Merhaba,

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki maçın oynandığı günlerde sosyal ortam üzerinden geçmiş maçlara ilişkin yapılan paylaşımlardan bir tanesi ilgimi çekmişti. 1923 yılına tarihlenen bir biletti bu ve bazı enteresanlıklar barındırıyordu. İsimlerin yazılışından tasarımına kadar bu ilginçlikleri sıralamak mümkün.

 

 

Bu bileti görünce aklıma bir soru geldi. NBA tarihinin ilk maçı hakkında herhangi bir şey yazmış mıydık Filelipota’da bugüne dek bir bakmak istedim. Görebildiğim kadarıyla, henüz yazılmamıştı. NBA üzerine yazıların çıktığı bir yerde bu önemli milata bir küçük selam gönderelim o halde…

 

Ben Gordon Detroit adına maçın ikinci çeyreğinin bitimine 3:51 kala attığı basketle tam olarak neyi başarmış olduğunu o an bilmiyor olabilirdi. Neticede önceki basketlerinden özel bir atış yapmamıştı ama o basket NBA’in 10 milyonuncu sayısıydı. Peki NBA tarihçesinde ilk maç kimler arasındaydı ve her şeyi başlatan basketi atan kimdi?

 

İlk basketi atan oyuncu Ossie Schectman’dı. 2002’de kendisiyle yapılmış bir röportajda Schectman o basketi geniş bir şekilde anlatır. 1946 sezonun ilk maçı (2 Kasım 1946) New York Knickerbockers (evet Knicks buradan) ile Toronto Huskies arasında oynanan maçtır ve oyuncu hızla potaya yönelerek bulduğu basketle takımını öne geçirmiştir.

 

 

Skor üstünlüğünü bir basketle bulmuşlarsa da insanlar atışın ilk basket olduğuna çok dikkat etmemişti. Bundan sonra da pek çok tarihi köşe taşı sayılabilecek basket kaydoldu ama herhalde bunun ne kadar özel bir sayı olduğunu takdir edersiniz.

 

Schectman New York’un 3. en skorer adamıydı (8.1 sayı) ve o zamanlarda maç başına 60 dolar karşılığı oynuyordu! Topun kalitesinin de şimdiki gibi olmadığı, ilkel zamanlardan bahsettiğimizi unutmamamız gerekiyor. Schectman o yıllarda smaç basmakla ilgili olarak, “bunu o zamanlar kim yapabilirdi? Mikan bile ortalarda yoktu henüz” diyor.  İflah olmaz “veriyi teyit etme=sağlama yapma” alışkanlığımızı çalıştırdığımızda ise 1935lerden beri smaç yapan atletik adamlara BAA öncesi liglerde bile rastlandığını görüyoruz. Bu yine de bize şunu gösteriyor ki smaç basmak hiç de şimdiki gibi başvurulan bir şov ya da sayı yöntemi olarak kullanılmıyor 40larda. Basketbolun en fantastik hareketini hakemlerin bile cezalandırabildiği yıllar bu yıllar. Biz demiyoruz bu sözler Schectman’a ait…

 

Maça dönelim biz… Maçın öncesinde, 28 Ekim’de maçın tanıtımları yapılırken mevcut en büyük spor olaylarından biri olarak lanse edilmekteydi. Kanadada buz hokeyinin ve Amerikan futbolunun ne kadar sevildiğini düşündüğünüzde aynı şehrin (basketbola hiç aşina olmayan bir şehrin) 3. büyük spor olayı olarak gündeme getirilmeye çalışılan Huskies NYK müsabakası biletleri 75 sentle 2.5 dolar arasında piyasaya sunulmuştu (Şimdiki bilet fiyatlarına nerelerden gelindiğini bir düşünün. Önceki bir yazımda benzeri bir konuya değinmiştim Link Burada). Maçın ilanlarından birisi altta:

 

 

Hatta işi biraz daha abartmışlar ve George Nostrand’dan (Toronto Huskies’in en uzunu) uzun ziyaretçilere maçın bedava olduğunu bile duyurmuşlardır.

 

 

Yalnız bir sorun vardır ortada. 4 gün sonra yapılacak maçta Maple Leaf Garden’ın ne kadarının dolacağı konusunda ciddi endişeler mevcuttur. Bilet fiyatları da abartılmamışken “tanınmayan bu oyunu” (Kanada’da basketbol çok tanınan bir oyun değildir 1946da) kaç kişi izlemeye gelecektir? Kanada’da BAA liginin bir takımının var olması noktasında gösterilen yönetim cesareti sonuç verecek midir ve bu takım ligde kalıcı olmayı başarabilecek midir? Geçmiş yazılarımızda da basketbolun, hele ki profesyonel basketbolun ciddi bir finansal yönü olduğunun altını hep çizmiştik. BAA kurucuları son derece cesurca bir kararla Toronto’ya BAA ligini götürmekle tam olarak ne kadar risk aldıklarını bu maçla görebileceklerini düşünmektedir. Önceki yıllarda kurulan liglerde pek çok takım kurulduktan kısa süre sonra kapanmak mecburiyetinde kalmış ve takımın kendi kendini sürdürebilirliği sağlanamamıştır. (Hele ki Kanada’da bir takım söz konusu ise endişeler çok haklı durmaktadır.)

 

NY Knicks kafilesi, Niagara’dan Kanada-ABD sınırını geçerken gümrük memuru, takımın koçu olan Neil Cohalan’a bu iri çocukların bir takım olduğunu ama hangi takım olduklarını bilmediğini söyleyince Cohalan, “Biz New York Knicks’iz” der. Memur New York’tan Rangers’ı bildiğini ama Knicks’in ne olduğunu bilmediğini ifade eder. Bunun üzerine Cohalan, “Rangers buz hokeyi, bizse basketbol oynuyoruz” diye cevap verir. Ortalama bir Kanadalı’nın Toronto Huskies noktasında bilgi düzeyini bu örnek çok çarpıcı bir şekilde vermektedir.
 
Maç saati gelir…
 
https://twitter.com/NBACanada/status/793484877471547392
 
Hava atışının ardından Kanada’da BAA’in ilk profesyonel basketbol maçı artık başlamıştır. Maçın ilk basketi yazının başında da ifade ettiğimiz gibi Schectman’dan gelir. Maçta NY arayı açsa da Toronto NYK’u yakalamayı başarır. Güzel bir maçın ardından 68-66 ile galip gelen taraf NY olacaktır.

 

nba fırst basket ile ilgili görsel sonucu

 

Tribünlerde 7000 civarı seyirci maçı izlemiştir ki bu rakam hiç de azımsanacak gibi değildir. Bu seyirci rakamına rağmen takım sonraki maçlarda ulaşmakta zorlanmış ve bir sürü olumsuzluğun ardından sene sonu iddia edilen zarar miktarı olan 100 bin dolar civarı miktarı müteakip takım ömrünü doldurmuştur. İlk yılın BAA şampiyonu da yukarıdaki logonun sahibi Philelphia Warriors (Evet Warriors!) olmuştur.

 

BAA’in Kuruluş Dinamikleri

 

Savaş sonunda pek çok gazinin de ülkeye geri dönmesi ile sanayi ve hizmet sektörü çarklarının tekrar dönmeye başlamasına karşın, ABD’de kriz hala can yakıyordu. Deniz aşırı yerlerden savaştan dönen askerler ekonomiye bir ivme kazandırmış ve Huskies gibi yeni takım hayallerine finansal dayanak ümidi meydana getirmişti. Bu ümitle kurulan pek çok takım varsa da bunları ciddi miktarı başarı hikayesi olamamıştır. Çünkü bu bir “iş” tir ve kazançlı olmayan takımların sonu da hangi ABD profesyonel ligi söz konusu olursa olsun bellidir.

 

BAA Ligi 1946’da kurulurken 11 takımla yola çıkmıştı. Bu 11 takımı şöyle listeleyebiliriz:

  1. Boston Celtics                           1949’da NBA’ye katıldı
  2. Chicago Stags                            1949’da NBA’ye katıldı
  3. Cleveland Rebels                      1947’de Takım lağvedildi
  4. Detroit Falcons                         1947’de takım lağvedildi
  5. New York Knickerbockers      1949da NBA’ye katıldı
  6. Philedelphia Warriors             1949da NBA’ye katıldı
  7. Pittsburgh Ironmen                 1947’de takım lağvedildi
  8. Providence Steamrollers         1949’da takım lağvedildi
  9. St Luis Bombers                        1949da NBA’ye katıldı
  10. Toronto Huskies                        1947’de takım lağvedildi
  11. Washington Capitols                1949da NBA’ye katıldı

 

BAA, 1946da başlayan sezonun tamamlanmasının ardından 11 takımının 4ünü kaybedecektir. Ancak bir tane yeni takımı bünyesine alabilen lig 8 takımla yeni sezona başlar. Başkan Podoloff’un ve ekibinin “çalışmalarıyla” 1948 sezonunda NBL Liginden ikna edilen Fort Wayne Pistons (Şimdiki Detroit Pistons), Indianapolis Jets (Pacers olacak Indiana takımı bu değildir. Pacers NBA’in rakibi ABA Liginden çok sonra NBA’e dahil edilecektir), Minneapolis Lakers ve Rochester Royals (Sonradan Sacramento Kings)  ile tekrar 12yi bulan BAA, NBL’e ciddi darbeler vurunca 1949da bir birleşme artık kaçınılmaz hale gelecektir. Bu şartlar altında 1949’da BAA NBL ile birleşecek ve NBA’i oluşturacaktır.

 

Unutulmamalıdır ki hala “NBA’in ortaya çıkmasının ardından ABD’de artık “tek bir” ulusal profesyonel ligi olacaktır” demiyoruz. ABD’de söz konusu yıllarda birbirinden farklı ve rekabet etmekte olan profesyonel basketbol “ligleri” mevcuttur. NBA ortaya çıktıktan sonra ABL ile kıyasıya bir rekabet yaşanacak ve Amerikan Basketbolu bu rekabetçi yılların ardından büyük bir birleşme ile NBA olarak tek lige kavuşacaktır.

 

Yukarıda sorduğumuz ve henüz cevap vermediğimiz soru ise neden Toronto’nun seçilmiş olduğuydu. Toronto o yıllarda bünyesinden farklı spor dallarından çok değerli takımların çıktığı önemli bir spor şehri idi. BAA’i diğer liglerden ayıran şey ise büyük spor salonlarının ve daha yüksek standartların mevzu olacağı bir lig olma iddiasıydı. Çok küçük salonlarda oynanan başka profesyonel basketbol lig müsabakalarının olduğu bir ülkede büyük düşünerek yola çıkmış bir yapılanmadan bahsediyoruz. Bu iddiayı destekleyecek bir ekonomik yapının olup olmadığı soru ise direkt olarak “var” şeklinde cevaplanabilecek gibi değil…

 

ABA gibi çok köklü bir lig yanıbaşında iken Podoloff gibi vizyonerler BAA’yi kurdular (uzun ve önemli bir hikaye… Belki başka bir yazıya). Ana amaçları ise kısaca şöyle özetlenebilirdi; savaş sonrasında ekonomik olarak yükselişe geçecek belli başlı ABD şehirlerinde kurulacak basketbol takımlarına sahip olmak. Bu adamlar biliyordu ki küçük şehirlerden gelen takımlar yolun sonunu göremeyebilir ve eninde sonunda bir yerde ekonomik anlamda duvara toslardı. Oysa büyük ekonomik fırsatlara sahip şehirlerde basketbol sevgisi var ise (ya da buralarda basketbol sevgisi yeşertilebilirse) bu takımlar büyük ekonomik fırsatlar anlamına gelirdi. Üstelik büyük salonlarda oynayacak takımlar o salonların yıl içinde defalarca kez dolmasını sağlarlar ve pek çok açıdan bu yapıların maliyet avantajına kavuşmasını da sağlayabilirdi. Buz hokeyi sahalarının maç günleri basketbol sahasına çevrilebilmesi işi halledildikten sonra basketbol sporu için harika bir kazanım olacaktı bu stadlar. Şimdiki pek çok “çok amaçlı tesisin” farklı sporlar için ev sahipliği yaptığı düşünüldüğünde gerçekleşen maliyet avantajını tahmin edebilirsiniz.

 

ABA ile NBA’in karşılıklı avantaj dezavantajları ve birleşmeden önceki rekabet yılları üzerine yazılacaklar bu yazı kapsamına sokulmamalı, ziyadesiyle uzun… Genel bir fikir vermek üzere şu söylenebilir ki, büyük bir pazar görüp orada ölçek avantajını kullanmak isteyen ve bir başka ligle (NBL) ile birleşerek gelen bir NBA tehlikesine karşı ABA coşkulu ve yüksek yetenek havuzuna rağmen ne kadar mücadele edebilirdi? Şimdilik bu kadar yazalım ve referans vermiş olalım…

 

Son Söz

NBA henüz ortaya çıkmadan 3 yıl önce kurulan BAA istatistikleri de NBA dahilinde ele alındığı için, Huskies maçını ilk NBA maçı olarak ele aldık. Yanlış olmadığı açıktır. Çok göz önünde olmayan bir dönemi 3-5 satırla yazmaya çalışmak nereden bakarsanız bakın yetersiz ancak okuyucunun sabrını çok zorlamamak gerekiyor. Belki de o ilk maçtaki Toronto Huskies dönemine bir fazladan selam çakarak yazıyı kapatmalı…

 

Huskies formasının tekrar gelmesi için kampanyalar düzenlenmiş ancak bunun bir kaç önemli (Minnesota’ya benzerlik vs) sorun çıkaracağı görülmüştü. Bunu gören Torontolu yetkililer de bazı maçlara Huskies retro formaları ile çıkmaya yakın zamanda karar verdiler. Aşağıdaki resim ilginç gelebilir.
 

 

Pek çok parlak başarılar ve birbirinden harika oyuncuların olduğu NBA’in mazisinde geçmişte karşılaşılmış müthiş zorluklar bulunuyor. Önemli olan bunların nasıl aşıldığına ve büyük fikirlere odaklanmak. Büyük fikirler ve arkasında yatan mantık silsilesi zamandan bağımsız olarak hayranlığa hep açık olacak.

 

NBA normal sezonu devam etmekte. All Star maçına kadar öyle ya da böyle rölantide gidecek olan takımların döngüsü Ocaktan itibaren yukarıya doğru kırılacaktır. Bunlar hala alıştırma maçları. Keyifle izlemeye devam…

 

Basketbolla ve sevgiyle kalın..

 

Yazar: Utku Köker