Geride kalan Avrupa Şampiyonası’nda yükselişe geçen ve yıldızlaşan oyuncuları Ömer Akın ile Orçun Dinç kaleme aldı.

Emmanuel Lecomte | Belçika

Genç oyuncu seviyorsanız kulağınızı buraya verin. Şimdi sizlere ufak dokunuşlarla gerçekten yıldız olabilecek bir oyuncudan bahsedeceğiz. Belçikalı bu çocuğun turnuvada fazla ses getirdiği söylenemez ama dikkatleri çekti. Çok fazla süre alamasa da kumaşının sağlam olduğu söylenebilir. Birkaç yıl içinde adından söz ettirecektir. İyi bir penetresi ve güvenilir şutu var. Bunların yan sıra iyi bir savunmacı. Hızını da unutmayalım.

 

Manu daha önce Belçika formasıyla alt yaş gruplarında çeşitli Avrupa Şampiyonaları’nda forma giydi. 2010-2015 arası 7 turnuvada yer aldı. Son üç U20 Avrupa Şampiyonası’ndaki sayı ortalaması ise 20. EuroBasket 17’de 4 maçta forma giyebildi. Britanya ve Letonya karşısında toplam 8 dakika süre alabildi ve bir üçlük kaydetti. Türkiye ve Sırbistan potalarına ise toplamda 17 sayı bıraktı. Lecomte geçtiğimiz sezonu NCAA ekiplerinden Baylor Üniversitesi’nde geçirdi. Burada 12.1 sayı 3.7 asistle oynadı.

 

Zoltan Perl | Macaristan

Perl, A Milli Takım seviyesinde ilk resmi turnuvasını geçirdi. Daha önce çeşitli genç kategorilerinde de oynamış ve dikkat çekmişti. 2 sene önce gerçekleştirilen 20 yaş altı Avrupa Şampiyonası’nda 25.1 sayı 4.1 ribaund 3.9 asistle oynamıştı. Geçtiğimiz sezonu ise İtalya 3. Lig ekiplerinden Treviso’da geçirdi. Kariyeri boyunca hiç bu seviyede oynamamıştı.

Henüz 22 yaşında olmasına rağmen güzel bir turnuvayı geride bıraktı. Takımın liderleri Hanga ve Vojvoda, Perl onların hemen ardından gelen isim oldu. Perl’in oyununu analiz ettiğimizde savunmada enerjik, hücumda ise top elindeyken doğru kararlar veren bir oyuncu görüyoruz. Özellikle hücumda kritik anlarda zor şutlar atabilme potansiyelini gösterdi. Oynadığı 6 maçta da müthiş performans gösterdiğini söyleyemeyiz fakat Sırbistan, Çekya ve Hırvatistan karşısında iyi oynadı.

Perl için ‘swingman’ tarzında bir oyuncu desek yanlış olmaz. Pek oyun kuran ve 1 numara oynayan biri değil. Savunmada yapması gerekenleri yapıyor. Gerek hücumda gerek savunmada ribaund konusunda enerji sarfediyor. Kendisine net bir stil oturtmak için erken, ancak bu gidişle kendisi Jaycee Carroll tipi bir şutör olacak diyebiliriz. Carroll bu konuda Avrupa’nın en iyilerinden birisi ve 6 senedir istikrarlı olarak Avrupa’nın önemli ekiplerinden Real Madrid’de oynuyor.

2012’de başlayan resmi kariyerinde ilk 3 sezonunda Macaristan Ligi’nde forma giydi. Bu süreçte 78 maçta 10 sayı 2.4 ribaund kaydederken maç başına 21 dakika süre aldı. Aldığı süreye göre kariyerinin ilk zamanlarında güzel işler yaptığını söyleyebiliriz. Macar oyuncu son iki sezon Capo d’Orlando için ter dökmüş, Galatasaray’dan tanıdığımız Bruno Fitipaldo ile de bir dönem takım arkadaşı olmuştu. Daha sonra Treviso’nun yolunu tuttu.

 

Furkan Korkmaz – Cedi Osman | Türkiye

Milli takımımızın ileriye yönük projelerinde kuşkusuz yer alan iki isimden biri Furkan Korkmaz. 20 yaşındaki genç oyuncumuz bu turnuvada kenardan gelerek takıma çok güzel bir enerji kattı. Özellikle Sinan’ın paslarını dip çizgiden katederek smaçla bitirdiği pozisyonu hemen hemen her maç izledik. Şut konusunda kendini geliştirdi ancak atletizmine daha çok güveniyor. Cedi kenara geldiğinde genellikle oyunu yöneten isim Efes’ten arkadaşı Furkan oldu. Potaya güçlü hücum edebilmesi en önemli özelliği.

Furkan bu yaz hiç ara vermedi. Sezon bitti, ardından Yaz Ligi için ABD’nin yolunu tuttu. Yaz Ligi biter bitmez Türkiye’ye döndü ve milli takım kampına katıldı. Bazı oyuncuların Yaz Ligi’nde de oynamamasına rağmen psikolojik olarak yorgun düştüğünü belirterek Milli Takım’dan uzaklaştığını düşünürsek, Furkan kendinden fazlasıyla ödün verdi. Bu yaz Philadelphia 76ers’dan kontrat kaptığını ve önümüzdeki sezon Phila forması altında 1.4 milyon $ kazanacağını hatırlatalım.

 

Furkan EuroBasket 15’i 2 sayıyla tamamlamıştı. Bu turnuvada ise 10.5 sayı, 2 ribaundla oynadı. %53 saha içi isabeti yakaladı. Furkan’ın oyununu olgunlaştıran en önemli etken şüphesiz 2016-17 sezonunda çok daha fazla süre bulması. Geçen senenin draftında ilk tur 26. sıradan seçilmişti. Potansiyeli olduğu ortadaydı fakat kalabalık ve hedefleri yüksek Anadolu Efes’de süre alması epey zordu. Efes formasıyla EuroLeague ve BSL’de ortalama 9.8 dakika oynayabildi. Ardından kiralık olarak Banvit’e gitti. Ortalama 24 dakika oynamak, FIBA Şampiyonlar Ligi’nde final oynayan takımın bir parçası olmak Furkan’a iyi geldi. Efes formasıyla geçen sezon 5.6 sayı atarken Banvit formasıyla ise 10.7 sayı attı.

Umarız Furkan NBA’de daha güzel işler yapar, jeneriklik smaçlar basar ve bizi gururlandırmaya devam eder.

Gelelim The First Cedi’ye. Daha önceki milli turnuvalarda takımımızın yan parçası olarak görev alan Cedi, bu turnuvada Ömer, Ersan ve Bobby’nin yokluğunda takımın lideri oldu. Sahada olduğu her hücumda top Cedi’nin eline değdi, çoğu zaman hücumun son topunu ona bıraktık. Bu kimlikte görmeye alışık olmadığımız Cedi’ye liderlik yakıştı mı diye sorarsanız bizce çok yakıştı.

Ofans bazında konuşursak, pull-up dediğimiz dribbling’i keserek atılan şutlarda Cedi kendini geliştirdi. Hücumun son saniyelerinde topla birlikte bir veya iki adım alıp tepeden üçlüğü yolladığı pozisyonları çok gördük bu turnuvada. Bir başka önemli yönü ise potaya çok hızlı ve güçlü penetre edebilmesi. Bir anda hızlanması ve çembere özgüvenli şekilde uzanması Cedi’nin hücumdaki artılarından. Bu pozisyonları basket-faul ile bitirince apayrı bir coşku kattı bize. Sahanın diğer tarafında da atletizmi ve enerjisiyle öne çıkan, çembere yönelen oyunculara geçit vermemek adına harika zamanlamaya sahip olan bir Cedi vardı sahada. Bazen 4 numara pozisyonunda kendinden uzun oyuncuları savunduğu da oldu.

