Klemen Prepelic: “Bir Avrupa Şampiyonu!”

İbrahim Çetinkaya

Bu röportaj Sportklub adlı yayın organının Prepelic ile röportajından çeviridir. Keyifli okumalar…


 

Slovenya ile Avrupa’nın kralı olma duygusunu yaşayan Prepelic, ilk olarak takımı Levallois için mücadele ettiği Fransa Ligi hakkında konuştu:

 

 

“Lig gerçekten çok dengeli. Birçok takım play-off’lar için mücadele ediyor. Diğer liglere nazaran burada tek bir takımın hakimiyeti yok. Avrupa’nın birçok liginde bir ya da iki takımın tüm ligi domine ettiğini görüyoruz fakat Fransa Ligi’nde herkes birbirini yenebiliyor. Ev sahibi olma avantajı burada bir anlam ifade etmiyor ve bu da ligi daha da seyretmeye, izlemeye uygun hale getiriyor. Puan tablosundaki sıralamaların hiçbir anlam ifade etmediğini söyleyebilirim. Maçların favorisi olmuyor ve insanlar bu yüzden de tüm maçları izlemek istiyor.

 

Maçlarda tempo yüksek, hızlı hücum sayısı fazla fakat ligdeki birçok takım da yavaş tempo ile oynamaya çalışıyor. Biz de bu takımlardan biriyiz. Yaş ortalamamız Pietrus ve Diaw gibi tecrübeli fakat yaşlı oyuncular yüzünden biraz yüksek. Yine de ihtiyacımız olduğunda hızlı da oynayabiliyoruz, takımda genç oyunculara da sahibiz. Genel olarak ligde sonuçlar yüksek skorlu ve maçlar bol hücumlu. Fakat ligde çok sayıda yüksek basketbol zekasına, fundamental’ına sahip oyuncular yok. Tabii ki oyunculara aptallar demiyorum ama genel itibariyle geniş taktikler, zor setler denenemiyor veya oynanamıyor.”

 

Fransa basketbolunun efsane ismi ve takım arkadaşı Boris Diaw hakkında:

 

 

“Evet, efsane kelimesi onun için çok uygun. Nerede oynarsak oynayalım, gittiğimiz her yerde tüm salon onu alkışlıyor. Boris iyi bir insan. Saha dışında da çok neşeli bir yapısı var, her durumda pozitif bir şeyler bulabiliyor. Geçenlerde orta sahadan attığı basketle bizi zafere taşımıştı. O an hepimiz ona koşup üstüne atlamaya çalıştık fakat o galibiyete sevinme gereği duymayınca hepimiz sanki toprağa atlar gibi parkeye atlamış olduk. Dışarıdan pek farkedilmese de çok duygusal biri. Takımda birçok genç oyuncu var ve hepimiz ondan bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz. Tüm kariyerini neredeyse NBA’de geçirdi. Avrupa’da pek deneyimi olduğu söylenemez. Zaten onunla konuştuğumuz şeyler basketboldan veya kulüp organizsonlarından ibaret değil. Hemen hemen her şey hakkında konuşuyoruz. EuroBasket vb.”

 

Prepelic Limoges’da Dusko Vujosevic ile birlikte çalıştı:

 

 

“Dule bana çok şey kattı. Kariyerimin her şeyi, başıma gelen en büyük şey, en büyük şans. Limoges’a gelmeden önce boştaydım, kulüpsüzdüm fakat Dule beni takımına çağırdı. Bana takımın taşıyıcı ismi olacağımı, bunun olması için de gerekli antremanları, çalışmaları yapmama yardımcı olacağını söyledi. Teklifi hemen kabul ettim. Daha sonra takımın başında kalmayacağını öğrendiğimde ileriyi düşünmeye başladım. Fransa Ligi’nde oynamaktan memnundum fakat haftada iki maç oynamak yani EuroLeague ya da EuroCup’ta da oynamak istiyordum. Daha sonra Paris Levallois koçuyla iletişim kurduk. Benim karakterimden hoşlandığını söyledi. Ben biraz çılgınım, deliyim fakat anlaşabildik. Ve bu şekilde de hikayeyi sona erdirdik. Şu an geliştiğimi hissediyorum. Artık benim için yeni hedef, yeni aşama Euroleague’in elit takımlarından birinde forma giymek.”

 

“Maçlarda fazlasıyla özgüvenli ve egolu bir insana dönüşüyorum. Dule bu özelliğimi eğiterek törpüleyebilecek yegane kişilerden biriydi. Benimle çok uğraştı. Onun sayesinde EuroBasket’te yaptıklarımı yani perdeden çıkıp yüzdeli şut atmayı ve uzun mesafelerden isabet bulmayı öğrendim, başardım. Dule gibi bir koçla kariyer yükselmesi çok kolay ve rahat bir şey. Zor olan ise Dule ile çalışabilmek. Onun sistemine ayak uydurmak zorundasınız çünkü onun için kendi sisteminden başka hiçbir şeyin önemi yok. Bize, “eğer kaybedeceksek, benim yol ve yöntemimle kaybedeceğiz.” derdi. Alışmak, ayak uydurmak kolay değil ama alışınca, onun yöntemlerini kullanmaya başlayınca her şey daha kolay oluyor.”

 

Prepelic halâ Vujosevic ile temas halinde olduğunu söylüyor:

 

“Yıl boyunca çok sık görüştüğümüzü söyleyemem. İkimizin de kendi yükümlülüklerimiz vardı. Fakat sağlık problemleri yaşadığını duyduğumda ona hemen mesaj yolladım. EuroBasket’ten sonra da aradım. Her şey hakkında konuştuk. İlk olarak benim şampiyonluğumu kutladı. Ardından da onun sağlık durumu hakkında konuştuk. Bana “her şey iyi olur, eğer sen olması gerektiği gibi doğru hareket edersen. Başkalarıyla dalaşma, kendi bildiğin yoldan gitmeye devam et.” dedi. Önerilerini her zaman dikkate alır, kendimi geliştirmek ve düzeltmek için uğraşırım. Dule’nin en sevdiğim yönü gelişebilmeniz için gereken şeyleri yüzünüze açıkça söylemesi. Ona her zaman minnettar olacağım. Ve onu en yakın zamanda Belgrad’da kahve içmeye davet edeceğim.”

 

Prepelic aynı zamanda Slovenya Milli Takımı’nda birlikte çalıştığı Igor Kokoskov’u da değerlendirdi:

 

ıgor kokoskov shampıon ile ilgili görsel sonucu

 

“Igor her şeyi pozitif bir bakış açısıyla görmeye çalışır ve asla gerginlik yaratmaz. Mutlaka oyuncunun kendine güven inşa etmesi için bir yol bulur, benim eksiklerime de anında dokunur ve sorunu gidermem için yollar sunar. Dule gibi harika bir çaıştırıcı fakat bu yöntemler NBA’in ona kattığı şeyler. Her şeyden biraz biraz çalıştırıyor. 1’e 1, 2’ye 2, 5’e 5 hücumlar; savunma, kondisyoner eşliğinde zorlu fiziksel antremanlar… Artı olarak kendisi de harika bir psikologdur ve bence bu özelliği ona inanılmaz bir vizyon ile farklılık katıyor.”

 

“Letonya, İspanya, Sırbistan ve bunların öncesinde Fransa ile Yunanistan’la oynadık. Çok iyi hazırlanmıştık. Fransızlarla grup aşamasında oynadık, ilk yarıyı domine ettik ve devre arasında Kokoskov bize “henüz hiç bir şey bitmedi; bizi zorlu bir ikinci yarı, 20 dakika hatta grupta kalan diğer 4 maç bekliyor.” dedi. Kafamıza madalya alabiliriz inancını soktu. Ayrıca her zaman dürüst biridir. Galibiyeti, zaferi kutlamayı bilir fakat hataların altını çizmeyi de asla ihmal etmez.”

 

Kokoskov’un koçluk kalitesi hakkında:

 

“Çok şut çalıştık. Savunmada hiçbir zaman temastan kaçınmadım. Bloklar arasını sıkı tutmaya çalıştık ve böylelikle ters eşleşmeye fırsat vermeden pozisyonlarda üstün kaldık. Kokoskov detaylara çok bağlıdır, önemser. Beni en çok etkileyen yönü her oyuncunun özelliklerini, rolünü ve hatta hangi rakip karşısında daha iyi performans gösterebileceğine kadar planlamasıydı. Bizimle sadece iki ay birlikte olup bu kadar ayrıntılı planlar yapabilmesi, her oyuncuya güvenmesi inanılmaz bir şeydi. İlk aşamadan sonra beni ilk 5’ten çıkardı ve beni odasına çağırdı. Bana “Cancar ve Blazic’ten birinin ilk 5 başlaması takım için daha iyi olacak çünkü onların savunma kapasiteleri ve yetenekleri takım savunması için daha uygun.” dedi. Takımın gizli, sürpriz, ikinci yaratıcısı olarak ortaya çıkacağım planlandı. Yani hepimizi birden motive etmenin yolunu bulmuş oldu.”

 

EuroBasket ve altın madalya hakkında:

 

 

“Son olarak final maçını inceledim. EuroBasket’in detaylarına ve istatistiklerine hep bakıyorum ve hayatımın sonuna kadar da bakacağım. Sloven spor tarihinin en büyük başarısını gerçekleştirdik. Aslında yaptıklarımızın farkında değildik. Fakat daha sonra insanların bize nasıl saygı ve sevgiyle baktığını gördük ve hissettik. İşte o zaman tam olarak kavradık yaptığımız işin büyüklüğünü. Artık yeni bir mücadelenin içindeyiz. Dünya Şampiyonası elemeleri var ve oynayacağımız maçlarda salonun dolu olmasını bekliyor ve umuyoruz.”

 

Sırbistan karşısındaki final maçı ve Prepelic’in muhteşem performansı:

 

 

“Bu anlarda hiçbir şey düşünemiyorsunuz… Doncic oynayamıyordu, Dragic’in krampları azmıştı. Öte tarafta Bogdan çok yorulmuştu ki 33-34 dakika oynamıştı ve yorulması da normaldi. Sonuçta parkede yine de 5 oyuncu vardı ve bu oyuncuların içinden birisinin sorumluluk alması gerekiyordu. Tüm yaz kimin baş, kimin ikinci, kimin üçüncü baş rol oyuncusu olduğunu; kimin savunmada direnç katacağını, kimin kirli işleri yapması gerektiğini çalışıp ayarlamıştık. Planımıza sadık kalmaya çalıştık. Maçın sonunda Igor harika bir iş yaptı, genç Nikolic’e güvenip oyuna aldı ve en doğru zamanda Randolph’u da oyuna alıp alçak post’ta Macvan’ın üzerine oynattı. Benim çılgın üçlük de girince Avrupa Şampiyonu olacağımız da belli olmuştu.”

 

Son olarak, Luka Doncic hakkında:

 

 

“Açıkçası daha ne kadar gelişebilir bilmiyorum. Koçların da söylediği bu… Sahada her şeyi yapabiliyor. Tamam, istatistikler her şeyi yansıtmaz ama ne olursa olsun onun istatistiklerindeki sütunlar her zaman dolu. Sayılar, ribauntlar, asistler, top çalmalar, bloklar… Maçtan maça ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Doncic kesinlikle Avrupa’nın gelmiş geçmiş en büyük yeteneklerinden biri. Drazen Petrovic’le aynı dönemde oynama şansına sahip olamadım fakat onunla birlikte forma giyip bugün Doncic’i izleyenler, Doncic’in de Petrovic gibi özel yetenekli biri olduğunu söylüyor.”

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: