NBA dünya basketbolunun zirvesi. Öyle bir zirve ki şuan Avrupa’nın en iyi oyuncusu bile şampiyonluk şansı olmayan bir takıma hem de çok düşük bir miktar para için bu lige gidebiliyor. Çünkü orası NBA. Orası basketbolcuların küçükken kendilerini hayal ettikleri yer. Çok az oyuncu vardır keşke onu NBA’de izleyebilseydik dediğimiz. Şahsen bu konuda benim favorim Milos Teodosic’ti. O da gelecek sene NBA’de olacak artık. Orada olmayı hak edip de gidemeyen pek kimse kalmadı zaten.

Hep söz edilir, kapitalist sistem içindeki en sosyalist düzendir NBA. Oyuncu hakları, mali denge, oyuna saygı, takımlara gönülden bağlılık gibi konular çok önemlidir. Öyle bağlılık ki, takım değiştiren yıldız bir oyuncu olursa hemen taraftarlar giden oyuncunun formasını yakmaya başlar.. Ancak bu yazıda bahsedeceğim konu daha çok parasal mevzular.

 

 

NBA’de oyuncular o kadar güçlüdür ki bir araya gelip tüm lige zincir vurabilirler. Genelde bu durumu belli süre aralıklarıyla olan lokavtlarda görmekteyiz. Salary cap sistemi nedeniyle gelirler sürekli artsa da takımlar bunu oyuncu maaşlarına pek yansıtamıyordu. Yıllarca üstüne koyarak devam eden bu durum bir anda patladı ve maaşlar bir anda yaklaşık %50 arttırıldı. Bütün dengeleri değiştiren bir zamdı bu. Her geçen gün rekor üstüne rekor kırılıyor maaşlarda. Gelecek sene bir bu kadar daha genişleme bekleniyor salary cap sisteminde. Çünkü NBA öyle güzel pazarlanıyor ki gelir getirmeyen hiçbir kalem yok neredeyse. Peki artık oyuncu başına 35-40 milyon dolarların normal görüldüğü bu düzende, Avrupa’da bu paraların onda birine oynayan oyuncular ne yapacak? Özellikle de Avrupa için fazla ama NBA için yetersiz olarak görülen oyuncu skalasında son yıllarda yığılma mevcut. Genelini Amerika kökenli oyuncuların oluşturduğu bu grup, Avrupa basketbolunu son yıllarda geliştirse de fırsatını bulan anında kaçmaya bakıyor Avrupa’dan. Ayrıca para artık sadece orada değil Çin’de de var. Daha rahat ortamda aynı paraya oynamak varken niye Avrupa’da kalayım ki diyen bir kesim olduğu da aşikar. Asıl olay buradan sonra başlıyor. Bu oyuncular için, hem para kazanabilecekleri hem de Amerika’da, NBA’e çok daha yakın olabilecekleri bir lig oluşturuluyor; G-League

 

 

Şuan NBA’in gelişim ligi D-League’de oyuncular, en ufak parlamada günlük veya aylık kontratlarla sürekli NBA şansını taze tutuyordu. Hem de D-League’de kazanılan para devede kulak olduğu halde. İşte Gatorade sponsorluğu sonrası 2017-18 sezonundan itibaren bu ligin adı G-League olarak değiştirilecek ve birçok yenilik getirilerek hem izlenebilir hem de oyuncu yetiştiren bir lig olması hedeflenmekte. Gelecek yeniliklerden en büyüğü takım sayısının 26’ya yükseltilmesi. Şuan 22 takımlı olan D-League’e 4 yeni takım eklenecek. İlerleyen yıllarda bu sayının 30’a tamamlanması ve her NBA takımının G-League’de bir alt takımı olması bekleniyor. Bu neler getirecek dersek en önemli etkisi, NBA’de artık takımlar 17 oyuncuyla sözleşme imzalama hakkına sahip olacak. İki oyuncuyla, iki yönlü kontrat imzalayabilecek takımlar bu oyuncuları her iki ligde de kullanabilecek. Ayrıca G-League takımları şu anki gibi çok az bir paraya değil, en az Avrupa’nın dev takımları kadar bütçeye sahip olacak. Ayrı bir sponsor, salon, reklam, forma ve daha birçok yenilik. Yeni bir pazar yaratılıyor ve bu paralara gelecek oyuncuların da NBA’de kontrat bulamayıp Avrupa’ya ya da Çin’e giden oyuncular olması muhtemel. Erick Green, Cory Higgins, Erick Mccollum, Tyler Honeycutt hatta Zach Auguste gibi isimlere hasret kalabiliriz. Peki, bu alt seviyedeki oyuncular G-League’e; Bogdan Bogdanovic, Ekpe Udoh, Milos Teodosic gibi üst seviye oyuncular da NBA’e giderse Avrupa’da kim oynayacak? Kim fark yaratacak? Avrupa’da yetişen oyuncular bile NBA hayalini kurarken, hiç değilse oraya yakın olayım diyerek kolejlere ya da G-League’e giderse Avrupa basketbolu kalite açısından büyük sorun yaşamayacak mı? Avrupa’da kaliteli oyuncu yetişiyor mu? Zaten kulüp olarak Türkiye, İspanya, Rusya ve Yunanistan, oyuncu yetiştirme olarak da Sırbistan, Hırvatistan, Fransa biraz da Almanya ve Litvanya Avrupa’nın basketbol yükünü taşımakta. 50 Avrupa ülkesinden sadece 8’inin değer verdiği bir spor, fark yaratacak kıta dışı oyuncularını da kaybederse iyice küçülüp yok olma sürecine girmeyecek mi?

 

Malcolm Delaney

 

Şuan Türkiye dışında Avrupa’da oynayan kaliteli Türk oyuncu sayısı sıfır. Peki ya kulüpleri güçlü diğer ülkelere bakalım, mesela İspanya. İspanya’nın ülke dışında Avrupa’da oynayan kaç oyuncusu var? Yok denecek seviyede. Yunan oyuncular için biraz daha isim sayabilsek de onların da çok fazla oyuncu üretemedikleri bir gerçek. Sürekli yurtdışına oyuncu pazarlayan bir lig değiller. Rusya’da da ligi genellikle yabancı oyuncular taşımakta. Rus basketbolcular rol oyuncusundan öteye geçemiyorlar bile. Peki, bu ülkelerde altyapıya yapılan yatırımlar ne seviyede?

Yarışmacı takımlara sahip ülkeler kendi oyuncuları çok fazla olmadığı için genelde atletik Amerika kökenli oyunculara bağımlılar. Çünkü bu oyuncular oyunun kaderini değiştiriyor. Oyunun kaderini değiştirecek seviyede oyuncu üretemediği için sürekli ithal ediyor Avrupa. Bazen kıta dışından bazen kendi içindeki zayıf ülkelerden. Ama bu oyuncular kıtayı terk ettiğinde yarışmacı bir lig nasıl oluşturulacak? Kalitesiz oyuncularla kaliteli şampiyonalar nasıl düzenlenecek?

Oyuncu kıtlığından dolayı, şuan Eurocup hatta Şampiyonlar Ligi seviyesindeki oyunculara akıl almaz paralar verilecek, sonra bu sistem kendini döndüremeyecek, zaten getirisi olmayan bu spora daha az para yatırmaya başlanacak, taraftar da desteğini çekecek ve bir bakmışız Euroleague’de ikinci seviye oyuncular maç kazandırır hale gelmiş. Zaten yeterince ilgi çekici olmayan ve iyice içine kapanan Euroleague, diğer onlarca ülkeye oyuncu üretsinler diye yalvaracak duruma gelecek.  Sert bir öngörü oldu evet ama biraz evham yapmak iyidir bazen. Elbette Avrupa’da basketbol biter demiyorum ama bunlar 5 yıl içinde gerçekleşebilecek en olası durumlar. Bunlara karşı önlem alınabiliyor mu derseniz, giden oyunculara bakıyorum da alınmıyor bence. Şimdiden başladı kalite düşüşü, 5 yıl sonra ne hale geliriz kim bilir..

 

 

Avrupa basketbolunda şuan bütçesi 20 milyonu geçebilen çok az takım var. Bu takımlara 30 tane yeni takım eklenecek. En az 20 milyon dolar bütçeli 30 takımdan bahsediyoruz. Şuan en iyi oyuncusuna yıllık 50 bin dolar gibi mütevazı miktarlar verebilen takımlar, yakın gelecekte 1 milyon dolara kadar çıkabilecek. Hem de Amerika gibi bir ülkede, NBA’in yakın takibinde oynama fırsatı sağlanacak. Oyuncu pazarındaki nicelik ve nitelik yükselmeden yapılacak olan bu değişimden en çok Avrupa basketbolu etkilenecektir. Geri dönülemez noktaya gelmeden önlemler alınması dileğiyle..

 

Yazar: Mert Işık