Bütün fiziği ve metafiziği şöyle bir düşündüğümüzde sanırım var olan hiçbir şeyin yüzde yüz iyi veya yüzde yüz kötü olduğunu söyleyemeyiz. Buna tanrının kendisi de dahil. Her varolan kendi içinde bir parça iyi ve bir parça kötülük barındırır. Bir ilaç seni hastalığından kurtarıp seni iyileştirebilir ama yan etkileriyle vücuduna negatif etkiler de bırakabilir. Maddi durumun kötü olabilir ve biri sana yardım ettiğinde bu seni mutlu eder aynı zamanda bir aciziyet duygusu da doğurabilir. Biz de geçen yazımızda basketbol ve medyayı yazmıştık. Konu uzun ve derin olduğu için bir kaç başlık altında inceleme kararı aldık. O yüzden şimdi sizlerle beraber medyanın zararlı geri dönüşlerini ele alacağız.

 

nba media ile ilgili görsel sonucu

 

Umberto Eco basın için güzelliğine paha biçen sokak kadını benzetmesi yapar. Yani bilgilendirdiği, işe yaradığı kadar satılmıştır da basın. Bir ülkenin huzur içinde kalmasını da sağlayabilir, halkı kışkırtıp savaş da çıkarabilir. Basketbolda ise paranın, gücün köpeği olup servis edilmesi istenen haberlerin paylaşımıyla bir oyuncuyu, antrenörü ve ya takımın tamamını zirveye çıkarabilir yahut zirveden en dibe indirebilir. Şöyle bir örnek verecek olursak. Bu sene Kevin Durant’in Oklahoma City’den ayrılıp Golden State saflarına katılması büyük tepki çekti ki benim de şahsen Durant’e olan sempatim yok oldu. Fakat bir kaç sene önceye gittiğimizde bundan çok daha yanlış ve çirkin bir örneğimiz daha var. LeBron’un medyanın onu kullanmasına izin verip ayrılış şeklini bir hatırlayalım. Kurulan platform ile Cavaliers yönetimine bile haber vermeden çıkıp yaptığı açıklama ile sempati oluşturacağım derken bütün herkesin antipatisini üzerine çekti. Medya onu bir anda ilah olmaktan şeytan olmaya evriltti ve LeBron’a olan antipati kimilerinde 8 yıl sonra bile hala mevcut.En başta Eco’nun dediği gibi kendini size pazarlayan güzel sokak kadını gibi. Hoş görünebilir dışardan fakat sonucu size önemli ölçüde zarar verebilir. Eminim LeBron’un geçmişe dönme şansı olsa ilk değiştirmek isteyeceği şey bu olacaktır. Medya’nın onu kullanmasına izin vermeyecektir.

 

lebron cavs hate

LeBron James Miami’ye gittikten sonra Cavs fanları ‘ İhanete uğramış’ hissediyor.

 

Üstteki paragrafta paradan hafif bahsettik. Aslında yazının asıl anlatmak istediği konu onda saklı. Bildiğiniz gibi çoğu ülkede kumarhaneler yasak, bahis siteleri yasak. Fakat bu işin illegal boyutunu önlemek o kadar da kolay olmuyor. 1980’lerin başına kadar ise bahis bütün spor dallarında ucundan olsa bile öyle büyük bir etkiye sahip değildi boks ve bir kaç spor hariç. 1980 ve sonrasında ise kameraların yaygınlaşması, spor müsabakalarının canlı yayınlanması ile beraber sporun kendisi çok büyük atılımlar gerçekleştirdi. Büyük bir pazar haline geldi ve bundan çeşitli şekillerde faydalanılmak istendi. Bu işin kumarı da bunun bir parçası oldu. Bahis baronları, medya patronları ve illegal kişilikler birlikte hareket ederek pastanın aslan payını kendilerine verilmesini düşünüyorlar. Bu işin varolmasını kendilerinin sürdürdürdüğünü düşünüyorlar ki bir nevi haklılar.

 

Tim Donaghy ismi bir yerden size çağrışım yaptı mı bilmiyorum. Bu arkadaş 2007’de açılan bahis soruşturmasında 15 ay hapis cezasına çarptırılan bir NBA hakemi. Içerdeyken tarihler 2009’u gösterdiğinde bir kitap yayınlamayı planladı. Hakemlerin oynadıkları kumar üzerine. Fakat medya aracılığı ile bu kitabın basımı durduruldu ve yasaklandı. Yine de her şey yönetenlerin istediği gibi olmadı. Kitaptan ayrıntıları bir şekilde medya sızdırdı. Bahsedilenler ise izlediğimiz, keyif aldığımız şeyin ne kadar sansürlenmiş ve ya yapaylaştırılmış olduğu gerçeği. Bazı hakemlerin sırf adları daha çok okunsun, şöhretleri artsın diye maçları uzatmaya götürmeye çalışmalarından tutun da yıldızları koruma veya onları günah keçisi ilan etme gibi bir çok farklı ve iğrenç anektodun olması bizim adeta hevesimizin kursağımızda kalmasına sebep oldu. Medya ve bahis bu işin pis tarafı oldu. Bahis tamamıyla medya ile alakalı değil farkındayım ama beraber hareket ettikleri ve dost oldukları için yazıdan ayırmak istemedim.

 

tim donaghy

Tim Donaghy’nin yazdığı, yayımlanmayan kitabı.

 

Biraz karamsar bir yazı oldu biliyorum ama bu işin farklı boyutlarını da görmemiz gerek diye düşünüyorum. Basının aslında hem güzel hem de kötü olan bir tarafından bahsetmek istiyorum. Hızlı olması. Şöyle ki Amerika’da gerçekleşen bir olayı anında duymamız güzel bir şey. Istediğimiz bilgiye istediğimiz zaman ulaşabiliyoruz. Dönüp baktığımda ise bazı haberlere ulaşmamayı dilerdim. Öncelikle size geçmişte yaşanan bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Az çok kulağınıza çalınmıştır ama Michael Jordan’ın, Steve Kerr’ü tokatladığı mevzu. Bir maçta pas alıp vermeme olayı ertesi gün antrenmanda olayın tekrar cereyan etmesiyle MJ, Kerr’e tokat atmış ve bu olay çözüme bağlandıktan sonra üst üste şampiyonluklar gelmiştir. Biz ise bu haberi yıllar yıllar sonra öğrendik. Aynı anda tüm dünyada yayılsaydı ve herkes öğrenseydi belki bir daha aynı formayı giyemezlerdi. Benzer örnek vermek gerekirse 2000’lerin ortasında binlerce kişiye ilham olan Gilbert Arenas antrenmana silah ile gelmişti. Ve haber aynı anda milyonlarca kişiye ulaştı. Ondan sonra Arenas’ın kariyeri bitti zaten. Jordan’ın olayı gibi bu haber yayılmadan çözülebilseydi Arenas şimdi neredeydi? Dediğimiz gibi hızlı olması her zaman güzel olmayabilir. Bazen kötü sonuçlar da doğurabilir.

Konumuz gerçekten çok uzun ve derin. Şimdilik yazımıza burada nokta koyuyorum. Devamında görüşmek dileğiyle.

Sağlıcakla kalın.

Yazar: Ömer Akın