Derrick Rose’u Anlamak

Mert Işık

 

                                                                                                                                            Hayat siz plan yaparken başınızdan geçenlerdir.  John Lennon

 

 

Keşke…

Hayatta daima bir şeyler düşünürüz, planlar kurarız, hayallerimizin gerçekleşmesini isteriz. Ancak tanrının tasarladıkları genelde bizim hislerimizle örtüşmez. Ama her zaman söylerim, herkesin hayatı istediği şekilde gitseydi buranın cennetten farkı olmazdı. Zıtlıkların varlığı bize olumlu şeylerin değerini hatırlatıyor. Gece olmadan gündüzün olmayacağı gibi.

 

 

 

Derrick Rose. NBA tarihin en büyük yarım kalmışlıklarının belki de birincisi. Akıllara Len Bias, Brandon Roy, Jason Williams veya yakında bu listeye girmesini beklediğim Gordon Hayward gelebilir. Ama hiçbiri D-Rose kadar etki yaratmamıştır basketbolseverlerde. Uzun uzun hikayesini anlatıp sizi sıkacak değilim elbette. Artık ezberledik; Jordan sonrası bir şehrin tek umudu olmasını veya en genç MVP olmasını. Bunlar yaşattığı hissiyatı anlatabilecek cümleler değil bence. Anlatılması gereken; bir gencin taraftarlarına, sevenlerine hatta sadece izleyenlerine bile neler öğrettiği. Başta da dediğim gibi hepimiz hayaller kurarız. Peki, kimler gerçekten bu hayallere ulaşabiliyor? Kimler bu uğurda mücadele edebilmek için kendinde güç buluyor?

 

İlgili resim

 

Derrick Rose’un bu sezon bizlere yaşattığı duygular mücadelenin önemini gösteriyor. Hayatınızda hiçbir şey yolunda gitmeyebilir. Hayalleriniz, yaptıklarınız, aldığınız kararlar, verdiğiniz çabalar hep olumsuz sonuçlanabilir. Ama bundan sıkılıp, vazgeçenlerle dolu dünya. Çünkü bunlara dayanabilmek için mental güç gerekir insana. Çok az insanda olan bir özellik işte bugün bana bu yazıyı yazdırıyor. Bizlerin de o insanlar gibi olmamız için önümüzdeki engelleri aşmaya cesaretlendiriyor bizi. D-Rose yaşadığı onlarca şeyden sonra hala çabaladığı için bugün All-Star seçilmesine kesin gözüyle bakılan bir isim. Taraftar oylamasında Batı guardları arasında ilk 3’e girdi bile. Çünkü insanlar onda kendilerini görüyor. Yaşadığı sakatlıklara empatiyle yaklaşıyor, kendi hayatlarındaki engeller geliyor aklına. Ben de onun gibi başarabilirim hissiyatını yaşatıyor insanlara.

 

 

Rose’un yaşadığı diz sakatlığı sonrası hep umutla bakıldı geleceğe. Sonuçta gençti, atlatabilirdi. Ama her geri dönüşünde sakatlıklar peşini bırakmadı. Bir süre sonra zihinlerde ‘keşke’ olarak kaldı sadece. Tek bir kelimeyle anlatılan kariyer… Ama o hiç pes etmedi, inatçıydı ne olursa olsun en sevdiği şeyi yapmaya devam edecekti. Bu sezona kadar unutulmaya yüz tutmuş biriydi, çünkü insanlar böyledir, daima başaranları hatırlar. Bugün onu anlamayanlar sadece başarılarını hatırlayacaktır. Ama onun insanlara verdiği asıl şey zorlukları aşabilme yetisiydi. Bunu pes edenler alamaz, benimseyemez. Sadece izlerler ve imrenirler. Onu unutanlar değil de hep bir umutla bekleyenler kazanıyor şuan aslında. Onunla beraber gözyaşı döküyorlar. Bu durumun ajite edildiği düşüncesine gelirsek onu anlamayanların arkasına sığındığı bir yalan bu bence. Dünya zıtlıklarla dolu, kötüyü yaşamadan elde edilen iyiliğin tadı tam olarak alınamayacaktır. İnsanlar daima kazanmak istiyor, ne olursa olsun kazanmak. Dünyanın böyle bir yer olmadığını umarım bir gün anlarlar.

 

 

Son olarak, belki de son kez All-Star olarak izleyeceğiz Rose’u. Bu sezon 18.6 sayı 4.7 asist ortalamalarıyla oynuyor. Ondan daha iyi oynayan hatta daha iyi istatistik yapan bile birçok oyuncu var. Ama insanlar onu istiyor. Yıllar sonra tekrar bu seviyeleri görebilmesini onurlandırmak istiyor. En önemlisi başarmasını istiyorlar. Umutla beklenen yılların acısını çıkarmak istiyorlar. Çünkü aslında hepimiz onun gibiyiz. Yarım kalmış hikayelerimizi tamamlamak istiyoruz. Bize umut olduğu için en büyük saygıyı hak ediyor. En ufak zorlukta pes edenlere değil kalıp savaşanlara selam olsun.

 

Kayra’nın da dediği gibi ‘..fazla inatçıyım ve sebebi Derrick Rose..’

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: