NBA maçları oynanıyor ve bu sırada oyuncuların itiş kakışlarını izlerken keyifleniyor, bu itiş kakışmaların zaman zaman da büyüdüğüne şahit oluyoruz. Gerçi eskiden yaşananlar bu yıllarda hemen hiç yaşanmıyor ve NBA görece oldukça centilmen hale (evet kıyasla öyle) gelmişse de arada saman alevi gibi parlayan hadiselere şahit oluyoruz. Peki hadise büyüdüğünde ne oluyor? En az teknik faul oluyor ki pek çoğumuzun haberi olduğu üzere teknik faul demek NBA cezası demek. 2000-3000 $’lık bir ceza bugün teknik faulün ardından NBA Yönetiminin size keseceği ceza olacak. Hele bu teknik faul sırasında hakeme de laf atmışsanız bu ceza 25.000 $ civarına, hakeme dokunacak kadar aklınızı yitirmişseniz 50.000 $ ve maç oynamama cezasına doğru gidebiliyor. Hakemle kavga edip, münakasa etmek ya da çıtayı iyice yükseltip seyirciye dalmak gibi aşmış eylemler de çok büyük rakamlara doğru koşar adım gitmekte tabii. —  (http://www.filelipota.com/big-ben-ben-wallace/) —

Ceza olayı geçmişte daha az başvurulan bir olguydu ve cezayı gerektirmek için ciddi bir şeyler yapmak gerekliydi. Hatta bu ligin sertliği o kadar yüksekti ki Tomjanovic-Washington hadisesi — (http://www.filelipota.com/nbain-kaderini-degistiren-yumruk/) — gibi olaylar NBA Yönetimini ceza vermeye zorlamış sonrasında da oyuncuların kariyeri alt üst olmuştu. Karışan oyuncu suçluydu ama ortam buna çanak tutacak kadar da sertti. Burada her şeye karşın sadece hatırlatma yapmak amacında olduğumuz için bunları hatırlatıp geçiyoruz…

 

Cezalar

Ceza olayı günümüzde her gün NBA Yönetiminin başvurduğu bir olgu haline geldi. Maç içinde bir teknik faul aldınız ve hayırlı olsun nurtopu gibi bir ceza gelecek…

Maç içinde hakeme “manalı” güldünüz ve hakem bu duruma “alındı”, size çok “manalı” bir teknik faulü çaldı (Duncan Olayı)… Kimine göre bu faulle belki şampiyonluk gitmişti ama daha fazla sayıda izleyici cezayı kimin aldığını yani Duncan’ın almasını önemsiyor ve Crawford’un hakemliği bitene kadar olay onunla birlikte her yere götürülüyordu. Bu manalı gülüş de teknik gerektirdiğinden cezaya tabiydi…

Maç içinde tuttuğunuz adam sizi geçip baskete uzanıyor ve siz buna bir iki derken engel olamıyorsunuz. Maç içinde çok uslusunuz ama eve gidiyor yemiyor içmiyor Twitter’ın başına geçip saydırıyorsunuz. Bir cezanız daha oldu.

Rakibinize giydirmek istiyorsunuz ancak adam LeBron, Westbrook  ve sizi geçmesi aslında fevkalade mümkün süper yıldızlar. Bu durumda onlara bulaşmak yerine hakemden yana ağlak sosyal medya mesajlarına geçiyorsunuz ve tabii ki yine cezanız geliyor…

Ne kadar sinirleri gergin biri olduğunuz biliniyor ve ön sıra seyircisi size laf ediyor. Siz de gidip uğraşıyorsunuz… İnşallah adama fiziki müdahalede bulunmuyorsunuz yoksa sezonu dahi kapatabilirsiniz… Seyirci NBA Yönetiminin en hassas olduğu hadise…

Kafanız güzel ve eve gidip bu oyun Siyahların oyunu veya siz Beyazlar gibi ifadelerle Twitter’dan “İlham vermeye (!)” başlıyorsunuz. Kooocaman cezalarınız derhal kesilecektir..

 

 

Yapılması planlanan ve size deklare edilmiş bir röportaja gelmediniz ya da geç geldiniz. Çok sağlam bir cezanız daha derhal gelecek…

Bir taraftarınız size olur olmaz resimli ya da sözlü sataştı ve siz NBA oyuncusu olarak buna seyirci kalmayarak devam ettirdiniz… Hayırlı olsun cezanız allı güllü gelecek…

Olayı yeterince uzatmış olabilirim… Sadece ceza kavramının bugün ne kadar sık başvurulan ve hemen her şeye kesilmeye başlanmış bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyorum…

 

Peki bu cezalar cezalar diyoruz da yıllık büyüklüğü ne kadarlık bir tutardan bahsediyoruz dersek:

2013-2014 Sezonu                         4,281,407 Dolar

2014-2015 Sezonu                         5,510,172 Dolar (Sadece Larry Sanders 1 M Dolar!)

2015-2016 Sezonu                         5,302,720 Dolar

2016-2017 Sezonu                         7,917,301 Dolar (Sadece J. Noah 20 maç cezadan dolayı 3M Dolar üzerinde!)

2017-2018 Sezonu                         1,607,546 Dolar

— Veriler Spotrac’ten alınmıştır. —

 

2017-2018 Sezonu sona erdiğinde bu yılki cezaların artış azalışına dair daha sağlıklı analizler yapılabilecekse de şu ana kadar nispeten iyi bir gidiş olduğu düşünülebilir.

Maç cezası alan oyuncuların o maç için alacakları ücretin ceza olarak kesilmesi şeklinde bir genel yaklaşım mevcut görüldüğü gibi. Dolayısıyla maç başına alacaktan daha fazlasının kesilmemesi ve kafaya göre ceza verilmemesi gibi mantıklı bir hareket izleniyor. Bu neticede Curry ile çaylak bir oyuncunun aynı süreli cezada farklı kayıplara uğraması anlamına gelse de genel mantığın çok isabetli olduğu söylenebilir. Aksi takdirde sabit bir cezanın verilmesi Curry ve çaylak oyuncuya adaletli bir maddi etki yapamazdı

NBA Yönetimi cezaları kesiyor da bu cezalardan gelen milyonlarca $ nereye gidiyor?

Collective Bargaining Agreement gereğince bu ceza paraları NBA ve NBPA (Oyuncular Birliği) tarafından seçilmiş hayır kurumlarına gidiyor.

 

 

NBA tarafına akan paranın yarısı NBA Care programına gitmekte. NBPA tarafına akan paranın ise yarısı kuruluş için kullanılmaktadır. — NBA resmi cevabı —

Buradaki paylaşım şekli aslında sadece NBA özelinde kullanılan bir şey de değil. NFL’de de 4 Milyon $’a yakın bir yıllık ceza kesilme ve bu para NFL Player Care Foundation ile Players Assistance Trust arasında bölüşülmekte. Bu iki fon sağlık güvencesi olmayan eski oyuncuların sağlık giderlerini karşılamakta ve maddi zordaki eski oyunculara yardım etmekte.

MLB (Beyzbol Ligi) de kesilen cezaları MLB Charities olarak geçen bir dizi hayır kurumuna göndermekte. Eski oyunculara yardım eli uzatan bir vakıf da MLB paralarından pay almakta.

Dünyanın cezası kesilse de bu paraların bölüşümünün bu şekilde olduğunu görmek oldukça faydalı görünüyor.

 

Ceza mı? Yetmezzz!

Popovich 29 Kasım 2012’de sezon maçlarından biri olan Miami Heat maçına 4 as oyuncusunu götürmez. Bu maçın üst üste oynanacak maçlardan biri olması ve en önemlisi, televizyonlardan canlı verilmesi nedeniyle bu hadise Stern’ü küplere bindirmişti. TV ekranlarındaki ve maça gelerek ciddi bir miktarı bilet için harcayan seyircilerin hayal kırıklığına uğratıldığı gerekçesiyle bu “dahice” olmayan hareket — Stern’ün deyişiyle — için San Antonio’ya 250.000 $ ceza verildi!

 

—Doc Rivers konuyla ilgili görüşlerini paylaşırken —

Bu cezanın ardından San Antonio Yönetimi bir açıklama yapmakta aceleci davranmasa da farklı sesler hemen yükselmeye başlayacaktı. Shaq duruma dair görüşünü “Takımı için en iyisini Pop bilir. Daha öncede bunu yapmışlardı” diyor, Kerr de bu konuyu NBA Yönetiminin fazlaca büyütmemesini, hadisenin sanıldığından daha karmaşık olduğunu söyleyerek San Antonio’ya arka çıkıyordu. İşin aslı şu ki gerek San Antonio gerekse diğer pek çok takım, oyuncularını dinlendirmeyi sezon takviminin çeşitli dönemlerinde — özellikle Playoff öncesi dönemde — uyguluyorlardı. Spurs’ün kadro yaş ortalaması oldukça yüksekti ve bu yüzden takımı diğer takımlardan daha çok dinlendirmesi gerektiğini bilen Pop bazen böyle devasa rotasyonlara gidiyordu. O zamana dek LeBron James olayında da Boston’un 3 dev oyuncusunu dinlendirmesi hadisesinde de görüldüğü gibi NBA ceza kozunu kullanmamıştı. Spurs hadisesi ise Stern’ü harekete geçirmiş ve haber vermeksizin böylesine önemli 3 oyuncuyu oynatmamayı verilen hizmetin kalitesine karşı bir hareket olarak yorumlamıştı…

2012’de olan bir şeyin 2018’de yazılması biraz tuhaf görünecektir. Ama haklı bir nedenimiz var artık. Adam Silver ve NBA Yönetimi Eylül 2017’de bu uygulamayı meşru bir zemine oturttular. Yani 250 bin $’lık Spurs cezası kesildiğinde tam olarak sağlam bir nedene dayandırılamamış ama NBA Yönetiminin buna çok da ihtiyacı olmamıştı… Öte yandan Eylül 2017’de alınmış karardan sonra artık tüm takımlar için “Demokles’in Kılıcı” tepeden inmeyi bekleyen bir hale gelmiştir.

Alınan karara göre takımlar bundan sonra sağlıklı olan oyuncularından 1’den fazlasını aynı maçta dinlendiremeyecektir. Dinlendirilen oyuncular da NBA organizasyonları ve taraftar etkileşimlerine katılmak durumundadırlar. Unutmayalım ki bu organizasyonlara geç gelmek dahi cezadır. Bu uygulamanın zamanla olgunlaştırılacğını Silver da ifade etmektedir.

Bu bilgiden sonra sanırım zihnimiz daha berrak olarak devam edebiliriz.

— Popovich’in konuya ilişkin görüşleri —

İlk bakışta kapitalist yaklaşım bize müşterinin hep haklı olduğunu ve “alabileceğinin maksimumunu almak için” bileti satın alarak “en iyi hizmeti” hak ettiğini bize söyler. Oysa “hak etmek” kelimesi oldukça romantik bir kelimedir ve her seyirci maça gelirken bazı oyuncuların o gün forma giymeyebileceği ihtimalini de bilerek o bileti satın aldığının farkındadır. Yani bir bilet satın almanız sizin o maçtaki en iyi kadroların kapışmasını izleyeceğinizi hiçbir zaman garanti etmemişti ve bugün de etmez. O halde Stern’ün bakış açısı tam olarak doğruyu yansıtmıyor olabilir mi?

Müşterinin bakış açısını bize veren Stern elbette bir açıdan haklıdır. Öte yandan bir de işin diğer tarafı olan takımlar vardır. Takımlar peş peşe maçlar oynamak zorunda kaldığı deplasman serilerinde son derece zor bir mental ve fiziki sınamaya tabi tutulur. 5 günde 4 maç, 30 günde 18 maç oynamak zorunda kalabilmektedirler. Bu rakamlar çılgıncadır. Çünkü uçaktan maça, maçtan uçağa ve sonraki gün başka bir eyalette bir maça…

İşte böyle bir takvim içinde takımlar kendi iç işleri olarak gördükleri istedikleri “oyuncuyu dinlendirme keyfiyetini” de yıllardır kullanagelmiş ve bazı süper yıldızları sağlıklı olmalarına rağmen oynatmayabilmişlerdir. Bu yıldızların üs tüste maçlarda devasa performanslar sergilemelerinin ardından bir “kafa tatili” yapmaya hakları olmadığını iddia etmek çok sert görünüyor. Oyuncunun her maç 40-50 atmasını beklemek hiç de mantıklı değil ve yorgunluğunu atması için onu dinlendirmenin yanlış bir yanı da takım açısından bakınca görünmüyor. Bu işi disiplini bozacak hale getirmedikçe…

 

Madalyonun Diğer Tarafı

Bir de “Stern hiç haklı değil mi?” kısmından bakmak lazım. Müşteri açısından hadiseyi yukarıda vermiştik. Pop olayla ilgili ihtar edilmediklerini ve “bu cezayı nerede yazıyor da veriyorlar” minvalinde bir demeciyle hadisenin yanlı bir ceza olduğunu söyleyerek zaten NBA Yönetimi’ne ciddi bir yumruk savurmuştu.

Oyuncu dinlendirme uzun süredir yapılagelen bir şey. Pop bu işi ne ilk yapan ne de son oldu. Hatta 250.000 $ cezadan hemen sonra bile hocalar önemli oyuncularını kenarda dinlenmeye alarak NBA’in bu işin altından ne kadar zor kalkacağını cümle aleme seyrettirdiler.

Amma velakin Stern cephesinden bakarsak farklı şeyler görüyoruz…

Oyuncu dinlendirmenin altında yatan belli başlı nedenler vardır. Oyuncu ya sakat ya hastadır ya da kişisel bir nedeni vardır ki maçı kaçırmaktadır. NBA maçlarında oyuncu dinlendirme işi bir ara o kadar sulandı ki iş aşağıdaki tablolarda yazan hale döndü:

Robert Horry’ye zamanında (2007) maçta yer almama sebebi olarak “OLD” (Yaşlı) yazmıştı — ki adam o maçta sakattı — mizah gücü yüksek bazı yetkililer –. Bu hadise 2012’de Duncan için de aynı şekilde yazıldı. Bu maçta Duncan kafa izni yapmaktaydı. Ama bir neden ifade etmekle dahi uğraşmamış ve NBA o sene 36’yı devirecek olan Duncan’a yaşlı demekten kaçınmamıştı. O kadar doğal hale gelmişti ki…

İşin üzücüsü bu tabela herhangi bir spor yayıncısı tarafından değil bizzatihi NBA tarafından verilmişti ve ortalığın ayağa kalkmasının sebebi de zaten buydu. NBA dahi bu kadar laçka bir şekilde bu hadiseye yaklaşabilirken oyuncu oynatmama adına daha önce örneği olmayan 250 bin $’lık  bir cezayı Spurs’e dayatınca sıkıntı olmuştu. Stern’ü “çıldırtan” ve böyle bir cezaya sevk eden şey belki de ortamın bu kadar rahat ve laçka hale gelmeye başlamış olmasıydı… Kim bilir?

Yıldız oyuncuları oynatmamak — Bir neden dahi belirtmeden — “İş” – Business’e – darbe vuruyor diyen Stern’ün bu açıdan haksız olduğunu iddia etmek çok mümkün görünmüyor.

 

O halde bu kadar gürültü, bu kadar sıkıntı niye?

Olan bitenin sonrasında söylenebilecek olan şey, bu ceza uygulamasının NBA Yönetimi tarafından son derece sert bir şekilde uygulanarak bundan sonraki uygulamaların önünü açmış olduğudur. Bu şeklin ligin bazı takımları tarafından da uygun görülmesi ile Stern’ün eli oldukça güçlenerek bunun “bir araca” dönüştürülmesinin meşruiyeti sağlanmış oluyordu. Ligin özellikle en iyi takımlarının ya da ihtiyar takımlarının oyuncu dinlendirmeyi bir araç olarak kullanmasının önüne geçilmesi ile bu takımların kadrolarını dinlendirememeleri ve açıkça dezavantajlı duruma geçmeleri de bu takımlara vurulan önemli bir darbedir!

Buna rağmen takımlar oyuncularını maça götürüp orada 5 – 10 dk oynatarak oynatmış görünebilir ve alenen müşteriye “ihanet etmeye” devam edebilirler. Bu durumda NBA yine ceza mı verecektir? Yani cezaları havada uçuşturmaya bu kadar meraklı olmalı mıyız gerçekten yoksa bunu takımların iç işi olarak değerlendirip oyuncu dinlendirmeye devam etmelerine seyirci mi kalmalıyız?

Şöyle de düşünebiliriz: Bir ihtiyar takım NBA Yönetimiyle kapışmamak için en iyi kadrosunu bir maça daha sürebilir ve orada yaş vb nedenlerden olacak bir sakatlıkla Playoff’ öncesinde zayıf düşebilir. Bundan korktuğu için bazı takımlar alenen Playoff öncesinde oyuncu dinlendirmeler yapmaktadır. “Bu risk her maçta vardır” demekle, “adamlar haklı dinlendirmeye karışmamalıyız” demek arasında bir seçimle karşı karşıyaymışız gibi durmuyor mu? Eğer resmin küçük bir parçası değil de büyük resmi görmeye meraklı isek takımların oyuncu değişikliğine aldırmamalıyız. Zira hiçbir takım kaybetmeyi istemez ve takımların amacı Playoff! Playoff için sağlıklı ve dinlenmiş girebilmek için bazı maçlar göz göre göre kaybedilmekte ve buna da aldırış edilmemektedir. Bunu müşteriye ihanet olarak görürsek, olası bir sakatlık halinde şampiyonluğu yitirmesi kaçınılmaz hale gelecek bir takımı çok zorlayarak her maça en iyi kadrosuyla çıkması için zorlamak müşteriye ihanet olmayacak mıdır? Deli sorular…

NBA Yönetiminin Oyuncu Birliğine karşı yıllar içinde yavaş yavaş güç kazandığını ve bu son dinlendirme cezasıyla da oyunculara karşı yeni bir cephe açarak yeni bir pazarlık kozuna daha sahip hale geldiğini söyleyenler de var. Kimine paranoyakça gelebilir belki ama ciddiye alınmayacak gibi de durmuyor.

 

Roger Goodell

NFL Başkanı Roger Goodell kısmı var bir de işin…

— Adam Silver *** Roger Goodell —

Mevcut izlenme oranları ve Colin Kaepernick olaylarıyla oldukça sorunlu zamanlar yaşayan Goodell yakın zamanda Adam Silver’a bir “açık mektup” yazdı… Bu mektupta NBA sorunlarıyla ne kadar “alakalı(!)” olduğu her halinden belli olan Goodall, “oyunun bütünlüğü” açısından NBA ile ilgili ne kadar kaygılı olduğunu ifade ediyordu. NBA takımlarına memoranduma uymamaları halinde ceza tehdidinde bulunan Silver’a “ceza benim uzmanlığım” — Trump’ın sadece ben yapabilirim tavrını hatırlıyoruz bir anlığına sanki — diyen Goodall, Silver’a “tavsiyelerde” bulundu…

Cavs- Clippers maçının 1.1 “acınası” reytingine vurgu yapan Goodal,l LeBron’u izlemeye gelen seyircinin Richard Jefferson’ı izlemesinin müşteri tatmini ve lig açısından kötü olduğunu söylemişti (!). Hatta dinlenmelerin asıl sebebi olan 5 günde 4 maç oynamanın sezon takvimindeki 1 haftalık uzatma neticesinde zaten ortadan kalkacağını söyleyen Goodall bunun sorunun çözümüne tek başına yeterli katkı yapacağını ifade ediyordu.

Daha sonrasında cezanın bir şeye çare olmadığı yönünde yapıcı eleştirilerine devam ediyordu NFL Başkanı…

NFL Başkanının bu yöndeki yapıcı(!) eleştiri/tavsiyeleri şüphesiz ufuk açıcı(!) olarak değerlendirilebilir. Bir başka organizasyonunun bu şekilde NBA’ye açık mektubu aslında pek hoş görünmüyor. Bir adım daha öteye gidip bu hadisenin bir gerginlik oluşturduğu ve Silver’ın bir süre sonra buna yanıt verdiğini de eklemek gerek. Bir takım sahibinin NBA Genel Sekreteri Adam Silver’a NFL’i yönetmek isteyip istemeyeceği şeklindeki ifadesine Silver düşünmeden “Hayır” demişti. Bu hayır otomatik bir yanıttan ziyade eskiden NFL’in NBA’den çok daha iyi olan durumunun yakın zamanda NBA lehine bozulmasına yorulmalıdır. Gerçekten de NBA’in uluslararası yatırımları ve planları “İş”i  oldukça büyütmüştür. Diğer yandan düşen izlenme oranları ve Colin Kaepernick olayları — ki bu olay büyüyerek devam etti — NFL’e büyük darbeler vurmuş ve kulüp sahipleri arasında Goodall’ın durumunu da tartışmaya açmıştır.

Her şeye rağmen açık mektupta Goodall’ın kaleme aldığı bazı şeyler gerçekten Silver’ı kızdırmış olmalı…

 

Goodall hiç mi haklı değil?

Biz yine de iki dakika soluklanıp olaya sakince odaklanalım. Goodall o veya bu niyetle bir mektup kaleme almış olmakla birlikte ciddiye alınması gereken şeyler de söylemektedir.

Her şeyin başında, cezanın olaya son vereceğini beklemek çok da doğru görünmüyor. Bu oyuncuların neden dinlendirildiğinin altındaki asıl nedene odaklanmak gerektiğini ortaya atması ise aslında “tam isabet” olarak nitelendirilebilir. Bu kadar takım, televizyon yayınlarını sabote etmek için oyuncu dinlendiriyor olamazdı zaten…

NBA takviminin uzatılmasıyla 5 günde 4 maç saçmalığının yaşanmayacağını bilmek zaten takımları rahatlatacak ve oyuncuların fiziksel dinlenmeleri açısından olumlu bir adım — ki bu zaten var — atılmış olacaktır. Oyuncuların hangilerinin dinlendirileceğinin zamanında açıklanması gerektiği noktasında Silver sonuna kadar haklıdır ve oynayacak denen oyuncunun sebepsizce son dakikada DNP ilan edilmesi NBA itibarını gerçekten de zedeler niteliktedir. Ancak teknik ve idari kadronun oyuncudan oynamamasını istemesi düşük bir ihtimal de olsa mümkün olabilir. Bu gibi durumlar için bir ara formül olarak takımların DNP için maç başına kontenjanı olmasını önermektedir Goodall. Kulağa oldukça mantıklı gelmekte bu…

Ayrıca oyuncuyu oynatmadı demesinler diye 5 dakika oynatıp kenara alarak cezadan kaçma kurnazlığına karşı da NFL Başkanı’nın oyunculara belli bir miktar oynama zorunluğu getirilmesi önerisi oldukça tartışılabilir duruyor. Bir tür DNP olarak da düşünülebilecek bu şıkta %25-50 arasında oynaması şart olan bir oyuncunun — muhtemelen yıldız oyuncular için önerilecektir — en az bir çeyrek oynaması hiç de fena bir çözüm değil sanki…

Önceden belirlenebilecek bazı maçlar için NBA Yönetiminin hiçbir dinlendirmeye müsade etmemesi de bir başka tartışmaya açık önerisi Goodall’ın. Sağlık nedenleri dışında DNP kabul edilmeyecek maçların nasıl belirleneceği gibi şeyler ise gelecek zamanda düşünülecek şeyler…

 

Son Söz

Yukarıda farklı açılardan bakarak dinlendirme cezasıyla ilgili bir şeyler karaladım ki konuda bir taraf komple haklı ya da haksızmış gibi durmasın. Tarafların mutlaka haklı olduğu yanlar var. Önemli olan marka değerinin düşürülmeden “İş”in sürdürülmesi ve bu sırada oyuncu sağlığının riske atılmaması. Bunun için de bu ceza mutlaka uygulanma şeklin ve teferruatıyla zaman içinde geliştirilerek bambaşka bir hale sokulacak. Biz basketbola odaklanalım ve bırakalım Oyuncular Birliği ile NBA karşılıklı tartışarak meseleyi en ince detaylarına kadar biçimlendirsinler. Zaman akıyor. LeBron, Curry, Harden ve diğerlerinin harika performanslarını ıskalamadan oyunun zevkini çıkartalım.

Basketbolla kalın!

Yazar: Utku Köker