Cedi’nin bu turnuvadaki en büyük problemi tecrübesizlikti. Kritik maçlarda üç periyot takımı gayet iyi yönetti, ancak son periyotta bu performansı koruyamadı. Bir maç sonunda “Nedense son çeyrek bir şeyler oluyor, en kritik anda hata yapıyoruz ve maç kopuyor. Sebebini bilmiyorum.” tarzında bir açıklama yapmıştı. Cedi zamanla tecrübe kazanacak ve bu takım ile daha güzel işler yapacaktır. Verimlilik puanı baz alındığında grup maçları sonunda en iyi ikinci forvetin ve turnuva boyunca maç başına en çok top çalan dördüncü oyuncunun Cedi olduğunu ek bilgi olarak verelim.

 

Anadolu Efes’in ülke basketboluna kazandırdığı önemli yetenekler arasında yer alan Cedi, geçen sezon Efes formasıyla EuroLeague ve BSL’de olmak üzere 70 maça çıktı. 10.1 sayı, 3.4 ribaund istatistikleri yakaladı. EuroBasket 2017’yi ise 16 sayı, 5 ribaund, 3.8 asist ile kapattı. 22 yaşındaki genç oyuncu bu yaz Cleveland Cavaliers ile yıllık 2.7 milyon $ olmak üzere 3 yıllık kontrat imzaladı. Cedi için Anadolu Efes’e ödenen transfer miktarı ise 700 bin $. Cedi’nin bu turnuvada yaptıkları Cleveland ekibinin de ilgisini çekmiş olmalı. Sosyal medya hesaplarından Cedi’ye onlar da destek verdi. Cedi’ye Cleveland Cavaliers forması altında başarılar diliyor ve LeBron ile bol bol zaman geçirmesini tavsiye ediyoruz.

 

Klemen Prepelič – Luka Dončić | Slovenya

 

 

Bu kısımda Klemen Prepelič için ayrı bir parantez açıyorum, çünkü artık Avrupa basketboluna ve Slovenya tarihine adını kazımış birisi. Tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşayan Slovenya’da Prepelič’in yaptıkları muazzam. Maç oynadıkça performansı artan bir Klemen vardı. Sırbistan ile oynanan final karşılaşmasına kadar Dončić – Dragić ikilisinin arkasından gelerek onları hiç aratmadı ve müthiş bir performans sergiledi. Attığı şutlar, yaptığı savunma gerçekten müthişti. Klemen olmasa muhtemelen Slovenya bu konumda olamazdı. Çünkü Dončić – Dragić’in sahadayken oynadığı ve oynattığı harika basketbolu sürdürecek bir isim olmayacaktı. Bu da Slovenler adına kriz demek. Prepelič böyle bir senaryonun gerçekleşmesine izin vermedi.

Sırbistan ile oynanan final maçına dönelim. Maçın en kritik anlarında Dončić sakatlandı ve bacağında bir buzla kenarda oturmak zorunda kaldı. Dončić’in yokluğunu bir süre idare eden Dragić ise harika bir maç geçirmesine rağmen yoruldu ve Slovenya’nın gardı iyice düştü. İşte tam bu noktada Prepelič sahneye bir süper kahraman edasıyla çıktı. İkinci yarı resmen takımı taşıdı. En kritik, en zor şutları kullandı. Sonrasında sahada zafer turu atan Slovenleri gördük. Bizim için bile tanık olması inanılmaz anlardı. MVP ödülünü Dragić, gönüllerin MVP’si ödülünü Dončić alsa da eminim birileri bir yerlerde Prepelič’in geçirdiği muazzam turnuvayı takdir ediyordur.

 


Prepelič’in Slovenya Milli Takımı ile geçmiş turnuvalardaki istatistiklerine göz attığımız zaman son iki önemli turnuvada (EuroBasket 2015 ve 2014 Dünya Şampiyonası) ortalama 6.5 sayı attığını görüyoruz. Bu turnuvada ise maç başına 14 sayıyla oynadı. Geçen sezon LNB Pro A ekiplerinden Limoges forması altında 15.7 sayı ile yine başarılı bir sezonu geride bıraktı.

Dončić bu turnuvada oynadığı basketbolu çok daha üst seviyeye taşıdı. Son 2 sezonda Avrupa basketbolunu domine etmişti ancak yarı final ve final seviyesinde kendi performansını sergileyememişti. Dončić’in kuşkusuz en büyük özelliği 18 yaşında gencecik bir evlattan ziyade, 27 yaşında bir basketbolcunun görüp geçirebileceği tüm seviyeleri tatmış, tecrübe dolu biriymiş gibi oynaması. Oyun zekası çok yüksek. Miami’nin yıldızı Dragic ile beraber Slovenya’yı bu turnuvada sırtlayan isim oldu. Faul alma becerisini de es geçmemek gerek. Oyunun savunma kısmında yardım savunmasına ne zaman geleceğini iyi bilen bir Dončić izledik bu turnuvada. Bire bir savunmasında ve dış şutunun henüz netlik kazanmadığını söyleyebiliriz.

Daha önceki turnuvalarda yarı final ve final seviyesinde arka planda kalmasını biraz açalım. EuroLeague Final Four’da yine İstanbul’da ve yine Sinan Erdem’de oynamıştı. Bu sefer üstündeki forma Real Madrid formasıydı. Yaklaşık 4 ay önce, Final Four’daki yarı final ve üçüncülük maçı mücadelelerinde toplam 39 dakika süre aldı. Sezon genelinde aldığı süreyle oynadı yine, fakat sahada bambaşka bir Dončić vardı. 6 sayı attı, tamamı serbest atış çizgisinden geldi. 6 top kaybı yaptı ve 0/9 şut isabetiyle oynadı. Takımı Real Madrid ise iki maçı da kaybederek sezonu dördüncü olarak bitirdi.

İspanya (ACB) Ligi final serisinde Valencia Basket ile Real Madrid karşılaştı. Dončić’li Madrid’in 3-1 kaybettiği bu seride Dončić maç başına 16.7 dakika süre aldı. 5 sayı, 3.7 ribaundla oynadı. Sezon genelinde ise 7.5 sayı 4.7 ribaund ortalamaları yakalamıştı.

18 yaşındaki Dončić’in sıkıntısı büyük maçları oynayamamak. Aslında Avrupa’nın Avengers’ı İspanya karşısında mükemmel bir oyun sergiledi. Final maçında da iyi devam ediyordu fakat talihsiz bir sakatlıktan dolayı maçı tamamlayamadı. Finalde de oynayabilse kendi adına çok iyi işler sergileyebilirdi. Her halükarda Slovenya şampiyon oldu.

Genç Dončić’in kariyeri söylentilere göre henüz 13 yaşında uluslararası bir turnuvada 54 sayı, 11 ribaund ve 10 asist yapmasıyla başlamış. Bu performansın ardından Real Madrid’in yolunu tutmuş. 2 sezon önce ise İspanya Ligi’nde Unicaja Malaga karşısında süre aldı ve lig tarihinde süre alan en genç oyuncu (16 yıl 2 ay 2 gün) oldu.

Kendisini keşfeden Real Madrid koçu Pablo Laso ise Dončić’e hiçbir şey öğretmek zorunda kalmadığını, öğrenmesi gereken her şeyi öğrenerek A Takım’a çıktığını söylüyor. ‘Çocuk’ denilecek yaşta sahip olduğu inanılmaz oyun görüşünün kendisini çok özel kıldığını belirtiyor. Dončić’in geride kalan EuroLeague sezonunda ‘Yılın yükselen yıldızı’ ödülünü aldığını da ekleyelim.

Yazar: Orçun Dinç