the-rise-jimmy-butler-bg

Gelişen teknoloji ve bilimin getirdiği olumlu şeyler ile beraber hayatımızdaki doğru şeyler de beraberinde yitirilmekte. Hatta öyle bir noktaya geldi ki birileri fakirleşmeden;zenginler daha da zenginleşemiyor. Uçurum o kadar artınca maddi olarak çöken aileler manevi yönlerden de çöküntü yaşamak zorunda kalıyor. Aile yapısındaki çatlaklardan kaynaklanan sebeplerden dolayı babalar ve hatta anneler de çocuklarından vazgeçip aile yapısının yok olmasına neden olmakta.

Sporun içinde olanlar olarak bu tarz hikayelere oldukça aşina durumdayız. Özellikle 2014’te (MVP olduğu senede) Kevin Durant’in ailesi hakkındaki konuşması birçok kişinin gözlerini yaşarttı. Gerçi Durant’e o konuşmasından sonra ne olduysa artık şu anda basketbolun en sevilmeyen ismi desek yanılmış olmayız.

Fakat bizim asıl kahramanımız Amerika’nın öteki yakasında Chicago’da yaşamakta. Derrick Rose’un da ayrılmasından sonra takımın asıl lideri konumunda gördüğümüz isim Jimmy Butler bugünlere gelirken karşılaştığı şeyler hakkında oldukça memnun. Çünkü kendisini bu noktaya getiren şeyin  yaşadığı zorlukla olduğuna inanıyor ve şunları kaydediyor:”Bu olanlar bana her şeyin mümkün olabileceğini gösterdi. Hayatım boyunca insanlar benden şüphe etti. Annem şüphe etti. Lisede insanlar bana basketbol oynamak için yeterince uzun ve hızlı olmadığımı söylediler ama hikayemi bilmiyorlardı. Eğer bilselerdi her şeyin mümkün olduğunu anlarlardı. Bu ufak kasaba çocuğunun bir gün NBA’e draft edileceğini kim düşünürdü ki? Beni motive eden de bu. Eğer her şeyi sıra sıra yaparsam her şeyin üstesinden gelebileceğimi biliyordum.” Bu konuda haklı olduğunu söylersek biz de yanılmış olmayız. Daha doğmadan babasının kendisini terkettiği bir çocuktan bahsediyoruz. Ve uyuşturucu bağımlısı bir anneden. Ki nasıl bir anneden bahsettiğimizi şöyle anlatalım: Jimmy 13 yaşına geldiğinde senin dış görünüşünü beğenmiyorum buradan gitmelisin diyebilen biri. 13 yaşında kapitalizmin doğduğu yer olan Amerika’da tek başına sokaklarda yaşamaya çalışan bir çocuk. Gözlerimizin önünde yeşilçam filmlerinden bir kare belirdi sanki. Bir gün sokakta öbür gün bir arkadaşında peki ya sonra? Bu hep böyle mi gidecekti? Kader ağlarını örmüş müydü onun için? Belki de bir gün annesine uyuşturucu satan çocuklardan biri olacaktı. Fakat bunların hiçbiri olmadı. Butler’a kapı hiç beklemediği bir yerden okul arkadaşı tarafından açıldı. Jordan Leslie onu izledikten sonra evine davet etti. Birkaç gün onlarda kalmasını istedi. Aile oldukça kalabalık olmasına rağmen Jimmy oldukça sevildi burada. Ailenin geri kalan çocukları da Jimmy’nin kendileri ile beraber yaşamasını istiyordu. Ailenin çocukları isterdi bunu fakat Jordan’ın annesinin 4 üvey babasının da 3 çocuğunun olması Jimmy’nin belki de ilk defa ailesinin olmasının önünü tıkıyordu teknik olarak. Fakat Jordan’ın annesi Michelle Lambert Jimmy’nin okul hayatını düzenli sürdürmesi ve ailedeki çocuklara örnek olması karşılığında evde kalabileceğini belirtti. Bu belkide Jimmy’nin gün geçtikçe yükselen yıldızının en önemli etkeni.

hi-res-81a6c12338303b070b03e62edecb4d61_crop_exact

Küçük yaşta disiplin ve istikrarlı bir hayat onun bu gelişiminin önemli bir parçası oldu. Okulu bitiren Jimmy ne yazık ki büyük liselerin dikkatini çekemedi. Bu yüzden Tyle Junior lisesine gitmekte karar kıldı. Hayatında büyük bir problem olmasına rağmen bunu fırsata çevirmeyi bilip yüksek skor bulduğu maçlar ile beraber adını duyurmaya başladı. Bu ilgiye karşılık Jimmy’i evlat edinen Michelle devreye girerek Jimmy’nin Marquette okumasını istedi. Bununla beraber Jimmy hem hayali olan basketbolu oynayabilecek hem de basketbolcu olamazsa ilerde iş bulup çalışabileceği bir bölümde okuyabilecekti. İlk sene için işler hiç de Jimmy’nin istediği şekilde ilerlemedi. Okuldaki koçu Jimmy’nin yeterince iyi olmadığını, potansiyelini yansıtamadığını söyleyip onu aşağılıyordu. Jimmy’nin düzeltmesi gereken bazı şeyler vardı. Oyunu ile ilgili şüpheye düşmeden kendisine yöneltilen bu eleştiri oklarını tersine çevirmeliydi. O yaz hücum oyunundan ziyade savunması üzerinde çalışmalara başladı. Bu karar ile beraber Jimmy’deki değişim kendini gösterdi. Muazzam bir savunmacıya evrildi. Kendisine yöneltilen o eleştiri oklarını öyle bir yöne çevirdi ki giydiği Marquette forması emekli edildi. Evet ilhamın gelmesini beklemek yerine kendi ilhamını kendisi yarattı Jimmy. Artık onun için ışıkların altına gelme vakti gelmişti. Sahne sırasının kendisine geldiğini hissedebiliyordu.

Tarihler 2011’i gösterdiğinde draft’a katılma kararı alan Jimmy 1. tur 30. sıradan Chicago Bulls tarafından seçildi. Aynı yıl MVP’lik ödülünü alan Derrick Rose’un sakatlığı Bulls yönetiminin hayli canını sıkmıştı. 30. sıradan seçilen Jimmy’den de beklentiler o kadar yüksek değildi. Bench’den gelip belli bir katkı vermesi yeterli olacaktı onlar için. Fakat işler onların istediği gibi olmadı. Kader mi denir çalışmanın karşılığı mı denir yoksa ilahi adalet mi? Adını siz koyun. Jimmy lige geldikten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordu. Ligin en iyi oyuncuları karşısındaki savunması bunun yanında gelişen hücumu ile beraber göz kamaştırmaya başlıyordu. Karşısındaki Kobe olsun LeBron olsun veya Durant olsun farketmiyordu. Çünkü o durdurmayı iyi biliyordu. Ve durduruyordu. Takımın frenchise yüzü Rose mu sakatlanıyordu önemli değildi Jimmy orayı pansuman ederdi. Maç uzatmaya mı gidecek sahada 60 dakika her şeyini verebilecek Jimmy vardı.

butler5_110628

Savaşmak, mücadele etmek onun hayatındaki en büyük düsturu oldu. Yaz aylarında durmadan çalışıyordu. Kondisyon, ağırlık, yoga, pilates… Oyununu geliştirmesi için ne gerekiyorsa onu yapıyordu. Bunun karşılığında ise iki yıla sıkıştırılmış iki All-Star maçı, en çok gelişim gösteren oyuncu ve üç defa yılın ikinci savunma beşi odülleri ile beraber o artık Chicago’nun yıldız yüzü. Sayı istatistiklerinden bahsedip kafanızı ağrıtmayacağım. Yılmadan mücadele etmenin, düştüğünüzde kalkmanın ne olduğunu veya nasıl bir şey olduğunu Jimmy’den öğrenebilirsiniz. Oturun ve Texas’ın küçük bir kasabasında sokağa atılmış bir çocuğun hikayesini izleyin. Herkesin düştüğünü gördüğünüzde bilin ki Jimmy ayağa kalkcak ilk kişidir.

Yazar: Ömer Akın