kermit washington tomjanovich ile ilgili görsel sonucu

 

NBA’de maçları izlerken arada sertlik ve karşılıklı itiş kakışları görüyoruz. Bizim gibi belli bir yaşın üstündekilerin kolaylıkla hatırlayacağı Indiana-Detroit hadisesi (19 Kasım 2004) bu anlarda ilk aklımıza gelenlerden. Indiana’nın rahat bir skorla galip gelmesini beklediğimiz maçta son 1 dakikaya girildiğinde patlayan bir hadise olmuş ve NBA’in en büyük skandallarından biri olarak bu olay tarihe geçmişti.

 

Bu hadiseye karışan 9 oyuncu 146 maç ceza aldı ve bunlar nedeniyle de 11 milyon dolarlık gelir kaybına uğramıştı. Beş tane yıldız oyuncu mahkemelik hale gelmiş ve 1 dakika sonra bitecek maç NBA adına büyük bir imaj kaybıyla sonuçlanmıştır.

 

Maçtan daha da önemlisi Artest’in aldığı 86, Stephen Jackson’ın 30, Jermaine O’Neall’ın 15, Ben Wallace’ın 6, Anthony Johnson’ın 5, Reggie Miller, Chauncey Billups, Derrick Coleman, Elden Campbell ve David Harrison’ın aldığı 1 er maçlık cezalarla NBA yönetimi giyotini indirmiş ve tüm NBA dünyası temellerinden titremiştir. Kolay değil, uzun süredir aklımıza gelen en ağır cezalar bunlar…

 

İşin ilginci, bombanın pimini çeken şey bir bira bardağının kafasını sıyırmasına Ron Artest’in öfkelenmesidir. Öncesinde Ben Wallace’a buz gibi tepkisiz kalan Artest tribünden atılan bira bardağı hadisesinde çıldırmıştır. Oyuncular arasındaki şiddet bir gerçeklik iken seyirciye karşı şiddeti kesinlikle kabul etmeyen NBA Yönetimi, cezaları tam da bu yüzden ağır tutmuştu. Bu oyuncuların hepsi o ya da bu takımda daha sonra basketbollarına devam etti ve bir şekilde kariyerlerini noktaladılar. Ama şiddetin en fena sonuçlarına uğrayanlar yukarıda saydığım isimlerden hiçbiri değildi. Hatta bu olayla ilgili biri de değildi. Bunun için 70 lere gitmemiz gerekiyor…

 

 

1970’ler…

 

 

1970’ler ABD’de basketbolun karanlık çağlarıdır. Bu dönemde ABD’de, günümüzdeki gibi kavgaların kolaylıkla ayrıldığı bir ortam yerine yan bir bakışla yumruk yumruğa girmelerin ve legal+illegal sertliğin parkeyi terörize ettiği bir dönem yaşanmıştı. İlgili zaman dilimini karanlık kılan bir diğer konu ise hemen her tür ilacın(!) kullanıldığı bir dönem olmasıdır. ABD medyası bazı maddeleri hala uyuşturucu bile kabul etmemektedir ve bunların denetimiyle ilgili ciddi sorunlar bulunmaktadır (evet NBA’de). Bu son derece kafa açıcı (!) dönem sertlikle de birleştiğinde parkenin er meydanına döneceğini düşünmek zor olmayacaktır.

 

Olacakların sinyalleri çok uzun süredir gelmektedir. Bir şeylerin parkede ters gittiği görünmekle birlikte hem cezalar caydırıcı olmaktan uzaktı hem de “basketbol=erkek oyunu” hadisesi gırla gitmekteydi. Gayrinizami sertliğin en sonunda vahim şekilde sonuçlanacağı açıktır ve bunun en büyük kıvılcımlarından birisi finallerin ikinci maçında 26 Mayıs 1977’de Philedelphia-Portland maçında yaşanır.

 

 

 

 

Darryl Dawkins ile Bob Gross’un ribaund mücadelesinin hemen ardından top için küçük bir boğuşma yaşandı. Olay kapandı diye düşünülürken bir anda Dawkins’in bir yumruk savurmasıyla işler karıştı. Dawkins arkaya doğru kaçtığını zannederken oradaki rakip oyuncu Lucas’tan habersizdi ve Lucas’ın Dawkins’in başının arkasına indirdiği yumrukla iki oyuncu arasında adeta bir boks maçı yaşanmaya başladı, her iki oyuncu da gardını almış birbirlerine girecekken araya giren diğer arkadaşları belki ikiliyi ayırdı ama itiş kakışlar sırasında çok insan da hafif yaralanmalar yaşadı. Bu hadise kısa sürede tabloidlere yansıdı ve Sports Illustrated’ın kapağında yer almakta gecikmedi. Enforcers (kiralık katiller) olarak geçen haberde maçın iki güzide (!) kahramanı Dawkins ve Lucas’a da yer verilmiş ve ligin en sert 6 adamına kendilerine koyulan bu lakabı hak edip etmedikleri sorulmuştu. Doğal olarak altısı da “Hayır” yanıtını vermişti. Gözlerimiz yalan söylemiyor, bu adamların hepsi de “aşırı sert” çocuklardı ve kendilerine yapılan bu yakıştırma durup durduğu yerde yapılmamıştı. Yazıda ilgi çekici olan bir kısım Lucas’ın “kimsenin takım arkadaşlarına dokunmasına izin vermeyeceği” yönündeki dostane, arkadaş canlısı, sevgi pıtırcığı cümlelerinin olduğu bölümdür. NBA işte bu durumdaydı. Sezon bittiğinde sezon içinde 41 büyük kavganın yaşandığı (yukarıda saydığımız kavganın da dahil olduğu) ligde NBA Yönetimi cezalarda ciddi bir değişikliğe gitmek zorunda kaldı. 500 dolar para cezası ile 5 gün uzaklaştırma verilen eski max ceza sisteminden 10 bin dolar para cezası ve belirsiz süreli uzaklaştırmalara geçildi. Yani bir oyuncuya verilebilecek uzaklaştırma cezasının ucu açıktı. Oyuncularda bunun nasıl bir etki yapacağı ve NBA sertliğini bu yeni düzenlemenin olumlu yönde etkileyip etkilemeyeceği seyredilip görülecekti. Yine de yeni düzenleme büyük bir ilerlemeydi… Yönetim en azından “şiddet sorgusuz sualsiz çok önemli ve mücadele edilmesi gereken bir konu” diyerek bazı şeylerin değişeceğini ima etmeye başlamıştı.

 

 

 

 

Lucas vakasında altı tane oyuncuya “enforcer” denildiğini ifade etmiştik. İsmi sayılan iki oyuncu dışında bir tanesi dikkatimizi çekecektir. Bu kişinin adı Kermit Washington’dır, yani yazının esas adamı…

 

 

Kermit Washington nam bir zat…

 

 

Coolidge’ten çıkan ve 1973 draftında 1. Round 5. sıradan seçilen Washington, büyük bir takıma gelmenin sevinci içindeydi. Los Angeles Lakers’da, Kareem Abdul Jabbar ve NBA logosunda gördüğümüz kişi olan efsane Jerry West ile yan yana oynamak kolay olmayacaktı. Bu yüzden de KW kendisini geliştirmesi ve takımda kalmak istiyorsa basketbolunu ilerletmesi gerektiğini en başından itibaren biliyordu.

 

Kolej ligindeki alan savunmasından NBA’in adam adama savunmasına gelen Washington, ilk başta neye uğradığını şaşırır. Ne yapacağı ve nasıl olup da oynadığı süreyi artıracağına rağmen net bir fikri yoktur (Dönemin şimdiki gibi, istediği anda ihtiyacı olan hocayı bulmak için çok kolay bir dönem olmadığının altını çizelim yeri gelmişken). Buna rağmen KW tuttuğu yardımcı hocaların yardımı ve özellikle Pete Newell eşliğinde basketbolunu geliştirir. Washington 1977 ye gelindiğinde 11.6 sayı ve 10.8 ribaund ile sezonu kapatmış bir korkulan adam olmuştur. Pota altındaki legal sertliği, mücadeleden kaçmaması ve sürekli kazanmak isteyen karakteri ile ribaundda diğer oyuncuların karşılaşmaktan çekindiği Washington, Sports Illustrated’e çıkmasıyla (verdiği bir poz ve röportajı) iyice ününe ün katar. Newell’ın eski Boston’lı Paul Silas’ı rol model alarak KW’ın basketbolunu geliştirmesi ile ortaya çıkan oyuncu gerçekten ürkütücüdür. Vücut çalışması ve yaptığı yan idmanlarla tam bir kayaya dönüşen bu adamın Lakers için müthiş bir kazanç olduğunu anlatmak bile çok gerekli görünmüyor.

 

1976-77 sezonu bittiğinde saydığımız NBA düzenlemelerinin sonuçları merak beklenmeye başlanmıştı. Enforcers içinde yer alan Washington başrole çıkmaya hazırlanıyordu…

 

 

Bu Kadar İyi Gidemez Her Şey… Bir Şeyler Olacak

 

 

NBA’in şu anki sertliği ve kazanma azminin ne kadar yüksek olduğunu bilenlerin 70lerin maçlarını da bir yerlerden bulup izlemesi gerekiyor. O yıllardaki fiziksel sertliğin ne kadar yüksek olduğunu gördüğünde çoğu basketbolseverin bir geri adım atması kaçınılmaz olacaktır. Oldukça “sıkı” adamların ribaundlar için güreştiği ve bu itiş kakışın şu anki seviyeden uzak ara “illegal” olduğu kolaylıkla görülecektir. Yıllar içinde değişen kurallar ve yeni gelen faul çeşitleri ile basketbolcu sağlığı korunmaya çalışılmıştır. Maksadın basketbol oyuncularını sağlıklı ve zinde tutmak olduğunu şu an ne kadar güzel tartışırsak tartışalım 70lerdeki faulleri bu düzlemde tartışmak pek olası değildir. Son derece sert faullerin yapıldığı bu yıllarda bolca kavgaya da seyirciler tanıklık etmişlerdir. Günümüzde itişmeler büyümeden sonlanmakta, sarf edilen sözler dahi ağır para cezalarına çaptırılmakta iken o dönemde oynayan oyuncuların sert mücadeleleri gerçekten riskli sonuçlara gebedir. Ağır kavgaların tekme ve yumrukların konuştuğu bir ligdir NBA.

 

1977-78 sezonunun açılış maçında Lakers Milwaukee ile karşılaşmaktadır. Öncesinde bir dirsek yiyerek iyice canı sıkılan Jabbar, Kurt Benson’ın yüzüne bir yumruk atar. Ever değişiklikler yapılmış, cezalar ağırlaştırılmış ama şiddet noktasında daha ligin başında çok fazla değişen bir şey görünmemektedir. Benson’ın çenesi, Jabbar’ın eli kırılmış ve Lakers için lig muhteşem bir açılışla başlamıştır. Lakers için olaylar burada bitmiyor aksine belki de başlıyordu. Böyle bir ortamda 9 Aralık 1977 gecesi olanlar oldu…

 

 

 

 

O gece Lakers ile Houston arasında oynanan maç KW için bir kırılma olacaktır.  Houston atağında Kunert’in KW’ye dirsek attığı ve hadisenin büyümemesi için Jabbar’ın araya girerek Kunert’i tuttuğunu videolarda görüyoruz. Bu sırada Houston atağı da bir yandan gerçekleşmektedir. Jabbar, Kunert ve KW bir aradayken Kunert ile Jabbar’ın itiş kakışını gören Tomjanovich (4 senedir All Star oyuncusudur) hızla bu üçlüye doğru koşar. Rudy Tomjanovich’in sicilinin KW gibi olmadığını belirtmek gerekir. Kendisi hadiseyi ayırmak için koşmaktadır ve ne bir yumruk sallayarak ne de saldırgan bir şekilde gelmektedir. Tomjanovich’in koşarak gelmekte olduğunu gören KW büyük bir HATA YAPAR. Yumruğu Rudy’nin suratına indirir. Stadyum bir anda sessizleşir. Rudy öylesine sert bir yumruk yemiştir ki Jabbar “bir karpuzun yere düşüşü gibi bir ses duydum diyecektir”. Bir anda Rudy’den kan boşalır ve Rudy’nin durumu ciddidir. O sırada ortalık karışır…

 

 

 

 

Olayda x y’ye vurdu sonra şu oldu bu oldu şeklinde bir aksiyon anlatısını böylesi ciddi bir şiddet vakasında tercih etmiyorum. Her türlü itiş kakışı aktarmak yazıya geçirmek mümkün belki ama bu bahsettiğimiz olayın sonuçları son derece önemli olduğundan hadiseyi aksiyon içinde kaybetmemek gerekli. Çenesi hem kırık hem de ciddi şekilde yerinden çıkmış olan Rudy Tomjanovich’in tek sorunu ne yazık ki darmadağın olmuş çenesi değildir. Tomjanovich’in ağzına aynı anda kan ve spinal sıvı dolmakta, beyin travması da geçirmektedir. 5 tane ameliyat olmak zorunda kalan ve ölümden dönen Houston’lı oyuncu Houston’a dönecektir dönmesine ama ciddi operasyonlar ve psikolojik bir sarsıntının ardından olacaktır bütün bunlar. Zaten artık kendisinin allstar bir oyuncu olması da önemini yitirmiştir zira yaşadığı için çok şanslıdır.

 

 

     

 

 

Olaydan hemen sonra medyada bir sürek avı başlatılır. Hakikaten de çok sert (belki de en şiddetli) bir NBA vakası yaşanmıştır ama bundan önce pek çok hadisede bu kadar yaygarayı basmamış medya birden ayağa fırlamıştır. Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi herkes bir şeyler yapılmasını ve evet bir kelle alınmasını istemektedir. Oyuncular NBA Yönetimini “derhal” göreve çağırmakta, “illa birileri mi ölmeli” şeklinde feveran etmektedirler. Medyanın ve tüm basketbol severlerin haklı talebi ile ilgili bir şey demek belki de çok yersiz ama bu olay NBA’deki 1970 karanlık zamanlarının bardağı taşıran son damlası olarak tanımlanabilecekse bunun altında ezilecek olan Kermit Washington’dır.

 

1975’de NBA-ABA birleşmesini başarıyla gerçekleştirmiş NBA Başkanı Larry O’Brien uyuşturucu hadiseleriyle ve şiddetle çarpışmakla yorularak bu yılları geçirmektedir. Amma velakin hazır olmadığı bir şey varsa böyle bir felaketti. NBA’in pek çok diğer spor dalıyla rekabet içinde olduğu bu dönemde O’Brian’ın istediği en son şey böyle bir prestij kaybıydı. Daha yeni cezalar artırılmışken böyle bir hadisenin patlaması pimi çekilmiş bombayı getirip Yönetimin önüne koymuştu. Gazeteler ve televizyon kanalları olayı sıcak tutuyor ve Yönetim bir şey yapmak zorunda bırakılıyordu. Bir oyuncu iki gözünden de ameliyat olmak zorunda kalıyor, çenesi kırılıyor…

 

 

 

 

Bu kadar hadiseden sonra zaten hangi yönetim giyotinin bıçağını en tepeye kaldırmaz ki? Eğer olay bu raddeye geliyorsa artık ipler sizden çıkmıştır…

 

 

 

 

Kermit Washington hadisenin ardından o güne dek verilen en ağır cezaya çarptırılıyordu. NBA Yönetimi 10 bin dolar para cezası ve 60 gün hak mahrumiyetinde karar kılmıştır ki bu 60 gün de kendisine 43.750 dolar maddi kayıp anlamına gelecektir. Hadisenin ardından Washington’a baktığımızda ceza nedeniyle yüksek meblağlar kaybetmiş bir adam görüyoruz. Ama bu 60 gün içinde Lakers’lı yöneticilerin kendisiyle irtibat dahi kurmaması daha büyük şeyleri beraberinde getirecektir.

 

KW ölüm tehditleri almakta, medya önünde sürekli bir kötülük sembolü olarak gösterilmekte ve resmen linç edilmektedir. Kendi ve ailesiyle ilgili 100’den fazla ölüm tehdidi alındığını söylemek sanırım yeterli olur. O güne kadar ciddi sakatlanmalara neden olmuş hemen hiçbir oyuncuya yapılmadığı kadar üstüne gidilmektedir. Hakkında iyiymiş gibi görünen haberlerde bile aslında linç havası mevcuttur.

 

 

 

 

Öfkesine yenik düşerek “o yumruğu atmış”  KW’nin Lakers’ta kalmasına yönetim izin vermeyecektir ve oyuncu Boston’a gönderilir. Şurası çok açıktır ki Lakers oyuncusuna sahip çıkmamış ve olayın ardından KW’ı “sürgün etmiştir”. Takımın efsane oyuncusu Jerry West bu yıllarda Lakers’ın hocasıydı ve verdiği röportajda Washington’ı göndermesinin kendisinden beklendiğini ifade etmiştir. “Onu göndermesem ben giderdim” diyecek kadar da işlerin vehametini gözler önüne sermiştir. Eklediği bir cümlede oldukça anlamlıdır; “O olay hayatımın en büyük felaketlerinden biriydi”.

 

Lakers’tan sonra gittiği takımların hiçbirinde uzun süreli oynayamaz Washington. Bunun sebebi ise yeni takımına uyum sağlayamaması ya da bir çeşit sorunun içinde bulunması değildir. Bu YUMRUK hadisesi üzerine öyle bir yapışır ki gayet iyi oynadığı takımlarda dahi kendisini bir yılın ardından kapının önünde bulur. Adeta bu kötü sicili oyuncuyla “oynamaktadır” ve ona bir takımın parçası olmasına fırsat tanımamaktadır. 73-77 arası Lakers forması giyen KW ardından 77-78de Boston, 78-79da Clippers, 79-82 de Portland formasını terletir. 82 sezonunda sakatlığından dolayı sadece 20 maçta forma giyebilmiştir. 5 yıl basketbola ara verdikten sonra 1987de GSW ile tekrar dönüş yapmak ister ama sadece 8 maçta kadroya alınır ve bunların da 6sında forma şansı bulur. Washington bütün bu olanlara dayanamaz ve basketbolu bırakır.

 

 

Basketbolu bıraktı da işler düzeldi mi ? 

 

 

Kermit’in basketbolu bıraktıktan sonra üzerindeki negatif şeyleri atacağını düşünmekle belki de kolaycılığa kaçmış olacağız. Çünkü basketbol dünyasında kalmak isteyerek yardımcı hocalık vb görevlerde yükselme arzusundaki Kermit’e tüm kapılar tek tek kapanacaktır. Bu konuda farklı görüşler mevcut. Ona kapıyı göstermedik kendi gitti diyen kişileri de okuma imkanımız oldu ancak hadiseleri birinci ağızdan vermek gerekirse KW’ın görüşü kendisinden ısrarla yararlanılmak istenmediği şeklinde.

 

Oyuncuyken Lakersta kalsaydı belki de forması emekliye ayrılmış büyük isimlerden birisi olacaktı. Eğer Boston’da kalabilseydi Bird’ün takımıyla şampiyonluklar yaşayabilecekti. Bunlardan hiçbiri olmadı. Büyük bir efsane olarak anılabilecekken basketbolun sırtını döndüğü isimlerden birisi olmak zorunda kaldı/bırakıldı.

 

Eşinden ayrılma vb hadiselerini de bu yıllarda yaşar Washington. Ailevi ve sosyal durumu hiç de iç açıcı görünmemektedir. Bir gün televizyonda Afrikadaki çocukların dramını izlerken aklına bir fikir gelir. “Oraya birileri yardım etmeli” diye düşünen KW, bunun için bir hareket başlatıcısı olmak isteyerek ve Afrika’ya sağlık hizmetlerini gönüllü olarak götüren bir vakfı işletecektir. Yemek, sağlık hizmetleri, ilaç derken kendi fonlamasıyla ciddi bir hizmeti oraya ulaştıran Kermit Washington keni ülkesinde bulamadığı iç huzurunu sonunda burada bulmuş gözükmektedir.

