ap_16252745624175

Shaq ile ilk tanıştığımda, Montana’da evimin yakınlarında küçük bir kasabada sahneye çıkan bir hip-hop grubuna liderlik ediyordu. 1999 yılının yazıydı ve Lakers beni takımın başına getirdi. Shaq yazlarımı burada geçirdiğimi duymuş, böylece bana ulaştı. Onu evime davet ettim.

 

O gün işten geç dönmüştüm ve Shaq ben gelmeden birkaç saat önce eve gelmiş. Kasaba halkının hepsi kendi bahçelerinden bu adamın yaptığını izliyordu. Komşular bana bir çocuğun trambolinde zıpladığını, birilerinin WaveRunner’ına el koyduğunu ve onunla büyük sıçramalar yaptığını söyledi. Bir şov sergiliyordu. Sonra, denizde batmış bir odun parçasını —  bir kütük — almak için onu çağırdım.

 

Onunla ” ciddi ” bir konuşma gerçekleştirdim, fakat bunu umursamadığını anladım. Eğlenceyi seviyordu — gösterişi değil, ama buna yakın bir şey. Tribünler doldukça karakteri de büyüyen, şakayı çok seven bir insandı.

 

Bu Lakers takımıyla hedefim Shaq’i kariyeri hakkında ciddileştirmekti. Aynı zamanda filmlerde ve reklamlarda oynuyordu, rap yapıyordu. 1999’da, sezona hazırlık kampından önce akşam yemeğindeydik. Ona en değerli oyuncu ödülünü kazanmayı hedefi yapması gerektiğini söyledim. Aslında sadece önermiştim. Emekli olduğunda, ödülün ismi ‘Shaq Ödülü’ olarak değiştirmeliydi!

 

1999-2000 sezonunun ilk haftası, mola sırasında kenara gelirken ona Wilt Chamberlain’in en iyi başarısının ne olduğunu sordum. Hızlı bir şekilde ve rahatça cevapladı: ” Bir maçta 50 sayı, 30 ribauntla oynaması. ”

 

Kafamı salladım.

 

” Hayır, bir maçta 48 dakikadan fazla oynamıştı. Bunu yapabileceğini sanıyor musun ? ”

 

Sahaya dönerken, döndü ve bana baktı.

 

” Wilt yapabildiyse, ben de yapabilirim. ”

 

ap_16252745624175

 

Kasım ayına girerken, beni ‘amca’ diye çağırmadan önce onu 48 dakika oynattım. Fakat Shaq, ofisime gelip benimle konuşmak bile istemedi. Hatta sözcüsü olarak John Salley’i yolladı. Bu durumu kabullensem de böyle bir şey yaşamayı da beklemiyordum. Amacım bu değildi. Bir daha asla bu konu hakkında konuşmadık. Bir şekilde harika form tuttu ve sezon sonunda en değerli oyuncu ödülünü aldı.

 

Anlatmayı sevdiğim bir diğer hikaye oyunculara verdiğim kitaplarla alakalı. Asıl isteğim her bir oyuncunun benzersiz kişiliğini kitaplara dökmekti. İlk yılda Shaq için Nietzsche’nin yazdığı Ecce Homo kitabını seçtim. Shaq’in felsefik şeyleri seveceğini, Latince anlamı ” Adama Bak ” olan bu kitabın kupayla beraber iyi gideceğini düşündüm.

 

Sonuç olarak, kendi adını çoktan Büyük Aristo olarak değiştirmişti.

 

Bir sonraki sene onun için seçtiğim kitap, Hermann Hese’nin kendini bulmak isteyen adamın yolculuğunu anlattığı roman Siddhartha’ydı. Genel olarak hayatın budasından bahsediyordu. Uzun deplasman sürecinin başında oyunculara kitapları dağıtırken — bıyık altından gülerek — eve dönerken kitaplar hakkında rapor istediğimi söyledim. Bu özel süreç Chicago’da, Shaq’in atılacağı bir Bulls maçıyla sona erecekti. Bekleyip basın toplantısına katılmaktansa doğruca otobüse gitti. Basın toplantısından sonra Shaq’i otobüste Siddhartha okurken gördüm. Uçak indiğinde, yanıma geldi ve raporunu getirdi — aldığım tek rapordu. “Siddhartha parası, ünü ve kadını olan genç bir prensi anlatıyor. Benim gibi. Aynı zamanda bu prens kendini arıyor. Aynı ben. ”

 

Oyuncu-koç olarak son görüşmemiz Shaq Miami’ye takaslandıktan sonra oldu. Onu telefondan aradım ve nerede olduğunu sordum. Sesi çok gürültülü geliyordu.

 

” Araba mı kullanıyorsun ? ” diye sordum.

 

” Çalınmış arabaları arıyorum. ” diyerek cevapladı.

 

Evet, arıyordu. Biz konuşurken, West Hollywood/Century City çevresinde sivil şekilde araba kullanıyordu. Şerif Shaq boş vaktinde adalet için çabalıyordu.

 

Birbirimize son kez güle güle demek için bir restoranda buluşma planladık. Benim son yılımda kendisinin son yılından daha heyecanlıydı — en sıradışı tarzlarda olsa da her zaman bir takım oyuncusu. Miami’ye şampiyonluk kazanmak için gitti. Onun için mutluyum. Fakat Hall of Fame listesine bir Laker olarak girdi. Los Angeles’da birlikte 5 yıl boyunca çok güzel vakit geçirdik. İlk olarak cesareti ve büyüklüğüyle bir takım oyuncusuydu. Takım arkadaşlarını nasıl daha iyi oyuncular yapabileceğini biliyordu. Bunu gerçek kıldı — ve çok eğlenceli yaptı.

 

Ondan önce NBA, uzun adamların dominant olduğu bir lig olarak bilinirdi. George Mikan, Bill Russell, Wilt Chamberlain, Kareem Abdul-Jabbar, Bill Walton, Ralph Sampson, Hakeem Olajuwon ve diğer yetenekli uzunlar. Shaq geldi ve bunu hiç kimsenin görmediği bir şekilde, keyifle yaptı.

 

Tebrikler, büyük adam.

Phil Jackson

ap_16252745624175

Yazar: Orçun Dinç