Türk basketbolu, ‘kulüpler çevresinde’ gelişimine hızlı çekimde devam ediyor. Dört temsilciyle çıktığımız yolda, ikinci aşamaya en aza indirgenmiş kayıpla devam ediyoruz. Bu tarihi gelişmeyi bu denli sade anlatmak biraz gariptir, fakat büyük iş başardık!

 

En fazla iki takım olur abi ya!

 

Normal olarak sezon başında birçok basketbol takipçisinin yorumlaması bu şekildeydi. Normal olarak, çünkü bizim için 10 yıl öncesine kadar “uzay” olarak nitelendirilebilecek bir durumdu bu. 16 takım var, sekiz tanesi üst turda olacak deseler realist bir bakışla en fazla iki takım tahmin edilirdi. Yani bizim ekiplerimiz nasyonal realite sınırlarını biraz zorladı. Dört eşleşmenin üçünde bizim sözümüz geçecek! Sizce de çok heyecan verici değil mi dostlarım?

 

 

Çok da kolay olmadı elbette.

 

Fenerbahçe’nin playoff yapması zaten muhtemeldi, sadece saha içi avantajını kaybetmeleri bir aleyh durum olarak düşünülmekte. Diğer yörüngede Anadolu Efes ve Darüşşafaka Doğuş duruyor. Birkaç hafta önce ilk sekize girip giremeyecekleri bile muamma olan bu iki takım son beş maçlarında muazzam form yakaladılar. Tabii Darüşşafaka’nın fikstürü biraz avans gibiydi. Fenerbahçe’yi tekniksel olarak değerlendirme ihtiyacı hissettim. Ekpe Udoh ve Bogdan Bogdanovic’e helal olsun diyerek başlayalım. Çok daha iyi şartlar altında “sadece basketbol oynamak” varken renkler uğruna vücut dengelerinden feragat ediyorlar. 38 dakikalar mı dersiniz, uzatma periyodunda tek başına maç almalar, sürekli sakatlıklar mı dersiniz bilemem fakat bu adamlar gerçekten büyük yürek koyuyorlar. Bizim takımlarımızı bu seviyeye iliştiren önemli etmen ise bu yürek zaten. Kimi imkansızlıklar, formsuzluklar, dikenli yollar. Örneğin; Gerçek bir saha lideri olmayan Fenerbahçe. Takıma liderlik edecek kişi, topu elinde sevmesinden dolayı Bogdanovic oluyor genelde. Olsaydı şöyle temizinden Brad Wanamaker stili topçu? O da şimdi Daçka’ya lazım. Aşmak zordur bu yolları. Dört eşleşmenin üçünde söz sahibi böyle olunuyor işte. Yürekle. Bize bu gururu tattırdılar bu takımlar, varolsunlar.

 

Burası play-off!

 

 

Final Four’a transit bir geçiş yapamayacağımız için bu eşleşmeleri biraz değerlendirmek istiyorum. Takımlarımız ve eşleşmeleri açısından; deneyim, form, eşleşme avantajları gibi kriterleri yorumlayacak olursak, Daçka normal sezon birincisi olan Real Madrid’e karşı oynayacak ve playoff segmentinde deneyimsiz diyebileceğimiz tek ekibimiz. Fenerbahçe’nin ise form durumu belli. OAKA’da tek maç kaybeden Panathinaikos’a karşı oynayacak ve saha avantajı ne yazık ki elimizde değil, tıpkı diğer iki seride de olduğu gibi. Ama bir sürprizle oradan iki maçın birini alarak dönerse ki, playoff havasıyla Fenerbahçe bunu yapabilecek güçte, o zaman bayram havasına girilir. En rahat diyebileceğimiz eşleşme ise Anadolu Efes – Olympiacos eşleşmesi. Efes deneyimli, bu yolları önceden katetmiş ve güncel olarak çok formda bir takım. Olympiacos’a her zaman ters gelebilir Efes. Bu eşleşmelerde taraftara büyük iş düşmekte. Sembolik bir örnek vereceğim: İlk 6 maçı kaybetsek bile, İstanbul sınırları içerisinde taraftar üzerine vazife biçilen kaftanı giymeli. Avrupa’da ismi saygıyla anılan koçlara sahip olmanın verdiği psikolojik avantaj arkamızda olacaktır. Dezavantajları her ne kadar varsa, avantajları da var. Real Madrid’i taraftar baskısıyla kolayca etkileyebilirsin mesela. Geçen sezon oynanan Fenerbahçe serisinde de gördük. En ehemmiyetli bölge ise ilk iki deplasman maçında takımlarımızın birer galibiyet koparmaları. Fenerbahçe’nin kafası buralardaydı sezon boyu, alın size fırsat. CSKA’nın hiçbir eşleşmemize denk gelmemesi bir avantaj olarak algılanabilir. Real Madrid her ne kadar birinci bitirmiş olsa da Moskova ekibi ayrı bir safha. Savunma konsantrasyonları bozulmadan kolaylıkla yenemezsiniz ki genelde bozulmuyor. Baskların işi zor, en talihsiz eşleşmeyi çektiler. Daçka hakkında da aynı şeyleri konuşabiliriz belki, fakat CSKA başka, Real başka. Buna ek olarak Darüşşafaka Doğuş çok etkileyici bir form durumuyla geliyor. Baskonia ise sezonun ikinci yarısında kayıp. Umarım bu anlattığım avantajlar ve dezavantajlardan sadece avantajlar sahne alır. Uzaylı gibi oynamamız lazım. Kendinde olmayanları piste davet ediyoruz. Burası play-off! Hiçbir şekilde bahanelerin arkasına sığınamayacağımız bir sürece giriyoruz. Kaza bela olmadan atlatsak ya keşke!

 

 

Neticede diyeceğim o ki; Tadını çıkarmak en önemlisi, basketbol güzel. Bu güzel günleri gelecekte sık sık ve artık milli takımımızla da yaşamak dileğiyle, sonu final four olsun, şampiyonluk olsun!

 

Yazar: admin