nuggets bu sistemi denemiş ve formülün her zaman işe yaramayacağını gösterircesine maç başına ortalama 119 sayı yiyerek başarısız olmuşlardır. Ayrıca NBA rekoru olan, bir yarıda bir takımın en çok sayı attığı maçı da o dönemlerde Phoenix Suns, Denver’a karşı oynamış ve ilk devreyi 107 sayı ile kapatmıştır. Günümüzde ise Golden State başta olmak üzere bu oyuna benzer oyun oynayan birçok takım mevcuttur. Bu oyunu bir adım ileri taşıma adına Lakers ve New Orleans da büyük çaba sarf etmektedir. Çünkü sizin 20 saniyede, her hamleyi hesaplayarak bulduğunuz sayıyı 5 saniye içinde potanızda görmeniz oldukça can sıkıcı bir olay. Avrupa’da ise bu oyunu çok nadiren görmüş olsak da 2014 Maccabi Tel Aviv’ini çok özel bir yere koymak gerek. O sene Euroleague şampiyonu olan takım gelmiş geçmiş izlemesi en zevkli Avrupa takımı olabilir.

 

 

Peki Run n Gun oynayabilmek için elimizde nasıl oyuncular bulunmalıdır?

 

 

5 Numara: Öncelikle çok iyi çember savunan ve ribaund olan aynı zamanda pasörlük de yapabilen bir uzun. Bu oyuncuyu yakalayabilmek oldukça zor olduğu için forvetleri pivot oynatma modası gelmiştir. Durant, Draymond Green, LeBron James hatta Nicolas Batum bile pivot olarak oynamak zorunda kalmıştır. Temel amaç ribaundu aldıktan sonra şutöre veya koşan oyuncuya pası en iyi şekilde aktarabilmek. Yoksa kimse kısa bir takımla uzun bir takıma karşı savunma yapmak istemez.

4 Numara: Uzun forvet mutlaka hem iyi ribaund alan hem de iyi üçlük sokabilen bir uzun olmalı. Çünkü Run n Gun’ın temeli hızlı hücumda atılan üçlüklerdir. Rakiplerinin canını yakan en önemli hücum bunlardır. Eskiden hızlı hücumda potaya yönelmek yerine şuta kalkmak eleştirilirdi ancak şimdi herkes iyi şut sokabildiği için bu hücumları izlemek oldukça zevk veriyor.

2-3 Numara: Gözü kapalı şut sokabilen ve atletik oyunculardan seçilmelidir. Hızlı hücuma çok iyi şekilde çıkıp gerektiğinde şuta kalkacak kadar şutör, gerektiğinde ise potaya gidebilecek kadar güçlü olmalıdır. Bu oyuncular bitirici oyunculardır pasör olmalarına gerek yoktur. Top onlara verilir ve en hızlı şekilde sayıya ulaşması istenir. Klay Thompson günümüzde en iyi örneklerindendir.

1 Numara: Rolüne göre değişen özellikler aranır oyuncu kurucularda. Uzundan pası ilk alan oyuncu olursa boş adamı en kısa şekilde görmeli, bitirici rolde kullanılacaksa hem şutör olmalı hem de potaya korkusuzca gidebilmeli. Bu özelliklerin hepsine sahipse zaten elit oyuncular arasına katılır. Stephen Curry ve James Harden gibi oyuncuları elit yapan bu özellikleridir. Oyun kurucu söz konusu olunca 2014 Maccabi’sinde iki maça da yedek başladığı halde finaller MVP’si seçilen Tyrese Rice’ı unutmamak gerekir. Sistemin en iyi işleyen parçası olarak tek başına şampiyon oldu diyebiliriz.

 

 

Yazının sonuna gelirsek, basketbolun hızlanması eski tip basketbolu özleyen biri olarak beni biraz hüzünlendirse de iyi oynanınca gerçekten oynayanlara ve izleyenlere büyük zevk verdiği aşikar. Basketbolun nereye doğru evrileceği hala bilinmez olsa da hızlı hücum sevdasının uzun bir süre daha gündemimizde kalacağını düşünüyorum. Bakalım total futbolu bitiren antitezler gibi bu oyunun da antitezleri yazılacak mı? Bekleyip göreceğiz…

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: