2017-2018 sezonuna başlarken Zeljko Obradovic’in antremanlarda ve röportajlarda en sık söylediği şeylerden biri belki de en sık söylediği şey “Son şampiyonuz, önümüzdeki sezon geçen sezondan daha zorlu geçecek çünkü herkes son şampiyona karşı oynarken full konsantre oynar.” idi. Bu söz ne kadar sıradan bir söz gibi dursa da geldiğimiz noktada Fenerbahçe için belki de en değerli, en uyulması ve dinlenmesi gereken bir söz durumuna geldi.
 
Fenerbahçe Doğuş, bu sezonun ilk devresini geçen sezonun ilk devresinde olduğu gibi 9-6 performansıyla bitirdi. Geçen senenin ilk devresini 6. bitirmişti bu sezon ise 5. bitirdi. Bu sene, geçen senenin ilk devresine oranla 41 sayı daha fazla attı. (Maç başına 80,2 sayı. Euroleague’de bu alanda 6. sırada.) Yine geçen sezonun ilk devresiyle kıyaslarsak, bu sezonun ilk devresinde 64 sayı daha az yedi. (Maç başına 72,0 sayı. Euroleague’de bu alanda 2. sırada.) İstatistiklere baktığımızda Fenerbahçe’nin hem hücumda hem de savunmada geçen seneden daha iyi bir durumda olduğu gibi bir durum ortaya çıkıyor. Peki gerçekten öyle mi? Fikrimce öyle değil… Fakat şu gerçeği hiçbir basketbolsever unutmamalı: Geçen sezon F4 finaline çıkan kadrodan şu an sadece bir kişi (Jan Vesely) ilk 5 çıkıyor hatta süre alıyor. Bobby Dixon ve Nikola Kalinic’in sakatlıklarının beklenenden çok uzun süre sürmesi Fenerbahçe’nin oyun planlarına ve stratejilerine büyük bir darbe vurduğu apaçık bir gerçek…

 

 

Bu sezona başlarken herkesin bildiği üzere Zeljko Obradovic, Bogdan Bogdanovic’in yerini birden fazla oyun kurucu ile doldurmaya çalıştı. Yapılan transferler içerisinde en dikkat çeken oyuncu Brad Wanamaker oldu. Darüşşafaka Doğuş’taki 2016-2017 performansıyla kariyerindeki yükselişini devam ettirmişti. NBA’de bazı takımlarla görüşüp anlaşamayınca Fenerbahçe Doğuş’a transferi gerçekleşmiş oldu. Diğer kısa transferlerine bakarsak Galatasaray’dan Sinan Güler ve Crvena zvezda’dan 1 milyon euro buy-out karşılığında Marko Guduric transfer edildi. Uzun rotasyonunda ise Ekpe Udoh ve Pero Antic’in yerine Jason Thompson ve Nicolo Melli transferleri yapıldı.

 

 

İLK DEVREYE AİT OYUNCU ANALİZLERİ
 
Brad Wanamaker: Performansına yetersiz veya kötü demek acımasızlık olur lakin oyunun kritik alanlarında ya sorumluluk almıyor ya da aldığı zaman pozisyonunu olabildiğince zora sokuyor. Artı olarak rakip guard’lar karşısındaki dış alan savunması caydırıcı değil. Fakat takım oyununu oynama konusunda günden güne iyiye gidiyor. Kısa zamanda oyun içi liderlik konusunda ilerleme kaydederse hem kendisi için hem de Fenerbahçe için her şey bambaşka olabilir.

 

 

Kostas Sloukas: Performansına yetersiz veya kötü demek acımasızlık olmaz. Set oyununda topu elinde gereğinden fazla tutması, hızlı hücum çıkışlarında tempoyu sıfıra indirmesi Fenerbahçe hücumlarındaki eski ekstra pas akışını ve hücum çeşitliliğini aşırı olumsuz etkiliyor. Maç içi konsantrasyonu sezon başından beri takımın en vasatı. Oyun içi liderlik kısmında doğru karar verememe ve çizilen set oyunundan anında vazgeçmesi gibi problemleri sebebiyle yine vasat durumda. Fenerbahçe’nin kendisine çok ihtiyacı var. Özellikle Bobby Dixon’ın uzun süreli yokluğu ve henüz tam sağlığına kavuşamaması onu Fenerbahçe için mecburi de olsa önemli kılıyor.

 

 

Bobby Dixon: Eurobasket öncesi yaşadığı sakatlığı bitmek bilmedi bir türlü. Fenerbahçe’de potaya gidebilen, tempo ayarlayabilen nadir oyunculardan olması takım için ne kadar önemli olduğunun göstergesi. Bobby sağlığına kavuştukça takım da o kadar iyileşme gösterecek.

 

 

Sinan Güler: Takıma katılması, uluslararası müsabaka tecrübesi ve yerli olması sebebiyle heyacan uyandırmıştı. Fakat Euroleague’de yeterli süreyi alamadı. -Hatta hiç süre alamadı diyebiliriz- Sezon öncesinde düşünülen takım yapısında Sinan Güler’in sadece TBL maçlarında performans gösterip Euroleague maçlarında sadece bench’te oturacağı mı kararlaştırıldı yoksa Sinan Güler’in antrenman performansı bekleneni mi veremiyor bilinmez ama TBL’de gösterdiği performans antrenman performansının yetersiz olabileceği fikrini çürütüyor. Kostas Sloukas’ın tabiri caizse katlettiği maçlarda süre alsa daha iyi olmaz mıydı veyahut takıma monte edilip en azından kısa savunmasında kullanılamaz mıydı soruları sorulabilir fakat takım patronu Obradovic’in mutlaka bildiği veya beklentisi olduğu şeyler vardır. Bu sebeple sezonun geri kalanında Sinan Güler’i daha başka rollerde veya sorumluluklarda görebiliriz.

 


 
Melih Mahmutoğlu: Sinan Güler için söylediğimiz şeylerin benzerlerini söylememiz mümkün. Obradovic’in Sinan ve Melih’ten farklı beklentileri olduğu açık. Melih Mahmutoğlu da her ne kadar TBL’de iyi performans gösterse de Euroleague’de fazla süre alamıyor. Melih Mahmutoğlu’nun eksikliklerinden bahsedersek birinci sırada topla dribbling yapamaması ve topla içeriye girdiğinde efektif şeyler üretememesi sayılabilir. Bu eksiklikler bir Euroleague takımında hatta bir Euroleague şampiyonluğu yaşamış bir takımda oynayan bir oyuncuda kesinlikle olmaması gereken eksiklikler ve de bu eksiklikler olduğu sürece Obradovic’i süre vermeme yönünde eleştirmek mantıksız. Evet, kendisine set çizilip sorumluluklar yüklenebilir fakat artık takımın oyuncuları taşıması yerine oyuncuların takımı taşıması gerekiyor…

 

 

James Nunnally: İlk geldiği sezonda yani geçen senenin başı ve ortasında herkes tarafından eleştirilen, hatta sezon içinde gönderileceği düşünülen James Nunnally geçen seneki normal sezonun sonlarından itibaren takıma adapte olmasıyla Euroleague’deki en efektif rol oyuncularından birine dönüştü. Özellikle bu sezon şut performansı bir üst seviyeye çıktı. -Son haftalarda biraz düşse de.- Pas alışverişlerinde ters eşleşmeyi bulmaya yönelik oynamaya alıştı. Fakat kendisinin en büyük eksikliği savunmada topsuz koşularda savunduğu rakip oyuncuyu kaçırmak. Artı olarak rakip guard’larla eşleştiği zaman çok ağır kalıyor, rakip uzunlarla eşleşince de çok yumuşak kalıyor. Takım savunması kısmında bire bir savunmaya nazaran daha iyi performans gösterse de bireysel savunmasını geliştirmek zorunda olduğu görülen bir gerçek.

 

 

Marko Guduric: Crvena zvezda’dan 1 milyon euro buy-outla gelmesi, taraftarı yeni Bogdanovic olur mu beklentisine soksa da oyun tarzları çok farklı oyuncular. Guduric için yeni şehir, yeni ülke derken yeni bir hayat başladı Fenerbahçe’ye transfer olmasıyla. Kendisi elbette potansiyelli bir oyuncu fakat fikrimce bir sistem takımından gelmesi ve o sistemde özgür, baskı olmadan oynamış olması biz basketbolseverlerin gözünde illüzyon yarattı. Yani Crvena zvezda’da gösterdiği performans potansiyelinin çok çok üstündeydi, gerçekçi veya sürdürülebilir değildi. Bunları bir kenara bırakırsak, kabul edelim ki Avrupa’daki genç oyuncuların artık Euroleague takımlarına bile uğramadan NBA’e gitmesiyle genç oyuncu havuzu dahi daraldı Avrupa basketbolunda. Bu yüzden Fenerbahçe Guduric’e gereğinden biraz fazla sabır göstermek zorunda. Fakat işler kötü gittiğinde bu mümkün olmuyor özellikle Fenerbahçe gibi kulüplerde. Zeljko Obradovic’in güvenip süre vermesi (Melih Mahmutoğlu ve Sinan Güler’den süre kısarak diyebiliriz) ona çok güvendiğini, inandığını gösterse de Marko Guduric’in de sahada bir şeyler göstermesi gerektiğini kabul etmekte yarar var ki kendisi takımda ikili oyun oynayabilecek nadir oyunculardan ve bu da bir an önce takıma adapte olması gerektiği anlamına geliyor.

 

 

Luigi Datome: Takımın bel kemiği oyuncularının başında geliyor artık. Özellikle bu sezon çok iyi yüzdeli atmasına rağmen kullandığı top sayısında ciddi bir düşüş var. Sebep önceden bahsettiğimiz gibi kısaların topu elinde gereğinden fazla tutması, ikili oyun oynayan en iyi uzunun ve kısanın takımdan ayrılmasıyla birlikte iç/dış hücumları ve ekstra paslarının sayılarının azalması Datome ve diğer forvetlere daha az top/pozisyon gelmesine sebep oluyor. Eksik taraflarına gelecek olursak ilk olarak bu sene daha da fazla belirginleşmesiyle birlikte rakip forvetlere oranla ağır kalıyor. Ağır kalması, zaten sıkıntılı olan Fenerbahçe’nin pota savunmasını daha da sıkıntılı hale getiriyor. Hücumda ters eşleşmeleri kullanma kabiliyeti ve doğru pas tercihleriyle Avrupa’nın en iyi hücum eden forvetleri arasında olduğunu söylemek yanlış olmaz fakat bir an önce doğru saha paylaşımını yapmaya alışıp, Datome’yi daha uygun pozisyonlarda topla buluşturmalı Fenerbahçe.

 

 

Nikola Kalinic: Bobby Dixon gibi Eurobasket öncesi sakatlanan Kalinic, Crvena zvezda maçıyla sahalara dönmüştü fakat Maccabi Tel Aviv maçında tekrar sakatlandı ve 1 ila 2 ay arasında sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Fenerbahçe için önemini anlatmak, kelimelere dökmek zor gerçekten. Sahanın iki yönünde de olan, savunmada ters eşleşme ihtimalini yok eden ve takımın neye ihtiyacı varsa o role girebilen bir oyuncu. Fenerbahçe’nin TOP 8 mücadelelerinde (TOP 8’de yer alacağını varsayarsak) kesinlikle sağlıklı bir şekilde sahada yerini almalı.

 

 

Nicolo Melli: NBA’den gelen teklifleri reddederek Fenerbahçe’ye transfer olmuştu İtalyan oyuncu. Euroleague şampiyonluğu yaşamadan ve Zeljko Obradovic ile çalışmadan NBA’e gitmek istemiyordum demişti ilk röportajında. Geldiğimiz noktada yeni gelen transferler arasında kendi oyun tarzından en fazla fedakarlık gösteren oyuncu oldu. Brose Baskets’teki kadar özgür olması elbette beklenemez fakat Melli’ye özgürlük tanınması sıkışan ve artık rakipler tarafından kolayca tahmin edilen Fenerbahçe hücumlarına yeni bir pencere, seçenek sağlayabilir.

