2004 Detroit Pistons şampiyonluğu herkes tarafından son 30 yıldaki tek, süperstar oyuncusuz kazanılan şampiyonluk olarak kabul ediliyor. Bu başarıda, birbiriyle mükemmel uyum sağlayan oyuncuların takım oyununu çok iyi oynaması en önemli etken. Pistons da bu başarıyı yakalayan oyuncularını onurlandırmak için teker teker onların formalarını emekli etmeye başladı. 2017-18 sezonundan itibaren yıllardır oynadığı The Palace of Auburn Hills salonuna veda edecek olan Pistons, Detroit’in şehir merkezine daha yakın bir salona taşınacak. Eski salonlarına veda ederken de güzel anıları yad etmeyi unutmadılar.

 

 

2004 kadrosundaki oyuncuları birbirinden ayrı olarak tanımlamak çok zor. Rip Hamilton skorer olduğu için biraz daha ön plana çıksa da diğer oyuncular da en az onun kadar bu şampiyonluğa katkı vermiş durumda. O kadronun belki de en sınırlı yetenekleri olan ve sahada görünmeyen işleri yapan bir ismi var o da Ben Wallace. Detroit de onun efsane 3 numaralı formasını Ocak 2017’de emekli ederek onu onurlandırdı. Wallace da o gecenin, onun için çok anlamlı olduğunu çünkü oyununun göze hoş gelmediğini söylemiştir.

Ben Wallace için aslında her şey çok kötü başlamıştı. 22 yaşında 96 draftına katılan Wallace, Kobe Bryant’ın 13, Steve Nash’in 15. Sıradan draft edildiği garip gecede 60 oyuncu arasına girememişti. Bunun nedenleri arasında bir pivot için undersize kalması(2,06) ve ofansif özelliklerinin neredeyse hiç olmaması gösterilebilir. Ama tabi ki en önemli neden, draft öncesi oynadığı Virginia Union takımının NCAA ikinci liginde oynamasıydı. Ne kadar yetenekli ya da potansiyel gösteren bir oyuncu olursanız olun o seviyeden NBA’e geçmeniz her takımın alabileceği bir risk değildir. Draft edilmese de ilk sezonunda Washington Wizards tarafından denenen Wallace, sezonu genellikle D-League’de geçirmişti. Zaman içerisinde kendisini gösterip NBA’de daha fazla süre bulan Wallace 99’da Isaac Austin karşılığında Magic’e takas edildi. Magic, Detroit’in o dönemki süperstarı Grant Hill’i alabilmek için takasta Ben Wallace’ı da verince Wallace için efsane olacağı Detroit Pistons macerası başlamış oldu.

 

 

Detroit’te sürelerini iyice arttıran ve +35 dakika ortalamalarını yakalayan Wallace, defansif ve mücadeleci oyunuyla sahada kalmayı başarıyordu. Kariyerinin hiçbir sezonunda +10 sayı ortalamasını yakalayamamasına rağmen iki kere ligin ribaund lideri ve dörder kez de All Star ve ligin en değerli savunmacısı seçilmiştir. En parlak olduğu dönemler tabi ki 2004 şampiyonluğu dönemine denk geldi. Diğer bir Wallace olan Rasheed Wallace ile birlikte pota altını karartmışlar ve bu durum ona Detroit tarihinin en çok blok yapan oyuncusu ünvanını kazandırmıştır. Undersize olmasına rağmen -ki boyu 2,06 olarak bilinse de aslında 2,01 olduğu çok yazılıp çizilmiştir- güçlü ve atletik vücuduyla iki oyunculuk yer kaplayarak rakiplerine potayı göstermiyordu. Bu da ona ‘Big Ben’ lakabının takılmasını sağlamıştır.

Ben Wallace söz konusu olunca o meşhur kavgayı anlatmamak olmaz. Yıllar sonra The Malice at the Palace (Saraydaki Garez) olarak hatırlanan kavgayı başlatan isim Ben Wallace’tan başkası değildi elbette. 2004 şampiyonluğu sonrası 2004-05 sezonunun ilk maçlarından birinde Pacers’a yenilmeye dayanamayıp Ron Artest’e yumruk atmış bunun üstüne alkollü taraftarlar da Artest’e saldırınca olaylar birden çığırından çıkmış ve tarihin en büyük kavgası yaşanmıştı. Çok büyük cezalarının verildiği o kavgayı başlatan isim olsa da devamına katılmadığı için az bir cezayla yırtan Wallace, agresifliği ve iyi bir sporcu olmaması nedeniyle sadece 6 sene üst düzey performans gösterebilmiştir. 2011’de alkollü araç kullanırken aldığı ceza ise onun spor ahlakını anlatmaya yetiyor bence.

 

 

Wallace, efsane 2000-06 yılları sonrası Bulls ve Cavs’a gitse de özlemine dayanamayıp kariyerini Detroit’te sonlandırmıştır. Hiçbir şeyim yokken beni siz motive ettiniz diyerek Pistons taraftarına bağlılığını dile getiren Wallace, draft edilmediği halde yakaladığı başarılarla; göze hiç de hoş gelmeyen ve istatistik kağıdını doldurmayan performansına rağmen kazandığı ödüllerle ve yüzüğüyle bugün hala Hall of Fame seçilmesi beklenen isimlerdendir. Günümüz basketbolu, gelenin gidenin üçlük attığı, sertliğin mücadelenin değil de yeteneğin ön plana çıktığı bir oyun haline gelirken; eski rekabeti, isteği, azmi hatta kavgaları bile özleyen kişilere pek hitap etmiyor. Eski basketbolun son temsilcilerinden olan Wallace; hikayesi, olayları, kavgaları ve müthiş savunmasıyla en çok etki bırakan isimlerden. Şimdi medyada göze batmamak için herkesin birbiriyle tabiri caizse kanka olduğu düşünülürse, zamanında rekabetin en güzellerini yaşatan birisi olarak ona teşekkür etmeliyiz. Onun için son söz elbette şu olmalı; hücum maç kazandırır, savunma şampiyonluk..

 

 

Yazar: Mert Işık