Günümüz basketbolunda oyuncu rolleri sürekli değişmekte. Üçlük atan pivotlar, ribaund kovalayan guardlar, kısa karşısında iyi kalan uzunlar gibi. Hücum ve savunma alanında beklentiler değiştikçe oyuncular da farklı rollere evrilmek zorunda kaldı. Hücum açısından bakacak olursak hücum sürelerinin kısaldığı bu dönemde potaya yüklenip sayı çıkartan veya çizgi dışına dizilip şut kovalayan oyuncular artık daha popüler. Halihazırda, şutu olmayan bir oyuncunun üst seviyeye çıkması imkansız hale geldi. Kısaların da iyi savunulduğu düşünüldüğünde uzunların şut atmaya başlamasına pek şaşırmamak gerek. Hücumların çok hızlı gerçekleştiği anlarda topu her eline alanın hemen şut atmasına ise zaten alıştık. Boş şutu bulmaya veya birebirde potaya gitmeye odaklı bir oyunda da savunma oyuncuları bazı değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Şöyle ki, eskiden bir oyuncunun kısaysa top çalması, uzunsa çember savunması yapması iyi bir savunmacı olduğuna dair işaretlerdi. Ancak bugün, kısa veya uzun fark etmeksizin bir basketbolcudan 1’den 5’e kadar tüm oyuncuların karşısında kalabilmesi, yani geçilmemesi bekleniyor. Birebirde geçilmemek, hem şuta el göstermeyi sağlarken hem de içeri yüklenmelerin önünü kesiyor.

 

 

Avrupa basketbolu daha çok sete dayalı oyunlar içerdiği için Nikola Kalinic ve Nikita Kurbanov gibi birebirde herkesi savunan ve savunmada görünmeyen işleri yapan oyuncular olarak son dönemde parladılar. Bu oyuncuların üçlük tehditlerinin de olması, hücumda ve savunmada takımlarına +1 olarak yansıyor ve takımlarının Euroleague seviyelerinde sürekli final oynamalarına da büyük katkı sağladıkları aşikar. Bu oyuncular arasına daha ofansif rolde Jaycee Carroll, daha defansif rolde de Chris Singleton eklenebilir.

 

 

3&D tanımı son yıllarda yükselen bir trend. Oyuncu rolleri değiştikçe tanımlar da değişecektir. Adından da anlaşılacağı üzere bu oyunculardan beklenti açık ve net. Hücumda boş kalmak ve savunmada geçilmemek. Oyuncuların tek bir yöne ağırlık verdiği eski tip basketboldan uzaklaşılmaya çalışılırken artık bu rolü her takım barındırmak zorunda. Ancak geçmişin etkileri devam ettiği için bu role uygun oyuncu bulmak oldukça zor. Günümüz NBA’inde 3&D tanımının hakkını en iyi şekilde veren iki oyuncu var; Kawhi Leonard ve Klay Thompson. Kawhi’ı LeBron’u en iyi savunan oyuncu olarak herkes kabul etmiş durumda. Hücumda da takımının en önemli skor yükü taşıyan oyuncusu. Klay ise bana kalırsa GSW’nin en temel iki taşından biri. Ön sahada Klay arka sahada ise Draymond Green takımın en iyi savunma takımı olmasını sağlıyorlar. Klay’in ayrıca istikrarlı bir şutu olması onu elit seviyeye getirdi. Curry çılgınlığında bir şutu olmasa da Curry’nin savunmadaki açıklarını o kadar iyi kapatıyor ki, maaş bütçesi nedeniyle vazgeçilmesi en olası oyuncu olarak gözüken Klay’in olası ayrılığı sonrası GSW’nin Curry ve Durant’e rağmen şampiyon olabilmesini zor görüyorum.

 

3&D rolü bazı takımlarda ise yan rollerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Trevor Ariza, DeMarre Carroll, Martell Webster ve Danny Green gibi oyuncular üst seviyelere çıkamasalar da takımlarının beklentilerini fazlasıyla karşılıyorlar. Genellikle 6. adam olan bu isimler takımın ihtiyacı olduğunda camı kıracakları ilk oyuncular. NBA takımları bu tutkal oyunculara, hayatta kalabilmek için fazlasıyla ihtiyaç duyarlar. İlerleyen dönemlerde bu role uygun çok fazla oyuncunun adını duymaya alışacağız gibi.

 

 

Geçmişi anmadan bu yazıyı bitirmek olmaz, Bruce Bowen bu tanım daha oluşmamışken bu rolün hakkını en iyi veren oyuncuydu eskiden. Finallerde savunmasıyla fark yaratıp boş üçlük kaçırmamasıyla meşhurdu. Spurs’ün bu tipte oyuncuları sürekli kadrosunda bulundurmasında, Popovich’in sete dayalı nispeten yavaş oyununa savunmada sahasında en iyi uyan oyuncular olmalarının etkisi büyük.

 

Basketbolun gelecekte nereye evrileceğini kestirebilmek zor ancak şut sokmak bu kadar önemli oldukça 3&D oynayabilen her oyuncu değerine değer katacaktır. Bakalım ilerde bu rolden bir GOAT bile çıkartabiliriz kim bilir; MJ, Kobe ve LeBron’un da içlerinde 3&D izlerini taşıdığını bilmek bu savı destekliyor. Hayat, neden olmasın..

 

Yazar: Mert Işık