Screenshot_1

Geçen yazımın konusu 2015-2016 sezonu genel görünümüydü ve bazı konuları bu yazıma paslamıştım. Ne yazık ki NBA gibi konuların dinamik yapısı nedeniyle yıl yıl ayırmak kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Öte yandan birkaç yılı birden içerecek bir yazı ise alabildiğine uzayıp okuyucu açısından sevimsiz bir hale geliyor. Yazı yazacaksanız en kolay yol senelere göre bir yazı yazmak. Geçen seneki görünümün genel hatlarıyla verilmiş olmasından hareketle bu yazın transfer dosyasına bir de biz bakalım diyoruz ve taça çıkmakta olan topu bu yazıyla göğüsleyip depara kalkıyoruz…

 

Önce bu yaz kim nereye hoca olmuş buna bir bakalım.

 

Brooklyn Nets > Kenny Atkinson
Minnesota Timberwolves > Tom Thibodeau
New York Knicks > Jeff Hornacek
Houston Rockets > Mike D’Antoni
Indiana Pacers > Nate McMillan
Orlando Magic > Frank Vogel
Washington Wizards > Scott Brooks
Sacramento Kings > Dave Joerger
Los Angeles Lakers > Luke Walton
Memphis Grizzlies > David Fizdale

 

 

McHale’den sonra gelen Bickerstaff’ın yerini D’Antoni’ye, Hollins ardından görevi devralan Tony Brown’un Atkinson’a, Fisher’den sonra göreve başlayan Rambis’in ise Hornacek’e görevi devrettiğini görüyoruz. İşte ben buna istikrar derim !
Joerger, Walton derken 10 kadar hocanın ordan oraya savrulması doğrusu üzerine çok şey yazılmasını hak ediyor. Başarılı olanın devamı gerekirken bu işlerin NBA’de pek de öyle yürümediğini zaten biliyoruz.

 

NEW YORK KNICKS

NY da Kurt Rambis’in Derek Fisher yerine gelmesinin üzerinden 6 ay geçmişken yerini Jeff Hornacek’e kaptırması NY’da zeminin ne kadar kaygan olduğunu bize gösteriyor. Mike D’Antoni’nin ne ümitlerle geldiği ve zeminin azizliğine uğradığını hatırladığımızda Jeff Hornacek’e başarılar dilemekten başka elimizde ne kalıyor ki? Hornacek’in geçen yıllardaki Phoenix günleri hafızalarımızda çok taze. Yine de… NY kimleri yemedi şimdiye kadar…

New York’da son bir yıldaki üçgen hücum yapma denemeleri, üçgeni gevşetme planları derken şimdi de Hornacek’in ne oynatacağını görmemiz için uzun bir  zamana ihtiyacımız yok. Carmelo, Porzingis, Courtney Lee, Brandon Jennings, Joakim Noah, Kevin Seraphin, Derrick Rose gibi isimlerin görebileceği üst sıra neresi nedir diye düşününce kafamda iki alarm zili çalmaya başlıyor; Noah ve Rose. Bu iki oyuncunun fiziki kırılganlıkları aslında New York’un oynadığı kumarın sonucunu tayin edecektir. 30 dakika oynamaları zor görünen bu oyuncular nedeniyle guard mevkiinde Brandon Jennings’e çok iş düşecektir. Jennings’e dayanan bir organizasyonun nereye kadar gideceği ise benim açımdan çok “belirsiz” değil. Jennings’i GSW, Spurs ya da Cavs’de bir 6. oyuncu olarak düşününce çok büyük bir sorun olmayacağını düşünsem de NY’da (bir de Rose erken sakatlanırsa) büyük bir yükün altına gireceğini görüyorum. Rose ve Jennings sağlıklı olarak ligi götürürlerse işler bir yere kadar güzel gidebilecektir ama aksi bir senaryo (ki çok mümkündür) fırtına bulutlarının ufukta hızlı bir şekilde birikmesine neden olacak. Takımın Porzingis, Carmelo, Jennings/Rose üzerine oyunlar geliştirmesi beklenmelidir. Noah ve Rose eski günlerinde olsa şampiyonluk lafları edeceğimiz kadro mevcut durumda (ikisinden) gelecek her katkıyı bonus olarak görmemize neden oluyor. Playoff yaparlarsa eğer (!) bu muhtemelen 8 civarı bir yerlerde olacaktır. Yaparlar mı sorusunun yanıtını düşünürken Noah’ın son yıllarda kaç maç kaçırdığı ve Rose’un durumu aklıma geliyor.

Portland ve Lakers üzerine detaylı yazılar bundan önce filelipota yazarlarından Orçun DİNÇ ve Yusuf YÜCEL tarafından kaleme alındı. O yüzden adı geçen takımlarla ilgili olarak okuma yapmak isteyen arkadaşlarımız bu okumalara başvurabilirler. Portland için bir playoff tahmini yürütsem de Lakers için böyle bir öngörüm yok. Lakers geçen seneden daha iyi olacaksa da bu seneki performans playoff için yeterli olmayacaktır.

 

GOLDEN STATE WARRIORS

GSW geçen seneki muhteşem kadrosuna David West, Kevin Durant ve Zaza Pachulia’yı kattı. Kevin Durant ve David West, Harrison Barnes’ın yokluğunu aratmamakla kalmayacak, takımı bir üst vitese yükseltecek adamlar. Hem içeriden hem dışarıdan büyük kazanım olan Durant milyonda bir olacak bir şans sonucu GSW’ye katıldı. Başka bir zaman böyle bir şeyin olabilmesine en başta NBA Yönetimi engel olacaksa da pek çok hadisenin üst üste denk gelmesi sonucu (sadece salary cap değil) GSW’ye katılan Durant’e yüzük sevdasıyla West de eşlik etti. Artık dış atış mı, alçak post oyunu mu, izolasyon oyunu mu hangi kategoriye yazarsanız yazın GSW’nin elindeki kadroya ilaveten iki yeni silahı var ve karşı transferle cevap verilebilecek gibi iki adamdan bahsetmiyoruz. Curry, Thompson, Durant, Green (Evet bu 4ü zaten ABD milli takımı demek!!!), Varejao, Igoudala, Livingston, West. Diğer oyuncuları saymasanız da 8 kişilik harika bir rotasyon eder ve başka hiçbir takımda bu kalitede bir rotasyon mevcut değil. Kerr’in hocalıkta devam ettiğini de hatırlayalım. Bu durumda GSW’nin birinci sıradan şampiyonluk adayı olarak ilan edilmesi gerekiyor. Doğu düşünsün.
Zaza Pachulia Dallas’a DeAndre Jordan hadisesi sonrasında gelmişti. Hiç de fena götürmediğini söyleyebilirdik ama bazen saçmalama boyutlarına vardırdığı siniri, takımına teknik fauller kazandırmaktadır. Her şeye rağmen Zaza’nın 6 faul hakkı GSW için yine de bir şeydir (!) (en iyi övgü olmadığı kesin gibi) Bir şekilde oyun sinir harbi halini alacak olursa Zaza’yı olayın ortasında arayın. Cavs maçlarında Kral’ın içeri penetrelerinde Zaza ile karşılaşma ihtimali beni şu an bile rahatsız ediyor.

 

Screenshot_3

 