 


 

Jan Vesely: Bu sezonun ilk devresinde en az dinlenme imkanı bulan oyuncu kesinlikle. Artı olarak herhangi bir aksilikte yeri doldurulabilecek en son oyuncu mevcut kadroda. Fenerbahçe’de belki de enerjisini maç ayırt etmeksizin üst seviyede tutan tek oyuncu. Udoh’tan sonra pota savunmasında tek kalması ve savunma alışkanlıklarından mecburen vazgeçmesi bu sene kendisini zorlayan en büyük sorun. Udoh ayrıldıktan sonra kısaların topu içeriye indirdiği ilk isim haline gelen Vesely pas dağıtıcılıktan ziyade bir bitirici olması sebebiyle az önce bahsettiğimiz ‘takımda hücumda top paylaşımının olmaması’ probleminin oluşmasında halkalardan biri. Rakiplerin agresif tavrını kullanarak faul çaldırması gelecekte daha kritik maçlarda takımın başını ciddi şekilde yakabileceğinden bunun önünü alması gerekiyor. Kısaca, geçen seneki F4 veya TOP8 ruhunu sahada taşıyan, yaşayan tek isim olması Fenerbahçe’nin düşüşünün özeti niteliğinde…

 

 

Jason Thompson: Transfer ediliş mantığı Ekpe Udoh örneği sebebiyle mantıklı gelmiş olsa da aradan geçen yaklaşık üç aydan sonra kendisi hakkında oluşan beklenti ve hayallerin hepsinin söndüğü ve bittiği bir gerçek. Savunmada ellerine ve kollarına sahip çıkamaması, ikili oyun oynama ve savunma zaafları, oyun konsantrasyonu düşüklüğü vb. sebepler Thompson&Fenerbahçe birlikteliğinin uzun süreli sürmeyecekmiş gibi bir hava estirse de Zeljko Obradovic’in yaptığı transferlere sahip çıkıp oyuncularını geliştirmeye çalışması ayrılma ihtimalini bence düşük tutuyor. Takımın oyun yapısına hem mental hem de oyun kalitesi olarak şu an için uymadığı konusunda herkes hemfikir olsa da son söz elbette idari yönetimin.

 

 

TAKIM İÇİ EN’LER
 
En fazla süre alan oyuncular
Brad Wanamaker 30:42
Jan Vesely 29:44
Luigi Datome 27:39
Kostas Sloukas 27:26
Nicolo Melli 26:33
 
En fazla maça ilk 5 başlayan oyuncular
Brad Wanamaker 13
Jan Vesely 13
James Nunnally 10
Luigi Datome 9
Nicolo Melli 8
 
En iyi sayı ortalamasına sahip oyuncular
Jan Vesely 14.1
Brad Wanamaker 13.7
Luigi Datome 11.7
James Nunnally 10.7
Kostas Sloukas 10.4
 
En iyi ribaund ortalamasına sahip oyuncular
Nicolo Melli 5.4
Jan Vesely 4.7
Luigi Datome 4.1
Jason Thompson 4.1
Brad Wanamaker 2.9
 
En iyi asist ortalamasına sahip oyuncular
Kostas Sloukas 5.5
Brad Wanamaker 4.1
James Nunnally 1.7
Jan Vesely 1.6
Marko Guduric 1.6
 
En iyi verimlilik puanına sahip oyuncular
Jan Vesely 18.1
Brad Wanamaker 15.1
Kostas Sloukas 12.6
Luigi Datome 12.1
James Nunnally 10.9
 
Maç başına en fazla üçlük isabeti bulan oyuncular
Gigi Datome 1.9
James Nunnally 1.9
Brad Wanamaker 1.5
Bobby Dixon 1.2
Kostas Sloukas 1.1
 
Maç başına en fazla saha içi isabeti bulan oyuncular
Jan Vesely 5.4
Brad Wanamaker 4.3
Gigi Datome 4.1
James Nunnally 3.7
Kostas Sloukas 3.7
 
TAKIM İSTATİSTİKLERİ
 
Fenerbahçe’nin sayı ortalaması: 80.2
İlk 5 başlayan oyuncuların sayı ortalaması: 50.8
Bench’teki oyunculardan gelen sayıların ortalaması: 29.4
Rakiplerin Fenerbahçe karşısındaki sayı ortalaması: 72.0
İlk 5 başlayan oyuncuların sayı ortalaması: 41.2
Bench’teki oyunculardan gelen sayıların ortalaması: 30.8

 

Fenerbahçe’nin en fazla-en az sayı attığı 3 maç (*G=galibiyet, M=mağlubiyet):
CSKA Moskova 95 (uzatma) (G)
EA Milano 92 (uzatma) (G)
Zalgiris Kaunas 89 (M)
——————
Unicaja Malaga 67 (M)
Panathinaikos 68 (M)
Khimki 71 (M)

