LeBron’un Basketbolu

Ömer Akın

Bir önceki yazımızda LeBron James’in basketbolun üzerinde bıraktığı etkiden bahsetmiştik. Bu yazıda ise LeBron James’in saha içinde yaptıklarına odaklanmak istiyorum.

 

lebron james ile ilgili görsel sonucu

 

2003’te Michael Jordan basketbolu bırakma kararı aldığında, NBA halihazırda Kobe Bryant olmasına rağmen yeni bir yüz arama ihtiyacı hissetti ve “Chosen One” lakabını taktıkları LeBron James’i bütün dünyaya sunmak istediler. Ligi her anlamda domine etmeye aday bu oyuncunun önünde tabii ki engeller olacaktı çünkü draft olduğu Cleveland nispeten küçük bir şehirdi ve süperstarların pek tercih etmediği bir takımdı. Özellikle kadro anlamında oldukça büyük problemlerle karşılaştı.

 

lebron james chosen one ile ilgili görsel sonucu

 

Özellikle kariyerinin ilk sekiz yılına baktığımızda beraber oynadığı en iyi oyuncu kariyerinin son yılını geçiren Shaquille O’Neal’dı isim anlamında. Bunun yanında hep ikinci veya üçüncü sınıf basketbolcular ve koçlar ile çalıştı. Bu sekiz yılın götürdükleri kadar ona getirileri de oldu. 06-07 sezonunda neredeyse demek bir yana tek başına Cavs’ı finale taşıdı. Evet kaybetti hem de süpürülerek fakat kaybetmeyi öğrendi. Sorunun kendisinde olmadığını belki de sadece kendisi biliyordu. Bunların yanında oyunundaki bazı şeyleri keşfettiğini düşünüyorum ben. Özellikle Mo Williams ile oynamaya başladığında bunu fark ettiğini düşünüyorum. 90’lı yıllardan gelen pivot merkezli oyun sistemine James uygun değildi. O daha çok guardları ve şutörleri besleyebilen bir oyuncu olduğunun farkına vardı.

 

 

Mo Williams üzerinden bunu söyle açıklayalım. Williams, Bucks’ta son yılında bayağı iyi işler çıkartırken sözleşme uzatmayıp Cavs ile imzaladı. LeBron ile oynarken istatistiklerinde bir değişiklik olmadığı gözlemine kapılsa da insan efektiflik anlamında Batman-Robin ikilisini oluşturdukları bir gerçek. Buradan Heat’e geçtiğinde James aynı etkiyi Chalmers, Norris Cole gibi bugün esamesini okumadığımız fakat o dönemde öve öve bitiremediğimiz adamların üzerinde de gösterdi. Kyrie’nin LeBron ile gelişiminden bahsetmeme gerek bile yok. LeBron ile beraber büyüdü. Bugün ise kendi krallığında bir MVP adayı.

 

 

Şutörler içinse zaten LeBron ile oynamak bir lütuf. Ne zaman, nerede ve nasıl onları topla buluşturacağını çok iyi biliyor. JR Smith, Çin’de basketbol oynamaya kadar düşmüşken alıp şampiyonluğun en kritik adamlarından biri haline getirdi. Keza Shumpert, Frye, Sasha Pavlovic gibi kenardan gelip kısıtlı sürelerde rol alıp unutulmaya yüz tutacak adamları değerleyip kariyerlerinin en iyi yıllarını yaşattı. Ray Allen, Rashad Lewis gibi oyunculara da kariyerlerinin ikinci baharını yaşattı. Saha görüşü ve zamanlaması bu kadar iyi olan bir oyuncuyla kim değerlenmez ki?

 

lebron james passing ile ilgili görsel sonucu

 

Bu iki mevkideki oyuncuları değerlediği gibi tahminimce LeBron, Ilgauskas ve Varejao ile oynarken uzunlar ile değil de kısalar ile şampiyonluklar kazanabileceğini anladı. Kabul, bahsettiğimiz iki oyuncu da NBA’in kalburüstü oyuncuları sayılabilir fakat hız ve üretim konusunda uzunların yetersizliği James gibi patlayarak oynayan oyuncuları kısıtlar hale getiriyordu. Pota altında değil de dışardan ona destek verecek adamlara ihtiyacı vardı. 2010’da Wade ile bir araya geldiklerinde ise Bosh bunun için biçilmiş kaftandı. Hız konusunda çok problem çıkarmıyordu oyunda. Dış şutu vardı. İyi bir ribauntçuydu. Olabilecek tek problem belki de üçüncü adam olmayı kabul edecek miydi? Başarı için onu da kabul edince LeBron, Ohio’da yapamadığını yaptı, yeteneklerini taşıdığı güney sahillerinde istediği gibi at koşturdu. O Heat kadrosunda en büyük fedakarlığı belki de Bosh yaptı. NBA tarihinin hatırı sayılır uzun forvetlerinden biri olabilecekken rol adamı olmayı kabul etti. Takım yükselirken değeri düşen tek oyuncuydu. Aynısını bugün Kevin Love yaşıyor. Lakin şampiyonlukların da büyük fedakarlıklar üzerine kurulduğunu hatırlatmak gerek. Ve James’in bu konuda Bosh ve Love’a bir teşekkür borcu olduğunu düşünüyorum şahsen.

 

 

2004-2008 yılları arasında D’Antoni’nin NBA’i hız ile tanıştırdığı Suns takımı o dönemlerde yüksek başarılar kazanamasa da bugüne ilham olmayı başardı. Bugün GSW, Cavs, OKC, Houston gibi takımlar hız ve tempodan besleniyor. LeBron özelinde konuşmak gerekirse eğer hem Heat yıllarında hem de Cavs yıllarında beraber oynamayı sevdiği ikinci beşlere bakalım. Heat’te Cole-Allen-James-Lewis-Andersen. Yani dört dış oyuncu ve bir pivot. Savunurken pas kanallarına saldıran, sürekli hareketli ve adam değişen bir savunma kimliği; hücum ederken de dışarda sürekli hareket halinde şut pozisyonu arayan dört şutör. Oynanan oyunlar gözünüzün önüne geliyor değil mi? Cavs’ta ise şampiyon olduğu yıla baktığımızda yine aynı şekilde Dellavedova-Shumpert-Jefferson-LeBron-Tristan Thompson. Sistem aynı oyuncular farklı. Bu sene takasın son gününde yapılanlar ile yine aynı yapıyı kurmaya çalışıyor ki başarılı da oluyor.

 

lebron james bosh ile ilgili görsel sonucu

 

En başta da söylediğimiz gibi kaybettikçe öğrendi LeBron. Kazanmayı, başarıyı, o yolda yapılması gerekenleri, feda etmeyi öğrendi. LeBron’u LeBron yapan 2009 The Desicion’da verdiği herkesi karşısına alan karardı. Bugüne baktığımızda ise kimilerine göre tarihin en iyisi bir oyuncu. İnanıyorum ki hepimizin bu hayattan öğreneceği farklı farklı şeyler vardır. Ama asla kaybetmekten korkmayın.

 

Basketbolla kalın.

Bunlar da ilginizi çekebilir: