063017_jj_buddy_hield_2101-copybw

 

Birkaç yıl önce Kobe hakkında şu hikayeyi duyduğumu hatırlarım.

 

Bir yaz, ABD basketbol takımı Vegas’ta kamptayken, Kobe bisiklet kiralayıp çöle doğru 40 mil gitmiş. Temmuzun ortasında. Yalnız başına.

 

Bunu başka birisi hakkında duymuş olsaydınız “ Birileri uydurmuş. ” derdiniz.

 

Fakat bahsi geçen isim Kobe ise en azından gerçek olma ihtimalini düşünürsünüz.

 

Olabilir, neden olmasın? İmkansız değil dediğimi hatırlıyorum.

 

Kobe’nin antrenmanlardaki iş ahlakı ve en iyi olma tutkusu hakkında bir çok efsane var.

 

Bir keresinde oynanan maçın devre arasında ilk yarının filmini izlediğini duydum. Aynı maçın ilk yarısında.

 

Sonra, ne zaman Lakers yeni bir oyuncuyla sözleşme imzalarsa, onunla herkesin gözünün önünde yeni çocuğa kimin patron olduğunu göstermek için birebir oynadığını.

 

Ayrıca Kobe’nin lisedeyken takımının yedeklerini 100’e kadar oynamaya zorladığını duydum.

 

Ayrıca – Cidden doğru mu bilmiyorum – Draft takım denemelerinde, Kobe’nin bir anda başka bir oyuncunun denemesinde ortaya çıktığını ve bunu Lakers’tan kimseye sormayarak yaptığını duydum. Jerry West oradaydı ve o kimseyi buna yaparken görmemiş. Sanırım geri kalanı tarihten ibaret.

 

Herhangi bir spor dalında doğru veya yanlış bu kadar mite sahip çok az atlet vardır.

 

Ben büyürken Kobe benim için bir efsaneydi. Ben Bahamalar’da Los Angeles’tan olabildiğince uzakta Eight Mile Rock adında bir mahalledeydim, ama çocukken sadece 8 ve 24 numaralarını giydim. Kobe-Shaq ikilisinin şampiyonluk yıllarında çok fazla Lakers maçı izledim.

 

gettyimages-517449648

 

Draft gecesi Kobe’den bir mesaj aldım.

 

Tıpkı diğer Kobe hikayeleri gibi, ilk tepki olarak “ Bir dakika, bu gerçek mi? ” diye düşündüm. (Ayrıca doğru mu bilmesem de, Kobe’nin eğlenmek için bazen insanlara telefon şakası yaptığını duymuştum.)

 

Draft gecesi bir anda geldi – Çok az bir süre önce NCAA turnuvasındaydık ve fark ettiğim bir sonraki şey takım elbise giymek için hazırlanıyordum, hepsi bu. Yeşil odada otururken telefonumda bilmediğim çok fazla telefon numarası görüyordum. Bir çok insan ne yapmam gerektiği hakkında tavsiye vermek için beni arıyordu ya da bana yazıyordu.

 

Çok az sayıda insan, Lakers beni ikinci sıradan alabilir mi diye soruyordu.

 

Kobe ilk yazdığında, ilk başta kulüpten bilgi mi aldı diye düşündüm.

 

Mesaj hala telefonumda kayıtlıdır.

 

İlk başta “ Naber ? ” dedi. Sonra da “ Tebrikler. ” Ama son yazdığı şey hakkında hala düşünüyorum.

 

“ Nereye gittiğin önemli değil. ” yazmış. “ Oraya gittiğinde ne yaptığın önemli. Git ve çalış.” diye de eklemiş.

 

Ne gizli bilgi. Ne ipucu. Ne de beni Lakers’a almak gibi şeyler. Hemen sonra, Pelicans beni 6. sıradan seçti.

 

gettyimages-576516960

 

Yaklaşık bir ay sonra, Kobe’den bir mesaj daha aldım. Aslında tam olarak Kobe’den değil, ortak bir arkadaşımızdandı. Los Angeles’ta antrenman yapıyordum. Mamba ile çalışmak ister miydim?

 

Tabi ki evet dedim. Arkadaşım bana Kobe’nin benimle saat 6’da salonda buluşacağını söyledi.

 

Gerildim. Kobe hakkında duyduğum başka bir hikaye ise 30 dakika önce varıp, orada hazır olmazsan, Kobe’nin çekip gittiğiydi. Bu onun dakik olmak hakkında ne kadar ciddi olduğunu gösteriyordu. Saat 4’te kalktım ve 04:45’e kadar yatakta uyanık kaldım. Sonra da salona geldim ve saat 05:30’tan önce oradaydım.

 

Oraya geldiğimde dışarısı hala karanlıktı. Salonda kimse yoktu. Kobe’yi salona erken gelme konusunda yenmiştim.

 

Görüyor musun… bu efsaneler hakkında bir sorun. Onun erkenden gelmesi hakkındaki hikaye… Bunun doğru olduğunu bilmiyorum bile. Sadece inanmıştım. Kobe çoktan kafamdaydı.

 

Saat 06.00’da keskini siyah bir Range Rover kenara çekti. Kobe indi ve “ Naber ? ” dedi. Direkt çalışmaya geçtik.

 

063017_jj_buddy_hield_3748-copy

 

Çalışmada Kobe hakkındaki herşeyi gözlemlemeye çalıştım. Bir daha elime böyle bir şansın geçip geçmeyeceğini bilmiyordum ve onu etkilemek istiyordum. Adam çalışırken çok ciddi oluyor. Driller arasında şaka yapmıyordu ve basketbol dışında hiçbir şey hakkında konuşmuyordu. Her şey basketboldu.

 

Bu büyük bir sürpriz değildi lakin birkaç detay beni büyüledi. İki saatlik çalışmamızda yarı sahayı hiç terk etmedik.

 

Bu bana Kobe’nin oyuna nasıl yaklaştığı hakkında epey fikir verdi. Oyunu dağınık değildi, usulüne uygun oynuyordu.

 

Şut çalışması yapış şeklimiz beni daha da etkiledi. Farklıydı. Isındıktan sonra 10 şut bir yerden 10 şut başka yerden atmak gibi normal şut çalışmaları yapmıyorduk. Kobe bana kendi özel hareketlerini onları yapmaktan bıkana kadar yaptırıyordu. Öyle topu bir kere sektirip şuta kalkmak gibi değildi, hepsi bir bütündü – maçta bir kere bile deneyemeyeceğin hareketler.

 

Bir hareket yüksek postta başladı. Kobe serbest atış çizgisinde fake verdi ve pivot adımıyla dönüp turnikeye çıktı.

 

Beni izlerken bu hareketi belki 100 kere yaptırdı.

 

Bir dakika dedim. Bunu biliyorum.

 

Bunu biliyordum. Bu “O” hareketti:

 

 

“ Aa, Çalıştın mı? ” dedi ve güldü.

 

“ Çalıştım. ”

 

Onu gülümserken görmek güzeldi.

 

“ Hala hareketi kapamadın. ” dedi ve ayağımı işaret etti.

 

Aynı bölgeden 20 tekrar daha yaptık.

 

Basketbolun ayak hareketlerinden ibaret olduğunu söyleyen insanları tanıyorum, ama eğer bizim çalışmamız kariyerinde yaptığı gibi olsaydı, Kobe bunu ayrı bir seviyeye taşırdı. Aslında, kariyeri boyunca böyle çalıştıysa, Kobe ayak hareketlerini adeta bir din gibi görmüş. Büyürken Kobe’yi çok izledim ve kariyerinin zirvesindeyken bile Lig’de çok daha atletik adamlar vardı. Ama bence ayak hareketleri onun hilesiydi.

 

Saat 08.00’da Kobe gitmesi gereken bir kahvaltı görüşmesinin olduğunu söyledi. Kollarım Çin makarnası gibi olmuştu. Kan ter içindeydim, ikimizde öyleydik. İyi hissettirmişti, salonda iki saat, kısa günün kârı.

 

Çıkarken bana döndü ve bir kez daha gülümsedi.

 

“ Biliyor musun, gençken öğlen gelir ve sahanın diğer tarafını da bitirirdim. ”

 

Lanet olsun Kobe.

 

usatsi_9582734

 

New Orleans’ta olduğum için şanslıyım. Şehirdeki herkes bana iyi davrandı. Burada beni mutlu eden Karayip yemekleri var ve burada tıpkı benim gibi bir çok insan hızlı ve aksanlı konuşuyor. Sakin – benim stilim. Bir metropol değil, dolayısıyla dışarıya yürüyüşe çıkıp insanlarla konuşabiliyorum.

 

İnsanlar “ Buddy, Şehir için sayılar atıcak mısın ? ” gibi şeyler diyorlar.

 

Takımımız için heyecanlıyım. Ben bir çaylağım. Hala alışma dönemindeyim. Kötü bir gece geçirirsem, üzülmüyorum, bunu bir tecrübe olarak görüyorum. Biliyorum ki sezon uzun.

 

Bazen Kobe’nin bana draft gecesi çalışmanın nerede olduğundan önemli olduğu hakkında yazdığı mesajını düşünüyorum.

 

New Orleans işin nerede olduğum kısmı. Koç’um var, takım ve şehir arkamda.

 

Şimdi işin çalışma kısmı geliyor. Ve bu kısım.. bu kısımı atlayamazsın.

 

BUDDY HIELD | THE PLAYERS’ TRIBUNE 

screenshot_1

Yazar: Oğuzhan Akpınar