Uluslararası kadın basketbolu yazarı Paul Nilsen’in Türk kadın basketbolu’nun altyapısını değerlendirdiği yazıyı sizler için çevirmeye çalıştım.

“Türkiye’deki kadın basketbolunu seviyorum çünkü WNBA ile birlikte en rekabetçi lige sahipler, bu savunulabilecek bir gerçektir, sadece bir fikir değil. Ayrıca milli takımın son on yıldaki yükselişinin hayranıyım, ilk Olimpiyat tecrübesini kazandılar -ki Londra sonrası Rio’da ikinci olimpiyatlarını yaptılar- ve 2011 + 2013 Avrupa Şampiyonaları’nda madalya kazandılar.

Onlar daha da yükselişte olmalılar ama Türkiye’de kadın basketbolunun geleceği konusunda alarm zilleri çalmakta. Uluslararası ligleri kapsayan yazı dizisinde Türkiye ligine egemen çok fazla yabancı oyuncunun olması hakkında hassas dengeyi zaten yazmıştım. Daha derine inelim.

 

 

Türkiye genç milli takımlarını ne zaman izlesem endişeliyim. Katı ve tutkulu coaching’ten dolayı oyuncular teknik kapasiteye sahip ve oyunu sağlam bir şekilde anlayabiliyor ama U16 Avrupa Şampiyonası kapsamında her zaman başarısız bir sonuç var.

Oyuncuların atletizmi asla diğer takımlarla karşılaştırılamıyor.

Çok dikkatimi çekiyor. Türkiye Basketbol Federasyonu’nun şu anki ve gelecek yıllarda en büyük zorluğu oyuncuların veya kulüplerin zihniyetini değiştirmek olacak, %100 eminim.

 

Oyuncuların daha çok çalışması ve daha iyi bir duruma gelmesi gerekiyor. Zamanla.

Türk kültürüne hakim değilim ve diyebilirim ki, Bunu Türkiye’deki kadın basketbolunda, ligde ve milli takımdaki sevdiğim insanları ne kadar sevdiğimi tekrarlayarak dengelemek istiyorum.

Bunu tatlı bir dille söylemeye çalışacağım umarım bunu onlara sevgimin göstergesi olarak alırlar.

Oyuncular spor salonuna daha fazla girmeye, şeklen daha iyi duruma gelmeye, fizik ve fitness konularına gerçekten çok fazla çalışmadıkça, her zaman diğer ülkelerin bir adım arkasında olacaklar.

Bu ayrıca NCAA’de niçin Türk oyuncularının kendini gözden geçirmesini perdeliyor. Kolej basketbolunda atletizm normal olandan daha yüksek bi seviyededir. Atletizmden yoksun olup NCAA’de oynayabilmek için gerçekten teknik açıdan çok iyi bir oyuncu olmak zorundasın. [Bu arada aşağıdaki tweet gibi, Türk genç oyuncuları çok destekliyorum.]

 

 

Elbette Türk oyuncuların oraya gidebilmek için yeterli sicile sahip olmaması, Tuğçe Canıtez’in [ironik atletik] en büyük istisnalardan biri olması da söz konusudur. Bir çok Türk genci için gözüken yol profesyonel maça çıkmak ve göletin karşı kıyısına bakmamak.

Ancak şu anki durumun sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum. Türk oyuncular potansiyel olarak üzücü bir duruma düşüyor ve fiziksel olarak yeterince çalışmıyor, yine de kulüplere imza atsalar da ihtiyaç oldukları süreleri alamıyorlar.

Gelecekte bu durum milli takım için çok büyük bir etki yaratabilir ve bence şu anda yaratıyor.

Çok fazla oyuncu genç yaşta daha başarılı olacaklarına inanmayarak mental bir eksiklik oluşturuyorlar ama çalışarak ve kendilerini geliştirerek Türk oyuncular NCAA’de küçük de olsa rol sahibi olma şansını elde edebilir.

Politika, dil ve benzeri birçok şey etki edebilir ama ayrıca oyuncu perspektifinden bence Türkiye daha güçlü bir ülke olabilir ve bazı oyuncular farklı bir yol izlerse daha iyi bir geleceğe sahip olacak.

Yine de temel nokta yarının yetenekleri NCAA’yi düşünmese de, ya da NCAA onları düşünmese de, geçmişte olduğu gibi altyapı şampiyonalarında devam edemezler.

Genç yaştaki Türk oyuncuların zihniyeti değişmelidir. Yardıma ihtiyaçları var ama ben çok önemiyorum, bu kadın basketbolu ulusunun karşılaştığı en büyük zorluklarından biri.

Eğer birileri atletizm ve fitness eksikliği fark ettiyse bunu görmek çok ilginç olacak, eğer bunu halletmeye çalışıyorsa.

Bu yıl Bourges, Fransa’da olacağım U16 Avrupa Şampiyonası için ve Türk oyuncuların atletizm ve fiziksel standartlarını çok yakından takip edeceğim.

Yapılması gereken iş ve umarım, en azından Türk basketbolundaki bazı insanlar bu görüşe saygı gösteirler – buna katılmasalar bile.”

Yazar: Anıl Yılmaz