Türk basketbolunda iz bırakmış önemli başantrenörlerden Cem Akdağ ile bir röportaj gerçekleştirdik. Cemal Nalga olayı sonrası Galatasaray’ı, milli takımları ve güncel basketbolu konuştuk.

 

Koç öncelikle şu anda çalıştırmakta olduğunuz TED Kolejliler ‘den konuşalım. 11 maçta 5 galibiyetle yolunuza devam ediyorsunuz. Yaklaşık 23 yaş ortalamasıyla çok genç bir ekibe sahipsiniz. Takım olarak hedefleriniz neler? Nasıl bir basketbol anlayışına sahipsiniz?

Cem Akdağ: TED Kolejliler’in bu sezon için amacı genç oyuncularına tecrübe kazandırarak ligde kalmak. Bu nedenle alınan her galibiyet bizim ve genç oyuncularımız için altın değerinde. Maalesef yabancı oyucularımızın dördüncü maç ile başlayan sakatlıkları bizi bu anlamda zor durumda bıraktı ve bırakmaya da devam ediyor. Rakiplerimize oranla hem bütçe hem de tecrübe açısından çok gerideyiz ancak zaman bizim lehimize işliyor.

 

TED Kolejliler demişken, Ömer Yasir Küçük’ten bahsetmeden geçmeyelim. 16 yaşındaki genç basketbolcu yaşına rağmen güzel işler yapıyor, siz de ona süre vererek imkan tanıyorsunuz. Ömer Yasir’in geleceğini nerede görüyorsunuz, iyi ve geliştirmesi gereken yönleri neler? Bilmeyenler için Ömer Yasir’i biraz anlatır mısınız?

Cem Akdağ: Ömer Yasir Küçük çok yetenekli ve fazlasıyla cesur bir oyuncu. Fizik ve tecrübe problemi yaşadığı bir gerçek ancak her geçen gün TBL’nin sıra dışı sertliğine alışıyor. Kat etmesi gereken uzun bir yol var. Fizik olarak geliştikçe ve tecrübe kazandıkça sıra dışı yeteneklerini daha kolay sergileyecektir.

 

TB1L’nin kalitesi ile ilgili neler söylemek istersiniz? BSL ile karşılaştırıldığında ne gibi farklılıklar var?

Cem Akdağ: TBL sertliğin öne çıktığı ve yeteneğin ikinci planda kaldığı bir lig. Bu sebeple BSL den gelen koçlar ve oyuncular beklenen performansı gösteremiyor. Bu ligin oyuncusu veya koçu diye saçma sapan bir kavram var, bunu aşmak gerek. BSL’ye çıkan bir takım tüm oyuncularını değiştirip yeni bir kadro kurmak zorunda kalmamalı. Hakemlerin maçlardaki kaosa izin vermemesi gerek. Genç oyuncuların gelişimi için sportmenlik dışı sertlikler tereddüt edilmeden cezalandırılmalı, kasti ve sportmenlik dışı faullere, itirazlara karşı belirli bir standart konmalı. TBL böyle diyerek geçiştirilmemeli. Hazırlanmak için seyrettiğimiz maç videolarında öyle sahneler görüyoruz ki adeta basketbol değil güreş müsabakası sahneleri. Maçların televizyondan yayınlanması bu sorunu biraz olsun hafifletebilir. Bakırköy Basket ile oynadığımız maçta kambura yatmak ve çelme takmak gibi olayları antrenörlük yaşantımda ne zaman gördüm gerçekten hatırlayamıyorum.

 

cem akdağ ile ilgili görsel sonucu

 

Çok uzun süredir bu sporun içinde olan, kendini bu spora adamış birisiniz. Geçmişten bugüne basketbol adına neler değişti? Özellikle sizin oynadığınız dönemlere kıyasla bugün oynanan modern basketbol arasında çok bariz değişiklikler olmalı.

Cem Akdağ: Basketbol her geçen gün değişiyor. Kolay basket bulabilmek imkansız sayılır. Tempo yükseliyor ve savunmanın sertlik oranı artıyor, bu sebeple atletizm ve kuvvet ön plana çıktı. Teknik anlamda oyuncular için şut sokabilmek ve kendi şutunu yaratabilmek artık en önemli silah oldu. Modern basketbolda koçlar içinse şüphesiz en büyük sorun geniş rotasyon ile oynayabilmek ve bu gerçeği kabullenebilmek.

 

Türk basketbolunda kara leke olarak bilinen Cemal Nalga skandalının ardından Galatasaray’da göreve geldiniz. Küme düşmesi öngörülen, oynadığı maçlar 20-0 hükmen mağlup sayılan Galatasaray’a kalan 24 maçta 17 galibiyet aldırarak ligde kalmasında büyük rol oynadınız. Bu süreci nasıl yönettiniz? Bize o dönemden bahseder misiniz?

Cem Akdağ: Oldukça eski ve uzun bir hikaye ancak özetleyecek olursak, takımdaki oyuncu karakterleri mükemmeldi. Atletizmleri ve teknik becerileri tam arzu ettiğim gibiydi. Uygulamaya çalıştığım sistemin kriterleri klasik anlayıştan farklı olduğu için birçok oyuncu bunu bir fırsat olarak gördü. Yönetimin ümitsiz olması ve işime fazla karışmaması da önemli bir avantajdı. Belki de en önemlisi taraftarın bizi kucaklaması oldu. Benim için hiçbir zaman unutamayacağım harika bir tecrübe oldu. 

 

 

Kulüp antrenörlüğünün yanı sıra milli takım adına da fazlasıyla hizmet verdiniz. Yıllarca milli takımlarda yer almış biri olarak, sizce Türk Milli Takımımızın günümüzdeki problemi nedir? Ligimiz Avrupa’nın en iyi liglerinden birisi, son 3 sezona baktığımızda Galatasaray ve Fenerbahçe Avrupa’nın farklı seviyelerinde şampiyonluklar yaşadı; Banvit FIBA ŞL’de final oynadı. Buna rağmen A Milli Takımımız bekleneni veremiyor. Bu konudaki başlıca etkenler neler, siz nasıl çözüm önerilerinde bulunursunuz?

Cem Akdağ: Çok tartışılan bir konu, bence altı yabancı kuralı gelmeden önce ekol olma fırsatını yitirdik.  Önce İTÜ, sonra Eczacıbaşı ve en son Anadolu Efes (eski adıyla Efes Pilsen) tarzlarında ısrar etseydik bizim de Yunanlar, Litvanyalılar veya İspanyollar gibi bir ekolümüz olurdu. Belki her ülke gibi jenerasyonlara bağlı olarak inişler çıkışlar yaşardık ama A Milli Takımlar düzeyinde böyle büyük bir sorun yaşamazdık. Bahsettiğiniz takımlar başarılarını yabancı oyuncular sayesinde kazandılar. Kulüplerin yabancı konusunda geri adım atmasını beklemek iyimserlik olur.
Küçük idealist bir kesim dışında Türk oyunculara ve koçlara ilgi kalmadı, bazıları ise sadece milli takım zamanı gelince tenkit etmek için ortaya çıkıyorlar.  Bu sebeple en iyi çözüm BGL‘ yi (Basketbol Gelişim Ligi) geliştirmek ve ilgiyi artırmak. Akademik olarak başarılı olan genç basketbolcuların ise NCAA’e giderek hem tahsil hayatlarına devam etmelerini hem de basketboldan kopmamalarını sağlamaktır. Altyapıdaki eğitim sisteminin muhakkak değiştirilmesi gerek. Şu anda Yıldızlar ve Gençler Ligi’nde A takım düzeyinde oynanan basketbol tamamen netice odaklı. Bu sebeple oyuncuların temel teknikleri yerlerde sürünüyor.

 

Devşirme konusuna da değinmek istiyoruz. Son yıllarda milli takımımızdaki devşirme kontenjanı için farklı isimler konuşuldu. Bobby Dixon’da karar kılındı ancak Dixon’ın ilerleyen yaşı sebebiyle önümüzdeki senelerde yeni bir yabancının devşirileceği konuşuluyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?

Cem Akdağ: Açıkçası milli takımda devşirme oyuncu ve yabancı antrenör konusunda eskisine nazaran çok farklı düşünüyorum. Kesinlikle Ufuk Sarıca’yı ve oynattığı basketbolu destekliyorum. Sonuçtan bağımsız ve devşirme oyuncu olmadan uzun süre devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. 

 

cem akdağ ile ilgili görsel sonucu

 

Altyapı adına da önemli çalışmalarınız var. Ülkemizdeki altyapı sistemini nasıl yorumluyorsunuz? Bazı eksiklikler olduğu bariz sanki.

Cem Akdağ: Altyapının son yıllardaki ilgiye, iyi niyete rağmen ciddi sorunları var. Antrenör ve oyuncu havuzunu genişletmek için verilen çabalar maalesef kaliteyi düşürüyor. Hem antrenör hem de oyuncu kalitesini kötü yönde etkiliyor. Altyapı takımları kesinlikle A Takımların yaptıklarını taklit etmemeli. Tamamiyle farklı bir eğitim sistemi olmalı. Fakat bunu genç koçlara anlatıp uygulamaya koymak pek kolay değil. Netice odaklı eğitim maalesef birçok kabiliyetin erkenden elimine olmasına neden oluyor. Basketbol sabır işidir, o da bizde hiç yok.

 

BSL’de rekabet seviyesi iyice yükseldi. Ligimizin kalitesini yükselten etkenler sizce neler? Ligimizde basketbol anlayışını beğendiğiniz ve favori gördüğünüz bir ekip var mı?

Cem Akdağ: Rekabetin artma sebebini sadece yabancı oyuncu sayısının artmasına bağlıyorum.
Hiç oynatmayacağı oyuncuları kendine rakip olmasın diye transfer eden kulüplerin bu yanlış politikalarının sonucu (Milli takımı etkileyen önemli bir sorun). Artık Karşıyaka’nın şampiyonluğu ile işler değişti. Ve gerçekten yüksek tempolu sert basketbol oynanan kaliteli bir lig oldu.

 

NBA’deki çaylaklarımız Cedi ve Furkan’dan konuşalım. Bizi fazlasıyla gururlandırıyorlar. Bu iki genç yıldızımızın geleceğiyle ilgili neler düşünüyorsunuz?

Cem Akdağ: Öncelikle bu gelişme heyecan verici. Pivotları bir kenara koyarsak, Hidayet Türkoğlu haricinde NBA’de oynayan basketbolcumuz hiç olmadı. Fizik ve tecrübe olarak henüz hazır olmayan Furkan’ın ileride uzun süreler alacağını ve kendini kabul ettireceğini düşünüyorum. 

 

 

Yazar: Orçun Dinç