Batı’nın son sıralarına demir atmış Dallas, üst üste 5 günde oynadığı 4 maçı kazanarak dikkatleri üstüne çekmişti. Üstelik bu takımların tamamı Playoff potasında yer alan takımlardı. Rick Carlisle’ın süper güçleri bu sezon da yavaş yavaş kendini gösteriyor.

 

 

Büyülü elleri olduğuna inandığım basketbol adamı Carlisle’ın ekibi, 2017’nin son 5 gününde 4 maça çıktı. Bunlar sırasıyla Toronto, Indiana, New Orleans ve Oklahoma maçlarıydı. Güncel olarak hepsi Playoff potasında ve ligin iyi denilebilecek ekiplerinden. Bu maçlardan sadece Toronto maçı Mavs’ın evinde yani AAC’da oynandı. Kadro açısından bakılırsa Dallas’ın bu takımları yenme ihtimali çok düşük ancak Carlisle faktörü devreye girince işler değişti.

Bir de hava atışından son topa kadar kafa kafaya geçen fakat sonunda Curry’nin üçlüğüyle son bulan Golden State Warriors maçı var. Kadro farkını dile getirmeme gerek yok sanırım. Bu kadroyla Warriors’a karşı maçtan kopmamak, rakibi zorlamak büyük iş. Şans Dallas’ın yanında olsa maçı kazanabilirlerdi belki.

 

 

 

Peki koç Carlisle hangi oyuncuda neleri değiştirdi de bu rezalet kadrodan inanılmaz verim sağladı? Sonuç olarak Curry, Thompson, Durant ve Green’e kolay teslim olmamak için çok nitelikli bir takıma sahip olmanız gerek. Kağıt üstünde nitelik adına hiçbir şey göremediğimiz bu Dallas’ta Rick Carlisle kime ne nitelik kazandırmış bir bakalım.

 

 

Carlisle öncesi Harrison Barnes’a bakınca, 73-9’luk tarihi Golden State kadrosunda yer almış bir rol oyuncusu görüyoruz. Boş kaldığında ve zorunda olduğunda insiyatif kullanan, maç başına ortalama 9 şut atan bir oyuncu. Dallas’a gelişiyle beraber seviye atladı. Takımın lideri konumuna geldi. Daha çok sorumluluk almaya başladı, kritik anlardaki ilk opsiyon oldu. Geçen sene güzel bir oyun sergiledi. Takımın lideriydi, takımı taşıdı. Bu sene ilk 40 maçlık dönemde geçen seneye oranla daha kötü bir Barnes görüyoruz. Yine de takımın en çok süre alan oyuncusu olduğunu unutmayalım.

 

Genellikle 4 numara olarak oynuyor ve bu rotasyona sertlik katıyor. Sırtı dönük hücumlarda kendini çok geliştirdi. Ayaklarını çok daha iyi kullanıyor. Post oyunlarında boşluk bulmayı ve o noktadan şutunu yollamayı iyi biliyor. Bu konuda uzman Nowitzki’nin yardımı dokunduğu belli. Potaya penetre ederken kendine alan açma konusunda da iyi olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

Bu takımın en dengesiz ismi olduğuna inandığım kişi Wesley Matthews. İyi şut atan ve kendine güvenen bir Matthews hücumda size çok şey kazandırır. Fakat savunmada da bir o kadar aksar. Kötü şut atıp ofansif reytingi düşürdüğü günlerde ise savunmada çok iyidir. Yakın savunur, savunduğu oyuncuyu kilitler. Arası olmaması Dallas için büyük dezavantaj yaratıyor.

 

Spurs deplasmanında son 4 dakikada izleyenleri çıldırttı. Kaçan boş şutlar, üstüne kenardan topu çıkarırken yaptığı akılalmaz hata… Bu maçta savunmasında dikkat çeken bir sorun olmamıştı. Teksas’taki Golden State maçında ise hücumda çok üstün bir performans sergiledi. ‘Arrow’ lakabının hakkını verdi ancak savunmada Klay Thompson’ı neredeyse hiç tutamadı, çok kaçırdı. Matthews’ın dengesizliğine bu iki maçı örnek verebiliriz.

 

Mavericks’in gelecek planlamasında Matthews için yer yok. Miladının dolduğunu söyleyebiliriz. 2019 yazında kontratı bitecek. O tarihe dek takaslanma şansı olursa yollar erken ayrılır. Büyük umutlarla kontrat imzalandı, yüklü bir meblağ teklif edildi ancak bekleneni veremedi.

 

 

 

 

 

Takımın en tatlı ismi Yogi Ferrell’ın ortaya koyduğu enerji Dallas adına çok şey ifade ediyor. Bilhassa savunmada kendinden çok daha uzun ve büyük adamları savunmaktan çekinmiyor. Her türlü savaşmak ve rekabet etmek istiyor. Mutlaka ama mutlaka her takımda olması gereken bir karakter.

Daima hareketli ayakları sayesinde topluyken hızlı yön değiştirebilme yeteneğine sahip. Boyuna göre atletizmi oldukça yerinde. Zor pozisyonları temas alarak bitirebiliyor. Eli yandığında deli şut attığını geçen sezon zaten kanıtlamıştı. Kontrat bulmak için takım takım dolaşan bir oyuncuyken, Carlisle yönetimi altında rotasyona girdi ve önemli bir parça haline geldi. Üstelik bazı takımlar Yogi’nin üstlendiği görevlerin benzerlerini yerine getiren oyunculara çantalar dolusu para öderken Ferrell burada sadece 1 milyon $’a oynuyor. Güncel spor piyasasında bu ücret bedavaya tekabül ediyor.

 

 

 

 

 

Takımın en yüksek potansiyelli oyuncusuna gelelim şimdi. Herkesin merakla beklediği, LeBron’un uğruna Knicks camiasıyla kapıştığı Dennis Smith. Yavaş yavaş lige ısınmaya başladı. Yakalanan galibiyet serisinde performansını yükselten oyunculardan birisiydi. Üst üste alınan 4 galibiyetin en kritik anlarında toplam 17 dakika sahada kaldı. 15 sayıyla oynadı, 1 top kaybı yaptı. Sezon genelinde şut konusunda çok iyi değildi fakat bunu son maçlarda aştı. Kritik anlarda top kullanmaya ve bunları baskete çevirmeye başladı. Atletizmi ise çok yüksek seviyede. Dallas’ın geleceğe dönük planlamasında yeri olan bir oyuncu. Kariyerinin ilk triple-double’ını New Orleans karşısında 21-10-10 ile yaptı.

 

New Orleans ve Oklahoma maçlarından bahsetmeden geçmeyelim. Pelicans maçında çok iyi işler yaptı. 5/7 ile ortalama üçlük yüzdesini neredeyse ikiye katladı. 7 top kaybı kabul edilebilir bir rakam değil fakat çok genç olması ve ilk kez oyuna bu kadar hükmetmesi faktörlerini düşünerek bu seferlik affedilebilir. Oklahoma maçında ise direksiyondaki isimdi. Karşılaşmanın son 2 dakikasında, ‘clutch’ dediğimiz anda ikisi üçlük olmak üzere 11 sayı bularak maçı Dallas’a getirdi. 19 sayı 6 asistle gerçekten iyi bir maç çıkardı. Bir çaylağın Russell Westbrook karşısında son saniyeleri iyi oynayarak maçı kazandırması görmeye alıştığımız bir durum değil.

 

Yine de önünde uzun bir yol olduğu çok açık. Şimdiden gösterdikleriyle herkeste beklenti oluşturdu.

