NBA’de playofflar sürüyor. Geçmiş yıllarda yaşadığımız bir sürü şeyden sonra Cartman bakışlarla maçları takip ediyoruz. Duncan’ın hakem tarafından atılması (!), herkesin lig başından şampiyon ilan ettiği Lakers’ın Kobe, Malone, Shaq, Payton ve Fox ile Detroit’e kaybetmesi, GSW’nin 3-1 önde olarak finallere başlayıp 4-3 Cleveland’a kupayı hediye etmesi gibi ufuk açıcı (!) şeyleri yıllar içinde gördükçe insanın daha ne göreceğiz ki durumuna varması kaçınılmaz hale geliyor. Hakkını yemeyelim trajik işler de oluyor bu arada. Bu sene playoff sıralamasının diplerinden gelen bir Chicago’nun tarih yazmanın kıyısından döndüğünü seyrediyoruz. Rondo’nun sakatlığı oldukça belirleyici olmuş gibi duruyor. Sezon başında Wade-Rondo-Butler üçlüsünden bir sürü magazin malzemesi çıkacağını ve bu üçlünün pek de iyi anlaşamayacağını düşünürken takımın buralara gelmesini hem takdir hem de hala biraz temkinli şekilde izliyoruz. İçimizde bir şeyler hala bu kimyayla ilgili rahatsız diyor ve hızlanıyoruz…

 

Chicago’da Rondo sakat olmasa Boston’un bu maçları alması çok zor olacaktı noktasında sanırım pek çok basketbolseverle hemfikir olacağız. Bunun bir başka anlamı ise şudur ki konferansı birinci bitiren takım neredeyse konferans 8.sine boyun eğecek noktaya gelmişti. Bu olay çok rastlanır türden bir şey değil NBA’de. Anlatacağımız hadiseden önce sadece 2 kez gerçekleşmiş bir şey… Çok çok nadir…

 

2006-2007 Yılı

 

Basketbol anlamında ilginç bir yıl geride kalmıştı. Önceki yıl finallerde boyun eğen Dallas 2006-2007 sezonuna fırtına gibi girmiş ve normal sezonu 67-15 gibi muhteşem bir istatistikle noktalamıştı.  Bu şampiyonluğun en güçlü adayı sayılan kadroyu kısaca hatırlayalım:

 

No. Player Pos Ht Wt Birth Date Exp
13 Maurice Ager SG 6-5 202 February 9, 1984 R
11 J.J. Barea PG 6-0 185 June 26, 1984 R
1 Greg Buckner SG 6-4 210 September 16, 1976 7
44 Austin Croshere PF 6-9 235 May 1, 1975 9
25 Erick Dampier C 6-11 265 July 14, 1975 10
7 DeSagana Diop C 7-0 300 January 30, 1982 5
40 Devean George SF 6-8 220 August 29, 1977 7
34 Devin Harris PG 6-3 192 February 27, 1983 2
5 Josh Howard SF 6-7 210 April 28, 1980 3
28 Didier Ilunga-Mbenga C 7-0 245 December 30, 1980 2
8 Anthony Johnson PG 6-3 190 October 2, 1974 9
21 Pops Mensah-Bonsu PF 6-9 240 September 7, 1983 R
41 Dirk Nowitzki PF 7-0 245 June 19, 1978 8
42 Jerry Stackhouse SF 6-6 218 November 5, 1974 11
31 Jason Terry SG 6-2 185 September 15, 1977 7
45 Kevin Willis PF 7-0 220 September 6, 1962 20

 