CHICAGO BULLS

Chicago’da geçen sene göreve gelen Hoiberg’ün elindeki kadroya bakarsak, Butler, Taj Gibson, Mirotic, Snell, Robin Lopez, Rajon Rondo ve Wade’i görüyoruz. Bir anlığına bu kadronun hiç sorun yaşamadığını düşünseniz diyorum ama eldeki malzeme buna HİÇ müsait değil. Carlisle’ı çıldırtan Rondo’nun Sacramento, Milwaukee ayarında takımlarda gezinerek kariyerini sürdürmesi çok daha hayırlıyken (yetersiz kadronun büyük adamı) şimdi Chicago’ya geldi ve hepimiz artık ilk olay nerde çıkacak, Wade olan bitene ne kadar tahammül edecek gibi saçmalıkları düşünüyoruz. Bunlar basketbolla alakalı şeyler değil çok farkındayım ama zaten Rondo ile ilgili artık şampiyonluğa oynatacak adam filan da yazamıyoruz. Bir şekilde (bu her nasıl olacaksa ???) Rondo bir dönüşüm yaşamazsa (Phil Jackson gibi bir adamın elinde olmalıydı demeliyim ama Jackson Rondo’yu alır mıydı ???) Rondo ile beklentilerimiz bu sene için çok da yüksek değil (!). Bu elden per olmaz demek geliyor içimden ama Chicago için lafı çok döndürüp dolaştırmadan yazalım o halde, hiçbir sorun çıkmazsa 8. sıradan filan belki playoff. Yok sorun çıkmaya başlarsa bu yazdığımı unutun ve başka takımları izlemeye başlayın  (iki takıma yetecek kadar ego bir takımda olursa orada yıldırımlar çakar afet olur. Bunu da buraya yazalım dursun. Sonra biz demiştik deriz güzel olur).

 

INDIANA PACERS

Indiana’da Aaron Brooks’un gelişi ile Brooks, Ellis, George, Stuckey, Ty Lawson, CJ Miles gibi adamların olduğu zengin bir kısa kadro oluştu (George da sayılabilir evet adam her yerde oynuyor). Bu kısaların yanına uzun olarak Al Jefferson, Thaddeus Young ve Turner’ı görünce aklımıza old school days gibi şeyler gelmeye başlıyor. Al Jefferson zirvesini geçeli belki çok oldu ama 5 numarayı kapatmak isteyebileceğiniz bir seçenek. Thaddeus Young farklı pozisyonlarda oynatılmış ve Amerikalıların çok sevdiği “versatility” kelimesine denk gelen, hala öğrenen bir oyuncu. Turner’dan beklemenin zor olduğu dış şut tehdidini de size iyi kötü sunuyor (En azından maç başı 2 üçlük denemesi önemli). 4 ve 5i yanyana düşününce ne olduracak ne öldürecek ama bu yılı geçirecek bir ikili yakalanabileceği ortada. Çok yönlülük avantajı ile oyuncularını farklı mevkilerde oynatabilecek olan Nate McMillan için kadro asla çok da yetersiz değil ama direk olarak oynayabilecek bir uzun ile hani Indiana doğunun 4.lüğünü zorlardı belki diyorum. Doğunun en sorunsuz birkaç takımından birisi görünümünü koruyorlar her şeye rağmen. Kadroları gerçekten değerli ama belki de değerli bir iki parça takas ile kullanılabilir mi ??

 

Mevzu Bostona gelirse eğer… filelipota Boston grubu sanıyorum bu konuya uzun uzun girmemi istemeyecektir. Onlar kadar Boston üzerine okuyan çok insan olmadığı için konuyu onlara büyük bir zevkle paslıyorum.

 

HOUSTON ROCKETS

Houston’da D’Antoni’nin gelişi benim için hoş bir sürprizdi. D’Antoni şuraya mı buraya mı derken en sonunda Houston baş antrenörü oldu. Geçen sene kadro kalitesi ve ligi bitirdiği yer arasında bir tezat olan takımın D’Antoni ile normal sezonu daha başarılı bitireceğini düşünüyorum. Howard gibi yerini bu ligde kolay kolay kimsenin dolduramayacağı birinin gidişiyle kocaman bir boşluk açılmış olsa da oraya Nene’yi koyacaklar ve devam diyecekler. Hocanın karakteristiği herkesçe malum “bol atan takım”. Harden, Gordon ve Ryan Anderson (ve belki Beasley) dışında buna yanıt verecek adam yok gibiyse de eldeki kadronun Ariza, Nene, Smith, Brewer gibi parçalarından Koç’un (her şeye rağmen) verim alabileceğini düşünüyorum. Sanıyorum D’Antoni’nin en sorunlu önceliği savunma olacak. Harden’ın savunma arızaları ve Houston’un her takımla kafa kafaya oynayabilirken bir anda savunmaktan vazgeçen takım hüviyetini alması gibi konular çözüm bekleyen noktalar olacak. Howard’ın yokluğunda Nene dışında gerçekçi bir merkez oyuncunun kalmaması Houston için ana sorun gibi dursa da D’Antoni bu konuyu daha hızlı ve yardımlaşmalı oyun ile çözebilecek birkaç hocadan biri. Kadronun bazı oyuncularının yaş sorunu varsa da (D’Antoni koşan takımları sever) Houston’ın playoff yapması beklenebilecektir. Şüphesiz bunu ilk 4 içinde tahminlemiyoruz. Hoca değişikliğinin ana katkısının sezon ortalamalarında kendini göstermesini bekliyoruz. Öte yandan Houston mevcut kadrosuyla playofflarda tatlı bir heyecan olmaktan öteye gidemeyecektir. Zira GSW, Spurs ve Clips ziyadesiyle güçlü.

 

Screenshot_4

 

OKLAHOMA CITY THUNDER

OKC çok derin bir kuyu. Durant’in gidişiyle oluşan boşluğu dolduramayacaklarını önce büyük harflerle yazarak başlayabiliriz. Westbrook’un kalmış olması OKC’nin ikili kabusunun önüne geçmiş gibi duruyor. Bir de Russ gitseydi OKC taraftarlarının hayal kırıklığını tarif etmek mümkün olamayacaktı. Ibaka, Durant, Waiters gibi adamlar yerine gelenlere bakalım; İlyasova, Oladipo, Abrines, Ronnie Price. Takımda Enes Kanter ve Steven Adams ikilisinin sayı katkısının artacağını öngörmek için kahin olmaya gerek kalmadı. İlyasova, Collison, Morrow üçlüsünün de sayı yüküne katkı vermesi beklenebilir. Takıma daha ilk bakışta ana skorerin Russ olacağını görüyoruz. O halde OKC için yegane dileğimiz Russ’ın sakatlanmaması olacak. Takımın savunma boyutunda Ibaka ve Durant’in ne kadar aktif olduğunu düşününce yeni takımın savunmasını ister istemez görmemiz gerekiyor. Hücum anlamında geçen yılki takımın sayı olarak yanına yaklaşmaları elbette mümkün değil. “Belki savunma” diyecek oluyoruz ama savunma anlamında ana çatının içinde Enes Kanter söylerken kendimizi bulunca bundan da vazgeçiyoruz. Takım kötü değil ama Russ olmazsa playoff yapabilecek gibi de değil. Eğer sağlık sorunu yaşamazlar ve İlyasova, Morrow gibi adamlar da bir üst seviyede oynayabilirlerse bir şekilde playoff yapmalarını bekliyorum. Bu arada bu yazın en ironik cümlesi olan Durantin “rahatı isteseydim kalırdım” demesini daha şarkı yapan olmadı değil mi? Yapmışlarsa GSW konuk olarak geldiğinde keyifli olacak.

 

MIAMI HEAT

Miami için transfer mi yazmalı, Hoca ve Patron üzerinden bir şeyler mi karalamalı, etik ahlak mı demeli yoksa hepsini boş verip Miami yazmamalı mı? Sanırım vefanın bir semt adı olduğunu hatırlamalıyız… Ya da “Benim en değerli şampiyonluğum buydu (Wade ile olan). Magic Johnson ile aldığım şampiyonluklar vb değil” diyen adamın “Wade gitti ve hepsi benim suçum” günah çıkartışıyla olaydan sıyrılıvermesini normal görmeliyiz!! Miami’de “Dünya kapitalist ben de öyle olmuşum çok mu?” gibi bir durum var sanki.. Patronun tutumu ve takımın sembolü Wade’i göndermesi üzerine daha fazla şey yazmak istemiyorum. Olanlar için “yazık” demekten kendimi alamıyorum. Ticari zekanın ürünü ve basketbolun başka bir yanı olmadığını bize düşündüren bir transferin öyküsü ancak üzüntü verici olabilir çünkü.

Joe Johnson ve Deng’in de gitmelerinin ardından Goran Dragic ve H.Whiteside’ın takımda neden durduklarını sorgulamaları gerektiğini bile düşünmüyor değilim. Chris Bosh mevzusu sağlık açısından okumalıklar içeriyor ve bir sürü muğlak noktası var. Takımın saha içi liderinin kim olacağını düşünmek de bir sıkıntı. Miami şu haliyle playoff yolunda çok zorlanacaktır. Eğer Hoca parlak bir Stevens yılı geçirmezse bu kadro ile Doğu’da playoff zor…

 

LOS ANGELES CLIPPERS

Clippers’ın bu sene de Los Angeles’ın kuvvetli yüzü olacağı tescillenmiş durumda. Paul, Griffin ve Jordan’lı kadroya Speights ve Bass’ı da ekleyen takımda zaten Rivers, Redick, Pierce, Felton gibi isimler var. Kadro Batı’nın en sağlam ilk üçünde yer alacak düzeyde. Takımda hemen herkesin çok iyi yaptığı bir şeyler var. Ama farklı farklı şeyleri yapabilen çok yönlü oyuncular var mı? Tam bir soru işareti bu… DeAndre’yi çemberin altından alın bir orta mesafede görün, ya da Griffin’e top sürdürün hatta Reddick’ten topla oynamasını ve oyun kurmasını isteyin… Demek istediğim sanırım anlaşılıyor. Paul takımda Naumoski etkisi yapmakta. Atak süresinin ciddi miktarında top onun ellerinde ve zaten bu başlıbaşına eski güzel günlerden kalma. Bu basketboldan farklı bir şeye NBA’in gitmekte olduğu ortadayken Memphis ve Clippers’ın dönüşmeye niyetli olmadığını fark ediyoruz sanki.

Uzun lafın kısası, takım yıllardır yaptığı gibi başaltı oynamaya devam mı edecek yoksa daha yukarısı için bir şey yapacak mı göreceğiz ama GSW ile eşleşirse yine eleneceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Talihsizlikleri GSW gibi bir takımın yukarıda Demokles’in kılıcı gibi bekliyor oluşu. Talihsizlik…

 

 

DALLAS MAVERICKS

Deron Williams, Devin Harris, Wes Matthews, Dirk, JJ Barea gibi oyunculardan kurulu geçen sene takımından Zaza Pachulia ve McGee’nin yanısıra Parsons da ayrılınca “Acaba?” diyen Texaslılar Harrison Barnes, Bogut ve Seth Curry’nin gelişi ile mutlu oldu. Harrison Barnes, Bogut ve Curry (diğeri yani Seth olan) ile bir Golden State şubesi görünümündeler. Yine de 5 duyu adamı aldatır.

Uzun konusunda geçen seneye göre kesinlikle daha iyiler. Takım Carlisle yönetiminde her şeyi yapabilir. Ufukta görünen muhtemel sorun bir uzun sakatlığı gibi duruyor. Harrison Barnes ve Dirk sağlıklı kalmalıdır (Bogutun sağlık durumu hadiselerine hiç girmiyorum bile). Başkalarının yönetiminde 3. Vitesi geçmeyecek (sağlık vb nedenlerle) bazı oyuncular Carlisle terapisi altında yüksek verim verebiliyor. Lee, McGee bunun en tipik örnekleri. Bu takım ne yapar sorusu ise komplike bir iseler serisinden oluşuyor. Eğer kıymetli bir takviye daha gelirse (bence bir uzun) takım (playoffda özellikle) can yakar. Ama bu haliyle kalırsa playofflarda çok şans tanımayacağım. Zira Batı’nın tepesindeki en az üç takım bu takımdan her haliyle daha iyi. Carlisle faktörü bazı zor maçları kurtarabilirse de orta uzun vadede o da bir yere kadar.

 

CLEVELAND CAVALIERS

Cleveland’ın bu sene de ana motoru LeBron, Irving, Love olacak gibi duruyor. Mukavele imzalamadı gürültüleri de LeBron imzayı koyduğu için sona erdi. James olayı başarıyla halledildi ama ya gerisi?

Shumpert, Frye, JR Smith ve Tristan Thompson’un destek vereceği Süvariler’in Mozgov’u (zengin ederek) gönderip Andersen ve Mike Dunleavy’i (Jr yazmaya ne kadar alışmışız) aldığını görüyoruz. Takım için en önemli nokta en yakın rakiplerinin altında kalmamak olduğundan kadroya yapılan eklemelerden çok rakiplere göre “göreceli değerlendirme” yapmak önem kazanıyor. GSW ile final oynayan ekip transferde geride kalmıştır. Golden State’in yaptığı West ve Durant eklemelerine normal koşullarda benzeri bir yanıt verebilmek zaten pek mümkün değilse de şu an itibarıyle Cleveland ekibinin Golden State’e göre ateşleyecek çok daha az silahı var. Geçen seneki “kuyudan çıkış” operasyonunu bu sene tekrarlayabilirler mi? Doğrusu sanmıyorum. Durant’i almamış olsaydı bile GSW mevcut haliyle hala bir tık yukarıda kalacaktı muhtemelen ama bu sene Kral’ın sakatlanmamasına Lue’nun her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Hele bir de JR Smith başka bir yere yelken açarsa kadroya üçlükçü gerekecektir (Bu senaryoyu düşünmek istemeyen çok Cavsli olacak). Çok zorlanmadan doğu finallerine uzanacaklardır. Batıdan gelecek takıma göre şampiyonluk şansı biçeceğimiz Süvarilerin işi bu sene geçen seneden daha zor.

 

ATLANTA HAWKS

Atlanta’nın geçen seneki performansını bu sene sürdürmesini bekliyorum. Splitter’ın yanında artık Al Horford yerine Howard olacak ve bu iyi bir katkı sayılabilir. Schröder’in biraz daha olgunlaşması ile takımın can yakacağı oldukça açık. İyi bir takım olup olmadığını değil, Cavs ile eşleştiğinde ne yapacağını soruyoruz o yüzden. Bu bakımdan Clippers’ın talihsizliği Atlanta’nınkine çok benziyor. Cavs olmasa Boston, Toronto gibi rakiplerle Doğu Şampiyonu ünvanı için kapışacaklarken daha ligin başında (Normal Koşullarda) Cavs’in birinciliği hemen herkes tarafından ilan ediliyor. LeBron buradaki en büyük etken. LeBron sakatlanırsa kartlar yeniden dağıtılır ama kaos içinde olmayan bir Cavs’e karşı şu an Atlanta demek biraz maceraperestlik gibi duruyor. Cavs’e bu sene biraz daha sorun çıkartabilirlerse de sonuç değişmeyecek diye düşünüyorum. Muhtemelen Toronto, Detroit ve Indiana ile güzel bir çekişme yaşayacaklar. İkincilik belki gelmeyebilir ama takım olmaları bir avantaj..

 

TORONTO RAPTORS

Atlanta ve Cavaliers’e göre daha mütevazı görünüyorlar. Kısa kadroları oldukça iyi sayılabilir. Valenciunas ve Sullinger da uzun olarak gayet iyi seçimler. Cavs karşısında ya da çok fazla tesadüf üst üste geldi de Batı finalistiyle oynuyorlar diyelim, şansı ne olur derseniz ne yazık ki fazla değil. Takım şampiyonluk için değil Doğu’da bir şeyler yapmak için kurgulanmış gözüküyor. Bunu da başaracaktır (Başarıdan herkesin anladığı şey neticede aynı değil). GSW ya da Cavs’in çıtası başarı anlamında elbette daha yüksekte. Biyombo’nun ve Scola’nın gidişi canlarını yakacaktır. Doğuda Detroit, Indiana ve Atlanta ile birbirlerine düşeceklerini ve sakatlıkların sıralamada rol oynayacağını düşünüyorum. Geçen seneye göre daha iyi durumda sayılmazlar.

 

MEMPHIS GRIZZLIES

Memphis kurduğu kadroyla bu sene ilgimizi çekecek gibi duruyor. Asistan koçluktan gelen Fizdale’ın bu kadroyu nereye çıkartabileceğini merakla izleyeceğiz. Conley, Allen, Carter, Stephenson, Parsons ve Randolph asla hafife alınacak isimler değil. Bu takımın geçen sene Spurs’e playofflarda ne kadar çektirdiğini de az çok hatırlıyoruz. İyi bir kenar yönetimi ile (gücü biraz olsun örselenmiş Batı’da) bu kadronun 4-8 arasında playoff görmesi gerekiyor. Gasol ve Randolph’un 32,35 olduğunu düşününce sağlıklı tutulmaları şart. Dikkat çekiyor ve Gasolsüz Memphis çok sıkıntılı olur diyoruz (Bu playofflarda öyle oldu gördük).

 

UTAH JAZZ

Takım kadrosunda Gordon Hayward, Dante Exum, Derrick Favors ve Rudy Gobert vardı ve yanlarına Diaw, Joe Johnson ile George Hill geldi. Bu kadro Batı’da ciddi işler yapabilir. Özellikle Oklahoma’nın talana uğradığını, Houston’ın tekrar kendine gelmesi gerektiğini, Portland’ın yeniden yapılandığını, Dallas’ın küçük eklemeler yaptığını düşününce Utah’ın aradan sıyrılıp konferansta ciddi yerlere gelebilmesi mümkün. 4-6 arası bir yerden playoff yaparlarsa şaşırmayın.

 

SACRAMENTO KINGS

Takımda şu an n tane yetişecek oyuncu var. Skal Labissiere ile Georgios Papagianis’in gelmesi ile DeMarcus Cousins’in durumu muamma kere muamma bir hal aldı. Zaten sinirli olan Cousins iki tane daha uzun genç oyuncunun da gelmesiyle “Allahım bana güç ver sinirlerime mukayyet ol” twitlerine başladı. Cousins’in takasını bekliyoruz. Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olur her iki taraf için de… Takım ne olacak derseniz pek bir şey olacak gibi durmuyor. Basketbolseverlerin güzel hareketler görmek için gideceği maçlar olacaktır ama sonuç başka bir şey. İlk sekizde olmayacak takımlar arasına Kralları not ediniz.

 

SAN ANTONIO SPURS

Gelelim Spurs’e… Takımdan bu sene bir yıldız kaydı gitti. Duncan kendine yakıştığı gibi sessiz sedasız basketbolu bıraktığını açıkladığında Kobe’nin gidişine üzüldüğüm kadar üzüldüğümü söyleyebilirim. Marjanovic, Diaw ve Duncan üçü de merkezde oynuyordu ve üçü de bu yaz Spurs’e veda etti. Dolayısıyla orada bir yeniden yapılanma gerekiyordu ki yönetim Gasol’ün transferini gerçekleştirdi. Takımda Parker ve Mills ile oyun kurucu, Manu ve Green ile şutör, Simmons, Kawhi, Anderson ve LMA ile forvet, Lee, Bonner ve Gasol ile de merkez pozisyonları kapatılacak. Diaw’ın da transfer olmaması içimi rahatlatırdı ama bu konuda yapılabilecek bir şey gözükmüyor. Miller ve Martin konusunda bazı muğlak noktalar olduğundan şu an bir şey yazıp çizmek doğru değilse de kadroda yer almaları gerektiğini düşünüyorum. Özellikle iki numaraya bir transfer yazılıp çiziliyor ama önce bir gerçekleşsin…
Bu haliyle Spurs Batının ilk üçü içinde yer alacaktır. GSW ile yapılacak maçları gerçekten merak edeceksek de bir Batı finalistliği beklemek sanırım gerçekçi olmayacak. Sonraki yazılarda Spurs üzerine daha fazla şeyler yazıp çizmeyi düşünüyorum. Tam da bu yüzden Spurs konusu şimdilik bekleyebilir.

 

 

Yazılıp çizilecek çok şey var. Bu takımlar hakkında yazdıklarım elbette yeterli değil ama okuyucunun sabır da denen ters yanına denk gelmek var… Okuyan tüm arkadaşlarımıza sabır gösterdikleri için teşekkür ediyorum. Bir yandan transferlere, diğer yandan da Rio maçlarını izlemeye devam.

 

 

Basketbol dolu günlerimle.

Yazar: Utku Köker