Gordon Hayward, kendi blogunda sakatlıktan beri yaşadığı tüm süreci anlattığı bir yazı yazdı. Bu yazının Türkçe çevirisi sizlerle.

 

 

O seti defalarca oynadım.

 

Geçen sene Utah Jazz ile imza setlerimizden bir tanesiydi. Neredeyse her maç bir defa Joe Ingles’tan alley-oop pası alırdım. İki seçeneğimin olduğu bir setti: Arkadan kat edecektim ya da pin-down perdeden çıkacaktım.

 

Hatırladığım kadarıyla, Crowder’ın arkasına doğru koşu yaptım o sırada Kyrie pası gönderdi. Zıplayarak topu yakalamaya çalıştığıım anda, LeBron James diğer taraftan geldi. Bu şekilde, biri önüme biri arkama geçmiş oldu ve hepimiz topu havada yakalamaya çalışıyorduk.

 

Havada dengemi kaybedip yere defalarca düşmüşlüğüm olmuştur. Yere oldukça sert düştüğümde, fauller aldığım zamanlar da olmuştur ama genellikle hep ucuz atlattım ve bir şekilde ayağa kalktım aynı şekilde.

 

Bu sefer de yine hiçbir fark hissetmemiştim havadayken. Demek istediğim– havadayken bazı anlar oluyordu, darbe alıp düşerken insan kendi kendine,”Olamaz, çok fena düşeceğim.” diyor. Ama birçok zaman, insan düşerken bir şekilde kendi vücudunu ayarlayabiliyor ve dümdüz düşebiliyor ve vücudunu yaralayacak bir şeyin üstüne düşmüyorsun.

 

Bu sefer, ayağım benim altımda kaldı.

 

Hemen, bir şeylerin yerinden çıktığını anladım, ama ilk düştüğümde o kadar da acı hissetmiyordum. Ayağımı düzeltip gördüğümde, tamamen başka yöne bakıyordu. İlk düşüncem, “Oh. Bu kesinlikle iyi değil. Burada yanlış bir şeyler var.” Bir anda vücudumu panik sardı ve hakeme dönüp, “Hey, şuna bak. Maçı durdurmak zorundasın.” ve bu sırada hala o kadar acı hissetmiyordum.

 

Daha sonra bir anda, o acı geldi.

 

Sanki beynim neler olduğunu çözmüş gibiydi, çok büyük bir ağrı yaşamaya başladım. Antrenör ekibi hızlıca bana doğru koştular, ne kadar sürede geldiklerini bilmiyorum 3-5 saniye işte– sadece orada oturup, saçma sapan bir yere bakan ayağıma bakarken hatırlıyorum kendimi, bir sonsuzluk gibiydi. Cavaliers doktoru Dr.Rosneck, bana ayağımı yerine geri takmaları gerektiğini anlatıyordu. Ben de onlar yapmaları gerektiğini yaparlarken bekliyordum ve yaptıları anda, korkunç bir ağrı oldu ve bu ağrı muhtemelen hayatımda hissettiğim en büyük ağrıydı.

 

 

Daha sonra, sağlık ekibi beni sedyeye yerleştirmeye başladı. Ayağım hala zonkluyordu ve aklım birçok farklı şeye gidiyordu. LeBron’un yanıma gelişini hatırlıyorum. Kyrie ve takım arkadaşlarım&koçlarımla konuştuğumu hatırlıyorum. Hepsi bana iyi dileklerini iletip dua ediyorlardı galiba. Her şey çok bulanıktı. Antrenörler beni parkeden götürürken bir anda duygusallık denen olgu tarafından ele geçirildim. Tüm düşünebildiğim her şeyin sonunun geldiğiydi. Çok fazla çabaladım. Yeni bir takıma geldim ama şimdi bunlar oluyor.

 

Bana neler olacak? Geri dönebilecek miyim? Tekrar oynayabilecek miyim? İşim bitti mi? Kariyerim bitti mi?

 

Şimdi ne yapacağım?

 

TAM BİR ŞOK

 

Çok daha farklı bir gece olması gerekiyordu.

 

Açılış maçı. Herkes çok heyecanlı. NBA geri dönmüştü. Kyrie, Cleveland’a geri dönüyordu. Bazı insanlar onu yuhlarken, bazılarıysa minnetlerini gösteriyordu. LeBron ve Cavs’a karşı gelmenin getirdiği rekabet hissi bu maçın değerini çok daha fazla arttırıyordu. Çok fazla heyecanlıydım sezon başladığı için.

 

 

Ama şimdi, yazın başından beri konuşulan maç için rekabet etmek yerine, salondaki antrenman odalarından birinde X-ray cihazına giriyordum. O sırada benle konuşan ilk kişi Isaiah Thomas’tı. Benden bile önce gelmiş olabilirdi, tam olarak ne söylediğini hatırlamıyorum ama benim için dua ettiğini biliyorum. Benim için orada bekliyordu, çok kısa bir sürede Isaiah’ın ne kadar özel bir insan olduğunu anladım.

 

Röntgen işi bittiğinde, doktorlar bana, “Bak. Ayağın kırıldı. Bazı aramalar yapıp, insanlardan senin için ne yapılmasını istediklerini öğreneceğiz.” O an için, plan Boston’a takımla birlikte dönmekti, hastaneye gidip tüm kararları yarın vermekti.

 

Karım Robyn aradı, ama onunla konuşamamıştım. Olaydan itibaren sürekli benle ilgili haberler alıyordu. Sonunda onla telefonda konuşma şansı buldum. O,”Çok üzgünüm, keşke şu an seninle olup sana yardım edebilseydim. Senin acını alabilseydim. Ne yapmamı istersin?” Her şey çok güzel olacak, Tanrı’nın  bir planı var.” diyordu.

 

Daha sonra, soyunma odasına taşındım ve maçın sona ermesini bekledim.

 

O bekleyiş, sanki en uzun ilk yarıymış gibi hissettirdi. Herkes beni teselli etmeye çalışıp, her şeyin güzel olacağını söylüyorlardı. İyi niyetli olduklarını biliyordum ama düşünebildiğim tek şey gerginlik ve kafamdaki stresti. Bana kendimi iyi hissettirecek, sakatlığımı geçirecek sihirli bir şeylere olabilmesini diliyordum. Düşüncelerim oldukça karanlık yerlere gitmeye başladı.

 

Aklımda, sürekli yanlış tarafa doğru uzanan ayağımı görüyordum.

 

Her şeyin düzelmesinin imkanı yoktu.

 

Ve her şey çok iyi olsa bile, bu oldukça fazla zaman alacaktı.

 

Maçtan sonra, beni takım otobüsüne götürecek bir ambulansa aldılar. Ayağımı uçuş sırasında sabit tutacak yumuşak bir şeyin içine sarmışlardı. Biraz ağrı kesici aldım ve gerçekten çok işe yaradı, Boston’daki hastaneye ulaşana kadar hiç ağrı hissetmedim.

 

Beni uçağa almak hiç kolay olmadı. İki merdiven boyunca taşınmam gerekiyordu ve beni taşımak için dört kişi gerekiyordu ve koç Brad Stevens bunlardan bir tanesiydi. Muhtemelen yardım etmek isteyen 25 başka insan vardı, ama o bunu yapacağından emin oldu ve yaptı. Bu onun kişiliği.

 

Maça gelen ebeveynlerim de benimle birlikte eve geldiler– annem yanımda, babam karşımda oturuyordu. Antrenörlerimiz, Art Horne ve Brian Dolan da bana yardım ediyorlardı. Ayağımı stabil tutabileceğim bir sehpa ayarlamışlardı böylece uçuş boyunca tekerlekli sandalyede oturabildim, ayağımı oynatmadan.