Kadro çok kalitelidir. Özellikle Terry, Nowitzki, Harris, Dampier, Howard, Stackhouse gibi oyunculardan alınan verimin yüksekliği ile Koç Avery Johnson galibiyetleri sezon içinde vicdansızca toplamıştır. Hocanın adeta kariyer yaptığı bir Dallas takımıyla 1. sıradan playofflara katılmaya hak kazanmasıyla gözler rakibin kim olacağına odaklanıyor ve en sonunda 8. sıradan eski bir dostun (!) takımı olan GSW ile rakip olarak eşleşiliyordu. Don Nelson’ın hocalığını yaptığı GSW 8. sıradan playofflara katılabilmiş ve görünüşte Dallas’a kafa tutabilme imkanı bulunmayan bir takımdı. Kimlerden oluşuyordu bu takım diyenler olabilir. Buyrun efendim kadro şöyle:

 

No. Player Pos Ht Wt Birth Date Exp
7 Kelenna Azubuike SG 6-5 220 December 16, 1983 R
22 Matt Barnes PF 6-7 226 March 9, 1980 3
15 Andris Biedrins C 6-11 240 April 2, 1986 2
5 Baron Davis PG 6-3 209 April 13, 1979 7
9 Ike Diogu PF 6-8 250 September 11, 1983 1
34 Mike Dunleavy PF 6-9 230 September 15, 1980 4
8 Monta Ellis SG 6-3 185 October 26, 1985 1
31 Adonal Foyle C 6-10 250 March 9, 1975 9
3 Al Harrington PF 6-9 230 February 17, 1980 8
1 Stephen Jackson SF 6-8 218 April 5, 1978 6
33 Sarunas Jasikevicius PG 6-4 195 March 5, 1976 1
12 Renaldo Major PF 6-7 200 May 7, 1982 R
4 Keith McLeod PG 6-2 188 November 5, 1979 3
1 Troy Murphy PF 6-11 245 May 2, 1980 5
26 Patrick O’Bryant C 7-0 260 June 20, 1986 R
2 Mickael Pietrus SF 6-6 215 February 7, 1982 3
21 Josh Powell PF 6-9 225 January 25, 1983 1
23 Jason Richardson SG 6-6 220 January 20, 1981 5
3 Anthony Roberson PG 6-2 180 February 14, 1983 1
0 Dajuan Wagner SG 6-2 20

 

Baron Davis

Baron Davis

 

NBA hayranlığı yeni olan arkadaşlar için bu kadro Matt Barnes, Mike Dunleavy  ve Monta Ellis dışında tanıdık gelmeyebilir. Oysa 2006-2007 sezonunda bu kadroda Al Harrington, Monta Ellis, Stephen Jackson, Jason Richardson ve Baron Davis 16 sayı + performansla oynamışlardı. Baron Davis’in belki de kariyer yılı denebilecek olan bu yıldaki istatistikleri, 20,1 sayı, 8,1 asist, 2,1 top çalma ve 4.4 ribaunddur ki All-Star performansı demek bu istatistikler.

 

Sorun, GSW’nin tekil performansların yüksekliğinin Dallas karşısında ne yapabileceğidir. Zira Dallas müthiş bir takımdır ve içeri dışarı dengesi kesinlikle çok daha iyi sayılabilecek bir kadroya sahiptir. Eldeki silahlara bakıldığında GSW’nin çok fazla şansı yok gibidir ama iş hocaya geldiğinde Avery Johnson karşısında Dallas’ın eski koçlarından Don Nelson vardır.

 

Nelson’un Cuban’la yaşadığı tersleşmeleri filan o dönemi yaşayanlar iyi bilecektir. İşi ilginçleştiren bir başka nokta da iki takımın normal sezonda karşı karşıya geldikleri 3 maçı da GSW’nin kazanmış olmasıdır. Avery Johnson’un playofflarda GSW’nin defterini düreceğini düşünenler için bu üç maçta sıfır çekilmiş olması ufukta beliren kara bulutlar gibidir.

 

Koç Avery Johnson’ı bilenler bilir, San Antonio’nun şampiyon 98-99 takımının önemli isimlerinden biriydi. Sonrasında free agency dönemini değerlendirerek biraz dolaşmış ve emekliliğini isteyerek koç Don Nelson’ın altında yardımcı hoca olarak göreve başlamıştı. Nelson Baba’nın ne kadar mühim bir karakter olduğunu ifadeye lüzum yok tabii…

 

Herkes Nelson’dan sonra göreve Johnson gelir demeye başlamışken beklenmedik şey aniden oluyor ve Nelson’ın kulüpten ilişiği kesilerek hocalık AJ’ye emanet ediliyor.

 

Avery Johnson

Avery Johnson

İlk bakışta harika gibi görünse de keşke AJ, üstad Nelson ile daha fazla çalışabilmiş olsaydı demekten alamıyoruz kendimizi. Normal sezonun son maçlarını Dallas’ın esas hocası olarak bitiriyor Johnson ve bu şekilde 2004-2005 sezonu playofflarına geçiliyor. Burada da ikinci raundda Dallasın fişi çekiliyor. Sonrasında 2005-2006 sezonunu harika tamamlayan takımın başında da tahmin edileceği gibi o var. Bu muhteşem sezonu ancak şampiyonluk paklar diyoruz ama Shaq, Wade, Udonis Haslem, Payton ve Mourning’li kadrosuyla Miami’ye tosluyor Dallas ve şarampole yuvarlanıyor.

 

Dallas Acılar İçinde Bölüm 1

 

Çok yaklaşmışken kupaya geçirilemeyen tırnaklar 2006-2007 sezonunda yeniden bilenmiş ve hazırdır. Savaş baltaları toprağın altından çıkartılmış ve normal sezondaki silindir gibi ezip geçen performansa bakarak -67 15- “Miami, Boston kim gelirse gelsin bu sene biz şampiyonuz” denmektedir. Gele gele 7 takımdan GSW denk gelecektir…

 

Don Nelson’ın herşeyini bildiği Dallas takımına karşı neler yaparak turu geçmek isteyeceğini düşünmek aslında çok daha zor. Dallas’ta bench katkısı gibi noktalara bakıldığında kullanılabilecek silahların fazlalığı göze hemen çarpmaktadır. Yani düşünmesi gereken taraf GSW’dir. Normal sezondaki 3 mağlubiyet de playofflar için ölçü olmaz diyenler ağır basmaktadır. Bu şekilde ilk maça çıkılır.

 

 

1.Maç

 

Serinin başlangıcı Teksas’ta American Airlines Center’da yapılır. Herkes Teksas ekibinin ilk maçta evini müdafa edeceğini düşünürken 3. ve 4. çeyreklerdeki üstün oyunu ile GSW ev sahibi avantajını Dallas’tan çalar.

 

2.Maç

 

Sinir bozmaya mahal yok, daha 6 maç var. Baron Davis ve Stephen Jackson her maç 1. maçtaki gibi 33 sayıyla 14 ribaundla oynayamaz.  Diğer yandan ikinci maçta Dallas’ın işi daha sıkı tutması da zorunluluk haline gelmiştir.

 

İkinci maçta Teksas ekibi durumu toparlar. Ribaundlardaki üstünlüğünün yanına GSW’nin top kayıplarındaki fazlalığı da eklenince durum dengelenir. American Airlines’daki iki maçın sonunda GSW istediğini almıştır ve durum 1-1 dir.

 

3.Maç

 

27 Nisan 2007’ye gelindiğinde Oracle Arena Teksaslı misafirlerini beklemektedir. Maça GSW’nin fişek gibi başlangıcıyla girilir. 4 periyodun birini bile kazanamayan Dallas neye uğradığını anlayamamıştır. 109-91 lik hezimetle ev sahibi avantajını yitirdiğine mi yansın yoksa rakibin sadece 2 maç kazanmasıyla turu verme ihtimalinin doğmasına mı yansın…

 

4.Maç

 

Oracle Arena üst üste 2. kez Dallas’ı ağırlayacak olmanın heyecanını yaşamaktadır. Ola ki bu maç kazanılırsa Teksaslı kovboyların içine atılacağı çukuru düşünmek bile keyif verici şeyler sınıfına girecek… Bu şekilde başlanan 4. maçta 3 çeyrek kıran kırana geçer. 4. çeyreği kazanan GSW durumu 3-1 e getirerek Dallas’ı ateşe atar. Maçta Baron Davis’in 33, Jason Richardson’ın 22 ve Stephen Jackson’ın 19 sayısı GSW’nin sayı yükünü çekmiştir. Hala Dallas’tan daha az ribaund alınmakta ve asist olarak da altta kalınmaktaysa da GSW daha efektif şut atarak ve daha az top kaybıyla maçı kazanmayı bilmiştir.

 

5.Maç

 

Dallas’a tekrar dönülmüştür. Bu maçta ev sahibi avantajıyla seri 3-2ye getirilebilirse, sonra bir oyun daha, sonra bir oyun daha… Çukur işte böyle bir şey. Hesap kitap işlerine girmemek için bu çukura düşmeyeceksiniz ama düştükten sonra elden gelen bir şey de yok. Maçta GSW’nin inatçı oyunuyla oyundan bir türlü kopmaması karşısında kan ter içindeki Teksaslılar maçı son çeyrekte almayı başarır.

 

6.Maç

 

Çok yorucu bir 5. maçın ardından GSW kendi evinde tarih yazabilecek midir? Çukura düşmüş bir Dallas’ın imhası bu maçta gerçekleşmezse iş Teksas’ta çok zor olmaz mı? Bu sorularla çıkılan 6. Maçta ilk iki çeyrek maçta bir kopma olmaz ve 50-48 GSW üstünlüğü ile ilk yarı biter. Sonrasında ise bir üçüncü çeyrek oynanır ki işte bu çeyreği izlemek lazım…  36-15lik çeyrek skoru ile GSW Dallas’ı sürklase eder. 4. Çeyrekte Dallasın bir şeyler yapma çabaları sonuç vermez ve 111-86 ile, konferans 8.si GSW Dallas’ı 4-2 play off dışında bırakır.

 

Dallas Acılar İçinde Bölüm 2

 

Artçı şoklar

 

GSW Dallas’ı eleyebilecek 1-2 takımdan biriydi ve daha ilk turda Dallas’ın tüm ümitlerini bitirdiler. Peki sonra ne oldu? Konferans yarı finalinde (böyle şık bir ifadeye bakıp çok ilerlediklerini düşünmeyin hemen sonraki turda) Utah’a 4-1 kaybederek elendiler.

 

GSW karşısında aslan kesilen Utah ise hemen sonrasında Spurs’a elenmekten kurtulamadı. Bunun benzerlerini sonraki yıllarda çok gördük aslında. SAS’ı elerken aslan kesilen Oklahoma’nın, LeBron karşısında kediye dönüşmesini ya da SAS’ı elerken tarih yazan Harden ve arkadaşlarının sonraki turda dağılıp gitmelerini net hatırlıyoruz (çok yakın zamanda olduğundan). Yine de tarih GSW’nin Dallas gibi harika bir takımı elemiş olduğunu not etmiş durumda. Bunu değiştirebilmek mümkün değil. Tarihine şanlı bir şampiyonluğu yazabilmek için her şeyi hazırlamış olan Dallas’ın başına o sene gelebilecek ve gelmiş en kötü şey olduklarını da yazdı aynı tarih…

 

Baron Davis’in kariyerinde en yüksek sayıyla oynadığı play off maçlarını 2006-2007 ‘de yaşadığını ve normal sezon ortalaması olarak da en iyi yıllarından birini 2006-2007 sezonunda geçirdiğini belirtmek lazım. Bu adam çok ama çok iyiydi. Bu senenin ardından bir yıl daha çok iyi oynayacak ama sonrasında sakatlıklardan başı derde girecektir…

 

Koç Don Nelson’ın küllerinden emek emek biçimlendirdiği ve bir canavara dönüştürdüğü Dallas’tan, Cuban’la çekişerek ayrılmasının ardından gittiği GSW’ye de imzasını koyduğunu, tarih özel bir vip bölümünde yazacaktır. Nash-Dirk-Finley üçlüsüyle Dallas’ta yeniden yapılanmaya gitmesinin ardından son derece dirençli bir takım meydana getiren Nelson, Nash’i takımda tutmak istemiş ama Cuban engeline takılmıştı. Sonrasında gönderildiğinde ise başına getirildiği GSW’de elindeki yegane malzeme Baron Davis, Biedrins, Monta Ellis, Jason Richardson iken Chris Mullin’le beraber yönettikleri takasla takıma Stephen Jackson ve Al Harrington’u da kazandırmışlar ve hafife alınamayacak bir kadro sahibi olmuşlardı. Kadronun iyi olması her zaman iyi sonuçları garanti etmez ama elinizdeki hoca Don Nelson ise beklentinizi yüksek tutabilirsiniz. Uyum sürecini atlatan GSW playofflara uzanmış ve orada da bu tarihi başarıyı elde etmiştir. Kısa sürede yapılanlar gerçekten “özeldir”. Sonraki yıl 48 galibiyetle büyük bir başarı sağlamışlarsa da ilk 8 batı takımının akıldışı bir şekilde 50+ galibiyet yüzdesi tutturması yüzünden playofflara katılamamıştır GSW.

 

 

Marc Cuban

Marc Cuban

 

Bu arada Cuban’ın bu resmini aşağıdakine benzeten sırf ben miyim?

 

Ben Affleck ( Live by Night )

Ben Affleck ( Live by Night )

 

Neyse….

 

Avery Johnson hakkında da bir kaç şey söylemek lazım. Don Nelson’ın harika takımını devralan Johnson efsane bir yılın ardından inanılmaz bir şekilde elenerek Cuban’ın ateşten gömleğini giymiştir. Cuban ile çalışıyorsanız bu felaketi unutmayacağını bilirsiniz. Dallas 2007-2008 sezonunda da New Orleans Hornets’a ilk turda elenince Cuban çıldırmış ve Avery Johnson’ın 29 Nisan 2008’deki ilk turun son maçından bir gün sonra (30 Nisan’da) Dallas’la ilişiği kesilmiştir.

Dallas Acılar İçinde Bölüm 3 -Son Bölüm-

 

İlk başta kazan kaybet oranına bakılarak 194-70 lik bir oran tutturmuş birinin böylesi bir sonla karşılaştığı NBA’de, hiç kimsenin güvende sayılmayacağı düşünülebilirse de AJ’in sonunu getirenin playoff performansı (23-24) olduğu kolaylıkla görülecektir. Cuban şampiyonluk istemektedir. Gerisi onun için bahanedir….

 

Avery Johnson’ın Dallas macerasının bitiminde ne yaptığı sorusu da çok mantıklı bir soru olacaktır. AJ ESPN’de 2 sezon boyunca spor yorumculuğu yapmış ve sonrasında da 2010’da New Jersey Nets hocalığına getirilmiştir. Muhteşem Nets takımı (!) önceki sezonu 12 galibiyetle kapatmıştı. Johnson yönetiminde 20 galibiyetin üzerine çıkmışsa da sonraki sene bu kuvvetli çıkışını 30a 40a yükseltememişti.

 

2012’de New Jersey Nets, Brooklyn Nets adını alır ve Avery Johnson yeni bir sezona flaş galibiyetlerle başlasa da sonrasını getiremez. Kulüple ilişkisi kesilen hoca Nets defterini 2012 aralığında kapatır. ESPN’deki görevine geri dönen Avery Johnson 2015 yılında Alabama’nın koçluğunu üstlenir. İnsanın kendi oğlunun koçluğunu yapması hoş olmalı…

 

GSW Dallası olası bir şampiyonluktan ederek hem Cuban’ın şampiyonluk stresini 2010-2011e kadar yaşamasına hem de AJ’in kredisinin hızla azalmasına neden olmuştur. Rick Carlisle dönemine geçişin temel nedeni olan üst üste 2 sene playofflarda üst turu görememenin ilk yılını GSW’ye borçlu olduklarını unutmayalım.

