Jason Kidd ve İktidar Savaşları

Utku Köker

All Star haftası etkinlikleri ha geldi ha geliyor derken bu eğlencelik kısım da geride kaldı. Bugünlerin aklımda kalan ilginç gelişmelerinden birisi ise Jason Kidd ile ilgiliydi. Kidd’in Milwaukee Bucks ile ilişiğinin kesildiği mevzuları bir süre medyayı meşgul etmeye devam etti. Şimdi ise Kidd boşta görünüyor…

 

Bizim kuşağın hayran olduğu adamların en tepelerindeydi Kidd. Bu kadar triple doubleı nasıl yaptığına, hadi sayı ve asistler tamam ama ribaundları nasıl çektiğine kolay kolay izah getiremediğimiz bir canavardı. Oscar Robertson ve Magic Johnson’ın ardından en çok triple double yapan adamdan bahsediyoruz (Russel Westbrook’un kırması ihtimali mevcut bunu)…

 

1996-97de Kevin Johnson, Steve Nash ve Kidd’in aynı karede olduğu bir posterin duvarımızda asılı olduğunu hatırlıyorum. 3 harika 1 numaranın bir takımda buluştuğu nadir örneklerden biriydi o Phoenix Suns. O Phoenix’in kısa rotasyonunu o kadar güzel hatırlamamız belki de gençliği özlemekten.. Kim bilir…

 

Muhteşem bir kariyeri oldu Kidd’in ama bu kariyer içine bir yüzük koyamamıştı. Şampiyonluğa 2001-2002 sezonunda çok yaklaştı. O sene Shaq, Kobe, Horry, Shaw’lu Lakers’a süpürüldü. Sonraki sene de Nets’i NBA Finalinde gördük ve karşılarında 26-27lerindeki Duncan vardı. Robinson, Rose ve Duncan’ın ekibi Nets’i 4-2 eleyerek Kidd’in şampiyonluk hayallerini reddetti. J-Kidd sonraki yıllarda (Rick Carlisle’ın Dallası dışında) bundan daha fazla yaklaşamayacaktı şampiyonluğa…

 

Gelmiş geçmiş en büyük point guardlardan birisi Kidd ve ben kariyerini yazmakla zaman kaybetmek istemiyorum. Herkes internetten doya doya bu adam üzerine okumalar yapabilir ve bu okumaları basketbolla ilgilenen özellikle kısa pozisyondaki tüm gençlere hararetle öneriyorum. Bu konu üzerine harika yazılar yazılabilecekse de (ve bir yazar olarak size müthiş bir maden sunuyorsa da), yazımızı başka bir yöne yönlendirmek istiyorum. Yazımız kendisinin koçluk dönemine eğilecek. Belki bir gün oyunculuğuna dair daha uzun bir şeyler de karalarız…

 

2011 Depremi

2009 yılında Mihail Prokhorov ile başlamak lazım yazının bu kısmına. Prokhorov Sovyetler Birliği’nin dağılmasını müteakip ortaya çıkan(!) büyük Rus oligarklarından biriydi ve kontrol ettiği servet muazzamdı. Basketbola ilgisi bilinen Prokhorov 2009 yılında Nets’in çoğunluk hissesini satın almak için girişimlerde bulundu. 11 Mayıs 2010 yılında NBA buna müsaade edince Nets’in yüzde 80 hissesi Prokhorov’a devroldu. Sadece bu kadarla da kalmadı milyarder iş adamı ve maçların oynandığı Barclay’s Arenanın 45% hissesini de satın aldı. Bu büyük satın almanın ardından Nets’in saldırgan oyuncu transferi rüzgarı gerçekleşecek ve nets lüks vergisiyle uğraşacağı yıllara hızlı bir giriş yapacaktı.