 

Dönüş yolculuğunda, tüm takım arkadaşlarım yanıma gelip beni cesaretlendirdiler. Sadece bir kaç hafta beraber geçirdiğim  yeni takım arkadaşlarımın gelip benimle ilgilenmeleri, beni cesaretlendirmeleri oldukça duygusal bir andı. Bana gösterdikleri destek beni çok mutlu etti ve bunu asla unutmayacağım.

 

BOSTON’A DÖNÜŞ

 

Robyn beni havalimanında karşıladı ve bir başka araç ile ambulansı takip ederek hastaneye geldi. Onu orada görmek oldukça güzeldi. Koç Stevens ve eşi Tracy ve asistan genel menajerimiz Mike Zarren, ambulansı takip edenler arasındaydı ve biz hastaneye giriş yaparken bizimle kaldı. Düşününce gerçekten çok garip, bir maçtan çıkmıştık ve ertesi gün bir başka maçımız vardı ve benim için yapacakları hiçbir şey yoktu fakat sadece bize iyi hissettirip iyi olduğumuzdan emin olmak için fazladan 2-3 saat daha kaldılar. Daha sorna Robyn ve ben birazcık uyumaya çalıştık.

 

Saat 6’da, doktorlar geldi ve normal röntgen ve emar istediklerini söylediler. Ayağımın 360 derece açılı halini görmek istediler. Sabahın geri kalanını testler yaparak geçirdik ve diğer geri kalan zamanı da ameliyat konusunda ne  yapacağımızı düşünerek geçirdik.

 

Diğer günse oldukça yavaşça geçiyordu. Danny Ainge geldi ve bana ameliyatla ilgili bir kaç öneride bulundu. Daha sonra, Koç Stevens geldi ve birazcık benimle kaldı. Bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sordu ve bunu hatırlamama rağmen, insanlar benim ondan basketbol topu istediğimi söylüyor. Bir kaç gün sonra eve geçtiğimde, koçun eşi Tracy bir tane getirdi.

 

Ameliyat ile ilgili verilmesi gereken bir sürü karar vardı. Karar verebilecek halde değildim, diğer fikir ve önerileri dinledim tamamen ve kafama en fazla yatanı seçecektim. Tek bildiğim şey bir an önce ameliyat olup, iyileşmeye başlama isteğimdi. Sonunda 6:30’da, o gece ameliyatı yapmaya karar verdik.

 

Ameliyattan hemen önce, Celtics’ten Heather Walker, TD Garden’daki açılış maçı için taraftarlara gösterilebilecek bir video çekmemizi önerdi. Bunun harika bir fikir olduğunu düşündüm ama bu noktada sakatlıktan bu yana hiç uyumadığımı farkettim. Son 24 saatte 3 saat falan uyumuştum. Ameliyata yeni karar vermiştik. Hala sahamızdaki açılış maçında oynayamayacağımı kabullenememiştim. Ve ne diyeceğimi asla bilmiyordum. Ama bir sürü mesaj aldım, en azından bana güzel dileklerini ve dualarını gönderen insanlara teşekkür etmem gerektiğini düşündüm.

 

 

Doktorların ilk teşhisleri çok güzeldi.”Eğer korkunç bir ayak sakatlığı yaşayacaksan o bu olmalı.” dediler bana. Çok korkunç gözükse de , tam iyileşme beklediklerini söylediler eğer ameliyat iyi geçerse.

 

Ameliyat için planımız gelecek olursak, üç bölümden oluşacaktı. İlki kemikleri düzeltmek ki bu en kolayı. Diğeri yırttığım bağları düzeltmek ve bu da oldukça basitti. Üçüncü kısım ise bilinmeyen ve sağlık ekibini endişendiren tek şeydi.

 

Taramalarda hafif bir kıkırdak hasarına sebep olabilecek buluntulardan şüphelendiler. Eğer asıl sorun buradaysa bunun iyi olmayacğını söylediler.

 

“Bu ne demek?” diye sordum.

 

Bunu ayağımı açana kadar bilemeyeceklerini söylediler.

 

Çok geçmeden, doktorlar, “Evet, sonunda seni ameliyata götürmek için hazırız.” Sonunda gerçekleşeceği için çok mutluydum. Her şeyin çok güzel gitmesi için dua eddiyordum ve kıkırdağımda bir problem olmamasını diliyordum. Bundan bir an önce kurtulmak istiyordum.

 

Beni hazırlayıp, uyuşturdular. Uyandığımda oldukça halsizdim, ayağım zonkluyordu ve etrafına kocaman bir şey sarılmıştı. Sabah’ın beşiydi, tüm yapmak istediğim uyumaktı ama hemşireyi çağırdığımı hatırlıyorum. Odaya geldiğinde ona “Ameliyat nasıl gitti? Ne söylediler? Biri bana ne olduğunu söyleyebilir mi?” diye sordum. O da,”Doktorlar yakında size her şeyi söyleyecek ama bildiğim kadarıyla ameliyat harika gitti. Biraz daha uyumalısınız.” dedi.

 

Bir kaç saat sonra, doktorlar geldi. Ameliyat gerçekten çok iyi geçmişti. Taramadaki kıkırdağın sakatlıkla alakası yoktu ve endişe edilecek bir şey değildi. Her şey fazlasıyla iyi gitmişti.

 

Bunu duymak gerçekten çok güzeldi.

 

EVE YERLEŞMEK 

 

Hastaneden eve geldiğimizde salonun ortasına bir hastane yatağı koyduk ki kızlarım Bernie, Charlie ve eşim Robyn ile birlikte olabileyim.

 

 

Kızlarım hastaneden döndüğümde ikisi de neşelenmişti ama ayağımdaki şeyle ilgili kafaları karışmıştı. Koltuk değnekleri hakkında da kafaları karışmıştı. (Bernie 2, Charlie 1 yaşında.) İkisinin de sevdiği şey ise üzerinde gezmez zorunda olduğum scooter’dı. Onun en harika şey olduğunu düşünüyorlardı. Scooterın önünde bir sepet var ve Bernie sepetlere takıntılıdır. Kendisinin küçük alışveriş sepetlerinden ve bebekleri ile oyuncaklarını koyduğu bir bebek arabası var. Benden de sepette onun köpeğiyle gezmemi istedi ki bu çok gülünçtü.

 

Tabi ki scooterda olduğum için ve onunla gezdiğim için onlar da üstünde gezmek istedi. Kimsenin onlara yardım etmesini de istemediler, çok tehlikeliydi, çünkü ikisi de üstünde dengede duramıyordu. Bernie epey komikti. Scootera biner ve ben nasıl tek ayağımı kaldırırsam o da kaldırıyordu. Onu izlemek epey eğlenceliydi. İki yaşındaki bir kızın yaptıklarıma dikkat etmesi ve beni taklit etmesi de epey şaşırtıcı ve harika bir şeydi.

 

Bernie ayrıca yaralarla da epey takıntılıydı. Biz de ona babanın büyük bir yarası olduğunu söyledik. Eğer odadaysam, odaya koşarak gelir ve ” Anne, anne, babamın büyük bir yarası var. ” diye bağırırdı. Robyn ona ” Evet, babanın büyük bir yarası var.” diyene kadar da devam ederdi. Sonra Bernie yarama doğru gelir, onu öper, sarılmaya çalışır ve daha iyi hissettirmeye çalışır. Bernie yarası olduğunda biz de aynısını yapıyoruz öyle değil mi ? Bernie’nin favori tv şovlarından birisi Doc McStuffins. Doktor gibi davranmayı seviyor.

 

Konu benim sakatlığımsa, Bernie şu anda çok seviyor.

 

Charlie ise aslında tam da ne olduğunu anlayamıyordu sadece bir şeylerin olduğunu biliyor ve bunun dışında kalmak istemiyor. Ablasını takip ediyor, ve ben scooterı kullanırken onu tutmamı istiyor. Ben de tutuyorum.

 

ÇOK TEŞEKKÜRLER 

 

Tedavi sürecim yeni başlıyor fakat şimdiden teşekkür etmem gereken çok fazla insan var.

 

İlk kişi Robyn. Hayatımda o olmasaydı atlatamayacağım onlarca şey var – özellikle son aylarda. Cleveland’da soyunma odasında otururken aklıma gelen ilk düşüncelerden birisi şuydu: ” Şimdi Robyn ne yapacak ? Kızlarımızdan sonra bakılması gereken bir de ben varım. ”

 

Konuştuğumuz ilk dakikadan itibaren ” Beni düşünme. Sorun yok. ” diyordu. Hastanede her dakika yanımdaydı. Eve geldiğimden beri tam bir süper yıldız. İhtiyacım olan her şeyi getiriyor, herkesle uğraşıyor, onlara benimle ilgili bilgiler veriyor. Almam gereken bir sürü haplar var ve hepsini belirli saatlerde içebiliyorum. Bunun için bir listesi bile var. Ayrıca çok da cesaret veriyor: ” Bu durumdan çok daha. güçlü döneceğiz. Çok daha iyi olacaksın fakat bunun için çalışmalıyız. K*çını kaldır da çalışmaya başla. ”

 

 

Beni güldürüyor.

 

Bana inanılmaz yardımcı ve çok destek oluyor, bunun için ona ne kadar teşekkür etsem az.

 

Aldığım bu muhteşem destek için de minnettarım. Gelen mesajlara inanamıyorum. Bana iyi dileklerini ileten, benim için dua eden çok fazla insan var.

 

Birçoğunuz tweet attı ya da mesaj gönderdi ve muhtemelen benim okuyup okumayacağımdan da emin değildiniz. Bilin ki hepsini okuyabilmek için elimden geleni yaptım. Mesajlarınızın bu son haftaları atlatmamda bana ne kadar yardım ettiğini ifade edemem.

 

Dünyanın kabusa döndüğünü düşündüğün bir anda, seni bu kadar çok destekleyen insan olduğu için ne kadar şanslı olduğunu hatırlıyorsun.

 

Bana ulaşan NBA ailesindeki herkese teşekkür ederim. Böylece bana bu kadar güzel bir yapının içerisinde olmanın ne kadar özel olduğunu hissettirdiniz.

 

Çok kısa bir süredir Boston’dayım ve Red Sox ve Patriots oyuncularının videolar paylaşıp benim formamı giymeleri harika bir şey. Tüm Boston ailesi – Profesyonel atletlerden yeni yeni öğrenmeye başladığım harika Celtics fanları – beni müteşekkir etti. Celtic olarak sadece bir basket attım ama tüm bu insanlar beni sanki tüm kariyerim boyunca Boston’daymışım gibi hissettirdi.

 

Ayrıca benim gibi uzun sakatlıklar geçiren Odell Beckham J.R ve J.J Watt gibi isimlere de mesaj aldığım için de teşekkür ederim. Onlar da aynı hissi yaşadığı için benimle konuşmaları gayet basit. Paul George sakatlıktan hemen sonra beni aradı. Paul George sakatlıktan önce de konuştuğum birisiydi. Benimkine benzer bir sakatlık geçirdiğinde ben de onun yanındaydım. Geçtiğim süreci ve yaşayacağım şeyi belki de herkesten çok daha iyi biliyor. Ona beni hemen aradığı için minnettarım ve o konuşmaya devam edeceğim birisi.