 

Fenerbahçe’nin en fazla-en az asist yaptığı 3 maç:
CSKA Moskova 27 (uzatma) (G)
Baskonia 23 (G)
Crvena zvezda 23 (G)
——————
Panathianaikos 12 (M)
Real Madrid 13 (M)
Maccabi Tel Aviv 14 (M)
 
Fenerbahçe’nin en fazla-en az ribaund aldığı üç maç:
Crvena zvezda 38 (G)
EA Milano 34 (uzatma) (G)
Anadolu Efes 33 (G)
———————
Zalgiris Kaunas 18 (M)
Olympiakos 18 (M)
Unicaja Malaga 22 (M)
 
Fenerbahçe’nin en fazla-az yüzdeli şut kullandığı 3 maç:
Valencia Basket %57 (G)
EA Milano %55 (G)
Brose Baskets Bamberg %55 (G)
NOT: Fenerbahçe %50+ yüzdeli şut kullandığı 7 maçın 6’sını kazandı. Kaybettiği tek maç sezonun ilk maçı olan Unicaja Malaga maçıydı.
——————————
Maccabi Tel Aviv %35 (M)
Khimki %43 (G)
Real Madrid %44 (M)
 
Fenerbahçe’nin total istatistikleri ve sıralamaları:
Sayı: 80.2 (6.)
Top çalma: 6.3 (9.)
Asist: 18.9 (5.)
Toplam ribaund: 28.5 (13.)
Hücum ribaundu: 8.6 (6.)
Savunma ribaundu: 19.9 (15.)
Serbest atış yüzdesi: %77.6 (7.)
Üçlük yüzdesi: %41 (3.)
Saha içi isabet yüzdesi: %48.7 (4.)
 
Fenerbahçe’nin şu anki sıkıntılarının iki temel sebebi var: Hücum ve savunma tarafındaki lider oyuncu eksikliği. Hücum tarafında işler Bobby Dixon’ın dönmesi ve Brad Wanamaker’ın takıma iyice alışmasıyla biraz daha düzeltilebilir fakat savunma tarafında işlerin yolunda gitmediği kesin. Fenerbahçe, şu anda Euroleague’in en az savunma ribaundu alan ikinci takımı. Burada uzun rotasyonuna bir ekleme yapılmalı veyahut direkt olarak Jason Thompson yerine bir transfer yapılmalı fikrimce. Sonuç olarak Euroleague’in ve Avrupa tarihinin en iyi koçu Zeljko Obradovic hala takımın başında ve bu Fenerbahçe için saha içindeki her şeyin çözülebileceğini garanti ediyor.
 
NOT 1: Zeljko Obradovic’in oyuncu veya kadro seçimlerine bakarak sırf x milletten diye oynatıyor gibi cümleler kurarak çeşitli saçma komplo teorileri kurmamanızı öneririm. Bu bariz Zeljko Obradovic’i tanıyamamış olduğunuzu gösteriyor.
 
NOT 2: Bu sene olur da Fenerbahçe F4 yapamazsa bu, dünyanın sonu değil,olmamalı. Bu sezon Zeljko Obradovic’in Fenerbahçe’de 5.sezonu. Geçen 4 sezonda 1 şampiyonluk, 1 ikincilik ve 1 dördüncülük yaşattı Fenerbahçe camiasına. İstikrarlı ve planlı başarılar yaşayan bir basketbol kültürü oluşmamış bir ülkede, bu ülkenin bir takımını 3 defa üst üste Final Four oynattı, şampiyon yaptı. Taraftarın bugünlerin ve geçmişte yaşananların değerini bilmesi gerekiyor. Bu değer bilme de yalnızca salonda dolu,sıcak ve bir o kadar da basketbol tutkulu bir atmosfer yaratarak takımı desteklemekle gerçekleşebilir. Belki bizim haddimize değil ama Zeljko Obradovic’in, bu takımın değerini bilin…
 
NOT 3: #NeverEnough felsefesini sahiplenin 🙂
 

Sevdiklerinizle basketbol dolu ve aynı zamanda sağlıklı, mutlu, huzurlu, güzel bir yıl geçirmeniz dileğiyle, MUTLU YILLAR!

Yazar: İbrahim Çetinkaya