nba position evolution ile ilgili görsel sonucu

 

Değişim yaşamın kaçınılmaz bir parçası. İnsanoğlu binlerce yıldır sürekli hep dahi iyisini, hep daha yenisini arzulayarak elde ettiği bilginin üstüne yenisini eklemeye çabalamıştır. Bizim konumuz olan basketbolda da aynı durum mevcut. 1946’dan bu yana oynanan oyunda kurallar, yönetimler, oyuncular ve oyuna bakış açısı sürekli gelişim gösteriyor. Bu yazımızda biz de oyuncuların zaman içinde pozisyonlarındaki oyun stillerinin değişimini inceleyeceğiz. Özellikle 1980’ler ve sonrasını bu yazının kriteri olarak belirledim.

 

stock-0

 

Bilinen bir söz vardır ki sık sık kullanırım. Her takım oyun kurucusu kadar konuşur. Sahada koçun en büyük yardımcısı ve takımı yönlendiren kişi olarak takımın başarısında çoğu eleştirmene göre en önemli faktördür. İlk dönemlerde atmaktan çok attırmaya yönelik oyun kurcular mevcuttu.  John Stockton, Magic Johnson… Günümüzden bu klasik oyun kuruculara verilecek en iyi örnek şüphesiz ki Chris Paul’dür. Aramızda içinden ‘Ama CP3 sayı atıyor’ diye geçirenleri duyar gibiyim fakat anlatmak istediğim şey şu. CP3 olmasaydı DeAndre bu ligde bu kadar değer görebilir miydi? Bu sorunun yanıtı bizi fikir konusunda aydınlatacak en güzel cevap. Şimdiki oyun kuruculara baktığımızda ise takımın skor yükünü çeken ve bunun yanında takımı da oynatmaya çalışmak öncelik. Bu konuda da verebileceğimiz örnekler Russell Westbrook, James Harden, Damian Lillard, Stephen Curry… Bunların ortak özelliklerine baktığımızda gördüğümüz asıl şey şu. Ne tam anlamıyla bir oyun kurucu ne de skorer guard görebiliyoruz. İki pozisyon arasında gidip gelen bir stil oluşmuş durumda. Bu da hızlı oyunu beraberinde getirmekte. Çünkü hem skor hem kurma görevi üstlenen oyuncu çabuk karar verebilme mekanizması ile hücuma ekstra hareketlilik kazandırmakta.

 

maxresdefault

 

Gelelim basketbol tarihinin en iyilerinin çıktığı pozisyona. Yani skorer guarda. Önceleri özellikle hücumda inanılmaz sayı ortalamaları tutturmaları ile bilinen Jordan, Kobe, Iverson, T-Mac gibi isimler yerlerini savunmada rakibin en iyi kısasını tutmakla görevli ve daha çok şutör özellikleri ile ön plana çıkan Kawhi Leonard, Jimmy Butler, Klay Thompson, DeMar DeRozan gibi isimlere bıraktı. Tarihte basketbolun hep en efektif isimlerini bu mevkide izledik ve hayran olduk. Takımlarının genel anlam itibari ile en atletik oyuncuları olurlardı. Bugün ise dediğimiz gibi daha çok savunma özellikleri ile gözlerimizin önündeler. Bu mevki için şu cümleyi kullanmak yanlış olmaz sanırım. Basketbol skorer guardlar en iyisiyken daha güzeldi.

 

Cleveland Cavaliers forward LeBron James (23) drives with the ball during the first half of an NBA basketball game against the New Orleans Pelicans in New Orleans, Friday, Dec. 12, 2014. (AP Photo/Jonathan Bachman)

 

