Dünya basketbolunda aynı ismi paylaşmış veya paylaşan bir çok isim vardır. Ama bu kadar büyük yıldızların aynı ismi paylaşması pek de rastlanan bir durum değil. Bahsettiğim isim tabii ki ‘Dino’. Dino Meneghin ve Dino Radja bu ismi paylaşan oyunculardı. Dino Radja 24 Nisan 1967’de Split’te dünyaya geldiğinde Meneghin hâlihazırda Varese’de forma giyen bir oyuncuydu. Fakat Meneghin’in uzun bir kariyere sahip olması; Dino ile yerel düzeyde, Avrupa turnuvalarında ve milli takım dönemlerinde olmak üzere üç farklı kulvarda karşılaşmalarını sağladı.

Split, geçmişte bugüne kıyasla çok daha farklı bir şehirdi. Şehir ’60’ların başından ’90’ların ortalarına kadar Eski Yugoslavya’nın büyük bir basketbol merkezi durumundaydı. Jugoplastika’nın sarı forması farklı jenerasyonlar tarafından terletildi. Buradaki ilk büyük takım, Split basketbolunun babası olarak anılan Branko Radović’in koçluğunda Petar Skansi, Tvrdić kardeşler – Rato, Lovro ve Drazen -, Damir Solman, Zdenko Prug ve Mihajlo Manovic’ten oluşuyordu. Bundan sonra, Zeljko Jerkov,  Duje Krstulovic, Ivica Dukan, Goran Sobin gibi oyuncular sayılabilir. Günümüze yaklaştığımızda ise 1989’dan 1991’e kadar yani üç sene üst üste Avrupa şampiyonu olan harika takımın mimarı Boza Maljković’in oyuncuları olan Toni Kukoć, Dino Radja, Zan Tabak, Velimir Perasovic ve diğerleri sayılabilir.

 

Jugoplastika hakkında bir şeyler konuşulduğunda, her zaman Radja ve Kukoć’un bu takımın temel iki direği olduğu söylenir. Radja Kukoć’tan bir yaş büyüktü, basketbola Split’in mütevazi takımlarından KK Dalvin’de başladı. Ama neredeyse çocuk yaşta 1983-1984 sezonunda Jugoplastika’ya transfer oldu ve ilk takımda süreler almaya başladı. Büyük bir oyuncu olan ama antrenörlüğü o kadar da iyi olmadığı savunulan Krešimir Čošić yönetiminde yeteneklerini göz önüne çıkarmaya başladı. 15 Aralık 1984’te ilk basketini Belgrad’ta Partizan’a karşı attı. Čošić’ten sonra Slavko Trničić ve Pino Grdović takımı birlikte bir süre yönetse de daha sonra takımın başına Zoran Slavnić geldi ve kendi üslubuyla Dino hakkında : “Dino mucizevi bir oyuncu olacak” dedi. Ve birkaç yıl önce Šibenik’te çalıştığı Drazen Petrović için de aynı şeyleri söyleyen Slavnić, iki oyuncu hakkındaki fikirlerinde haklı olduğunu kesinlikle göstermiş oldu.

Genç pivot Radja,dev adımlarla ilerlemeye devam etti. Yeteneği ona milli takım kapılarını açmıştı. 1986’da Avusturya’da düzenlenen turnuvada Divac ile birlikte muhteşem ikili olup, Svetislav Pesić yönetimindeki takımın kilit oyuncuları oldular. Yugoslavya yeni yüzler olan Dino Radja, Saša Djordjević, Luka Pavičević ve Teoman Alibegović ile artık daha güçlüydü. 1987 EuroBasket kadrosuna Cošić,dört gelecek vaat eden oyuncusunu yani Kukoc,Divac,Djordjevic ve Radja’yı kadroya çağırdı. Bu dört oyuncu eve bronz madalya ile döndüler ve ardından da ağustos ayında Bormio’daki ‘Junior World Championship’ yolunu tuttular. Burada kadrosunda Kevin Pritchard, Larry Johnson, Gary Payton, Scott Williams, Stacey Augmon, Dwayne Schintzius, Brian Williams ve Stephen Thompson gibi isimler bulunan Amerika Birleşik Devletleri’ni iki kez mağlup edip altın madalyanın sahibi oldular. Grup aşamasındaki mücadeleden 110-95 galip ayrıldıkları maçta Toni Kukoć 11/12’de üçlük 37 sayı ile parlarken,şampiyonluk maçında Pesić taktik değiştirdi ve topu içeri indirerek Divac ve Radja’dan 41 sayılık verim aldı. (Divac 21,Radja 20 sayı üretti.)

 

 

Şampiyonluk Üstüne Şampiyonluk

1987’den itibaren Radja, hem milli takımın hem de kulübü Jugoplastika’nın bench’inin vazgeçilmez oyuncusu oldu. 1987-1988 sezonunda yerel ligde üst üste dört yıl şampiyon olunacak dörtlü serinin ilk şampiyonluğunu kazanan Radja, o senenin yazında 1988 Seul Olimpiyatları’nda Yugoslavya Milli Takımı ile ilk büyük finalini kaybetmiş oldu. Finalde SSCB’ye yenilen Yugoslavya gümüş madalyada kaldı. 1989’da Münih’te düzenlenen Final-Four’da ilk Avrupa şampiyonluğunu yaşadı. Yarı finalde Barcelona karşısında 87-77 galip geldiler ve o maçta Radja 18 sayı üretti. Final maçında ise 20 sayı ve 10 ribaundluk performansıyla takımının Maccabi karşısında 75-69 galip gelmesini sağladı. Aynı zamanda da turnuvanın MVP’si oldu. O sezonun yazında Zagreb’te düzenlenen EuroBasket’i 9.0 sayı ortalamasıyla tamamladı ve aynı dönemde de Boston Celtics tarafından 22. sıradan draft edildi.

1989 yazında Radja NBA’de şansını denemek istiyordu. Ancak Jugoplastika kulübü Londra’da Celtics’e karşı oyuncu hakları için açtığı davayı ilginç bir şekilde kazanınca Radja bir sene daha Jugoplastika’da kalmış oldu. Radja yine yerel ligi, Yugoslavya Kupası’nı ve Zaragoza’da düzenlenen Euroleague Final Four’unu kazanmayı başardı. Yarı finalde Aris’i 104-83 mağlup ettiler ve Radja’nın 12 sayı ürettiği final maçında Barcelona’yı 72-67 yendiler. O sezonun sonunda Seattle Goodwill Games’te sakatlık yaşayınca Buenos Aires’te düzenlenen Dünya Şampiyonası’nı kaçırdı. O turnuvada ise Petrović, Kukoc, Divac, Perasović. Paspalj ve Zdovc’lu harika kadro altın madalyayı kazandı ve SSCB ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önünde yer alarak büyük bir başarıya imza attı.

Radja modern bir uzundu. 2,10 boyunda ve güçlüydü. Güçlü olduğu kadar hızlıydı da. Oyun bilgisi, ribaund yeteneği ve karşısında yer alan savunmacılarına karşı olan hız avantajıyla yarattığı şutlar onun en büyük özellikleriydi. O, çalıştığı antrenörler için bir hayat sigortası anlamına geliyordu.

 

 

Boston Yerine Roma

1990 yazında Radja sonunda takımı ve ülkesinden ayrılmayı başardı. Fakat sürpriz bir şekilde Il Messaggero Rome takımına transfer oldu. Aynı zamanda kulüp,  NBA’in yıldız oyuncularından Ricky Mahorn’u o yaz transfer etti ki Radja’ya Messaggero’dan gelen teklif, Celtics’in önerdiğinden daha da iyi bir teklifti. Transfer olmasının ardından birbirini takip eden üç senede sırasıyla 18.1 ,  20.2 ve 21.5 sayı ortalamaları tutturdu.  Ayrıca üç senede de ribaund ortalamasını çift haneli yani 10.0 barajının üstünde tutmayı başardı.

İtalya Ligi’ne iyiden iyiye alışan Radja için 1992 yazı Yugoslavya Milli Takımı ile son defa altın madalya kazanacağı anlamına geliyordu. EuroBasket 92′ haziran ayında oynandı. O ay Yugoslavya’da da iç savaş başlamıştı. Özellikle Slovenya’da yaşanan çatışmalar Yugoslavya Milli Takımı oyuncularından Jure Zdovc’un yarı final maçından önce milli takımdan ayrılmasına neden oldu. Zaten bu turnuva, Yugoslavya’nın harika kadrosu ve ekolünün birlikte oynadığı ve rakipsiz bir şekilde kazandığı son altın madalya kazanılan turnuva oldu. Radja bu turnuvayı 18.0 sayı ortalamasıyla tamamladı. Messaggero takımıyla ise; evlerinde Scavolini’yi kendisinin 34 sayılık performansı ile devirip, deplasmanda Pesaro’da oynanan maçta 17 sayı ve 13 ribaundla oynadı ve takımı bu maçtan 99-86 galip ayrılarak 1991-1992 Korać Kupası’nın sahibi oldu. Bu turnuva Radja için üçüncü kez Avrupa şampiyonu olma anlamına geliyordu. Bu sezondan sonraki sezon (1992-1993), yine Korać Kupası finaline ulaşmayı başardılar. Rakipleri bu sefer Olimpia Milano’ydu fakat Radja ile takım arkadaşları bu sefer başaramadılar ve Olimpia Milano şampiyonluğa ulaştı. Bu turnuvada Radja’nın etkili oyunu ve Roma’da oynanan maçta 30 sayı ve 11 ribaundluk performansı galibiyet için yeterli olmadı, Olimpia Milano forması giyen Djordjević iki maçta ortalama 33.75 sayı atarak turnuvayı Milano’ya kazandırmış oldu.

 

 

1992’de Radja hayallerinden birini gerçekleştirerek 1992 Olimpiyatları’nda Hırvatistan Milli Takımı ile finale yükseldi. Finalde gerçek ‘Dream Team’ ile karşılaştılar ve turnuvayı gümüş madalya ile tamamladılar. Hırvatistan kadrosunda o dönemde Petrović, Kukoć, Radja, Perasović, Cvjeticanin, Vranković ve Cutura gibi oyuncular bulunuyordu. Radja, Olimpiyatları 18.0 sayı ve 6.9 ribaund ortalamalarıyla tamamladı.

1992’yi takip eden yıllarda Radja, Almanya’da düzenlenen EuroBasket 2013’te bronz(17.1 sayı ortalaması),Yunanistan’da düzenlenen EuroBasket 1995’te bronz(13.9 sayı ve 5.7 ribaund ortalaması) ve yine Toronto’da düzenlenen 1994 Dünya Şampiyonası’nda bronz (22.4 sayı ve 8.5 ortalaması) madalya kazandı. Ayrıca Radja, 1996 Atlanta Olimpiyatları ve 1999 EuroBasket’te de forma giymeyi başardı.

Dino Radja,1993-1997 yılları arasında Boston Celtics’te oynadı. İlk sezonunda 15.1 sayı ortalaması ona çaylaklar maçında oynamaya hak kazanma konusunda yetmişti.  NBA’de toplamda 224 maçta 16.7 sayı ve 8.4 ribaund ortalamalarını tutturdu. 1997’de Philadephia 76ers’a geçse de oradaki doktorlar kendisine dizlerinin haftada 4 maç oynamaya dayanamayacağını söyledi. Bu yüzden de Avrupa’ya geri dönme noktasında aldığı karara kimse bir şey diyemedi. Yeni durağı artık Atina,Yunanistan’dı. Önceki sezonu Bozo Maljković yönetiminde şampiyon olarak tamamlayan Panathinaikos, Dino Radja’yı transfer etmiş olsa da, takımın koçu Bozo Maljković takımdan ayrılma kararı aldı. Radja iki sezon ‘Yeşiller’ için oynadı ve iki Yunan Ligi şampiyonluğu yaşamış oldu. Ve KK Zadar’ın Hırvat Ligi’ndeki mücadelesine yardım etmek amacıyla 1999-2000 sezonlarında Dalmaçya kıyılarına geri dönme kararı aldı.

 

Modern Euroleague’de İlk Basket

Dino bir sonraki sezon tekrar Yunanistan’a döndü.  Ama bu seferki durağı Olympiakos oldu. 16 Ekim 2000 yılında yeni Euroleague’in açılış maçında Real Madrid’e karşı sahaya çıkan Radja,ULEB’in kulüpler düzeyindeki organizasyonlarının ilk basketini atarak tarihe geçmiş oldu. Kadrosunda Jiri Zidek, Saša Djordjevic, Raul Lopez, Marko Milic, Eric Struelens ve Alberto Angulo gibi oyuncular olan Real Madrid o karşılaşmayı 75-73 kazandı. Dino’nun 13 sayı ve 17 ribaundluk performansının yanında Rhodolfo Molina tarafından fotoğrafı çekilen o tarihi basket, bu maç özelinde maça damga vuran ayrıntılardı.

Olympiakos’taki bir sezonun ardından Hırvatistan’a geri dönen Radja 2001-2002 sezonuna Cibona ile başladı.  Ama daha sonra Split’e geçerek son sezonunu burada oynamaya karar verdi. Jure Zdovc, Petar Skansi ve Josip Sesar gibi oyuncularla şampiyonluğa ulaştılar ve Cibona’nın 11 yıllık şampiyonluk serisine son verdiler.

Radja’nın Split’te yaşadığı o anlar emekliliği için harika oldu. 36 yaşındaydı ve neredeyse her şeyi kazanmıştı. Hayallerini, hedeflerini gerçekleştirmişti. Diğer taraftan da bu emeklilik kararı onun için yeni bir kariyerin de başlangıcıydı. Yaklaşık 10 yıl KK Split’te başkanlık görevi yürüttü ve kulübün iflas etmemesini,varlığını sürdürmesini sağladı. Tabii ki kulübün halâ çok büyük sorunları var. Radja her zaman,oynarken yeteneğiyle verebildiği katkı ve faydaları antrenörken başkalarına bağımlı olması sebebiyle veremeyeceğini düşündü ve antrenörlükten uzak durdu.

Radja,gelecekte Split’te veya başka bir yerde ne yaparsa yapsın, Bir Jugoplastika efsanesi olarak sonsuza dek yaşayacak. Dino Radja, bu efsane ekibi yaratan efsaneler arasında olmayı da sonuna kadar hak ediyor…

 

 

Yazar: İbrahim Çetinkaya