Sporda takımlar için büyüklük nedir? Kupalar ile mi ölçülür bu ya da taraftar sayısı ile mi? Geçmişini ne kadar parlak olduğumu yoksa istikrar mı bu sorunun cevabı? Peki büyük olmak size ne kazandırır ve ya ne kaybettirir? Büyüklük çok özel bir durum olsa da beraberinde getirdiği negatif şeyler de var. Bazı takımlar için ise bu çok bariz ortaya çıkabilmekte. Lakers da şu an bu durumun çok büyük dezavantajlarını yaşamakta. Gelin hep beraber Lakers’ın durum değerlendirmesini yapalım ve aklımızın yettiğince çözüm yolları geliştirelim.

 

lakers ile ilgili görsel sonucu

 

NBA tarihinde 31 defa finale çıkıp bunların 16 tanesini kazanan bir takımdan bahsediyoruz. Sordum ya büyüklük nedir diye. İşte Lakers’ı büyük yapan en önemli şeylerden bir tanesi bu istikrarıydı. Dünya çapındaki taraftar sayısı, kupaları, geçmişi, istikrarı, NBA’i dünyaya tanıtımı, Hall of Famer’ları kısacası Amerikalıların tabiri ile ‘’franchise’’ olarak NBA’in en büyük takımıdır. Geçmiş böyleyken onunla avunmamak gerekiyor tabi. Bugünkü hali içler acısı. Dile kolay tam altı yıldır play off potasından uzakta. Amerika’nın en büyük ikinci kentinin bu lige hükmeden takımı daha önce hiç bu kadar uzak kalmamıştı rekabetin en üst seviyesine.

 

Bizi bugünkü duruma getiren olaylar ne oldu peki? Sizi biraz geçmişe götüreceğim. 2007 yılında Pau Gasol inanılması güç bir takas ile Lakers saflarına katılırken Mitch Kupchak takımın genel menajeriydi ve bir anda NBA’in sihirbazı olarak görülmeye başlandı. Bir önceki sezonu 42-40 derecesiyle kapatmış takım bu takastan sonraki yılı 57-25 ile finale kadar yürümüş finalde Celtics’e boyun eğmişti. Ertesi yıl yine şampiyonluk parolasıyla yola çıkan takım bu Phil’in önderliğinde yine finale kadar gelmiş  bu sefer de tecrübesiz Orlando Magic geçilerek şampiyon olmuştu. Her şey çok iyi ilerliyordu. 2010’da Celtics’den intikam alırcasına alınan şampiyonluk…

 

İlgili resim

 

Herkes mutluydu. Bunun devam etmesi için yapılması gerekenler vardı tabiî ki. 2011’de konferans yarı finalinde elenmiş olsa da LeBron, Wade ve Bosh Heat’te buluşmuşken karşılarına daha diri çıkmak gerekirdi. Bütün plan bunun üzerine kuruluydu. Mitch bu doğrultuda gözünü o sene sınırlı serbest olan Chris Paul’e dikmişti. Yapılacak üçlü takas ile Paul Lakers’a, Pau Gasol Rockets’a, Lamar Odom, Luis Scola, Goran Dragic ve Kevin Martin’de Hornets’a katılacaktı. Dönemin Final MVP’sine ligin en iyi guardı yan yana gelecekti. Yapılacak doğru hamleler ile asıl planın ilk parçası takıma katılmış olacaktı. Sonraki yaz da Dwight Howard ile Ölüm Yıldızı tamamlanmış olacaktı ama bunların hepsi hayal oldu. Çünkü New Orleans NBA yönetiminin takımıydı dolayısıyla diğer 29 takımın da söz sahibi olabildiği tek takım hüviyetini taşıyordu. Başta Mavs’ın sahibi Mark Cuban ve Cavs genel menajeri Dan Gilbert olmak üzere bir çok takım baskı kurarak Stern’in takası veto etmesine sebep oldu. Bizim dahi Mitch de paniklemeyip Odom’u takaslamasa Paul takası yeniden gündeme gelecekti. Böylece gerçekleşmeyen takas sonrası Paul Clippers’ın yolunu tuttu.