 

Kobe Bryant önce instagramdan paylaşım yaptı sonra da bana mail attı. Kobe onunla çalıştığımdan beri sırtımı dayadığım ve hep hayatımın köşesinde duran birisi. Onun – tarihin en iyilerinden ve aynı süreci geçmiş birisi –  desteğini almanın beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam. Aynı sakatlık yoktu ama onun da geri gelmesi gereken aynı korkunçlukta bir sakatlığı vardı. O mail çok şey ifade etti.

 

 

Ve Utah Jazz. Bu yaz ayrılırken çok zor bir karar verdim ve takım hissedarlarından ofis yöneticilerine, koçlarına herkes o an benim için oradaydı. Her konuda birinci sınıf olduklarını göstermeye devam ediyorlar. Böyle bir organizasyonun bir parçası olduğum için gurur duyuyorum.

 

Barack Obama da bir mail yolladı. Bu büyük bir şey.

 

New England Baptist Hastanesi’nde beni ameliyat eden Dr. McKeon, Dr. Schena ve Dr. Slovenkai’a özel teşekkür etmek istiyorum. Her an bana tavsiyeler veren Dr. Porter’a da teşekkür ediyorum. Hayal edilebilecek en iyi tıbbi desteği vermek için programlarını yeniden ayarladılar.

 

Son olarak, Celtics organizasyonu her konuda çok iyiydi. Tüm sezon boyunca sahada olamayacağımı biliyorlar ama ihtiyacım olan her şeyi bana veriyorlar ve beni takımın bir parçası gibi hissettiriyorlar. Tüm Celtics ailesi muhteşem insanlarla dolu.

 

Dürüst olursam, kimsenin bu nazikliğini yeterince anlatamam.

 

Geri Dönüş 

 

Pekala şimdi napıyorum ?

 

Maçları izlemekle başladım. İlk başlarda izlemeye çalışması çok zordu. Bunun bir parçası olamayacağımı bildiğim için sinirle doluydum. Takımla birlikte olamıyordum bile. Mental olarak maçları izlemesi çok zor çünkü sürekli ” Bu yıl takıma sahada katkı veremeyeceğim. ” diye düşünüyorum.

 

Artık bunun değişmesi gerektiğine karar verdim. Bu düşünce tarzını değiştirmem lazım. Onlara fiziksel olarak yardım edemeyeceğimi biliyorum fakat oyunculara ve koçlara yardım edebileceğim her şekilde yardım edeceğim. Film analiz etmek ya da liderlik yapmak olsun, iyi dilekleri geri ödemek için sabırsızım. Şimdiden çok fazla aldım.

 

Çok genç ve heyecanla dolu bir çok karakterin olduğu bir takıma sahibiz. Onlara yardım edebileceğim alanları aramak onlara olan bir borcum. Bazı genç oyuncular beklenenden çok daha çabuk büyümek zorunda olacak. Daha çok sorumluluk almak zorunda olacakları bir çok durumun içinde kalacaklar. Bu kariyerleri için harika olacak. NBA’de tecrübeden daha iyi bir şey yok ve onlar bundan epey fazlaca alacaklar. İnanıyorum ki sezonun sonunda gerçekten özel bir takım olabiliriz.

 

Garden parkelerine adım atmanın nasıl hissettireceğinin ve orada ilk normal sezon maçını oynayan bir Celtic olmanın hayalini kuruyorum. Biraz gecikecek fakat tedavi sürecimdeki her geçen günle o an bir o kadar da yaklaşacak. Bu anı, yeni yeni tanımaya başladığım fakat şimdiden kalpten bir şekilde hayal edebileceğimden de öte bağlandığım Boston şehriyle paylaşmanın hayalini kuruyorum.

 

Şimdi her şey geri dönmek için.

 

Başlama zamanı.

 

 

Gordon Hayward. 

 

 

 

 

Yazar: Serkan Sargın

Basketbolu sevgiyle yazanlar, sevgiyi basketbolda bulanlardır. İletişim için: serkan.sargin@boun.edu.tr