 

Bir çok takım playofflardan hüsranla ayrılmıştır. Bunlardan bazıları açık favori iken kaybetmişlerdi. Ancak Dallas ile GSW serisindeki Dallas’ın açık ara favori olduğu kadar favoriyken kaybeden takıma pek rastlanmadı. Marc Cuban ile ekibinin 2007 ve 2008’de yaşadığı kırılmalara rağmen misyonlarına asılarak şampiyonluğu kovalamalarına ise sadece şapka çıkartabiliriz. Yaşadığı böylesine dramatik sonlardan sonra darmadağın olan takımlara NBA’de sıkça rastlıyoruz. Lakers’ın yazının başında saydığımız kadrosunun dağılması bunlardan belki de ilk akla geleni. Dallas’ın amacına sıkıca sarılması bir başarı hikayesi olarak okutulmalı. Burada yine de yanlış anlaşılmaktan uzak durmakta fayda görüyorum. Marc Cuban’ın Avery Johnson’ın arka sırasında oturup zırt pırt kendisine emirler yağdırması, medyaya sürekli hocayı diken üzerinde tutacak demeçler vermesi, hele ki Avery’s Team tshirtüyle ortalıkta dolaşması gibi şeylerden bahsetmiyorum. Bu tip klasik Cuban vakalarının karşısında sakin duracak hoca olmak da, bulmak da zor. Öte yandan Cuban’ın takımı sürekli yukarıda tutabilecek şekilde bir politikayı izlemesi ve nihayetinde şampiyonluğun gelmesidir takdir konusu olan. Yoksa Cuban’ın mikro yönetim (micro management) olarak anlatılabilecek şekilde her şeye müdahil olma tarzından övgüyle bahsetmeyi bırakın buna nötr kalabilmek dahi mümkün değil. Bu tür “saçmalıkları” düzgün yönetilen kulüplerde görmeniz de pek olası değil.  Avery’s Team tshirtünü giyerken adama sorarlar hangi oyuncuyu Avery istedi diye aldın? Avery’yi kaplanların önüne atmaktan başka neye yarıyor o sırtındaki tshirt (ilgili dönemde zehir zemberek şeyler yazılmıştı Cubanla Avery Johnson hadisesine dair). “Hocanın arkasındayız” açıklamasının başka dildeki karşılığı gibi bir şey olmalı o tshirtü giymek…

 

Son Söz

 

NBA’de yaşanan nadir vakalardan birisine bu yazımızda yer verdik. Golden State’de Baron Davis zamanından bu yana çok sular akmış. O zamanın hocası Don Nelson’ın yaptığı son güzel şeylerden birisi Curry’ye inanıp draftını sağlamak olmuştu. Buna inanarak onay veren yönetici Bob Myers’ın hakkını da bu noktada teslim etmeliyiz diğer yandan.

 

Stephen Curry ve Don Nelson

Stephen Curry ve Don Nelson

Her kulübün tarihinde unutmak istediği yıllar vardır. 2006-2007 yılı da Dallas için öyle bir yıl. Basketbol heyecanı artarak devam ediyor. Playofflarda turlar geçildikçe resim netleşecek. Şimdi vitesi yükseltmeyen bazı takımların gücünü önümüzdeki günlerde net olarak görüyor olacağız. Keyifle maçlarınızı izleyin. Ne de olsa şampiyon olamayınca hep beraber balığa çıkacağız.

 

İyi eğlenceler, iyi seyirler.

 

Yazar: Utku Köker