 

 

Kaptan Nowitzki’yi anlatmak için onlarca sayfa yazı yazılabilir. Bu sezonluk kısmına gelirsek, 39 yaşında bir insanın sahada yapabileceklerinden çok daha fazlasını yapıyor. Bu yaşına rağmen hala daha takımın en temiz şutörü. Halen sırtı dönük hücumlarda çok büyük bir tehdit. Şutunda hiçbir düşüş yok, tersine şu an kariyerinin en iyi üçlük yüzdesine sahip. Bunda maçın çoğunluğunda 5 numara oynamasının önemli bir payı olduğunu söyleyebiliriz. Ligde çember savunabilen uzunların çoğunda dış şut savunma yeteneği olmadığı için bu yönden büyük avantaj sağlıyor hücumda. Yaşının getirisiyle doğal olarak savunmada çok etkisiz. Rakip pivotlar Dallas maçlarını en kötü ihtimalle 10 sayı 12 ribaund civarında bitiriyor. 39 yaşında sezonu %47 saha içi ve %43 üçlük yüzdesiyle götürebilen başka bir oyuncu hatırlamak çok güç. Nazar değmesin ama bu sene maç da kaçırmadı.

 

 

Takımın yol göstericisi, zor günlerin kurtarıcısı Barea’dan bahsetmezsek olmaz. 33 yaşında ama şu anda kariyerinin en iyi sayı, asist ve saha içi isabet ortalamasına sahip. Üstelik tüm bunları kenardan gelerek yapıyor. Takımın altıncı adamı. Kazanılan maçların çoğunda öne çıkan isim. Kendine sonsuz güveni ve cesaretiyle takımı için elinden gelenin çok daha fazlasını yapıyor. Basketbol hayatının geçmiş dönemlerinde çok süre almamış, arkadaşlarını sırtlayacak nitelikte biri olmamış bir basketbolcu için ilerleyen yaşlarda bunu yapmak zordur. Çünkü alışkın olmadığı bir vazifeyi kabul eder. Bazısı bunu kaldıramaz. Barea öyle bir kaldırıyor ki bu yükü, 33 yaşında yeniden doğmuş gibi sanki. Maçın sonucunu belirleyecek anlarda isabetli şutlar atmasından tutun da, kendinden 15-20 santim uzun adamların arasından hiç beklenmedik anda sayı çıkarmasına kadar. Dallas adına çok büyük işler yapıyor bu sezon.

 

Pelicans maçının son 2 dakikasında fark 3 sayıyken bulduğu iki üçlük ile maçı Dallas’a getirdi. Birinde el üstü attı, diğerinde kendini unutturup şutunu yolladı. Toronto maçında ise çok güzel bir reverse hareketiyle savunmacısını geride bıraktı ve sağ eliyle sol taraftan turnikeyi bırakarak maçı noktalayan sayıyı attı. Nowitzki ile olan uzun süreli dostlukları sahada da kendini belli ediyor. İkisinin uyumunu izlemek harika. Rotasyon süresinde takımın kalanını müthiş yönettiğini de es geçmeyelim. Çalışılmış setleri oynatmada tecrübe abidesi. Kleber-Powell ikilisine attığı alley-oop pasları her maçın olmazsa olmazı.

 

 

Yavaş yavaş takımın gençlerine geliyoruz. Sırada Dirk’ün vatandaşı Maximilian Kleber var. Geçen sezonu Bayern Münih’de geçirdi. Türk basketbolunu yakından takip edenler hatırlayacaktır, Galatasaray’ın EuroCup şampiyonu olduğu sezon Galatasaray – Bayern Münih eşleşmesinde iki maçta toplam 27 dakika süre almıştı. Spurs deplasmanında 21 sayı 3 ribaund ve 3 blokla çok iyi bir maç çıkarmıştı. O maç 9/10 ile oynamıştı ama daha sonra şut yüzdesi çok düştü. Potansiyeli var, iyi bir rotasyon oyuncusu olabilir ancak henüz toy ve olgunlaşması için uzun bir süre var.

 

Koçun Kleber’dan beklentisi savunmaya yönelik. Kadroda dış şut savunabilen uzun bulunmuyor. LaMarcus Aldridge, Lauri Markkanen gibi şut atabilen 4-5 numaraları savunma işini Kleber yapıyor. Elinden geldiğinin en iyisini yaptığını söyleyebiliriz. Golden State maçında da Kevin Durant’i savunmuştu. Ofans tarafında ikili oyun sonrası devrilerek pozisyonu alley-oop ile bitirebiliyor.

 

 

Oyun kurucu çıkışlı olmasına rağmen üç yıldır zaman zaman kısa forvet oynatıldı Devin Harris. Kadrodaki oyun kurucu bolluğu onun gard rotasyonuna girmesine engel oldu. Son yıllarda üç numarada hep sıkıntı yaşayan Carlisle da çareyi üç gard oynatmakta buldu. Geçmişte çok gördük, bu sezon ise Barea – Ferrell – Harris’in aynı anda sahada kaldığına tanık olduk. Aslında bir oyun kurucu için böyle bir pozisyon değişikliği hiç kolay değil. Harris buna uyum sağlayabildi. Yapması gereken şeyleri yerine getiriyor. Dallas için çok da önemli bir parça değil fakat 34 yaşındaki Harris’e ligdeki diğer hiçbir takım maç başına 18 dakika süre vermez diye tahmin ediyorum. Carlisle süre vermekle kalmayıp bu sürede kendisinden iyi verim alıyor.

Rajon Rondo takasıyla takıma katılan Dwight Powell Dallas’a taşınmadan önce rotasyona girebilen bir oyuncu değildi. Boston’da sadece 5 maça çıkabilmiş ve sezon ortası Teksas’a gelmişti. Oyunda kaldığı süre, oyun bilgisi, performansı yükselen bir ivmeyle ilerledi. Bu sezon da geçen sezonki performansını geride bırakacak gibi gözüküyor. Carlisle ile beraber yapabileceklerinin üstüne koydu, rol oyuncusu olmayı başardı. Maç başına 18 dakika sahada kalıyor. Barea, Harris, Ferrell ile gözlerimizi kamaştıran alley-oop’lar yapıyor. Birkaç blokla beraber ribaund çekiyor ve yapılacaklar listesine çizik atarak maçı tamamlıyor. Fazlasını yaptığı maçlar da oldu. GSW karşılaşmasında 21 sayı 8 ribauntla kariyer rekorunu egale etti. 26 yaşında ve rakamlarına baktığımızda daha önceki istatistiklerinin hepsinin üstüne çıkmış durumda. Yumuşak Mavericks uzunlarına sertlik katıyor.

 

Sakatlıktan dolayı süre alamayan oyunculardan birisi Seth Curry. Geçen sene takım adına çok önemli işler yapmıştı. ‘Clutch’ dediğimiz anlarda attığı basketler ve şut ritmiyle taraftara kendini sevdirmişti. Baldırından yaşadığı sakatlık sebebiyle bu sezon henüz maça çıkabilmiş değil. Sağlıklı bir Curry’nin bu takıma çok şey katacağı kanaatindeyim fakat neredeyse sezonun yarısına geldik. Bir yandan Curry’nin yeteneklerine inanırken bu açıdan bakmayı da ihmal etmeyelim.

 

Dorian Finney Smith, 2016 Draftı’na katılmış ama seçilememiş bir oyuncuydu. Daha sonra Dallas ile kontrat imzaladı ve Rick Carlisle ile beraber iyi işler yapmaya başladı. Savunmacı kimliğiyle öne çıktı, takım savunmasını yukarı çeken oyuncu oldu. Şu an ise bacağındaki sakatlık sebebiyle forma giyemiyor. Bu sezon sadece 8 maça çıktı. Onun da rotasyona girmesinin Dallas adına olumlu fark yaratacağını düşünüyorum.