 

Yeni bir plan yapmak gerekirdi. Ne kadar yaşlanmış olsa da hala elit olan Steve Nash bir yüzük kazanmak istiyordu. Öte yandan Howard ve Stan Van Gundy kılıçları çekmiş Orlando’yu birbirine katıyordu. Bir şekilde Gasol’ü kaybetmeden bu ikisini kadroya katmak gerekiyordu. Öyle de oldu. Lakers hiçbir zaman drafta yatan bir takım olmamıştı. Yapmak gereken yapıldı ve eldeki draft haklarından vazgeçip Nash-Kobe-Metta World Peace-Gasol-Howard ilk beşi oluşturuldu. İyi bir veteran olan Antawn Jamison, sert back up pivot Jordan Hill ve iyi şutör Joddie Meeks de kenardan gelecek. Kağıt üstünde bundan daha uyumlu çok az kadro kurulabilir. Harika üç savunmacı, NBA’in en elit pasörü ve hala ilk üç uzun forvetten biri olan Gasol(O dönem için). Ne kadar da harika bir senaryo değil mi? Herkesi süpürecek, şampiyonluğa ambargo koyacak.

 

howard lakers injury ile ilgili görsel sonucu

 

Hayaller hayaller… Biz Lakers taraftarı için ise sezon Howard’ın sırt sakatlığı ne zaman düzelecek, Nash ne zaman oynamaya başlayacak, Gasol savunmada biraz daha direnç ne zaman göstermeye başlayacak, Kobe’nin kırk dakikaları aşan oyunda kalma süresi ne zaman azalacak sorularını sormakla geçti. Sezon bitince bununla ilgili bir çözüm bulabilirsiniz belki. Fakat olabilecek en kötü senaryo gerçekleşti. Önce takımın sahibi Dr.Jerry Buss vefat etti. Sonrasında Kobe aşil tendonunu kopardı. Bundan daha kötü ne olabilirdi ki? Mükemmel geçen yaz dönemi ve bir o kadar da iğrenç geçen bir kış. Ak gezenler Staples Center’a saldırsa ancak bu kadar üzülebilirdik. Sezon sonu geldiğinde ise Nash basketbolu bırakmış, Howard kalmaya ikna edilememiş ve Rockets yolunu tutmuştu.

 

Anlayacağınız Lakers tanking takımı olmuştu bir anda. Ama o da ne? Biz draft haklarımızın neredeyse tamamını 2019’a kadar korumalı takaslarda kullanmışız. Dibi görmek bu galiba. Artık hiçbir süperstar tarafından tercih edilmiyor hatta hiçbir star tarafından bile tercih edilmiyorduk. Üstüne üstlük draft haklarımızı korumak için ligin dibine demir atmak gerekirdi. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda ise çok berbat bir draft takımıyız. Ne seçtiğimiz oyuncular ne de drafta yatarken almamamız gereken galibiyetleri almamızla. Bizim dahi Mitch’in yaptığı sonraki hamleler ise bunların üstüne tüy dikmek oldu. Tabi ki Mozgov ve Deng’e verilen kontratlardan bahsediyorum. Bir yıl boyunca mağlubiyet alıp draft ettiğimiz D’Angelo’yu Mozgov’un kontratından kurtulabilmek için kullandık. Ne mükemmel ama! Şimdi de Deng’i bir takıma postalamaya çalışıyoruz. Bakalım bunun için kimden vazgeçeceğiz.

 

lakers draft d'angelo ile ilgili görsel sonucu

 

 Geçmişin özetini çıkarırken canınızı sıktıysam affola. Şimdi ise bugüne ve yarına bakalım. Neler yapmalıyız?  Halihazırda Kuzma ve Ingram elimizde kullanabileceğimiz iki oyuncu olarak gereken güveni vermekte. Lonzo ise kendisiyle beraber büyük sorunlar getirdi. Öncelikle saha kenarında kendisi ne kadar sakin kalsa da babası büyük bir problem. Kendisi özellikle mental anlamda büyük sorunlar yaşamakta saha içinde. Ne kadar bir oyun olsa da kimsenin seni saha içinde ezmesine izin vermemelisin. Beverley ve  Murry’e tepkisizliği kabul edilebilecek seviyede değil. Ve bir oyuncu senin takım arkadaşına saldırırsa sen onu korumalısın ki bu takım olmanın getirdiği bir şeydir. Bunların yanında içeriyi zorlarkenki ilk adımının yavaş olması günümüz hızlı oyununda kesinlikle tolere edilebilir bir durum değil. Kendi şutunu yaratamaması ise özellikle guradlar için temelden problem. Şut stilinden bahsetmiyorum bile. Şahsen Lonzo’nun bu takımda kendine bir yer bulabileceğine inanmıyorum. Değeri hala varken elden çıkarılmalı.

 

lakers ile ilgili görsel sonucu

 

Elimizde takas için değer taşıyabilecek parçalar da bulunmakta. Jordan Clarkson, Larry Nance Jr., Julius Randle ve belki Thomas Bryant. Geriye kalanlar ise genelde bir yıllık kontrata sahip oyuncular. Yönetim kademesinde ise Magic Johnson-Rob Pelinka ikilisi büyük umut vaat ediyor. Özellikle Pelinka geçen gün yaptığı açıklamada Lakers’ın takas döneminde çok hareketli olacağını söyledi. Bunun yaz dönemi için çok büyük bir önem arz ettiğini belirtmekte fayda var. Evinde oynamak istediğini belirten ve bu yönde adımlar atan Paul George, Cavs’a şampiyonluk kazandırdıktan sonra eşinin de baskısıyla Los Angeles’ta yaşamak isteyen Magic Johnson ile de arası çok iyi olan LeBron James ve şampiyonluk yaşamak isteyen DeMarcus Cousins kapıları çalınacak üç isim olacaklar. Neler olacak hep beraber oturup izleyeceğiz. Fakat benim asıl değinmek istediğim bir konu var.

 

Şu anda NBA’e hükmeden Golden State varken nasıl bir yol izlenmeli? Tercih edilen yol doğru mu bir bakalım. Golden State’e baktığımızda ligin iyi savunma takımlarından biri olsalar da onları ön plana çıkaran şey kuşkusuz hücum düzenleri. Aynı şekilde Houston ve bir nebze Phila’yı da bu tarz takım olarak örnek verebiliriz. NBA hiç olmadığı kadar hücum basketbolu üzerinden ilerlemekte. Yapılması gereken şey bence tez-antitez-sentez diyagramından yola çıkarak bir takım oluşturulmak. Bugün Celtics bu doğrultuda hareket etmekte ve çok iyi bir savunma takımı kurdu. Aynı şekilde oyuncu kalitesi üst düzey olmasa da San Antonio bunu uygulamakta ve geçen sene konferans yarı final ilk maçındaki oyunuyla acaba Golden State’i eler mi sorusunu zihinlerde sordurdu.

 

defence against golden state warriors lakers ile ilgili görsel sonucu

 

Biz de şu anki teze bir antitez oluşturmalıyız. Kaliteli bir savunma takımı oluşturmaya çalışmalıyız. Ingram ise bu düzenin merkezlerinden biri olabilecek bir oyuncu. Paul George ve LeBron James’i anlatmama gerek yok diye düşünüyorum bu konuda. Asıl soru ise bu takımın pivotu olursa DeMarcus olmalı mı? Kafasını toplasa hücum anlamında NBA tarihinde kendini üst sıralarda yazdırabilecek bir oyuncu fakat savunma? Çok hayal kurup hem kendi zihnimi hem de sizin zihninizi bulandırmak istemiyorum. DeMarcus’un savunma kısmı hariç istediğim takımı kurmak için ideal oyunculardan tamamen. Tabi bunlar geldiği zaman gerekli yan parçaların da dahil edilmesi gerektiği unutulmamalı.

 

Los Angeles Lakers, NBA tarihinin en büyük takımı kuşkusuz. İlk günden beri hep aynı fikri taşıdım. Lakers çocuk büyütme yeri değil ve zaten beceremiyoruz da. Biz gökteki yıldızlar gibi hep parlayan, ışık saçan, ilham kaynağı olan bir takımız. Yapmamız gerekeni yapıp bize yakışan yola girmeliyiz. Ve o yolun bize çok uzak olmadığını düşünüyorum. Ben bu takımı hiçbir zor gününde yalnız bırakmadım. Siz Lakers taraftarının da aynı fikirde olduğunu biliyorum.

 

Lakers ile basketbol ile kalın…

 

Yazar: Ömer Akın