Bugün dünyanın en iyi aktif basketbolcusu kim diye sorsanız her on kişiden dokuzu LeBron James der. Geri kalan kişi ise Kevin Durant cevabını verir. Tarihte kısa forvetin bu kadar değer kazandığı başka bir dönem olmadı. Tarihte Larry Bird, Elgin Baylor, James Whorty gibi isimleri izleyenler bilirler ki uzun ile kısalar arasında dengeyi sağlayan bu mevki takımda bir nevi çöpçü olarak görev almışlardır. Efsane Boston kadrosunda takımın ihtiyacı olan şey sayı ise Bird orada, Lakers kadrosunda ribaund ihtiyaç ise Whorty orada ve ya oyun kurma görevi ihtiyaç ise Bulls’ta Pippen oradaydı. Neye ihtiyaç var ise biçilmiş kaftan tabiri için bu pozisyon kullanılırdı. Günümüzde ise bahsettiğimiz özelliklerin tamamını barındırmayan bir üst kademeye maalesef ki atlayamıyor ya da Carmelo gibi oyun değiştikçe seviye düşmeye başlıyor. LeBron, Durant, Paul George’a baktığımızda ise takımın en atlet oyuncuları ve izolasyonu en iyi sağlayan, takımın skor yükünü çeken, gerektiğinde oyun kuran, lider özelliklere sahip takıma sınıf atlatan oyuncular olarak gözümüze çarpmakta. Belki de pozisyonunda pozitif anlamda en öne çıkan mevki oldular. Bu değişimde LeBron James’in payı inanılmaz derecede büyük. Çünkü bu mevkiye karşı bakış açısını değiştiren oyuncu oldu. Clevaland ile ilk döneminde normal sezonlarda öyle bir dominasyon gösterdi ki izleyenlerin ağızlarını açık bırakacak cinstendi.

 

0767428001459798260_filepicker

 

Basketbolun hız konusunda gösterdiği gelişimin en fazla etkilediği kısım şüphesiz uzun rotasyonları oldu. Eskiden uzunlar pota altında savunmada duvar olsun, blok yapsın, uzun savunsun gibi daha çok fiziksel boy avantajlarını kullansınlar diye takımdaydılar. Futboldaki tabiriyle kaleci gibi, hücumda ise topu pota altına kendisine indirip bir iki dribblingle post oynayan, pivot hareketlerini yapan ve yaklaşık %65-70 civarı bir bitiriciliğe sahip yine futboldaki çakılı forvet gibi bir görüntüye sahip olan oyunculardı. Hakeem, Shaq, Ewing, Malone, Duncan gibi cüsseleri ile silip süpüren uzunlar bahsettiğimiz uzunlar. Fakat zaman ilerledikçe istenen şey biraz daha farklılaşmaya başladı. Bugün bu tipte gördüğümüz son uzunlar Marc Gasol, Al Jefferson’dan öteye geçmiyor ki onlar bile eskinin uzunlarına göre daha çok çember dışından oynamaya başladı. Ve ya yer kaplasın diye Jahlil Okafor örneğinden öteye gidemiyoruz. Şut kullanmayan uzun tabiri neredeyse tedavülden kalkacak duruma geldi. Bahsettiğimiz eski tip uzun Gasol bile üç sayı tehdidi konumunda. Yeni tip uzunları en iyi hücumda izliyoruz. Anthony Davis’in top ile yaptıkları veya Karl-Anthony Towns’ın bir guard gibi kullandığı ayaklarına baktığımızda ağzımız açık kalıyor. Embiid ve Porzingis’in şut tehditleri keza öyle. Bizlere boylarının getirdiği avantaj değil boylarına rağmen yapabildikleri ihtişamlı geliyor. Hız bu işin değişmez parçası ve bundan en çok etkilenenler kişisel olarak baktığımda kesinlikle uzun pozisyonları. DeMarcus Cousins gibi bir cüsse bile bu tempolarda sahada 35 dakika sahada kalabiliyor. Bu da oyunun evriminin oyuncular üzerindeki evrimini çok açık bir şekilde ifade ediyor.

 

Sınırları zorlayarak başarıya ulaşır insanlar. Sınıra gelinip de orada durmayı beklemek düşüşü başlatır. Orada olmayı kalıcı hale getirmek için hep bir adım daha yukarısını hep daha fazlasını istemeyi gerektirir. Basketbolda da oyun ve hız tabiri caizse saçma sapan bir noktaya gelmiş durumda. Oyuna bakış açısı çok fazla değişti ve bunun daha da gideceği yeri kestirmek gittikçe güçleşiyor. Bununla ilgili veriler, istatistikler, çözümlemeler bir yana neredeyse bambaşka bir bilim alanına dönüşmüş durumda. Biz izleyiciler bu durumdan oldukça keyifli bir haldeyiz. İnanılmaz farklı tipte oyuncuyu bir arada izleyebiliyoruz. Ne kadar örneklerle açıklamaya çalışsam da bu konu için binlerce paragraflık yazılar yazılabilir. Size söyleyeceğim son şey. Oyundan keyif alın. Değişim yaşamın kaçınılmaz bir parçası çünkü.

 

 

Yazar: Ömer Akın