 

Nerlens Noel için çalkantılı bir sezon geçiyor. Bir kısmı sakatlıktan, bir kısmı Carlisle hocanın tercihinden kaynaklı epey maç kaçırdı. 18 maçta oynayabildi. An itibariyle de sakat. İşin çalkantılı kısmı sağlıklı olduğu maçlarda süre alamaması ve Mejri’nin süre alması. 23 yaşındaki Amerikan pivotun 31 yaşındaki Tunuslu’ya forma kaptırdığı çok nadir görülmüştür bu ligde. Carlisle ise bu konuda çok açık konuşuyor: “Çalışmayana forma yok”. Carlisle’ın sözlerinden anladığımız kadarıyla Noel isteksiz gözüküyor. Noel’in kadroda olmasına rağmen süre alamadığı bir maçın sonunda çabalayanın formayı alacağını ve o an Mejri’nin Noel’den daha iyi olduğunu belirtmişti. Sezon sonu kontratı bitiyor, belki All-Star arasında takaslanabilir ama Noel de Dallas’ın zihninde planladığı kadro derinliğinde yer almıyor.

 

 

Adı geçmişken Salah Mejri’ye de değinelim. 3 senedir bu takımda. NBA kariyeri öncesi Real Madrid forması giymişti. Mejri’de dikkat çeken nokta, PER (Player Efficiency Rating) sıralamasında takımın en iyi üçüncü oyuncusu olması. PER dediğimiz istatistik, oyuncuların süre aldığı dakika başına kaydettiği verimlilik puanı. Sahada 12 dakika kalıp 17.8 PER kaydeden bir oyuncu saygıyı kesinlikle hakediyordur. Yine burada da Carlisle’ın basketbol zekası karşımıza çıkıyor. Geçmişte Zaza Pachulia, Brandan Wright ve Tyson Chandler gibi isimlerde aldığı katkıyı şimdi Mejri’den alıyor. Mejri bu saydığım isimler kadar süre alamıyor ama aldığı süreye oranla iyi katkı yapması konusunda benzerlik var.

 

İlginç bir faktör daha var. Takımda iyi performans gösteren oyuncular genellikle maaşı düşük oyuncular. Barea, Curry, Nowitzki, Powell toplamda yaklaşık 21 milyon $ maaş alırken sadece Noel ve Matthews birlikte 21 milyon $ kazanıyor. Yani bu takım oynattığı ve katkı aldığı oyunculara az maaş ödemesine karşın bu halde. Kritik oyuncularına yüklü paralar verip ancak bu konuma gelebilmiş bir takım değil.

 

Bir de bu takımda olma sebebine bir türlü anlam veremediğim Josh McRoberts var. Yaz aylarında çaylak AJ Hammons’a karşılık olarak bir draft hakkı ve bir miktar parayla geldi. 30 yaşında, kariyerinde çok süre alamamış birisi. Dallas’ta da henüz maça çıkamadı, sakatlık sorunları oldu. Buna rağmen 6 milyon $ kazanıyor yıllık. Son yıllarda iyi yönetilmeyen bir Mavs var ortada. Bu takım bir şekilde olumlu işler yapıyorsa Carlisle’ın basketbol aklı sayesinde. Birkaç oyuncu haricinde takımın kalanı burada aldığı süreleri başka bir takımda alamaz.

 

Mavericks aynı zamanda bnchten katkı alma konusunda ligin en iyi 5 takımı arasında. Yarısı Draft’ta seçilemeyen takımla bunu başarmak da bambaşka bir seviye.

 

Sezon, kadro farketmeksizin Rick Carlisle’ın oyuncular üzerindeki etkisini görebilmek gerçekten keyif verici. Her koşulda sahada mücadele eden ve kazanmak isteyen bir takım oluşturabiliyor. Umarız Carlisle’ı üst sıralara oynayabilecek iyi bir kadroyla izleme şansını yeniden elde ederiz. En son bu senaryo yaşandığında LeBron, Wade ve Bosh’u şaşırtıcı biçimde alt etmişti.

 

Basketbolla Kalın.

 

Yazar: Orçun Dinç