 

 

 

 

Kısa sürede bu yardım hareketi büyümeye başlar ve NBA de bu olaya kayıtsız kalamaz. NBA’in 90lardan itibaren yurtdışına açılma projesinin mevcut olduğunu önceki yazılarımızı okuyanlar hatırlayacaktır. İlk planda Çin’le başlayan bu projenin Afrika’ya da bir şekilde ulaşmak isteyeceğini tüm vizyoner okurlarımız takdir edecektir. Üstelik böylesine insancıl bir niyetle oraya giden eski bir oyuncunun hareketine katılım gösteren NBA Yönetiminin yaptığı da tamamen bu temel stratejinin bir parçası gibi görünmektedir.

 

NBA Yönetiminin de desteklemesinin ardından Washington ülkesinde de basketbola tekrar dönme imkanı bulur. Bir anda sihirli bir şekilde kapılar açılmaya başlamıştır. Denver Nuggets’ta yardımcı antrenörlük görevi gibi görevleri bu olaydan sonra üstlenecektir.

 

Afrika’ya götürdüğü yardımlarla ilgili kurduğu vakfın bu ara kendisine açılan davalarla uğraştığını söyleyerek Washington’ın hikayesini bitirmek istiyorum.

 

 

the punch kermit washington tomjanovich ile ilgili görsel sonucu

 

 

Son Söz

 

 

NBA bir çok başarı hikayesi ve hayal kırıklığını içinde barındıran büyük bir dünya. Jordan, James, Kobe gibi isimler o kadar büyük ki pek çok isim bunların gölgesinde kalıp görünmez oluyor. Hele ki özellikle unutulmaya itilmiş veya gözden uzakta tutulan isimlerin işi çok daha zor. Bir basketbolcunun hikayesini çok uzatmadan vermeye çalıştık bu yazımızda. Her olayın iki tarafı olduğunu asla unutmuyoruz. KW’nin kurbanı olan bir Rudy Tomjanovich’i nasıl görmezden gelemezsek Washington’a yapılanları da gözden kaçıramayız. Keşke o anlık karar doğru verilseydi ve Rudy all star oyunculuğuna, Kermit Washington’da Lakers kariyerine güzelce devam edebilseydi. Keşkelerin sonu yok…

 

Yıllar sonra hadiseyi çok sayıda yüzüyle inceleyen bir kitap yayınlandı. İsmi tahmin edebileceğiniz bir şey “The Punch” (Yumruk). John Feinstein tarafından yazılan kitap hayatı değişen 2 kişinin hikayesini anlatıyor. Basketbolseverler için güzel bir kitap olacağı kanaatindeyim. Çünkü hepimizin en nihayetinde bir takıma daha çok sempatimiz var ama herkesin ortak paydası olan NBA’in nerelerden geldiğini anlamak için bu tür yazılar son derece kıymetli.

 

Bu olayın en önemli sonucu NBA’in şiddete bundan sonra geçit vermeyeceğini göstermesi olmuştur. Bu hadiseyi önemli kılan tam olarak da budur. Tomjanovich ve Washington özelindeki hikayeler bireysel anlamda son derece üzücü olsa da aslolan bundan sonra benzeri şiddet içerikli olayların önüne geçmek olduğundan NBA’in bu olayda sağlam bir duruş sergilediğini söylemek mümkündür. Günümüzde daha da iri adamların olduğunu düşündüğünüzde eğer cezalar hafif olsa olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum.

 

 

 

 

Her şeye rağmen basketbol böyle bir oyun. Duyguları aldırmanın imkansızlığı altında oynanıyor ve yapılan bir anlık jestler kitleleri oyuncunun hayranı ya da düşmanı haline getirebiliyor. Bu nedenle oyuncuların mental yönden de kuvvetli olmaları çok önemli. Belki fiziksel sağlamlıktan daha da önemli…

 

Basketbolla kalın.

 

Yazar: Utku Köker