Amerika basketbolunun şov üzerine dayalı olduğu artık herkesin malumu. Sadece NBA değil NCAA ve G-League’de de oyun için hızın ve spektaküler hareketlerin üst düzeyde olması bu işi daha pazarlanabilir kılıyor. Seyircilerin profili zamanla değiştiği için artık her an aksiyon bekleniyor. Hücum sürelerinin 4-5 saniyelere indiği, temas ve sertliğin geri plana atıldığı, seyirciyi daima oyun içinde tutacak mütemadi şov hareketlerinin yer aldığı bir organizasyona evrildi basketbol. Bunun da sanırım en önemli etkinliklerinden biri her yıl düzenlenen All-Star hafta sonu diyebiliriz.

 

 

Bu yazının konusu ilk kez All-Star seçilmeyi hak eden oyuncular hakkında olacak. Ancak bahsetmeden geçmek istemiyorum; bu etkinlik birçokları gibi benim de çocukluğumuzda geceleri kalkıp uykusuz kalmaya değecek bir etkinlik mi hala, şüphelerim var. Oyuncular tarafından sadece istatistik olarak görülmeye başlanan, ‘al gülüm ver gülüm’ şeklinde hücumların yaşandığı, mücadele yerine sürekli şakalarla komikliklerle geçen bir hafta sonunu ben izlemeye değer bulmuyorum. 2003 All-Star maçında Michael Jordan’ın ilk uzatma sonunda attığı basket ve o pozisyonda rakibin savunma çabası şuan atılan onlarca boş üçlükten daha değerli benim için. İnsanlar bu mücadeleyi özledi belki de. Sayı attığına sevinemeden potanda sayı görüyorsun artık. Mutlaka bu durumu sevenler olacaktır ama büyük çoğunluğun bundan hoşlanmadığını düşünüyorum.

 

All-Star maçları işin zıvanadan çıktığı bir hale gelince NBA yönetimi de sürekli değişiklikler yaparak ilginin devam etmesini sağlamaya çalışıyor. Bu sene gelen yenilik ise oldukça büyük oldu ve konferans ayrımı ortadan kalktı. En çok oy olan 2 oyuncu kaptan olacak ve yine taraftarlar, oyuncular, basın mensupları ve koçların seçeceği diğer 22 oyuncu bu kaptanlar tarafından seçilerek iki takım oluşturulacak. Yenilik her zaman denenmeyi hak eder bu durumun neler doğuracağını ben de merak ediyorum. 24 All-Star oyuncunun seçimi yine aynı kaldığı düşünülerek bu sene bu oyuncuların arasına ilk kez katılabilecek isimleri yazmaya başlayalım.

 

1)Karl-Anthony Towns

 

 

2015 draftının birinci sıra seçimi olan Towns, yıllardır büyük potansiyel olarak gösterilen Minnesota’nın en iyi oyuncusu olmayı başardı bile. 2.13 boyuna rağmen modern bir uzun olarak oldukça yüzdeli üçlük atabilen Towns için yapamadığı çok az şey var diyebiliriz. Savunma konusunda takım halinde çok kötü oldukları biliniyor elbette ama zamanla bu özelliğini de geliştirmesini bekliyorum.  Hücumda ise içerden dışardan her anlamda etkili bir silah. Sakatlık olmadığı sürece bu sene All-Star seçilmeme ihtimali yok diyebiliriz. Kendi sınıfındaki oyuncularla birlikte; LeBron James, Kevin Durant ve James Harden önderliğinde geçen yılların ardırdan NBA’e damga vurmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Lige girdiğinden beri istikrarlı bir performans gösteren Towns’ın bu seneki ortalamaları 22 maçta; 20.4 sayı, 11.7 ribaunt ve 1.3 blok.

 

2)Joel Embiid

 

embiid ile ilgili görsel sonucu

 

İlk kez All-Star seçilmesi en muhtemel oyunculardan biri Joel Embiid. Kariyerinin daha başında bu kadar sakatlıklarla uğraşıp yine de üst seviyede kalma çabası takdire şayan. Hala daha sakatlıklar nedeniyle performansını tam olarak gösteremediğini biliyoruz. Aldığı nispeten düşük dakikalarda yakaladığı etkileyici istatistikler 48 dakikaya uyarlandığında insanı hayrete düşürüyor. All-Star olma hayallerine, geçen sene çok hak etmesine rağmen teğet geçen Embiid, yeniden sakatlanmazsa şuan yakaladığı formu ve 18 maçta; 22.9 sayı, 11.3 ribaunt ve 1.8 blok ortalamalarıyla bu sene istediğini alacak gibi görünüyor. Bu istatistikleri 29 dakika ortalamayla yaptığını da vurgulamak gerek.

 

3)Nikola Jokić

 

nikola jokic 2017-2018 ile ilgili görsel sonucu

 

Nikola Jokic kadar komple bir oyuncu çok az gelir. Hücumda ve savunmada her şeyi yapabilen bu genç All-Star seçilmesi en muhtemel isimlerden. Bu sezona daha yavaş bir giriş yapan Jokić, maçlar içinde dalgalanmalar yaşayabiliyor. Ancak buna rağmen şuan verimlilik sıralamasında 13.sırada olduğunu unutmamak gerek. Maçlarda bazen yaptığı o sürpriz asistlerle taraftarların gönlünü mest eden Jokić, All-Star hafta sonunda olmayı en çok hak eden isimlerden. Bu sezonki ortalamaları ise 21 maçta; 15.5 sayı, 10.6 ribaunt ve 4.6 asist.

 

4)Kristaps Porziņģis

 

 

Gerçek bir süperstar. Porziņģis’i anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama Towns ile birlikte etrafına takım kurulabilecek en büyük iki potansiyelden biri diyebiliriz. NBA’de artık neredeyse her takımda süperstar isimler olduğu düşünüldüğünde, daha 22 yaşında ve kendisine yakın yaş gruplarında birçok yıldız isim olmasına rağmen en çok sivrilen birkaç isimden olmayı başarmış gözüküyor. Draft edildiğinde tepki gösteren Knicks taraftarı şimdi ne kadar özür dilese azdır.. Bu sezonki ortalamaları ise 19 maçta; 25.8 sayı, 6.8 ribaunt ve 2.1 blok.

 

5)Hassan Whiteside

 

hassan whiteside ile ilgili görsel sonucu

 

Whiteside kariyeri oldukça ilginç geçen bir isim. Sacramento’da çok kötü geçen yıllardan sonra Whiteside, Avrupa’nın ilgi odağı olmuş ancak son anda Miami onun kurtuluşu olmuştu. Kariyerinde bu kadar dikey bir gelişim geçiren çok az oyuncu vardır. LeBron sonrası toparlanmaya çalışan Heat için Whiteside çok iyi bir şans. Whiteside’ı tamamlayabilecek oyuncular bulabilirlerse geçiş dönemini zorlanmadan atlatmış olacaklar. Savunmasıyla ön plana çıkan Whiteside, All-Star maçlarındaki özlenen mücadele gücünü tekrar geri getirebilir. Bu sezon 15 maçta; 14.9 sayı, 12.7 ribaunt, 1.6 blok ortalamaları yakalamış durumda.

 

6)Aaron Gordon

 

 

2016 All-Star smaç yarışmasının gönüllerdeki şampiyonu Gordon, gelecek jenerasyonların en atlet isimlerinden birisi. Lakers’a kaybedilen final sonrası toparlanamayan Orlando için Gordon iyi bir ‘franchise player’ şansı. Doğru oyuncu tercihleriyle tekrar yükselişe geçmeleri işten bile değil. Bu sezona da oldukça hızlı giren Gordon daha şimdiden iki maçta 40 sayının üstüne çıktı bile. Yine smaç yarışmasına katılır mı bilinmiyor ancak All-Star hafta sonu etkinliğinde mutlaka bir şekilde yer alması gereken isimlerden. Bu sezonki ortalamaları 20 maçta; 18.6 sayı, 8.4 ribaunt ve 1.1 top çalma.

 

7)Bradley Beal

 

bradley beal ile ilgili görsel sonucu

 

Şuana kadar All-Star seçilmemiş olması beni en çok şaşırtan isimlerden biri Beal. Gelecek nesillerden etkileyici isimlerin hep uzun olduğu düşünüldüğünde bir kısa olarak önü açık diyebiliriz. John Wall ile birlikte iyi bir ikili oluşturan Beal, doğuda LeBron hakimiyeti bittikten sonra Wizards’ı zirveye taşımaya çalışacak. Tabi Celtics gerçeği onlar için büyük bir sorun. Şuan sayı ortalamasında tüm lig içinde 13. sırada yer alan Beal, gelecekte şampiyonluk kovalaması en muhtemel kısalardan biri olacaktır. Bu sezonki ortalamaları ise 21 maçta; 23.2 sayı, 4.5 ribaunt ve 3.5 asist.

 

8)Devin Booker

 

devin booker 2017-2018 ile ilgili görsel sonucu

 

NBA içindeki en saf şutörlerden olan Booker diğer alanlarda da gelişimini devam ettirirse elit bir skorer olup iz bırakabilir. Bu sene All-Star olması düşük ancak gelecekte mutlaka All-Star olmasını beklediğim isimlerden. Geçen sene bir maçta 70 sayı attığını hatırlarsak ne kadar büyük potansiyel olduğunu göstermişti bizlere. Curry ve Harden sonrası gelecek kısalar için çok fazla aday yok, Booker bu boşluğu rahatlıkla doldurabilecek yetenekte. Bu sezonki ortalamaları 22 maçta; 23.0 sayı,  4.4 ribaunt ve 4.0 asist.

 

BONUS: Ben Simmons

 

 

Bahsetmezsem içimde kalırdı herhalde. Çaylak yılında All-Star seçilebilen çok az isim var tarihte ve Simmons onlardan biri olabilir. Ancak çaylaklar maçında oynaması daha muhtemel. Simmons’ın aslında ikinci senesi bu ancak ilk sene maça çıkmadığı için bu sene en iyi çaylak seçilebiliyor ve şuan bu ödül için açık ara en büyük aday. Nasıl ki Giannis Antetokounmpo için oyuncu tiplemesi açısında bir devrim olduğunu düşünüyorsak Simmons için de ben aynısını düşünüyorum. İlerde kısa oyuncuların boy ortalamalarının yükseleceğini, fiziksel olarak potaya gidişlerin ve savunmada geçilmemenin öneminin artacağını öngörüyorum. Simmons 2.08 boyuyla çok rahat point forvet hatta point guard oynayabileceğini bizlere gösterdi. Bir önceki draftın ilk sıra seçimi olduğunu unutmayalım. Giannis kadar olmasa da bir devrim yaratacağını düşündüğüm Simmons için keşke bu sene All-Star seçilebilse demekten başka bir şey yapamıyorum maalesef. İlk sezonunda yakaladığı etkileyici ortalamalar ise şöyle; 20 maçta, 18.6 sayı, 9.4 ribaunt, 7.2 asist ve 2.3 top çalma.

 

Yazar: Mert Işık