 

2005 yılında yapılan CBA (Collective Bargaining Agreement)’nın süresi 6 yıllıktı ve bu anlaşma 2011de bitince NBA’de bir tıkanma yaşandı. Ligin başına kadar çözülür diyen iyimser cephe zamanla öngörüsünde ne kadar yanıldığını anlayacak ve bu tıkanıklığın aşılması (ki 2011 hadisesi bir yazı konusunun dahi çok üstünde bir öneme ve olaylar silsilesine sahiptir) 161 gun sürecekti. Standart 82 maçlık dönem lokavt nedeniyle 66 maç olarak oynanmıştı. Normalde 52 maçı konferans içi ve 30 maçı konferanslar arası oynaması gereken takımlar kısaltılmış sezonda 48-18 olarak bu maçları oynamak durumunda kalacaktı. Çizelgeye alabildiğince çok maçı sığdırabilmek için 66 maçı dar bir aralıkta oynatmaya çalışan NBA Yönetimi bir şeyi hesap edememişti. Oyuncular, özellikle yaşı ilerlemiş oyuncular bu kısa aralıklı takvimde sakatlanmaya başladı ve veteran oyuncuların çok olduğu takımlar bu duruma tepki vermeye başladı.

 

Özellikle 2011-12 sezonunda Pop bir San Antonio maçında Duncan’ı oynatmama gerekçesi olarak yanına (old=yaşlı) yazdırmıştı (Detaylı bilgi için: http://www.filelipota.com/nba-in-yeni-dinlendirme-cezasi/) . Bu sezonki aşırı yüklenme 2011-12 sezonunda sonuçlarını gösterdi ve Baron Davis, Iman Shumpert, Derrick Rose, Joakim Noah gibi oyuncular peşpeşe sakatlıklar yaşadılar. Aşırı yüklenmeye maruz kalmış oyuncuların sıra sıra oynayamaz hale gelmesine tepkiler gecikmedi. NBA Yönetimi tahmin edileceği üzere önce “bunların geçen dönemle alakası yok” minvalinde açıklamalar yaptı, ancak peşinden Genel Sekreter Stern’ün “bu konu daha fazla araştırmayı hak ediyor” a çark edişi dikkatli gözlerden kaçmamıştı. Daha fazla maç oynatmak ve daha fazla tv yayını vb için oyuncuların sağlığının sıkışık takvimde riske edildiği kara bir yıldı 2011-12. İşte Prokhorov bu karışık döneme girilirken Nets’te başkanlığa gelmişti. Prokhorov’un hisseleri aldıktan kısa süre sonra Netsi uçuracağım kaçıracağım minvalinde açıklamalarını da tabi es geçmemeliyiz. Yeni Başkan 5 yıl içinde Nets şampiyon olamazsa evleneceğini ilan etmişti. O kadar emindi şampiyonluğun 5 yıl içinde geleceğinden…

 

Prokhorov Nets’in şampiyonluğu üzerine kafa yorarken

 

Prokhorov şampiyonluğun parayla satın alınamayacağını öğrenmek için giriştiği bu yolculukta sadece 2013-14 yılında yaklaşık 197 milyon dolarlık bir parayı oyuncu ücretleri ve lüks vergisine vermişti. Bunun sadece 63 milyon dolarının salary cap olduğu düşünüldüğünde olayın vehameti ortaya çıkar!

 

63 milyonun üzerinde yapılan her harcamanın artan oranlı bir lüks vergisine tabi tutulmasını öngören yeni CBA maddesine Prokhorov hazırlıksız yakalanmıştı! Eski sistemde yapılan harcama kadar lüks vergilendirmesi yapılıyorken yeni sistemde artan oranlı daha yüksek vergi ödenen bir sisteme geçilmişti.  Eldeki Brook Lopez’in etrafında bir yeniden yapılanmaya gitmek yerine Prokhorov Garnett, Pierce ve Joe Johnson’ı(12-13 sezonunda) kadroya katmış (2010-11 sezonu başında da Deron Williams’ı almışlardı) ve korkunç bir mali yükün altına girmişti. Tabi bu yüke yeni CBA’nın getirdiği ilave ağırlığı da ifade etmek gerekir.

 

Nets’in 2013-14 kadrosunu hatırlatmak gerekir:

·  ·  ·  ·  No. Player Pos Ht Wt Birth Date   Exp College
6 Alan Anderson SF 6-6 220 October 16, 1982 us 4 Michigan State University
0 Andray Blatche PF 6-11 235 August 22, 1986 us 8
98 Jason Collins C 7-0 255 December 2, 1978 us 12 Stanford University
30 Reggie Evans PF 6-8 245 May 18, 1980 us 11 University of Iowa
2 Kevin Garnett C 6-11 240 May 19, 1976 us 18
13 Jorge Gutierrez PG 6-3 191 December 27, 1988 mx R University of California
7 Joe Johnson SG 6-7 240 June 29, 1981 us 12 University of Arkansas
47 Andrei Kirilenko PF 6-9 220 February 18, 1981 ru 11
14 Shaun Livingston PG 6-7 192 September 11, 1985 us 8
11 Brook Lopez C 7-0 275 April 1, 1988 us 5 Stanford University
34 Paul Pierce SF 6-7 235 October 13, 1977 us 15 University of Kansas
1 Mason Plumlee C 6-11 245 March 5, 1990 us R Duke University
20 Tornike Shengelia SF 6-9 217 October 5, 1991 ge 1
10 Tyshawn Taylor PG 6-3 185 April 12, 1990 us 1 University of Kansas
12 Marquis Teague SG 6-2 189 February 28, 1993 us 1 University of Kentucky
33 Mirza Teletovic SF 6-9 242 September 18, 1985 ba 1
31 Jason Terry PG 6-2 185 September 15, 1977 us 14 University of Arizona
10 Marcus Thornton SG 6-4 205 June 5, 1987 us 4 Louisiana State University
8 Deron Williams PG 6-3 200 June 26, 1984 us 8 University of Illinois at Urbana-Champaign

 

Peki Jason Kidd bu resmin neresinde?

 

Jason Kidd Dallas’ta ve New York’ta geçirdiği yılların ardından 2013 itibarıyla oyunculuğa veda etmişti. O zamana kadar çok az oyuncunun yaptığı bir şeyi yaptı ve bir NBA takımında yardımcı hocalık görevi yapmaksızın direkt olarak baş antrenörlüğe (head coach) soyundu. Pek çok antrenör için bu riskli bir hamledir ve Spoelstra gibi pek çokları direk olarak baş antrenör olmadan/olamadan yıllarca video editörlüğünden itibaren baş antrenörlüğe doğru basamakları çıkmakla uğraşır (http://www.filelipota.com/kiymeti-bilinmeyen-adam-spoelstra/) .

 

Nets’te işler nasıl gidiyordu sorusu bu bakımdan önemli görünüyor.

 

40 yaşında Dallası şampiyon yapan Avery Johnson’ın sonraki iki yılda Dallas’ta yaşadıklarını önceden yazmıştık (http://www.filelipota.com/play-off-tarihinin-en-surpriz-kaybeden-takimi/). 2008’de Dallas’tan ayrılan Johnson 2010 sezonu öncesinde New Jersey Nets’in başına geçmişti. 24-58 ile ilk yılını dolduran Johnson 11-12 sezonunda (lokavt sezonu) 22-44 ‘e imza atmış ve 12-13 sezonu bu bakımdan Johnson için belirleyici hale gelmişti. 2011 -12 sezonunda Nets kadrosundaki oyunculardan birisi tanıdık gelebilir:

 

Mehmet OKUR

2012-13 sezonunda 14-14 iken Avery Johnson yerine PJ Carlesimo getirildi. Sezonun kalanını Carlesimo yönetiminde 35-19 ile bitiren Nets bir sezonu daha böylece geride bıraktı. Sezon sonunda playofflara doğudan 4. Sırada girerek ev sahibi avantajını elinde bulunduran Nets 7 maçlık seride Chicago’ya boyun eğiyor ve takım Carlesimo ile anlaşma yenilemeyeceğini duyuruyordu.

 

Yeni sezona yukarıda da gösterilen büyük transferleri bitirerek giren Nets’te beklenti büyüktü. Takımın baş antrenörlüğüne getirilen isim ise yapılan transferleri şaşkınlıkla izleyen kitleyi daha da şaşırtmıştı. Hiçbir hocalık deneyimi olmayan Jason Kidd oyunculuğu bırakır bırakmaz bir NBA takımına baş antrenörlüğe getirilmişti. Prokhorov’un taraftarı şaşırtma alışkanlığı devam ediyordu…

 

Kidd önceki sezondan gelen cezası nedeniyle ilk maçlarda takımın başında bulunamamıştı ve ilk maçında Cleveland ile deplasmanda, Miami ile de evde oynayarak koçluğa başlamış oldu. Daha bu göreve gelmesi ile dikkatler takımın ve kendisinin üstüne çekilmişti bile ve ilk bomba olay Lakers maçında patladı. Kasım 2013te Lakers maçının sonlarında molasının kalmadığını bilen Kidd korsan bir mola kullanmak için Tyshawn Taylor’a “hit me” der ve oyuncusuna çarpar gibi yaparak parkeye kahve dökülmesine sağlar. Bu da parkenin temizlenmesini gerektirdiği için oyunculara üç beş kelam edebilmenin (korsan mola almanın) önünü açmıştır. Etik bir tarafı olmayan bu hadise ile Kidd sonunda 50 bin dolar ceza alacaktır ama Kidd’in oyunu kazanmak için her şeyi yapabileceğinin bir tür mesajı da cümle aleme verilmiş olur…

 

Efsaneler efsanesi “hit me” videosu

9-19 ile berbat bir başlangıç yapan Kidd tepkileri üzerine çekmekte gecikmez. Hocalığı sorgulanmaya başlayan Kidd sezonu 44-38 ile playofflara kalmayı başararak kapatır. İlk turu geçerek büyük saygı kazanan Kidd sonrasında konferans yarı finalinde Miami’ye 4-1 yenilmekten kurtulamayacaktır.

 

Hiç fena bir yıl geride bırakılmamıştı aslında. Büyük paraların ödendiği ve yapılan yatırımın oluşturduğu beklentinin altında kalınmış olmasına rağmen takım da Kidd de ışık vermeye başlamıştı. Amma velakin biten sezonun ardından Kidd’in farklı planları vardı. Kidd basketbol operasyonlarının da kendisine bağlanmasını istiyordu ve bu aslında şu anlamada geliyordu “Billy King’in üzerinde bir mevki de bana ait olsun”. Genel Menejer King’in elini kolunu bağlamasını istemeyen Kidd’in bu isteği Yönetim tarafından reddedildi! İşte bu gerçekten şoktu ve tüm deste tekrardan karılacaktı bu saatten sonra…

 

Milwaukee bu sırada hoca arayışında olduğundan Kidd de Bucks’ın radarındaydı. Ancak Nets’in onayı olmadan görüşme yapması mümkün değildi. Nets bu onayı verdi!

 

jason kıdd coach ile ilgili görsel sonucu

 

Bucks Kidd ile görüşmek için Nets’ten izin almıştı almasına ama bir sorun vardı. Bucks’ın zaten bir hocası vardı!

 

Bucks, hocası Larry Drew ile bağlarını koparmadan Kidd ile temasa geçerek etik hareketler tarihine altın bir sayfa daha açmıştı.

 

Bucks’ın sahibi Herb Kohl takımı Jim Fitzgerald’dan 1985 yılında 18 milyon dolara satın almıştı. 29 yıldır elinde tuttuğu şirketi ise 550 milyon dolara Wesley Edens ve Marc Lasry ‘ye devretti. Kısa bir süre sonra aralarına 3. Ortak Jamie Dinan da katılacakır. Bu 3 kişi hedge fonları yöneticisiydi ve alanlarında çok iyiydiler tek bilinmeyen basketbolu nasıl yönetecekleriydi…

 

Edens ve Lasry takımın potansiyelini görmüş ve bu takımı ayağa kaldırabileceklerine inanarak 4 koldan pek çok eksikliğe saldırmışlardı. Yeni statla ilgili jet hızında yapılan olağanüstü çalışmalar, yeni bir antrenman sahası, yeni logo, taraftar tabanında yapılan anketler, çalışmalar vb derken yönetimin kredibilitesi halk nezdinde ciddi şekilde yükseklerdeydi. İşte Kidd’i de getiren bu yeni yönetim olmuştu. Lasry’nin yakın bir arkadaşıydı Kidd!

 

Kidd hoca olarak göreve gelmişti ama kadronun kurulması ile ilgili kararlara etki etmeye çalışıyor ve bu işin asıl sorumlusu olan genel menejer Hammond ile arasındaki ipleri geriyordu (Nets’te de basketbol operasyonlarının kendisine bağlanmasını istediğini hatırlayın). Justin Zanik olayı var bir de…

 

John Hammond Bucks’ta genel menejerlik görevini yürütürken takım 7 yılda 3 kez playoff yapma başarısını göstermiş ve Hammond bir kez yılın menejeri seçilmişti. Ancak son yıl hem seyirci sayısı hem de ligde bitirilen pozisyon açısından berbattı. 2016’da Hammond ile bir yıl kontrat uzatıması yapılmıştı ve Zanik de bir süre sonra (haziran 2016da) yardımcısı pozisyonuna getirilerek bir yıl sonra Hammond’un danışman durumuna çekileceği açıklanmıştı. Utahtan gelen Zanikte bu beklenti son derece doğaldı.  23 Mayıs 2017de Hammond Orlando ile anlaştı ve genel menejerlik pozisyonu resmen açıkta kaldı. Kidd ve ortaklar Lasry ile Dinan’ın Hammond’un pozisyonu için Justin Zanik lehine görüş bildirmesine rağmen Edens’ın isteğiyle görev John Horst’a verildi (Burada yönetimin uyum içinde çalıştığı, kararların tam bir görüş birliğiyle alındığı klişelerini hatırlayın…). Gerek danışmanlık pozisyonuna geçirilecek olması gerekse Zanik olaylarıyla insanlar Hammond’un çekilmeyi kendisinin istediğini düşünmek durumunda bırakılmıştı. Ancak Hammond Orlando ile anlaşarak “aktif göreve” devam edince aslında resim biraz daha netleşmiş oldu. Yönetimin bu konuda tasarrufu olduğunu artık düşünmeden edemiyoruz. Neticede Edens’ın dediği oldu ve Horst geldi….

 

Aşağıdaki resimde 19 Haziran 2017de Hammond’un yerine Horst’u getiren Edens(solda) yeni genel menejeriyle toplantıda görülüyor. Edens’ın ağırlığı vb konular çokça tartışılabilir bu olaydan sonra ama her şey bir kenara yönetimin resimde “tam kadro” hazır bulunmayışı çokça şey söylemektedir.

 

 

Kidd Bucks’ın başına geçtikten sonra genç bir takımı nereye taşıyabileceğine dair endişeleri daha ilk yılında susturmayı başardı. Sadece 15 galibiyet alabilmiş bir takımı devraldıktan sonra 41-41e getirmiş ve gerçekten de tarih yazmıştı!

 

Takım sonraki dönemde yüzde 50 yi tutturamayacak, 2016-17 de ise ancak yüzde 51 kazanma oranı yakalayabilecekti. 2017-18de ise yine yüzde 50lerde gezinirken J-Kidd’in kovulduğu haberi bomba gibi düştü. Kidd’in gidişi de Drew’in gönderilişi kadar absürd şekilde gerçekleşti. Takımın bilgisi olan ama Kidd’in haberi bile olmayan şekilde… Antetokounmpo’nun Kidd’e işini kaybetmemesi için uğraşmasıyla ilgili telefon açtığı da biliniyor…

 

Genel Menejer John Horst’un  Kidd’in gönderilmesiyle ilgili söyledikleri ise çarpıcı:

 

“Bu değişikliği yapmamızın, organizasyon için iyi olduğuna ve oyuncularımıza bu sezon ve sonrasında tam potansiyellerine ulaşmalarına fırsat vereceğine inanıyoruz.”

 

Oyuncuları potansiyellerine ulaştıramayan bir hocadan ya da organizasyonu uçuruma götüren bir hocadan bahsedildiği gibi bir algılama oluşabiliyor ilk okuduğunuzda… 15 galibiyetten bu takımı alan Kidd değildi ya da Khris Middleton ve Antetokounmpo’yu parlatan, Malcolm Brogdon’u yılın rookiesi olacak seviyeye çıkartan ya da Jabari Parker’ı süper yıldızlığa hazırlayan da Kidd değildi heralde demek geliyor içimizden (hatalarını görmüyor değiliz).

 

Horst ekliyor:”Bu takımın doğunun en iyisi olabileceğine inanıyoruz. Bunu yapmak için kendimize her türlü şansı tanımak istiyoruz”. Kiddin gönderilişi bu kapsamda değerlendirilecek bir şey gibi görünüyor olmalı Horst’a göre…

 

J-Kidd’in Bucks’ta gösterdiği performanstan Yönetimin memnun olmaması şüphesiz bir nedendir. Yönetime 99 verseniz 100 isteme hakkını Yönetim kendinde bulabilir ki Kiddin performansını 99 değil 79 ile de izah etmek güç olabilecektir…

 

Milwaukee’nin defansif anlayışı uzun süredir eleştiriliyor. İlk yılında yaptırdığı savunma ile takdir toplayan Kidd’in gerek sonraki yıllarda biraz deşifre olması gerekse savunma konsantrasyonunun ilk yıldakini mumla aratması neticesinde defans sorunu 3 yıldır sürüyordu. Kidd’in mağlubiyetlerin peşinden suçu yaşa deneyimsizliğe vs atması artık insanları ikna etmekten uzaktı. Jabari Parker ile iletişimsizliği Kidd için zayıf bir karın olmuştu. Takımdaki en değerli oyunculardan birisiylesorun yaşayan adam durumunda olmak hiçbir hoca için iyi görünmez. Bunlar hep üzerine tartışılabilir defolarıydı Kidd’in..

 

Kidd’i iyi hatırlamamızı sağlayan onca şeyi var kenarda ama Dallas’ta Jim Jackson ile yaşadığı sorunlar yüzünden takas edilerek Phoenix’e gönderilen, eşine şiddet uygulayan ve boşanma hadiselerine gelinceye dek bir sürü olay çıkartarak New Jersey Nets’e gönderilen, orada koç Byron Scott’ın altını oyduğu iddia edilen, Knicks maçına migreni olduğunu iddia ederek çıkmayan ve kendisinin Dallas’a gönderilmesini isteyen, 2008’de Jannero Pargo olayıyla, 2010da Mike Woodson olayıyla ismi, kariyeri ve ileride katılacağı Hall Of Fame ile çok da bağdaşmayan şeylere bulaşan yine aynı J Kidd’di. Her şeye rağmen Mike Woodson’a teknik faul aldırarak Dallas’a kazandırdığı maçı hatırlayınca hiç iyi şeyler söyleyesim gelmez. Woodson’ın parkede olduğunu fark ederek üzerine top süren ve ona teknik faul aldırarak 97-95ten 97-99a maçın gelmesine zemin hazırlayan adam da Kidd’in ta kendisiydi. Zeki bir adam ama etik mi…

 

 

Mevzuya dönelim… Hocanızı gönderebilir, yenisini arayıp bulup getirebilirsiniz ama bunları basketbol dünyasının gerektirdiği gibi yapmanız gerekir. Hocanız varken yeni hoca aramanız sizi her mecrada zora sokacaktır. Yeni gelen hoca da başına benzeri bir şey gelmesini bekleyecektir bu rezaletten sonra… Kidd’in başına gelen şey de Drew’in başına gelenden farklı olmamıştır. Bir yönetim fiyaskosu sonucu doğru bir kararı yanlış uygulayarak her ikisi de yönetim iş bilmezliği ile üzülmüştür…

 

Diğer taraftan bakalım:

 

Kidd Nets’te kötü gitmekteydi dersek bu gerçeği yansıtmayacaktır. Ama gidişinde özellikle King ile çekişmesi ve Yönetimin King’i yememesi etkili olmuştu. Yönetim Kidd’e o kadar geniş yetkiler vermek istememişti. Bucks’ta da benzeri bir hadise görüyoruz. Horst’u getiren Edens Hammond yerine istediği adamla çalışma imkanını bulmuştu. Hammond nisbeten ağır başlı bir adamdı ve kadro kurmakta Kidd’in Hammonda karıştığı söylentileri de biliniyordu. Horst geldikten sonra ise Kidd’in istediği ortamın kaybolduğunu düşünmemiz için hayli nedenlerimiz var. Peki Kidd neden hocalıkla yetinmek yerine daha geniş yetkiler diretti? Bu belki de yanıt bekleyen asıl soru…

 

Red Auerbach’tan Pat Riley’ye bu işi layığıyla yapanlar olmuştu. Bir ayağı front office’de bir ayağı hocalıkta olan efsane isimler ciddi başarılara imza atmış ve radikal kararlar almışlardı. Yakın tarihlerde de Motown fatihi Stan Van Gundy, Doc Rivers, Mike Dunleavy, Popovich gibi isimler bu zor görevi ifa etmişlerdi. Tabi yöneticilikten hocalığa geçiş yapan McHale, Isiah Thomas gibilerini de unutmamak gerekir (çifte görev yapmamış olsalar da). Öte yandan hadisenin köklerini belki de çok başka bir yerde, NFL’de aramak gerekli. Kısa bir süre öncesine kadar en az 5 tane isim birden çok görevi yürütüyordu NFL’de ve  bu durum da NBA’in bunu başarılı bir şekilde adapte ettiğini bize düşündürüyor. Bill Belichick, Jeff Fisher, Pete Carroll, Chip Kelly ve Mike Shanahan bu çifte görevi yakın zamana dek yaptılar.

 

Şu an NBA’e baktığımızda birden çok görevi kendi bünyesinde toplayan çok fazla hoca sayamıyoruz. İlk akla gelenler Doc Rivers ve Gregg Popovich’tir. Doc Riverstan front offive görevleri geçen yaz alındı ve Doc Rivers hocalığa devam etmekte. Benzeri bir şey Budenholzer’ın üstüne Travis Schlenk’in getirilmesiyle de Atlanta’da yaşanmıştı. Dolayısıyla farklı görevlerin aynı kişide kalması ne çok kolay ne de istenir bir durum gibi görünmekte.

 

doc rivers deandre jordan situatiıon ile ilgili görsel sonucu

 

Diğer taraftan basketbol operasyonları sorumluluğu ya da genel menejerlik de başlı başına büyük bir zaman istemektedir. Hammond 6 yıl Kohl’un baskısı altında berbat kontratlarla dolu bir takımı 2008den beri bir yere getirmeye çalışmış ve ancak Kohl gittikten sonra belli bir serbestliğe kavuşabilmiştir. Takımın muhteşem görünmekten çok uzak Hammond dönemini sadece kendisine bağlamak çok düz bir mantık olacaktır. Kaldı ki önbüro görevlerinin orta uzun vade düşünmek üzerine odaklanmakta olduğu açıktır. Gelecek maçı değil takımın gitmesini istediğiniz yolu çizeceğiniz, ona göre kadrolar inşa edeceğiniz ve günlük sonuçlarla çok kafanızı şişirmeyecek büyük resmi görmek isteyeceğiniz koltuklar onlar. Oysa başantrenörlükte durum farklıdır. Maçı kazanmak ya da kaybetmek daha büyük anlam ifade ediyor bu makam için. 30 sayı fark yemenin maç sonunda basın toplantısında ne söyleyeceğinizden, kimleri hangi oyun planıyla oynatacağınızdan yani çok daha farklı bir alandan bahsetmeye başlıyoruz. İki farklı alanı üzerinde toplamış değerli örnekler yok değil öte yandan. Stan Van Gundy ve Popovich gibi isimler hala birden çok sorumluluk ile işi kotarmaya devam ediyor. Doc Rivers’ın önbüro işleriyle ilgili olarak gösterdiği performans zaten bir sürü eleştiriye maruz kalmış ve DeAndre Jordan hadisesi gibi olaylarla oldukça fazla eleştirilmişti. Kidd’in bu tür sorumlulukları da bünyesinde istemesi zaten hoca çevrim hızı yükselmiş NBA’de daha fazla riski de üstlenmek demek. Kidd’in bundan sonraki durağının neresi olacağını bilmiyoruz. Hocalıkta mı kalacağını yoksa yöneticiliğe mi geçeceğini de şu an kestirmek güç ancak değerli bir basketbol adamının sahalardan uzun süre ayrı kalmamasını dileyebiliyoruz sadece.

 

Takımından ayrıldığı, eski eşiyle ilgili bir sürü şeyin ortaya döküldüğü ve basketbol dışı bir sürü şeyin döndüğü bir ortamda biraz daha olayların arkasına ışık tutmaya çalıştık o kadar. Bir anlık nefeslenip Scott Brooks’a All Star takımı devredilmiş (2012 Batı) bir NBA aleminde Jason Kidd üzerine yazı yazılmaz mı deyince zaten diyecek söz kalmıyor…

 

Bu arada…

 

Prokhorov’un şampiyonluğa karşı 5 yıl içinde evlenme vaadine ne oldu derseniz eğer o söz çoktan yalan oldu. David Stern’ün o döneme denk gelen evliliğini tebrik eden Prokhorov bu sözünü yerine getiremediğini kabul ediyor. “Benden çok aaha iyi bir adamsın, sana ve eşine mutluluklar diliyorum” diyen Prokhorov anlaşılıyor ki evlilik evliliktir ha benim ha Stern’ün şeklinde bakıyor olaya… 3 yıllık büyük yatırımlar neticesinde sadece bir kez playoff yapma başarısı gösteren takım sonrasında durulacak ve Lopez etrafında daha ekonomik bir şekilde tekrar yapılanmaya gidecektir.

 

Basketbolla kalın…

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: